bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- uysaljakoben21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- geceye bir söz bırak3
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- gammaz olmuşum13
- kadınların zeka seviyesi2
- aquila bicipite8
- eski dizileri izlemek3
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- kemal kılıçdaroğlu35
- death2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bizim delilere bakayım4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gecenin şarkısı4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- gençler iş beğenmiyor3
- ses yakışıklılığı2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- pazarda su satmak2
- semum3
- gazlamak2
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
entry'ler (215)
17 saat çalışıp sabaha kadar takılıp devam etmeyi özlüyorum.oğlum gençliğinizin değerini bilin uyumayın çıldırtmayın adamı.
sol framede görünce nasıl heyecanlandım anlatamam.bu adamlar yeni aldüm çıkarmıyor diye biliyordum en son lisede dinlerdim daha gizli saklıyken.entryi girdikten sonra yan sekmede bir bakınacağım.abilere hürmetler.
okuyarak bir şeyler öğrendiğini iddaa eden kişiye söyleyecek birkaç lafım var. 17 yıldır okuyorum tek yaptığı beni köreltmesi her konuda. öğretmen olana lafım yok kolayına kaçmak hayatın kendi seçimidir.
başlığa bakıp içeri geldim.nasıl düz mantık adamlarız direk şerbetli tatlılar akmış yanaklardan .en tatlı icat limon sıkacağı falan bekliyorum. Afiyet olsun beyler Güllüoğlunu zengin ettik.
cem uzana buçuk atmış aday adayı.
(bkz: matias emilio delgado) kırılgan çocuktun ama topçu gibi topçuydun. doğar doğmaz kimlik çıkarıp kombinesini alırım şanın yürüsün yeter.
dışarı çıktığım zaman araç lazım oluyor.dışarı çıktığımdaysa eve dönerken araç kullanacak hal olmuyor. o yüzden sarılara el edip güzelce ücret ödeyip temiz temiz eve varıyorum.
amak-ı haya l-filibeli ahmed hilmi. kaçıncıya okuduğumu bilmiyorum.
eleman aramayan firmalarda bile çalışabilmiş biri olarak bunların gereksiz önyargılar olduğunu gayet iyi biliyorum.Siz o işi yapmak isteyin ve bunu karşı tarafa hissettirin emin olun sizden faydalanıcaktır. Önemli olan yararlı olup olmadığınız karşı tarafın gözünde.
kişi kendinden örnek vererek yazacak bunu. okunur mu bilmem ama yaşayış olarak tasavvufa geçiş için bir örnek olarak bulunsun.
kendimi bildim bileli yaşayışım da ve insanlara davranışımda temel doğru olarak kabul ettiğim şeyleri 2011 senesinde hastaneye yatmakla bir ideolojiye oturtmaya başladım. bu hastane evresi akciğerimin sönmesine neden olsa da;teşhis konulurken de ameliyat olduktan sonraki dönemde de bunun hayırlısı olduğunu biliyordum. dünya düzenini algılayışım her şeyin olağan gelmesi gözlemlerime dayanan şeylerdi. ama inanış olarak aidiyet hissedemiyordum hiçbir görüşe. zaten tasavvufun güzel olayı da burada. hiçbir öğreti olmadan kişi özünde sorduğu sorulara cevap aradığında yaşayışı mutlak aşkı için oluyor. insanların yastıklarına başlarını koyduğunda sorup öteledikleri sorular aslında zorlaştıran birçok şeyi. akciğerimin sönmesine sebep olan şey bir DMT nöbetiydi. bilincim tamamen kapalı ve çevremde olan kimseyi tanımıyordum. gördüğüm şey tarif edilemiyor olsa bile gerçekliğine her şeyden çok inanıyorum. yanımda olan insanlar çocuklar arkadaşlarım olmasına rağmen duyduğum sesler gereksiz ve fuzuli geçiyordu. nöbetim bittiğinde yanlarına döndüğümdeyse yaşanan normal dünyanın geçici bir güzellik olduğunun farkına vardım. bu farkındalık beni olgusal olarak bildiklerimi araştırmaya itti. çok fazla kitap okuyan araştıran bir adam olmama rağmen gerekli şeyleri okumadığımı fark ettim. beni içsel olarak rahatlatacak konulara eğilmeye başladım. uzun süre başlamak için kaynak aradım."Amak-ı hayal" benim bu yolda başlayıp başucuma koyduğum ilk kitap oldu. bütün dinlerde yapılan ibadetler, yaşantılar ve mutlak gerçeği anlamak üzerine okuduğum en iyi tasavvuf kitabı. okunan şeylerin çoğalması araştırılan şeylerin olgularını destekler nitelikte olması "zaten ben bunları biliyordum ve böyle yaşıyordum"noktasına getiriyor. evet aslında tasavvufun özü bu şahsıma göre. kişi kendine sorduğu sorulara ne kadar yönelir cevap verirse dünya hayatı bir o kadar kolaylaşır. şu anda olduğum noktada çevremdeki insanların sormaktan çekindiği her soruya kulak açmakla alakalı. yakın çevremde olan içten içe huzursuz ama bunu saçma görerek paylaşamayan insanların varlığına şahit oluyorum. insanlar asıl merak ettiği sorulardan o kadar kaçıyorlar ki olmak istemedikleri insanlar oluyor ve bundan iğreniyorlar. bu yazıyı kim okunur mu bilmem ama içinizi kemiren en saçma soruyu bile araştırmaktan çekinmeyin. kendinize sorduğunuz her soru sizin yaşayışınızı kolaylaştıracaktır.
kendimi bildim bileli yaşayışım da ve insanlara davranışımda temel doğru olarak kabul ettiğim şeyleri 2011 senesinde hastaneye yatmakla bir ideolojiye oturtmaya başladım. bu hastane evresi akciğerimin sönmesine neden olsa da;teşhis konulurken de ameliyat olduktan sonraki dönemde de bunun hayırlısı olduğunu biliyordum. dünya düzenini algılayışım her şeyin olağan gelmesi gözlemlerime dayanan şeylerdi. ama inanış olarak aidiyet hissedemiyordum hiçbir görüşe. zaten tasavvufun güzel olayı da burada. hiçbir öğreti olmadan kişi özünde sorduğu sorulara cevap aradığında yaşayışı mutlak aşkı için oluyor. insanların yastıklarına başlarını koyduğunda sorup öteledikleri sorular aslında zorlaştıran birçok şeyi. akciğerimin sönmesine sebep olan şey bir DMT nöbetiydi. bilincim tamamen kapalı ve çevremde olan kimseyi tanımıyordum. gördüğüm şey tarif edilemiyor olsa bile gerçekliğine her şeyden çok inanıyorum. yanımda olan insanlar çocuklar arkadaşlarım olmasına rağmen duyduğum sesler gereksiz ve fuzuli geçiyordu. nöbetim bittiğinde yanlarına döndüğümdeyse yaşanan normal dünyanın geçici bir güzellik olduğunun farkına vardım. bu farkındalık beni olgusal olarak bildiklerimi araştırmaya itti. çok fazla kitap okuyan araştıran bir adam olmama rağmen gerekli şeyleri okumadığımı fark ettim. beni içsel olarak rahatlatacak konulara eğilmeye başladım. uzun süre başlamak için kaynak aradım."Amak-ı hayal" benim bu yolda başlayıp başucuma koyduğum ilk kitap oldu. bütün dinlerde yapılan ibadetler, yaşantılar ve mutlak gerçeği anlamak üzerine okuduğum en iyi tasavvuf kitabı. okunan şeylerin çoğalması araştırılan şeylerin olgularını destekler nitelikte olması "zaten ben bunları biliyordum ve böyle yaşıyordum"noktasına getiriyor. evet aslında tasavvufun özü bu şahsıma göre. kişi kendine sorduğu sorulara ne kadar yönelir cevap verirse dünya hayatı bir o kadar kolaylaşır. şu anda olduğum noktada çevremdeki insanların sormaktan çekindiği her soruya kulak açmakla alakalı. yakın çevremde olan içten içe huzursuz ama bunu saçma görerek paylaşamayan insanların varlığına şahit oluyorum. insanlar asıl merak ettiği sorulardan o kadar kaçıyorlar ki olmak istemedikleri insanlar oluyor ve bundan iğreniyorlar. bu yazıyı kim okunur mu bilmem ama içinizi kemiren en saçma soruyu bile araştırmaktan çekinmeyin. kendinize sorduğunuz her soru sizin yaşayışınızı kolaylaştıracaktır.
hayattaki varlığını sorgulamamış insan. varolan dünyayı özümseyip amacına hizmet eden hiçbir insan bu tarz soyut şeylere acı diye bakamaz.insanlardan beklentisini geliştirir bu tarz deneyimler ve onu erdemli olmaya iter. insanların yaptıklarına hayret etmeme noktasındaysa onu bütün çıplaklığıyla dünya gerçeği kucaklar.
harç kira aynı döneme denk geldi be gençler.elde avuçta ne varsa buyur ettik.bu ay cuma cumartesi geceleri nasıl geçicek ona kuruluyorum.
başlık açılmış boş kalmış.bu deniz yıldızı mı ne oyle bi dizi var.1 kere denk geldim.orda yatalak adamı öldürmeye çalışan bir ablamız var.bulalım onu be.orak falan atarız.
yaşadığı zamanı yorumlayamayıp ülkesinin yediceddiyle övünen adam.şimdiki zamanda ecdadına katkısı olmasa da o bir "osmanlı torunu" olur mu ?
inandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
sigarayı severek içen biri bunun hesabını yapmaz.özentilik yapıp içen adam bu hesaba girer.bırakınız yapsın.
steve vai.
kendini miami'de gezen torbacı sanıyor lavuk.totoya şaplak atıp arabaya alacak abimiz.
dire straits-telegraph road.
