entry'ler (13)
bi yandan batıya özenen diğer yandan hükümet destekli eskileri yad eden ve isteyen bir toplumu anlattı bu parça bana.
14 yaşında gelişme döneminde olan bir çocuğun üzerinden prim yapmayın bari. Psikolojik olarak kaldıramayacağı durumlara yol açabilirsiniz.
bi tarafı arap tayfası,
ötekisi gavur mandası.
duman masal parçasından.
ötekisi gavur mandası.
duman masal parçasından.
türk kızı diye hitap eylemenin ırkçı bi tavırdan farkı yoktur şahsi kanaatimce.O ne demek yahu. Türk kızı diye nitelendirdiğin topluluğun içinde bambaşka duyguları, bambaşka idealleri, bambaşka hayatları olan insanlar var.
(bkz: volta atmak)
iyi ki adlı albümün gitarları enfestir.
hayatın tanımı olarak tanımlanamayacağını söyleyebilirim.
köy güzeldir. havası ciğerlere işler ferahlatır. insanları samimidir huzur verir. köy güzeldir.
şarkıları gibi grup üyeleride samimidir. konser sonlarında hayranlarıyla bol bol fotoğraf çektirirler.
Purple albüm kasedine sahip olduğum gruptur. Zaman aktıkça tarih olmaya gün tutmuştur.
saldırı , hareketlilik ve karşı düşmanı yavaşlatma etkisi hayli yüksek şampiyondur. Bir tek savunma gücü düşük sanırsam.
Büyük Taarruz
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
sayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birden bire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar `üç' dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
eğildi durdu.
Bıraksalar
ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.
Nazım Hikmet Ran
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
sayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birden bire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar `üç' dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
eğildi durdu.
Bıraksalar
ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.
Nazım Hikmet Ran
