bugün

sevdiği entry'ler

sadece bende mi oluyor denen şeyler

iyi ve güzel kadınlardan özür dileme isteği.

sözlük erkekleri oturarak mı ayakta mı işiyor

bundan bize ne ?

ayakta işemen, yaşaman kadar zararlı değildir eminim.

gece sözlüğe giren erkekten ev erkeği olmaz

özel mesajla fink atan diyen kişi de bana özel mesaj atan kişi, vay amk. yavaş dön harun yetişemiyoruz.

kemal kılıçdaroğlu

görsel

başkanlık sisteminin ilk savunucularındandır.

insanın fikri neyse zikride odur ancak bunu kılıçdaroğlu bu günlerde fazla dizginliyor. sol kesim bu adama çok güveniyor gitmesi gerek herkes bahçeli ye amerikan uşağı diyor ama kılıçdaroğlu eli mendillisi onların.

tarihin en büyük yalanı kurtuluş savaşıdır

ancak 2017 yılında farkedebildiğimiz acı gerçek. tarih bunu da yazdı.

okuduğum sahih kaynaklardan edindiğim bilgilere göre kurtuluş savaşı; evet bir kahramanlık destanı ama bu şan ve zaferle bazı şeylerin üstü örtülmüş.

türk halkına o zaman yapılan eziyetler, hem maddi hem de manevi olarak.

şimdi, eğer savaşı kaybetseydik;

+Düşman ilk iş olarak hilafeti kaldırır, halifeyi yurtdışına sürerdi.
+islam Hukuku kaldırılır, yerine Medeni Kanunu "isviçre'den", Ceza Kanunu "Almanya'dan", Ticaret Kanunu "italya'dan" getirilirdi.
+Ülke tarihini, kültürünü yok etmek ve okuma yazma oranını sıfıra indirmek amacıyla alfabeyi Latin alfabesi ile değiştirirlerdi.
+Düşman, kendi kıyafetlerini ve şapkasını dikta ile halka giydirmeye zorlar hatta giymeyenleri asardı. Bu durumu kabullenemeyen, isyan eden Rize ve Trabzon'u denizden "Hamidiye Zırhlısı" ile bombalatırlardı. Dersim'de isyan eden halkı ise uçakla bomba yağmuruna tutar çoluk, çocuk, kadın demeden binlerce insanı öldürürlerdi.
+Savaşı kaybetseydik düşmanlar, dini eğitim veren kurumları kapatır ve din alimlerini asarlardı. Camileri kapatır veya ahır olarak kullanırlardı. insanların mallarını gasp ederlerdi. Alkol fabrikaları kurulur, fuhuş yasallaştırılırdı. Asırlar boyu istanbul'un sembolü olan Ayasofya'da kapatılırdı.

PEKi SAVAŞ SONRASI 1923 - 1938 ARASINDA NELER OLDU?
+1923’te Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından Türkiye Cumhuriyeti(!) ilan edildi.
+Hilafet kaldırıldı ve Halife yurtdışına sürüldü.
+islam Hukuku kaldırıldı, Medeni Kanun “isviçre'den”, Ceza Kanunu “Almanya'dan”, Ticaret Kanunu “italya'dan” getirildi. Din kavramına ve islami değerlere bağlı kalmamak adına "Laiklik" isimli bir sistem oluşturuldu.
+inkılap diye yutturularak Latin harfleri getirildi. Ülkenin okuma yazma oranı 1 günde % 0’a düşürüldü. Osmanlı kütüphaneleri ve arşivleri Bulgarlara satıldı. Kıyafet inkılabı ! ile halka şapka giyme mecburiyeti dikta edildi ve giymeyenler asıldı. isyan eden Rize ve Trabzon denizden "Hamidiye Zırhlısı" ile bombalandı. Dersim'de isyan eden halk Sabiha Gökçen'in kullandığı uçakla bomba yağmuruna tutuldu, çoluk cocuk kadın demeden tam 40.000 insan öldürüldü.
+Dini eğitim veren kurumlar kapatıldı. Alim olarak tanınan din bilginleri asıldı. Binlerce cami kapatıldı, arazisi satıldı bazıları ise ahır olarak kullanıldı. istanbul'un sembolü Ayasofya ise Atatürk'ün imzası ile "Müze" oldu. Evlerde bulunan Kur'an lar “silahlı Türk askerleri” tarafından baskınlar yapılarak toplatıldı ve imha edildi. Ezan Türkçeleştirildi.
+Zaten fakirlikten ve açlıktan nefesi kokan Türk Halkından "Varlık Vergisi" adı altında varlıklarının yarısı toplandı (gasp edildi) ve o vergiler ile Bira fabrikası kuruldu. Genelevlere ruhsat verilerek içişleri bakanlığına bağlandı ve fuhuş meşrulaştırıldı, yasallaştırıldı.
+Seçilmiş birkaç yahudi ailesi ve Haim Nahum'un oğlu olan Koç, Osmanlı bankasından "çalınan" altınlar ile anormal derecede zenginleştirilerek medya ve ticaretin her sektöründe holdingleşerek ülke yönetiminde 1. derecede söz sahibi olan görünmeyen kuvvet oldu. Günümüzdeki serveti, ülkede yaşayan diğer 65 milyon insanın toplam servetine denk! Bu yüzden her 10 kasım'da gazetelerde Koç Holding'in tam sayfa ilanı yer alır. "Olmasaydın olmazdık" der Koç...

eh pekte büyük bi fark yokmuş sanki.

güzel oyun.

aşk denilen şey

--spoiler--
Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız
terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya
başlıyorsa.
Bu aşk değil HOŞLANMAKTIR

Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak
sarılmak istiyorsanız
Bu aşk değil ARZULAMAKTIR.

Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız
Bu aşk değil YALNIZLIKTIR

Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız
Bu aşk değil SADAKATTIR.

Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız
Bu aşk değil KENDiNE GÜVENSiZLiKTiR

Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız<br>
Bu aşk değil ACIMAKTIR.

Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız
Bu aşk değil ARKADAŞLIKTIR.

Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi
söylüyorsanız
Bu aşk değil KOCA BiR YALANDIR.

Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda
edebiliyorsanız
Bu aşk değil YARDIMSEVERLiKTiR.

O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa
işte bu AŞKTIR.

Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan
bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız
işte bu AŞKTIR.

O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız
işte bu AŞKTIR.

Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık
duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız
işte bu AŞKTIR.

--spoiler--

ne büyük ülkeyiz ki

işsizlerimiz yüksek lisanslı.
© copyright 2005 - 2026