bugün
- sözlüğü siliyorum dostlar13
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması9
- velvet ile revani yemek7
- çevrimiçi olanlar arık neden görünmüyor2
- evlenmekten korkmak8
- pandela38
- alttaki yazara aşık ol11
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- izlenmiş en kusursuz film5
- hayat pahalılığının giderek artması3
- azgın türbanlı2
- arkadaşlar ben hapise giriyorum2
- menülerde içerik belirtme zorunluluğu5
- cumhurbaşkanlığı sistemi3
- seks yapmayı zevkli sanmak11
- iskeleden atlarken pişmek2
- dikkat dikkat tai lung kız11
- gerdek namazı10
- yerde yuvarlanarak öpüşmek3
- canımın hamburger çekmesi3
- sözlüğün kahve olması12
- türkiye de en güvenilen kurumlar6
- amerika israil arası kızışma7
- deniz göktaş17
- sokuk yazarlar2
- üstteki yazar kimle evlensin5
- normal sozluk2
- sevgiliye seni seviyorum diyememek2
- senegal6
- kemalistlerdeki devran dönünce takıntısı4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
- türklerin uygur türkleri için yapabilecekleri5
- sözlükteki sapık başlıkların amacı3
- yapay zeka sevgili2
- bukowski okuyup nick cave dinleyen çirkin hatun2
- 2026 dünya kupası36
- çırılçıplak uyumak4
- antalya2
- 17 dosyam var diye hava atan tip7
- futbol31
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi16
- anal istanbul4
- kadın bir yazarın entry girmesi5
- dünya15
- amedspor3
- diz çökerek evlilik teklifi eden erkek5
- velvet41
- intihar eden adama ne denir3
- sevgilisi olan bir kızdan hoşlanmak5
- erkek yazar entrysi4
entry'ler (12)
69. şutta golü bulacaktık, olmadı.
eşini sevip sevmediğinden bağımsız olarak, sosyal medyanın alkışına olan bağımlılığını ortaya koyan erkektir.
çünkü sevdiği kadını herkesin önüne çıkarıp “kaç puan verirsiniz?” diye sormak; iltifat aramak değil, onay dilenmektir.
evlilik iki kişinin kurduğu bir hayatken, bunu üçüncü kişilerin jüri olduğu bir yarışmaya çevirmek ayrı bir özgüven problemidir.
insan bazen sevdiğini göstermek için değil, korumak için paylaşmaz. bunu anlayamayanlar da ilişkiyi içerik, eşini ise etkileşim materyali sanmaya devam eder.
çünkü sevdiği kadını herkesin önüne çıkarıp “kaç puan verirsiniz?” diye sormak; iltifat aramak değil, onay dilenmektir.
evlilik iki kişinin kurduğu bir hayatken, bunu üçüncü kişilerin jüri olduğu bir yarışmaya çevirmek ayrı bir özgüven problemidir.
insan bazen sevdiğini göstermek için değil, korumak için paylaşmaz. bunu anlayamayanlar da ilişkiyi içerik, eşini ise etkileşim materyali sanmaya devam eder.
insanın başkalarının hayatına bakıp kendi takvimini sorgulamaya başlamasıdır. evlenenleri, çocuk sahibi olanları, kariyer yapanları gördükçe büyür. çoğu zaman gerçeklerden çok kıyaslamadan beslenir.
etrafında insan olmaması değil, içinden geçenleri anlatabileceğin kimsenin olmamasıdır.
çalışmanın, iyi niyetli olmanın ve sabretmenin her zaman ödüllendirilmediğini insana defalarca gösteren durumdur. bazı insanlar maratona yüz metre önden başlar, bazıları ise ayakkabısız koşar.
avustralya karşısında alınan mağlubiyet, skorun ötesinde bir teknik direktör iflasıdır.
montella’nın aylardır bu takıma ne oynattığını anlayan varsa anlatsın.
dünyanın en formda oyuncularından bazılarına sahip olmasına rağmen ortaya çıkan futbol; temposuz, kimliksiz ve plansız.
işin en acı tarafı da mağlubiyet değil.
avustralya’nın kazanmaya çalıştığı, türkiye’nin ise ne yaptığını bilmeden sahada dolaştığı bir maç izlememiz.
bir teknik direktör bazen kötü sonuç alabilir.
ama bir teknik direktör kendi takımının potansiyelini bu kadar aşağı çekiyorsa eleştirilmeyi sonuna kadar hak eder.
montella geldiğinde italyan disiplininden, taktik zekâdan ve sistem futbolundan bahsediliyordu.
gelinen noktada ise milli takımın en belirgin sistemi, topu rakibe verip ne olacağını beklemek.
bu jenerasyon yıllar sonra hatırlandığında, insanların aklına montella’nın başarıları değil; harcadığı fırsatlar gelecek gibi duruyor.
montella’nın aylardır bu takıma ne oynattığını anlayan varsa anlatsın.
dünyanın en formda oyuncularından bazılarına sahip olmasına rağmen ortaya çıkan futbol; temposuz, kimliksiz ve plansız.
işin en acı tarafı da mağlubiyet değil.
avustralya’nın kazanmaya çalıştığı, türkiye’nin ise ne yaptığını bilmeden sahada dolaştığı bir maç izlememiz.
bir teknik direktör bazen kötü sonuç alabilir.
ama bir teknik direktör kendi takımının potansiyelini bu kadar aşağı çekiyorsa eleştirilmeyi sonuna kadar hak eder.
montella geldiğinde italyan disiplininden, taktik zekâdan ve sistem futbolundan bahsediliyordu.
gelinen noktada ise milli takımın en belirgin sistemi, topu rakibe verip ne olacağını beklemek.
bu jenerasyon yıllar sonra hatırlandığında, insanların aklına montella’nın başarıları değil; harcadığı fırsatlar gelecek gibi duruyor.
çocukken özgürlük sanılan şeyin aslında sorumluluk olduğunu anladığın gündür.
bazı insanlarla kavuşamıyorsun.
bazı insanlarla da ayrılmıyorsun.
sadece zaman geçiyor ve ikiniz de birbirinizin hayatında yavaş yavaş bir hatıraya dönüşüyorsunuz.
bazı insanlarla da ayrılmıyorsun.
sadece zaman geçiyor ve ikiniz de birbirinizin hayatında yavaş yavaş bir hatıraya dönüşüyorsunuz.
çoğu zaman başarıya ortak olmak değil, aidiyete sadık kalmaktır.
çünkü bazı takımlar kupa kazandırır, bazıları ise karakter.
çünkü bazı takımlar kupa kazandırır, bazıları ise karakter.
gençken insan doğru kişiyi aradığını zanneder.
yaş aldıkça aslında doğru zamanı aradığını fark eder.
çünkü bazı insanlar yanlış olduğu için değil, geç kaldığı için kaybedilir.
yaş aldıkça aslında doğru zamanı aradığını fark eder.
çünkü bazı insanlar yanlış olduğu için değil, geç kaldığı için kaybedilir.
bazı gruplar müzik yapar, bazıları ise insanın içinde yıllarca dokunamadığı yerlere ses olur.
opeth dinlerken şarkı değil, hatıra dinliyormuş gibi hissetmemin sebebi belki de budur.
opeth dinlerken şarkı değil, hatıra dinliyormuş gibi hissetmemin sebebi belki de budur.