bugün
- yörük kızı15
- kız düşürmenin kısa yolu15
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- uyudunuz mu4
- mercimek çorbası içen kadın14
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması7
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- pankek mi pişi mi10
- uludağ sözlük size ne kattı24
- bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğin şeyler4
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi4
- zamanda yolculuk mümkün olsa yapılacaklar2
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sözlüğün en masum yazarları16
- hamarat kadın5
- ben bu yazıyı seri eksicime yazdım2
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan5
- taşaklı erkek4
- pizza6
- dinlenme tesisi soğuğu5
- sarımsak yiyen kız4
- s'i l v'e r m'i s t26
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- türkiye13
- pandela 38
- artı oy yalakalığı5
- fusya semsiyeli yabanci26
- sarapci koala43
- ice latte içince aklıma sen geliyorsun diyen kadın4
- arkadaşlar larissa kim12
- trump'ın new america desteği2
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- güzel kızların erkenden uyuması4
- içinden korkusu alınmış bir insan olmak7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- ayağımın ağrıması2
- insanlarla göz teması kuramamak3
- yemeğe bulyon koyan insan6
- erdoğan'ın atamaları resmi gazete de2
- soslu adana kebap5
- hoşçakal uludağ sözlük7
- anadolu güzellemesi yapan tipler3
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- mersin tantuni4
entry'ler (13)
- Seni seviyorum dedi mi sana?
- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.
- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.
- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?
- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum… Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.
- Ee, sonra?
- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum haliyle. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet… Ama faydası olmadı tabi.
- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?
- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.
- Yani abi?
- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.
- iyi de abi ben onu çok seviyorum.
- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte…
- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.
- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.
- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?
- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum… Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.
- Ee, sonra?
- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum haliyle. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet… Ama faydası olmadı tabi.
- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?
- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.
- Yani abi?
- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.
- iyi de abi ben onu çok seviyorum.
- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte…
new york'tan gelip katılacağım zirvedir.
tercih edeceğimdir. zamanla öğrenir canım, yavaş yavaş.
şahane bir şey olurdu. en büyük hayalim bir ağaca sarılıp ömür boyu tembel tembel yaprak yemek. işe gitmek yok, sinir yok, stres yok, sıkıntı yok. oyum koala koaladaroğlu'na. bir de koala koayup koaladoğan var, onu sevmiyorum.
bir ergen tarafından yönetilen ülkenin ordusudur. bir çocuğun eline ülke verin ne yapacak diye bekleyin, ahan da bu ergenin yapacaklarının aynısını yapacaltır. farklı birşey yapacağını sanmıyorum. tipe bak:
https://theboeskool.files...2014/12/kim-jong-un-7.jpg
https://theboeskool.files...2014/12/kim-jong-un-7.jpg
hiç şüphesiz ki beddualardır. her iyi dilekte bir samimiyetsizlik, her başarıyı takdir etmede bir kıskançlık sezerim. fakat bedduada öyle değil, safi nefretten oluşur.
olmayandır. matrix modunda düşünürsek her şey zihnimizde anlamlandırdığımız birer kimyasal sinyalden ibaret olduğundan olmayandır. kendimi böyle kandırıyorum lan napayım.
http://galeri8.uludagsozl...com/406/yok-ki_546169.jpg
http://galeri8.uludagsozl...com/406/yok-ki_546169.jpg
askerlikte bulunulan her andır. komutanın gelir ilk sana fırça kayar, üst devre gelir ilk sana kıl olur, kedi köpek gelir sana hırlar, sivrisinek gelir seni ısırır, kuşlar gelir senin kafana sıçar, sıcak su sen duşa girince soğur, şınav sayısı sana gelince iki katına çıkar, paşa senin uygun adımına takar... say say bitmez.
kağıt ya da metal parçası. kendisine anlam yükleyen bizleriz. hayır felsefik bir konuşma yapmayacağım. sadece elime aldığımda bakıyorum, üzerinde resimler var, yazılar falan var, yırtılabiliyor, boyanabiliyor, işlevsiz hale gelebiliyor vs. yani böyle değersiz ve çabuk bozulabilen bir cisme, anasını bile satan insanları görünce deli s*kmişe dönmemek elde mi?
silahlı çılgın çocuk. son yaptığı açıklamalarla gözümü korkutmuştur. sıkı bir muhalif olan ben, artık recep tayyip erdoğan'ı eleştirmeyeceğim:
"iki tabancam yüzlerce mermim var, ben ölmeden, beni vurmadan, ben asılmadan bu ülkenini seçilmiş cumhurbaşkanına kimse elini süremez"
"iki tabancam yüzlerce mermim var, ben ölmeden, beni vurmadan, ben asılmadan bu ülkenini seçilmiş cumhurbaşkanına kimse elini süremez"
meşhur kavgam kitabı acayip sıkıcıdır. sonuna kadar okudum diyen muhtemelen ya yalan söylüyor ya sallıyor ya da kız düşürmek için entel ayağına yatıyordur. bazı yazarlar eksileyecek biliyorum ama oğuz atay'ın tutunamayanları da bu kategoridedir.
insan olduğu için normaldir. her ne kadar twitter fenomeni olsa da o da bir insan be insan. duygulandım kusura bakmayın.