bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- geceye bir söz bırak3
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- uysaljakoben21
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- gammaz olmuşum13
- eski dizileri izlemek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- aquila bicipite8
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- kemal kılıçdaroğlu35
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- bizim delilere bakayım4
- gecenin şarkısı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- ses yakışıklılığı2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- pazarda su satmak2
- gazlamak2
- semum3
- sevgiliyle kavga etmek2
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
entry'ler (771)
Bugün bitirdiğim , duygu yüklü bir dostoyevski klasiği. Tahminimce her insan bu kitap da kendisinden bir şeyler bulacaktır. Kitabı okurken yeri gelecek öfkelenecek yeri gelecek duygulanacak bazen de güleceksiniz ancak çoğunlukla üzüleceksiniz.
Kendinizi hazır hissettiğiniz de kitaplığınızın rafında duran ezilenler adlı kitaba gözünüz çarparsa hiç tereddüt etmeden elinizi uzatın. Sizi sürükleyici bir hikaye bekliyor olacak.
- işte mutluluğum burada son bulmuştu.
Ve son olarak , nelli seni çok seviyorum.
Kendinizi hazır hissettiğiniz de kitaplığınızın rafında duran ezilenler adlı kitaba gözünüz çarparsa hiç tereddüt etmeden elinizi uzatın. Sizi sürükleyici bir hikaye bekliyor olacak.
- işte mutluluğum burada son bulmuştu.
Ve son olarak , nelli seni çok seviyorum.
Evet , kaçtım kaçtım ve sonunda ben de corona oldum. Tabiki mesleğim gereği yüksek risk altındaydım ve artık corona olmaya yaklaştığımı hissediyordum. Muhtemelen omicron oldum. Sırasıyla yaşadıklarımı anlatacağım :
1. Gün , çok küçük öksürükler ( sanki boğaz tahriş olmuş gibi )
2. Gün , tüm eklemlerde ağrı , baş ağrısı ve 39 derece civarı bir ateş. ( bu gün test yaptırdım ve sonuç negatif )
3. Gün , şiddetli baş ağrısı , hafif burun akıntısı ve halsizlik.
4. Gün , öksürük , hapşırma , şiddetli boğaz ağrısı.( tekrar test yaptırdım ve sonuç pozitif )
5. Gün , şiddetli boğaz ağrısı şiddetini artırarak devam ediyor. Öksürük bitti gibi bir şey. Hafif bir göğüs ağrısı var.
6. Gün ( bugün ) sonunda boğaz ağrısı hafifledi. Öksürük de yok denecek kadar az. Burun akıntısı da yine aynı şekilde. Ateş ise hiç yok.. Fakat asıl ilginç olan şu , omicron değil delta varyantına sahipmişim.
Bu süreç bitene kadar her gün gelip burda editleme yapacağım.
1. Gün , çok küçük öksürükler ( sanki boğaz tahriş olmuş gibi )
2. Gün , tüm eklemlerde ağrı , baş ağrısı ve 39 derece civarı bir ateş. ( bu gün test yaptırdım ve sonuç negatif )
3. Gün , şiddetli baş ağrısı , hafif burun akıntısı ve halsizlik.
4. Gün , öksürük , hapşırma , şiddetli boğaz ağrısı.( tekrar test yaptırdım ve sonuç pozitif )
5. Gün , şiddetli boğaz ağrısı şiddetini artırarak devam ediyor. Öksürük bitti gibi bir şey. Hafif bir göğüs ağrısı var.
6. Gün ( bugün ) sonunda boğaz ağrısı hafifledi. Öksürük de yok denecek kadar az. Burun akıntısı da yine aynı şekilde. Ateş ise hiç yok.. Fakat asıl ilginç olan şu , omicron değil delta varyantına sahipmişim.
Bu süreç bitene kadar her gün gelip burda editleme yapacağım.
Umberto Eco'nun ortaçağ avrupasında din ve bilim çatışmasını , polisiye bir hikaye ile birleştirerek anlattiğı bir başyapıttır.
Kitaptan mantık üzerine bir kaç cümle :
" Mantığın evrensel bir silah olduğuna inanmıştım her zaman ; şimdi ise mantığın geçerliliğinin onun nasıl kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varıyordum. Mantık önce içine girmek , sonra da dışına çıkmak koşuluyla birçok şeye yarayabilirdi. "
Kitaptan mantık üzerine bir kaç cümle :
" Mantığın evrensel bir silah olduğuna inanmıştım her zaman ; şimdi ise mantığın geçerliliğinin onun nasıl kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varıyordum. Mantık önce içine girmek , sonra da dışına çıkmak koşuluyla birçok şeye yarayabilirdi. "
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
ispatlanması mümkün olmayan bir şey olsa olsa inançtır zaten. Bilim diyecek halimiz yok. Ancak yanlış bir inançtır çünkü tam tersi yani allah'ın varlığı ispatlanabilir.
Şimdi hadi ispatla diyenler çıkacaktır. Hadi ispatlayayım ;
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
Şimdi hadi ispatla diyenler çıkacaktır. Hadi ispatlayayım ;
bir yaratıcının var olduğunun ispatı:
paradoks: ''allah varsa kendisinin bile kaldıramayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?''
önce bu paradoksu çürüterek başlayalım:
büyük bir dikdörtgen düşünün içine bir kare ve üçgen çizdiğimi düşünün. ve bu kare ve üçgenin içerisine çizebileceğim en büyük çember bunların taşıyabileceği en büyük alanlı cisimler olarak tanımlayalım.
şimdi üçgen kareye soruyor: bizim bir yaratıcımız var ise kendisinin bile taşıyamayacağı büyüklükte bir şey yaratabilir mi ?
yani benim kendimden büyük bir çember çizebilip çizemeyeceğimi sorguluyorlar. evet ben kendimden büyük bir çember çizebilirim ancak benim çizdiğim çember benim taşımakla yükümlü olduğum bir şey değil. yani 2 boyutta taşınabilen bir şey 3. boyuta geçtiğinde çok farklı bir anlam ifade ediyor. ancak üçgende karede bunu algılayamazlar çünkü benim taşıyabileceğim bir şeyin bir ağırlığı ve hacmi olması lazım. ama 2 boyutta hacim ve ağırlık tanımlı şeyler değildirler.
yani bugün bizim kaldırabildiğimiz bir şey üst boyuta geçtikçe şekil değiştirecektir ve üst boyut için çok farklı bir anlam içerecektir. dolayısıyla yaratıcının gücünün yetmeyeceği bir şey olmayacaktır. benim kendimden büyük olarak çizdiğim çemberin bana hükmedemeyeceği gibi. çünkü istediğim zaman o çemberi silebilirim. yani ben yarattığım şeye hükmedebilirim.dolayısıyla allah'ı 3 üncü boyutta düşünemeyeceğimiz için ( yani allah bizlerden biri değildir )böyle bir paradoksun olduğunu da kabul edemeyiz.
aynı şekilde parmağınızın birini üçgenin yanına diğerini de karenin yanına koyduğunuzda onlar bunu algılayamayacaktır. çünkü siz 2 boyutta aynı anda farklı yerlerde olabilrsiniz ancak bunu anlamak 2 boyuttaki biri için mümkün değildir. ve siz 2 boyutta istediğiniz şekle girebilrsiniz 2 boyuttaki bunu da anlayamayacaktır. azrail in aynı anda hem amerika'daki hemde türkiye'deki insanın canını nasıl aldığını boyut farkına bakarak çok rahat anlayabiliriz. çünkü bizim üst boyutumuzdaki bir varlık aynı anda birçok yerde olabilir. ve istediği şekle bürünebilir.
bilimsel olarak zamanın 4. boyut olduğu ispatlanmıştır. çünkü biz zamanla var olup zamanla yok oluyoruz ve hiç bir şekilde zamanın önüne geçemediğimiz gibi zamana hükmedemiyoruz.yani zaman bize hükmediyor. dolayısıyla eğer 4 üncü boyutun üstünde bir boyut yoksa bile zaman bizim yaratıcımızdır.
Montaigne'nin denemeler isimli kitabını okumuştum bu acıyı derinden hissettiğim bir sonbahar akşamında. Ne kadar kötü bir his olduğunu çok iyi bilirim. Gerçi şimdiler de sadece duygusal değil fiziksel olarak da acı verdiği kanıtlanmıştır. Çorum'da ağaçlardan kopan turuncu-kahverengi , ağaç yapraklarını izlerken , aynı fırtınayı yüreğimde hissediyordum ve benden de kopuyordu bir şeyler , adına aşkı bir başkadır denilen kasım ayına yaklaşırken.. işte böyle bir zamanda aldım elime bu kitabı ve üzerimde inanılmaz bir etki bıraktı. Özellikle kitapta yalnızlık ile ilgili olan bölüm hala aklımda ve ne zaman kendimi yalnız hissetsem hemen aklıma gelir ve rahatlarım.
Her şeye rağmen aşk denilen bu duyguyu , sonucu nasıl biterse bitsin en güzel şekilde anlatan cümlenin " kim bilir en son aşk şarabından hangi şanslı içmiş ? " Olduğunu düşünüyorum.
Her şeye rağmen aşk denilen bu duyguyu , sonucu nasıl biterse bitsin en güzel şekilde anlatan cümlenin " kim bilir en son aşk şarabından hangi şanslı içmiş ? " Olduğunu düşünüyorum.
albay aureliano buendia , yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde , babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı. (gabriel garcia marquez-yüz yıllık yalnızlık )
Mini etek giymekteki amaç zaten bacakları göstermek değil mi ? Yani tabiki her durum için geçerli değil. Örneğin , bir sahneye çıkıyorsunuzdur ya da bir tv programı formatı gereği giymişsinizdir o başka. Ancak günlük hayatta kullanım amacı başka ne olabilir ki ? Şimdi kimse bana dikkat çekmek için giymedigini söylemesin. E sen baskınlar diye giyersen bakarlar. Bundan daha normal ne var ki ?
Erkeklerin en güçlü silahı derken herhalde kadınlara karşı diye bir anlam çıkarıyorum. Bu konuda en doğrusu susmak olacaktır.
-iki tane yılanın var ve bunların birinin ismi a , diğerinin ismi ba. Bu yılanlara ne icirirsin ?
+ ?? ( Herhangi bir cevap verir , genelde cevap su olur.)
- a yılana gazoz , ba yılana limon.
Kara biber ile pul biberin çocukları ne olur ?
Acıların çocuğu
Bir kalemi yere atmışlar düşmemiş , neden ? Çünkü pilot kalemmiş.
+ ?? ( Herhangi bir cevap verir , genelde cevap su olur.)
- a yılana gazoz , ba yılana limon.
Kara biber ile pul biberin çocukları ne olur ?
Acıların çocuğu
Bir kalemi yere atmışlar düşmemiş , neden ? Çünkü pilot kalemmiş.
Yılmaz erdoğan'ın yaşayabilme ihtimali ( sevebilme ihtimali) şiirinde geçen bir dizedir '' yanağım otobüs camının garantisinde '' zaten bir kez bile dinlemiş olanlar muhakkak hatırlayacaklardır. Çok değil bundan 5-10 yıl öncesine kadar böyle şiirler dinlerdik biz. çünkü böyleydi.
geçenlerde metro'da yaşanan talihsiz olayın üzerine aklıma geldi.
geçenlerde metro'da yaşanan talihsiz olayın üzerine aklıma geldi.
Hayatımda geçirdiğim en kötü ales sınavıydı. Gerçekten çok kötü bir sınavdı. Sadece benim mi öyle geçti yoksa diğer adaylarda mı kötü bir sınav geçirdi merakla bekliyorum. Artık açıkla da öğrenelim ÖSYM. !!
Wolfastain 3D. Tabi o zamanlar Windows yoktu. Dos ile uyumlu bir oyundu. CD de yoktu , oyunlar disketteydi.
Bence sınav normalin üzerinde zordu. Yani her bir soru çözülebilir. Bence her bir soru ortalama 1-2 dk arasında da çözülebilir. Ancak üst üste 150 tanesi çözülemez. Bu yönüyle son derece saçma bir sınav. Say-2 de 7 ve sözel 1 de 15 tane soruyu hiç okuyamadim.
Mustafa kemal atatürk'ü bu ülkede , bu ülkenin vatandaşlarına karşı savunmak zorunda bırakıyorsunuz ya yazıklar olsun. Ulan beyinsiz adam Türkiye cumhuriyetini kurdu. Hala laga luga yapıyorsun.
Arar. Neden aramasın ? Ancak belli bir süre sonra arar. Seks diye bahsettiğin şey teoride zaten fiziki bir ihtiyacı gidermektir. En basit şekilde karnın doyduğunda acıkana kadar yemek yemezsin. E sevgi yoksa arada niye bir daha seni becermek isteyene kadar arasınki ?
if umbrella enter to the ass , it doesnt open.
Kadını 3+1 daire olarak gören sapık insanlar işte. Perdeli evine aldığın misafirleri hangi odada ağırlıyorsun ?
Her önüne geleni yazar yaparsan , böyle b.ktan başlıkta açılır , böyle b.ktan yorum da yapılır.
Putpersliğin önüne geçmek için zamanında söylenmiş olabilir. Beyinsiz insanlar için günahtır. Çünkü maalesef zeka yoksunu oldukları için yeterince düşünemedikleri için allah'ın yerine başka bir şey koyabilirler. Ancak ortalama zekaya sahip hiç bir insan için günah değildir. Hatta günahtır demek günahtır. Çünkü siz kimsiniz de olmayan bir şeyi allah'ın emriymiş gibi fetvaya dönüştürüyorsunuz ? Bu da şirk koşmaktır ve büyük günahtır.
