bugün
- penis boyu takıntısı5
- şişman kızla sevgili olan erkek12
- srebrenica soykırımı6
- geri zekalı demek hakaret mi10
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- kocan böyle sikebiliyo mu sorusuna verilecek cevap3
- boşnak kızları4
- tuba büyüküstün4
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi12
- saraca10
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız26
- sözlükte sizi kim tanıyor26
- 11 temmuz 2026 çankaya belediyesi operasyonu5
- aylık 215 bin lira geliri olan adamı reddeden kız2
- hayat kalitesini düşüren şeyler6
- saraca finch house32
- nicki kısa olanın penisi küçük olur2
- menemen11
- cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden7
- siyahlar içinde bir kadın2
- eskiden doğsak bizde mi savaşa gidecektik6
- sözlükte grup yapmak2
- isviçreli kızlar3
- portekizli manken correıa2
- magazin programları saçmalığı4
- arabası büyük olanın penisi küçük olur2
- gta 64
- 500 liralık çorap giymek6
- kar fırtınasında kış gecesi at arabasında uyumak4
- butlan ile partiye çöküp oy alacağını sanmak2
- tsubasa daki sahaların 20 km olması2
- automatic call recorder2
- zall vs biscolata erkeği3
- altının 2026 sonunda onbin tl'yi görmesi3
- 11 temmuz 2025 yiğit bulut'un ölmesi3
- bir adet malta şahini kadar kira bedeli4
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler8
- ahmet telli10
- aylık 425 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı4
- beşar esad2
- anın görüntüsü13
- kiraz cicegi kolonyasi45
- macar tv sinde haber yayınının durdurulması6
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler18
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı6
- azgın sultan murat2
- sa2
- ramzan kadirov2
- andriy shevchenko2
sevdiği entry'ler
ne ilginçtir ki bu şuan içinde bulunduğumuz bir durum da değil çünkü cumhuriyet tarihi boyunca da bir boka yaramadı...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...