bugün
- manifest grubu vs tarkan14
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak16
- yeni parti55
- 13 akpli istanbul belediyesi3
- kedilerin artık fare yakalamaması7
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi6
- orijinalinden daha iyi olan remake filmler2
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı17
- sinem dedetaş6
- türkiyenin en yobaz şehirleri2
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek4
- cemil tugay3
- atatürke başkaldıran şehirler2
- kemal kılıçdaroğlu16
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması5
- hikayeyi devam ettir54
- diamond bosphorus25
- japon2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar5
- rusya iran vs ukrayna abd israil2
- camlar açık çıplak yatmak3
- huzur2
- g o k u2
- seni onaracağım diyen kadın3
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek5
- popüler yazarlara bulaşıp ilgi çekmeye çalışan tip2
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması4
- çaylaklıktan çıkıp 30 dk sonra yine çaylak olmak2
- kelmangeeee maaageeee kaakooo kaakooo3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- penis ağrısına iyi gelen şeyler3
- nickten isim tahmini yapmak72
- ekonomi5
- dansör3
- kürtlerin 100 bin yıllık tarihi2
- gezi teknesinde kızlara dans eden erkek2
- öğrenci evinde edinilen alışkanlıklar2
- allah olsanız peygamber yapacağınız kişi2
- milliyetçi hareket partisi3
- salat nedir2
- araba ve ruhsatı masaya bırakıp gitmek2
- cheeseburger2
- sokakta kavga teknikleri15
- arkadaşlar bakar mısınız28
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- alman finolarının ortak özellikleri2
- mezoterapi11
- pilot bir erkekle sevgili olmak11
sevdiği entry'ler
lanet olası insanoğlunun, lanet olası "ben!" egosuna lanet ettiren bir şaheser film. *
ve yine insan ırkının, acilen yok olması gerekliliğini de bir kere daha hatırlatır bu film.
hani bir soru vardır ya; "Gif'ler biz onlara bakmayınca ne yapıyor?" diye; işte bu film tam olarak bu soruya cevap veriyor diyebiliriz.
Tasarımcı olanlar bilir; grafik, web falan... bir gif ya da animasyon yaparken döngü sayısı sorulur; infinite ya da forever falan yazarsın, o da sonsuza kadar oynar. neden, çünkü eğlencelidir; gifler, animasyonlar falan. lakin insanoğlu sonsuz mudur? elbette değildir ve en azından bu dünyada asla olamayacaktır. dolayısıyla bizden sonra da kendini devam ettiren bir şeyleri yaratıp duruyoruz.
günümüzde de yapay zeka; bir web sitesi, bir photoshop grafiği kadar pratikleşip üretilebilen bir ürün haline geldi. tamam; gif'lerin, animasyonların elbette duygu, sevgi diye kavramları yok. ya peki yapay zekanın? insanoğlu zaten bunun için yapay zekayı geliştirmeye çalışıyor.
filmin daha girişinde bu soru bir profesöre de soruluyor: "peki, ya kendisine sevgi, duygu yüklenen bir yapay zeka; sevdiği, bağlandığı bir insanı bırakmak istemezse?"
işte lanet edilen şey de bu. insanın; tanrıcılık oynayıp yaratma, en iyisini yapma ve ne hikmetse de kendisine/egosuna hizmet ettirme felsefesi, böyle bir paradoksu da kendisiyle birlikte yaratıyor. insanoğlu sonunu görmeye biyolojisinin elvermediği kavramları zorluyor. peki ne için? elbette pragmatist, materyalist veya kapitalist hırsları uğruna.
çok değil, on yıllar sonra yapay zeka kavramı evlerde de kullanılabilir bir hale gelecek. ve bu filmin senaryosu bir bilim kurgu olmaktan çıkıp tiksinç bir realite halini alacak.
tanrının yarattığı en tehlikeli varlık gerçekten de insan...
ve yine insan ırkının, acilen yok olması gerekliliğini de bir kere daha hatırlatır bu film.
hani bir soru vardır ya; "Gif'ler biz onlara bakmayınca ne yapıyor?" diye; işte bu film tam olarak bu soruya cevap veriyor diyebiliriz.
Tasarımcı olanlar bilir; grafik, web falan... bir gif ya da animasyon yaparken döngü sayısı sorulur; infinite ya da forever falan yazarsın, o da sonsuza kadar oynar. neden, çünkü eğlencelidir; gifler, animasyonlar falan. lakin insanoğlu sonsuz mudur? elbette değildir ve en azından bu dünyada asla olamayacaktır. dolayısıyla bizden sonra da kendini devam ettiren bir şeyleri yaratıp duruyoruz.
günümüzde de yapay zeka; bir web sitesi, bir photoshop grafiği kadar pratikleşip üretilebilen bir ürün haline geldi. tamam; gif'lerin, animasyonların elbette duygu, sevgi diye kavramları yok. ya peki yapay zekanın? insanoğlu zaten bunun için yapay zekayı geliştirmeye çalışıyor.
filmin daha girişinde bu soru bir profesöre de soruluyor: "peki, ya kendisine sevgi, duygu yüklenen bir yapay zeka; sevdiği, bağlandığı bir insanı bırakmak istemezse?"
işte lanet edilen şey de bu. insanın; tanrıcılık oynayıp yaratma, en iyisini yapma ve ne hikmetse de kendisine/egosuna hizmet ettirme felsefesi, böyle bir paradoksu da kendisiyle birlikte yaratıyor. insanoğlu sonunu görmeye biyolojisinin elvermediği kavramları zorluyor. peki ne için? elbette pragmatist, materyalist veya kapitalist hırsları uğruna.
çok değil, on yıllar sonra yapay zeka kavramı evlerde de kullanılabilir bir hale gelecek. ve bu filmin senaryosu bir bilim kurgu olmaktan çıkıp tiksinç bir realite halini alacak.
tanrının yarattığı en tehlikeli varlık gerçekten de insan...
ister romanlarında olsun, ister çizgi romanlarında olsun, o yarattığı karakterlerin havasını başka kimse veremiyor. Tamam, hellblazer var, alan moore'un gözdesi, watchmen'de var, yine alan moore'un gözdesi. Fakat neil gaiman'in o kadar güzel, o kadar saf karakterleri var ki, kendilerini okurken kendinizi onların yerine koyarsınız.
(bkz: the endless)
(bkz: lucifer)
(bkz: shadow)
(bkz: the endless)
(bkz: lucifer)
(bkz: shadow)