bugün
- damarsız tüysüz manisa yaprağı14
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi20
- tutmayan başlık açma rehberi6
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sırrı süreyya önder28
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- askerlik anıları5
- elinin içine hapşıran insan5
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması3
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- avokadonun turkçesinin taşak olması2
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- silver ile evlenecek erkek53
- az veren candan cok veren maldan5
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç tayfa6
- göz rengi değiştirme ameliyatı2
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- sözlükteki linç kültürü12
- deccaliyet çağı6
- dün gece ne oldu12
- herkesin kendini zeki sanması4
- uykusuzluk2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- büyük boy çilekli milkshake 85 tl2
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- arap eli öpmek dudak karartmaz3
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- popüler olanı eleştiren ezik entel2
- sarapci koala59
- ad hominem icat oldu mertlik bozuldu2
- alman turistlere turist rehberliği4
- sedef hastalığı4
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- insan olmaya çeyrek kala8
- güne bir şarkı bırak3
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- supernatural3
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- gocu35
entry'ler (645)
buraya ilk adım atmamdan itibaren 10 yıla yakın zaman geçmiş sözlük. (27.03.2013)
hayatımda yaşadığım yer dışında pekte değişen bir şey olmadı. o zamanlarda da içimde boşluk, tutunamama hissi vardı. şimdi de. bu süre içinde ne beklediğim insanlar geldi ne de hayallerim gerçekleşti. kaybettiğim insanlar oldu hatta, hala çok özlediğim. 9 yıllık ilişkimi bitirmem de kendime vurduğum son darbe oldu sanırım. yaklaşık 2 ay oldu. ben bitirdim. istemedim daha fazla devam etmesini. daha fazla yalan ve güvensizlik hissi yaşamak istemedim. ilk bitirdiğimizde iyiydim. hatta -umarım başka birini bulur, çok daha mutlu olursun derken- içimde, tek bir kıpırdanma olmadı. konuşalım, görüşelim tekrar -lütfen- derken, sesini bile duymaya tahammül edemedim. oysa şu an en çok özlediğim o sesi oldu. keşke silmeseydim her şeyi. en azından sesini bir yerlerden bulur; tekrar tekrar dinler, fotoğraflarımıza -anılarımıza- bakardım. belki böylesi daha iyidir diye avutuyorum kendimi ama keşke demekten de öteye geçemiyorum. belki o içimdeki -bitsin artık dayanamıyorum hissi- geri gelirdi. en iyisi her şeyi silmemekmiş sanırım.
ona geri dönmeyi veya ona çok kötü durumda olduğumu bir şekilde iletmek istemiyorum. ama hala devam etmekte zorlanıyorum. boş attığım her adımda, kendimle kaldığım her vakit, aklıma geliyor. yaşanmışlıklar, kırgınlıklarım ve kırdığım konular.
başka birini bulmuş olduğunu da öğrendim bu 2 aylık süreçte. öğrenmem üzerinden 20 gün geçti ama o ilk öğrendiğim anda ki his hala taze ve devam ediyor. geçmedi. kendi yoluna bakmış. ben bakamadım ve hala bakamıyorum. denedim de. olmadı. içimdeki bu his ne zaman geçer bilmiyorum ama alkol bunu geçirmeye yetmiyor. ilaç belki.
bu arada kariyerim ve çalışma hayatım desen iyi gidiyor. onunla bitirmemizin yan etkilerinden olsa gerek, yeni yıla girerken bir terfii daha aldım. ona ayırdığım her vakti yaptığım işe verince, birden diğer arkadaşlar arasından sıyrıldım sanırım. onun hayatımdan çıkmasıyla kaba saba diyebileceğim, insanları kırıcı konuşmalarım da düzeldi diyebilirim. artık sürekli sinirlilik, ondan kaynaklı gerginlikte hissetmiyorum. kendim hissetmediğim için de başkalarına yansıtma durumum olmuyor. beni görünce acaba şimdi nerden giydirecek deyip kaçan insanlar, artık yüzüme gülmeye, kendileri gelip benimle konuşmaya başladı. şimdiye kadar ısınamadığım insanlara içim ısındı.
ne olur, hayat benim karşıma neler çıkartır bundan sonra bilmiyorum ama, içimde hala yer alan bu his, beni yok etmeden kurtulmalıyım. kurtulduğum zaman da yazarım yine. kurtulamamışsam da zaten artık buralarda yokum demektir.
hayatımda yaşadığım yer dışında pekte değişen bir şey olmadı. o zamanlarda da içimde boşluk, tutunamama hissi vardı. şimdi de. bu süre içinde ne beklediğim insanlar geldi ne de hayallerim gerçekleşti. kaybettiğim insanlar oldu hatta, hala çok özlediğim. 9 yıllık ilişkimi bitirmem de kendime vurduğum son darbe oldu sanırım. yaklaşık 2 ay oldu. ben bitirdim. istemedim daha fazla devam etmesini. daha fazla yalan ve güvensizlik hissi yaşamak istemedim. ilk bitirdiğimizde iyiydim. hatta -umarım başka birini bulur, çok daha mutlu olursun derken- içimde, tek bir kıpırdanma olmadı. konuşalım, görüşelim tekrar -lütfen- derken, sesini bile duymaya tahammül edemedim. oysa şu an en çok özlediğim o sesi oldu. keşke silmeseydim her şeyi. en azından sesini bir yerlerden bulur; tekrar tekrar dinler, fotoğraflarımıza -anılarımıza- bakardım. belki böylesi daha iyidir diye avutuyorum kendimi ama keşke demekten de öteye geçemiyorum. belki o içimdeki -bitsin artık dayanamıyorum hissi- geri gelirdi. en iyisi her şeyi silmemekmiş sanırım.
ona geri dönmeyi veya ona çok kötü durumda olduğumu bir şekilde iletmek istemiyorum. ama hala devam etmekte zorlanıyorum. boş attığım her adımda, kendimle kaldığım her vakit, aklıma geliyor. yaşanmışlıklar, kırgınlıklarım ve kırdığım konular.
başka birini bulmuş olduğunu da öğrendim bu 2 aylık süreçte. öğrenmem üzerinden 20 gün geçti ama o ilk öğrendiğim anda ki his hala taze ve devam ediyor. geçmedi. kendi yoluna bakmış. ben bakamadım ve hala bakamıyorum. denedim de. olmadı. içimdeki bu his ne zaman geçer bilmiyorum ama alkol bunu geçirmeye yetmiyor. ilaç belki.
bu arada kariyerim ve çalışma hayatım desen iyi gidiyor. onunla bitirmemizin yan etkilerinden olsa gerek, yeni yıla girerken bir terfii daha aldım. ona ayırdığım her vakti yaptığım işe verince, birden diğer arkadaşlar arasından sıyrıldım sanırım. onun hayatımdan çıkmasıyla kaba saba diyebileceğim, insanları kırıcı konuşmalarım da düzeldi diyebilirim. artık sürekli sinirlilik, ondan kaynaklı gerginlikte hissetmiyorum. kendim hissetmediğim için de başkalarına yansıtma durumum olmuyor. beni görünce acaba şimdi nerden giydirecek deyip kaçan insanlar, artık yüzüme gülmeye, kendileri gelip benimle konuşmaya başladı. şimdiye kadar ısınamadığım insanlara içim ısındı.
ne olur, hayat benim karşıma neler çıkartır bundan sonra bilmiyorum ama, içimde hala yer alan bu his, beni yok etmeden kurtulmalıyım. kurtulduğum zaman da yazarım yine. kurtulamamışsam da zaten artık buralarda yokum demektir.
sesi ve mizahı.
cataract.
yetmez.
6 ay çalışıp, yiyip içmesen, kira ödemeyip bankta yatsan dahi bir katarakt ameliyatı olamayacağın maaştır.
6 ay çalışıp, yiyip içmesen, kira ödemeyip bankta yatsan dahi bir katarakt ameliyatı olamayacağın maaştır.
olmaya korktuğum ameliyat.
25 li yaşlarda bunun ameliyatını olan veya olmuş olanı tanıyan birileri varsa mesajlarsa beni çok mutlu olurum.
not: kataraktımın doğuştan olmadığını, sonradan oluştuğunu biliyorum. sarı nokta hastalığım da göz tansiyonum da yokmuş. şeker hastası da değilim. retinam da uygunmuş. bunları bilerek yazarsa birileri sevinirim. bilmem x yakınım oldu da kör oldu gibisinden mesajlar atmayın, zaten korkuyorum, daha da şaapmayın.
25 li yaşlarda bunun ameliyatını olan veya olmuş olanı tanıyan birileri varsa mesajlarsa beni çok mutlu olurum.
not: kataraktımın doğuştan olmadığını, sonradan oluştuğunu biliyorum. sarı nokta hastalığım da göz tansiyonum da yokmuş. şeker hastası da değilim. retinam da uygunmuş. bunları bilerek yazarsa birileri sevinirim. bilmem x yakınım oldu da kör oldu gibisinden mesajlar atmayın, zaten korkuyorum, daha da şaapmayın.
hatalı olan genellemeler değil, genellenen şeyin yüzde yüz doğru olduğunun sanılmasıdır.
susuz kalan yazar beyanıdır. hanimiş oğluma bi izotonik.
boya yapmaktır.
çok marjinalsiniz ya mınakoyim.
çok marjinalsiniz ya mınakoyim.
ayça'nın oturum açıp, fenomen olduğu zirvedir.
körpe günaydın.
körpe iyi akşamlar.
körpe ne zaman yemeğe çıkacaz?
körpe kahve getireyim mi?
gibi körpeyle başlayan her söz. bu kadar itici, mide bulandıran bir kelime olamaz anasını satiim.
körpe iyi akşamlar.
körpe ne zaman yemeğe çıkacaz?
körpe kahve getireyim mi?
gibi körpeyle başlayan her söz. bu kadar itici, mide bulandıran bir kelime olamaz anasını satiim.
şimdiiii, söyle güzel bir rakı sofrası düşünürsek endüstri mühendisliği anca mezedir, mezeleri hazırlayandır. mesela havuçları ince ince doğrar, tüm havuçlara yetecek kadar yağı tavaya damla damla döker, ocağı gerektiği kadar açıp havuçları tam piştiği anda tavadan alarak kararında bir mayonezle masaya serviste komilik edendir. malum garson olanlar işletmecilerdir.
ama gelelim makine mühendisliğine, rakı masasını kuran, insanları etrafında toplayan, fazla kaçırınca rahatsızlık veren, adabına uygun içilmesi gereken masadaki sek rakıdır. patron kişisinin kafası attığında, mali durumu krize girdiğinde önce masadaki mezeleri temizlemekle başlar kendini sakinleştirmeye. bu durum daha da ciddileştiğinde, rakı sofrasını devam ettirmek adına sadece sek rakıyla da yetinebilir. ama ne zaman ki sofradan rakıyı kaldırır, adına rakı sofrası denilmemeye başlanırsa buna iflas etmek, yana yatıp çamura batmak denir.
kısacası makine mühendisi bir işletmenin demirbaş unsurlarından bir tanesidir. fakat patronun kıçına, cüzdanına keyif katmak uğruna işçiyi, mühendisi sömüren, tabirle sinekten yağ çıkarmaya çalışan, temel mühendislik derslerini arka sıradan izleyip, kendini mühendisim zannederek her şeyi çok iyi bildiğini sanan, işletmede elleri cebinde dolaşan tipler, genelde endüstri mühendisleridir. yine de ne olursa olsun bir rakı sofrası düşünüldüğünde rakının keyifli içilmesi, mideyi rahatsız etmemesi açısından sofradaki mezenin bolca rakıya eşliği görgüdür, bir zenginlik unsurudur.
ama gelelim makine mühendisliğine, rakı masasını kuran, insanları etrafında toplayan, fazla kaçırınca rahatsızlık veren, adabına uygun içilmesi gereken masadaki sek rakıdır. patron kişisinin kafası attığında, mali durumu krize girdiğinde önce masadaki mezeleri temizlemekle başlar kendini sakinleştirmeye. bu durum daha da ciddileştiğinde, rakı sofrasını devam ettirmek adına sadece sek rakıyla da yetinebilir. ama ne zaman ki sofradan rakıyı kaldırır, adına rakı sofrası denilmemeye başlanırsa buna iflas etmek, yana yatıp çamura batmak denir.
kısacası makine mühendisi bir işletmenin demirbaş unsurlarından bir tanesidir. fakat patronun kıçına, cüzdanına keyif katmak uğruna işçiyi, mühendisi sömüren, tabirle sinekten yağ çıkarmaya çalışan, temel mühendislik derslerini arka sıradan izleyip, kendini mühendisim zannederek her şeyi çok iyi bildiğini sanan, işletmede elleri cebinde dolaşan tipler, genelde endüstri mühendisleridir. yine de ne olursa olsun bir rakı sofrası düşünüldüğünde rakının keyifli içilmesi, mideyi rahatsız etmemesi açısından sofradaki mezenin bolca rakıya eşliği görgüdür, bir zenginlik unsurudur.
köyün çapkın delikanlısından çıkarılan dersten ötürü korkulan gerçektir.
https://www.youtube.com/watch?v=gUDbzvRtGAg
https://www.youtube.com/watch?v=gUDbzvRtGAg
bebiş.
bebişler.
daha fazla bebiş.
çok daha fazla bebiş.
bebişler.
daha fazla bebiş.
çok daha fazla bebiş.
heralde lan.
elinde salladığı tesbihin taşları gibi yuvarlacıcıkın olmamalıdır.
elinde salladığı tesbihin taşları gibi yuvarlacıcıkın olmamalıdır.
beygir aydamak.