bugün
- asla dolandırılmayan insanların sırrı6
- marmaris datça yolu6
- türk kızlarının keko adam sevmesi7
- seni onaracağım diyen kadın5
- 11 temmuz 2026 türkiye japonya vnl maçı3
- 11 temmuz 20263
- eski sevgilinin yüzünün silikleşmesi4
- tr'deki starbucks ta trenta boy kahve olmaması3
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi14
- şişman kızla sevgili olan erkek12
- geri zekalı demek hakaret mi11
- starbucks ta venti boy kahve içmek4
- ağırlık çalışmak3
- srebrenica soykırımı7
- her şeye sarımsak koyan insan3
- hayat kalitesini düşüren şeyler8
- pazara gidip kiraz çilek kayısı almak3
- arkadaşlar sapık mısınız4
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak4
- nitro cold brew2
- penis boyu takıntısı5
- amarika'ya gidip pornolarda oynamak2
- saraca10
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- 11 temmuz 2026 türkiye japonya voleybol maçı2
- kadına göbeğin yakıştığı gerçeği2
- dünya spor tarihinin en büyük ismi3
- sözlükte sizi kim tanıyor26
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız26
- anın görüntüsü14
- saraca finch house32
- barok kız3
- omlet limonlu mu olur sirkeli mi2
- boşnak kızları4
- tuba büyüküstün4
- menemen11
- gençler iş beğenmiyor2
- cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden7
- kefir2
- evlenmek için para biriktirmek3
- 11 temmuz 2026 çankaya belediyesi operasyonu5
- kocan böyle sikebiliyo mu sorusuna verilecek cevap3
- karşılıklı artılaşmak2
- eskiden doğsak bizde mi savaşa gidecektik6
- 500 liralık çorap giymek6
- magazin programları saçmalığı4
- isviçreli kızlar3
- gta 64
- aylık 215 bin lira geliri olan adamı reddeden kız2
- nicki kısa olanın penisi küçük olur2
ne ilginçtir ki bu şuan içinde bulunduğumuz bir durum da değil çünkü cumhuriyet tarihi boyunca da bir boka yaramadı...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...
daha da acı tarafı her daim devasa bütçelerin kendilerine verilip, yaptıkları ancak birilerinin destekçisi olmalarıydı.
nedeni yazalım;
Diyanet işleri Başkanlığı, erkekte küpenin "mekruh" olduğuna karar vermişti hatırlarsınız. Fakat uzun saçta bir sakınca yokmuş öyle dediler. Koku sürmek de serbest.
Erkekte küpenin "fıtratı bozmak" anlamına geldiğini söylüyor, buna karşılık uzun saçın "peygamber sünneti" olduğunu belirtiyor. Tabii, temiz tutmak şartıyla.
Eğer erkeğin kadına, kadının da erkeğe benzemesi caiz değilse, entariyle gezen Arap erkeklerine ve pantolon giyen birçok Arap kadınına nasıl bir kulp takacaksınız?
Dövme dinen yasaksa, Kürt kadınlarını aforoz mu edeceksiniz?
futbolcu Caner, uzun saçını atkuyruğu yaparsa kötü kişi de, salıverirse mi makbul?
Osmanlı padişahları da, daha birçok Doğu hükümdarı da küpe takarlardı... Batıda aristokrat erkek makyaj da yapardı, atkuyruğu saçla da dolaşırdı, peruka da kullanırdı, yüzyıllarca...
"Erkeğin süslenmesinin yasaklanması", iktidara gelen sınıfının bir akidesidir! bu sınıf, tabii aristokrasiye de bir tepki olarak "sadelikte eşitlik" sağlamak istemiş, süsü kadınlara bırakmıştır.
Alt sınıfların giydiği pantolon da Fransız Devrimi'nden otuz yıl kadar sonra ünlü ingiliz züppesi Beau Brummel tarafından aristokratlar ve burjuvalar nezdinde moda edilmiş, ama önceleri çok da yadırganmıştı... Bu moda cilvelerine "Batılılaşmaktan" hiç hoşlanmayan Müslümanlar'ın da boyun eğmeleri ilginçtir doğrusu!
Şimdilerde kısa saç tutkunluğuna kapılmış olan bazıları, 1870'lere kadar saçları omuzlarında dolaşmış...
"Serseri" ve "bakımsız" görüntüsü verdiği için en kötü eşkal sayılan "pis sakal" günümüzde erkeğin, özellikle genç erkeğin olmazsa olmaz fiyakası değil mi?
Yarın kadınlarda "vatkalı omuz" modası yeniden çıkarsa hepsini eşcinsellikle mi suçlayacaksınız?
Haa, demek ki bütün bunlar "modayla" ilgili ve dinle imanla ilgisi yok. Bir Batı cilvesi.
Diyanet işleri, bu sonuçlara ve yargılara, "halktan gelen sorular üzerine" varıyormuş efendim...
tam da bu noktada hatalar zinciri yaşanıyor! cahil halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görüp soru soruyor, ardından diyanet ise adeta fetva verircesine yorum yapıyor...
Mesele de, Diyanet'i bir "fetva kapısı" olarak görmekten kaynaklanıyor. Bu müessese alt tarafı bir devlet dairesidir, başkanı yüksek dereceli bir memurdur ve dini konularda, her ne kadar Zuhal Yorgancıoğlu imzalı şık cüppelerle de dolaşsa, örneğin bir Ankara Müftüsü kadar bile yetkisi olmamak gerekir.
Erkekte küpenin mekruh olup olmayacağına ancak Şeyhülislam karar verebilir. Fakat cumhuriyette de böyle bir müessese yoktur. Diyanet işleri Başkanı ne Halife'dir ne de Şeyhülislam. Fetva kapısı Atatürk tarafından kapatılmıştır(neyse ki!).
Dolayısıyla, Diyanet'in bütün yorumları (bakın özellikle "karar" kelimesini kullanmıyorum) ancak "tavsiye" niteliği taşıyabilirler. Uymak zorunda değilsiniz, küpenizi gönül rahatlığıyla takabilirsiniz...
Lakin, bu olaylar bize, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin dini konularda mutlaka bir "danışman ve rehber arayışı" içinde olduğunu da gösteriyor. Bir "din otoritesi" istiyor. Cami çıkışında hocaya "meselem var" diye yaklaşmak yetmiyor. Sünniler'in başlarında bir "dede" yok ki...
velhasıl-ı kelam; halk diyaneti "fetva kapısı" olarak görmekten ve diyanetin ise fetva verircesine şovenist tavırlarından vazgeçtiği gün, diyanetin aslında bir boka yaramadığı, hepimizin vergileriyle üzerlerine cübbe geçirip ahkam kesen ahmakların birilerini yalamak için var olduğu fark edilecektir...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar