bugün
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- 186 boyundaki erkek5
- nervionun mavi gözleri11
- teselli vermek5
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek4
- kolye142
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak3
- uçan arabalar neden çıkmadı4
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- ofis pornosu4
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- hem tipi hem fiziği iyi olan kadın3
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- etek tıraşı3
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak2
- sexting2
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- iffet2
- istanbul13
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- sineklikle sinek öldürmek3
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü4
- 900000 tlye otomatik vites araba önerileri3
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- durduk yere sinirlenmek3
- beyaz önlük altından yayılan dişçi öfkesi3
- ona bir şey söyle10
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- bu kupon tutar mı sorunsalı3
- diksiyon2
- bira sigara cips ve radyo dörtlüsü3
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- bik bik'in kraliçe olması10
- 17 ekim 2026 fransa olayları2
- cep telefonu22
- fransa11
- mesihin inişi4
- yazılımcıların flört ederken kullandığı dil3
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
- nokia20
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
sevdiği entry'ler
ne ilginçtir ki bu şuan içinde bulunduğumuz bir durum da değil çünkü cumhuriyet tarihi boyunca da bir boka yaramadı...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...