bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- gammaz olmuşum13
- kel erkek3
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- bizim delilere bakayım4
- gazlamak2
- gençler iş beğenmiyor3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- sevgiliyle kavga etmek2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- semum3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- düşkün2
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- eski yazarların emekli yapılması5
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- sözlük yazarlarına tavsiye4
entry'ler (771)
Bugün bitirdiğim , duygu yüklü bir dostoyevski klasiği. Tahminimce her insan bu kitap da kendisinden bir şeyler bulacaktır. Kitabı okurken yeri gelecek öfkelenecek yeri gelecek duygulanacak bazen de güleceksiniz ancak çoğunlukla üzüleceksiniz.
Kendinizi hazır hissettiğiniz de kitaplığınızın rafında duran ezilenler adlı kitaba gözünüz çarparsa hiç tereddüt etmeden elinizi uzatın. Sizi sürükleyici bir hikaye bekliyor olacak.
- işte mutluluğum burada son bulmuştu.
Ve son olarak , nelli seni çok seviyorum.
Kendinizi hazır hissettiğiniz de kitaplığınızın rafında duran ezilenler adlı kitaba gözünüz çarparsa hiç tereddüt etmeden elinizi uzatın. Sizi sürükleyici bir hikaye bekliyor olacak.
- işte mutluluğum burada son bulmuştu.
Ve son olarak , nelli seni çok seviyorum.
Evet , kaçtım kaçtım ve sonunda ben de corona oldum. Tabiki mesleğim gereği yüksek risk altındaydım ve artık corona olmaya yaklaştığımı hissediyordum. Muhtemelen omicron oldum. Sırasıyla yaşadıklarımı anlatacağım :
1. Gün , çok küçük öksürükler ( sanki boğaz tahriş olmuş gibi )
2. Gün , tüm eklemlerde ağrı , baş ağrısı ve 39 derece civarı bir ateş. ( bu gün test yaptırdım ve sonuç negatif )
3. Gün , şiddetli baş ağrısı , hafif burun akıntısı ve halsizlik.
4. Gün , öksürük , hapşırma , şiddetli boğaz ağrısı.( tekrar test yaptırdım ve sonuç pozitif )
5. Gün , şiddetli boğaz ağrısı şiddetini artırarak devam ediyor. Öksürük bitti gibi bir şey. Hafif bir göğüs ağrısı var.
6. Gün ( bugün ) sonunda boğaz ağrısı hafifledi. Öksürük de yok denecek kadar az. Burun akıntısı da yine aynı şekilde. Ateş ise hiç yok.. Fakat asıl ilginç olan şu , omicron değil delta varyantına sahipmişim.
Bu süreç bitene kadar her gün gelip burda editleme yapacağım.
1. Gün , çok küçük öksürükler ( sanki boğaz tahriş olmuş gibi )
2. Gün , tüm eklemlerde ağrı , baş ağrısı ve 39 derece civarı bir ateş. ( bu gün test yaptırdım ve sonuç negatif )
3. Gün , şiddetli baş ağrısı , hafif burun akıntısı ve halsizlik.
4. Gün , öksürük , hapşırma , şiddetli boğaz ağrısı.( tekrar test yaptırdım ve sonuç pozitif )
5. Gün , şiddetli boğaz ağrısı şiddetini artırarak devam ediyor. Öksürük bitti gibi bir şey. Hafif bir göğüs ağrısı var.
6. Gün ( bugün ) sonunda boğaz ağrısı hafifledi. Öksürük de yok denecek kadar az. Burun akıntısı da yine aynı şekilde. Ateş ise hiç yok.. Fakat asıl ilginç olan şu , omicron değil delta varyantına sahipmişim.
Bu süreç bitene kadar her gün gelip burda editleme yapacağım.
Umberto Eco'nun ortaçağ avrupasında din ve bilim çatışmasını , polisiye bir hikaye ile birleştirerek anlattiğı bir başyapıttır.
Kitaptan mantık üzerine bir kaç cümle :
" Mantığın evrensel bir silah olduğuna inanmıştım her zaman ; şimdi ise mantığın geçerliliğinin onun nasıl kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varıyordum. Mantık önce içine girmek , sonra da dışına çıkmak koşuluyla birçok şeye yarayabilirdi. "
Kitaptan mantık üzerine bir kaç cümle :
" Mantığın evrensel bir silah olduğuna inanmıştım her zaman ; şimdi ise mantığın geçerliliğinin onun nasıl kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varıyordum. Mantık önce içine girmek , sonra da dışına çıkmak koşuluyla birçok şeye yarayabilirdi. "
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
ispatlanması mümkün olmayan bir şey olsa olsa inançtır zaten. Bilim diyecek halimiz yok. Ancak yanlış bir inançtır çünkü tam tersi yani allah'ın varlığı ispatlanabilir.
Şimdi hadi ispatla diyenler çıkacaktır. Hadi ispatlayayım ;
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
Şimdi hadi ispatla diyenler çıkacaktır. Hadi ispatlayayım ;
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
Montaigne'nin denemeler isimli kitabını okumuştum bu acıyı derinden hissettiğim bir sonbahar akşamında. Ne kadar kötü bir his olduğunu çok iyi bilirim. Gerçi şimdiler de sadece duygusal değil fiziksel olarak da acı verdiği kanıtlanmıştır. Çorum'da ağaçlardan kopan turuncu-kahverengi , ağaç yapraklarını izlerken , aynı fırtınayı yüreğimde hissediyordum ve benden de kopuyordu bir şeyler , adına aşkı bir başkadır denilen kasım ayına yaklaşırken.. işte böyle bir zamanda aldım elime bu kitabı ve üzerimde inanılmaz bir etki bıraktı. Özellikle kitapta yalnızlık ile ilgili olan bölüm hala aklımda ve ne zaman kendimi yalnız hissetsem hemen aklıma gelir ve rahatlarım.
Her şeye rağmen aşk denilen bu duyguyu , sonucu nasıl biterse bitsin en güzel şekilde anlatan cümlenin " kim bilir en son aşk şarabından hangi şanslı içmiş ? " Olduğunu düşünüyorum.
Her şeye rağmen aşk denilen bu duyguyu , sonucu nasıl biterse bitsin en güzel şekilde anlatan cümlenin " kim bilir en son aşk şarabından hangi şanslı içmiş ? " Olduğunu düşünüyorum.
albay aureliano buendia , yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde , babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı. (gabriel garcia marquez-yüz yıllık yalnızlık )
Mini etek giymekteki amaç zaten bacakları göstermek değil mi ? Yani tabiki her durum için geçerli değil. Örneğin , bir sahneye çıkıyorsunuzdur ya da bir tv programı formatı gereği giymişsinizdir o başka. Ancak günlük hayatta kullanım amacı başka ne olabilir ki ? Şimdi kimse bana dikkat çekmek için giymedigini söylemesin. E sen baskınlar diye giyersen bakarlar. Bundan daha normal ne var ki ?
Erkeklerin en güçlü silahı derken herhalde kadınlara karşı diye bir anlam çıkarıyorum. Bu konuda en doğrusu susmak olacaktır.
-iki tane yılanın var ve bunların birinin ismi a , diğerinin ismi ba. Bu yılanlara ne icirirsin ?
+ ?? ( Herhangi bir cevap verir , genelde cevap su olur.)
- a yılana gazoz , ba yılana limon.
Kara biber ile pul biberin çocukları ne olur ?
Acıların çocuğu
Bir kalemi yere atmışlar düşmemiş , neden ? Çünkü pilot kalemmiş.
+ ?? ( Herhangi bir cevap verir , genelde cevap su olur.)
- a yılana gazoz , ba yılana limon.
Kara biber ile pul biberin çocukları ne olur ?
Acıların çocuğu
Bir kalemi yere atmışlar düşmemiş , neden ? Çünkü pilot kalemmiş.
Yılmaz erdoğan'ın yaşayabilme ihtimali ( sevebilme ihtimali) şiirinde geçen bir dizedir '' yanağım otobüs camının garantisinde '' zaten bir kez bile dinlemiş olanlar muhakkak hatırlayacaklardır. Çok değil bundan 5-10 yıl öncesine kadar böyle şiirler dinlerdik biz. çünkü böyleydi.
geçenlerde metro'da yaşanan talihsiz olayın üzerine aklıma geldi.
geçenlerde metro'da yaşanan talihsiz olayın üzerine aklıma geldi.
Hayatımda geçirdiğim en kötü ales sınavıydı. Gerçekten çok kötü bir sınavdı. Sadece benim mi öyle geçti yoksa diğer adaylarda mı kötü bir sınav geçirdi merakla bekliyorum. Artık açıkla da öğrenelim ÖSYM. !!
Wolfastain 3D. Tabi o zamanlar Windows yoktu. Dos ile uyumlu bir oyundu. CD de yoktu , oyunlar disketteydi.
Bence sınav normalin üzerinde zordu. Yani her bir soru çözülebilir. Bence her bir soru ortalama 1-2 dk arasında da çözülebilir. Ancak üst üste 150 tanesi çözülemez. Bu yönüyle son derece saçma bir sınav. Say-2 de 7 ve sözel 1 de 15 tane soruyu hiç okuyamadim.
Mustafa kemal atatürk'ü bu ülkede , bu ülkenin vatandaşlarına karşı savunmak zorunda bırakıyorsunuz ya yazıklar olsun. Ulan beyinsiz adam Türkiye cumhuriyetini kurdu. Hala laga luga yapıyorsun.
Arar. Neden aramasın ? Ancak belli bir süre sonra arar. Seks diye bahsettiğin şey teoride zaten fiziki bir ihtiyacı gidermektir. En basit şekilde karnın doyduğunda acıkana kadar yemek yemezsin. E sevgi yoksa arada niye bir daha seni becermek isteyene kadar arasınki ?
if umbrella enter to the ass , it doesnt open.
Kadını 3+1 daire olarak gören sapık insanlar işte. Perdeli evine aldığın misafirleri hangi odada ağırlıyorsun ?
Her önüne geleni yazar yaparsan , böyle b.ktan başlıkta açılır , böyle b.ktan yorum da yapılır.
Putpersliğin önüne geçmek için zamanında söylenmiş olabilir. Beyinsiz insanlar için günahtır. Çünkü maalesef zeka yoksunu oldukları için yeterince düşünemedikleri için allah'ın yerine başka bir şey koyabilirler. Ancak ortalama zekaya sahip hiç bir insan için günah değildir. Hatta günahtır demek günahtır. Çünkü siz kimsiniz de olmayan bir şeyi allah'ın emriymiş gibi fetvaya dönüştürüyorsunuz ? Bu da şirk koşmaktır ve büyük günahtır.
