bugün
- fon vurgunu39
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- boşalırken anıran erkek4
- sergen yalçın8
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- devlet putu2
- acı soslu süs domuzu7
- özelden gelen saçma mesajlar12
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- kim bu erzincanlı9
- clemence baptista16
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- nohut köftesi3
- haberler3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- günü geçmiş buz gibi süt4
- mercimek makarnası5
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- palmiye4
- kylie jenner4
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- kolye140
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- anın görüntüsü17
- pavyon bu dünya4
- tabiat4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- murat ağırel4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- s'i l v'e r m'i s t15
- platon un mağara alegorisi10
- hakkını helal etmeyen evlat2
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- saraca'ya uzaylı soruları4
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- kemal kılıçdar3
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
entry'ler (12)
69. şutta golü bulacaktık, olmadı.
eşini sevip sevmediğinden bağımsız olarak, sosyal medyanın alkışına olan bağımlılığını ortaya koyan erkektir.
çünkü sevdiği kadını herkesin önüne çıkarıp “kaç puan verirsiniz?” diye sormak; iltifat aramak değil, onay dilenmektir.
evlilik iki kişinin kurduğu bir hayatken, bunu üçüncü kişilerin jüri olduğu bir yarışmaya çevirmek ayrı bir özgüven problemidir.
insan bazen sevdiğini göstermek için değil, korumak için paylaşmaz. bunu anlayamayanlar da ilişkiyi içerik, eşini ise etkileşim materyali sanmaya devam eder.
çünkü sevdiği kadını herkesin önüne çıkarıp “kaç puan verirsiniz?” diye sormak; iltifat aramak değil, onay dilenmektir.
evlilik iki kişinin kurduğu bir hayatken, bunu üçüncü kişilerin jüri olduğu bir yarışmaya çevirmek ayrı bir özgüven problemidir.
insan bazen sevdiğini göstermek için değil, korumak için paylaşmaz. bunu anlayamayanlar da ilişkiyi içerik, eşini ise etkileşim materyali sanmaya devam eder.
insanın başkalarının hayatına bakıp kendi takvimini sorgulamaya başlamasıdır. evlenenleri, çocuk sahibi olanları, kariyer yapanları gördükçe büyür. çoğu zaman gerçeklerden çok kıyaslamadan beslenir.
etrafında insan olmaması değil, içinden geçenleri anlatabileceğin kimsenin olmamasıdır.
çalışmanın, iyi niyetli olmanın ve sabretmenin her zaman ödüllendirilmediğini insana defalarca gösteren durumdur. bazı insanlar maratona yüz metre önden başlar, bazıları ise ayakkabısız koşar.
avustralya karşısında alınan mağlubiyet, skorun ötesinde bir teknik direktör iflasıdır.
montella’nın aylardır bu takıma ne oynattığını anlayan varsa anlatsın.
dünyanın en formda oyuncularından bazılarına sahip olmasına rağmen ortaya çıkan futbol; temposuz, kimliksiz ve plansız.
işin en acı tarafı da mağlubiyet değil.
avustralya’nın kazanmaya çalıştığı, türkiye’nin ise ne yaptığını bilmeden sahada dolaştığı bir maç izlememiz.
bir teknik direktör bazen kötü sonuç alabilir.
ama bir teknik direktör kendi takımının potansiyelini bu kadar aşağı çekiyorsa eleştirilmeyi sonuna kadar hak eder.
montella geldiğinde italyan disiplininden, taktik zekâdan ve sistem futbolundan bahsediliyordu.
gelinen noktada ise milli takımın en belirgin sistemi, topu rakibe verip ne olacağını beklemek.
bu jenerasyon yıllar sonra hatırlandığında, insanların aklına montella’nın başarıları değil; harcadığı fırsatlar gelecek gibi duruyor.
montella’nın aylardır bu takıma ne oynattığını anlayan varsa anlatsın.
dünyanın en formda oyuncularından bazılarına sahip olmasına rağmen ortaya çıkan futbol; temposuz, kimliksiz ve plansız.
işin en acı tarafı da mağlubiyet değil.
avustralya’nın kazanmaya çalıştığı, türkiye’nin ise ne yaptığını bilmeden sahada dolaştığı bir maç izlememiz.
bir teknik direktör bazen kötü sonuç alabilir.
ama bir teknik direktör kendi takımının potansiyelini bu kadar aşağı çekiyorsa eleştirilmeyi sonuna kadar hak eder.
montella geldiğinde italyan disiplininden, taktik zekâdan ve sistem futbolundan bahsediliyordu.
gelinen noktada ise milli takımın en belirgin sistemi, topu rakibe verip ne olacağını beklemek.
bu jenerasyon yıllar sonra hatırlandığında, insanların aklına montella’nın başarıları değil; harcadığı fırsatlar gelecek gibi duruyor.
çocukken özgürlük sanılan şeyin aslında sorumluluk olduğunu anladığın gündür.
bazı insanlarla kavuşamıyorsun.
bazı insanlarla da ayrılmıyorsun.
sadece zaman geçiyor ve ikiniz de birbirinizin hayatında yavaş yavaş bir hatıraya dönüşüyorsunuz.
bazı insanlarla da ayrılmıyorsun.
sadece zaman geçiyor ve ikiniz de birbirinizin hayatında yavaş yavaş bir hatıraya dönüşüyorsunuz.
çoğu zaman başarıya ortak olmak değil, aidiyete sadık kalmaktır.
çünkü bazı takımlar kupa kazandırır, bazıları ise karakter.
çünkü bazı takımlar kupa kazandırır, bazıları ise karakter.
gençken insan doğru kişiyi aradığını zanneder.
yaş aldıkça aslında doğru zamanı aradığını fark eder.
çünkü bazı insanlar yanlış olduğu için değil, geç kaldığı için kaybedilir.
yaş aldıkça aslında doğru zamanı aradığını fark eder.
çünkü bazı insanlar yanlış olduğu için değil, geç kaldığı için kaybedilir.
bazı gruplar müzik yapar, bazıları ise insanın içinde yıllarca dokunamadığı yerlere ses olur.
opeth dinlerken şarkı değil, hatıra dinliyormuş gibi hissetmemin sebebi belki de budur.
opeth dinlerken şarkı değil, hatıra dinliyormuş gibi hissetmemin sebebi belki de budur.