bugün
- migros'a sorulacak tek soru9
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması10
- livakovic'in barcelona transferi5
- kliniğe gittim klinikten geldim2
- ikinci entrynin başlık üzerindeki muazzam etkisi2
- fenerbahçe biraz sert biraz katı12
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı6
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni5
- adnan menderes'in yıktırdığı tarihi eserler3
- genelev3
- osuruktan şiirler58
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- abdullah öcalan13
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi2
- yazarlara gelen son mesaj3
- babo dünyayı düzdün doymadın4
- bik bik kız kaçırdı9
- yasakçı zihniyet15
- dincinin içinde yaşadığı hasta hayal dünyası3
- ekşi sözlük21
- alparslan kuytul13
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi3
- victor osimhen11
- tarhana çorbası7
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- ona bir şey söyle5
- kredi kartı2
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- yılmaz güney filmleri6
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- ismail kartal16
- yıllık izin3
- avanosun nevşehirde olması5
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- yılmaz güney büyüklüğü4
- bir uykusuz eleman var uyuyamıyor geceleri2
- bugün ne yapsam9
- reels izleme bağımlılığı6
- her şeyi hatırlayan insan9
- müsavat dervişoğlu8
- muslettin amca6
- aleksey batrakov19
- felsefe9
- sözlükte kavga olmayan gün2
- astral seyahate çıkış harcı4
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
entry'ler (35)
...hep şaştılar, herkes... bütün hayatım boyunca arkamdan gelen o dedikoduları duydum. nereye girsem sanki birdenbire konuşmaların kesildiğini anladım. ama anlamadıkları şuydu; bazı insanlar hayatlarını kendi istedikleri gibi kurarlar. geri kalanlarsa onların yaptıklarını birbirlerine anlatıp dururlar. ben başkalarının hayatlarını anlatarak ömrümü geçirmek istemedim. varsın başkalarını benim hayatımı anlatsın. (Kürşat Başar'ın başucumda müzik adlı romanından)
sevişmek için gelmiştir, gelme amacı gerçekleşince de gider. sevişmek için geldiğini baştan söylese daha iyi eder, gitmesi de doğal karşılanır.
benim ben. uyumadan önce güzel oluyor da.
kendinden emin bir duruş. her ne kadar basit gibi görünse de çoğu erkekte olmayan birşeydir.
bir kavga, kaza gördüğümde çok heyecanlanıyorum, en ön sırada izlemek istiyorum. vayyy bi olay var, hemen bakmam lazım.
yıllardır yaşadığım için artık bana fenalıklar getiren, bunaltan, uzaklaşılmak istenen şehirdir.
bi etrafa bakınıyım, senden daha iyisini bulamazsam geri dönerim diyen sevgilidir.
üniversitede güzel kadınların ve yakışıklı erkeklerin daha sıklıkla bulunduğu bölüm. ama çok da lazım değil, bitirince bankacı olma ihtimaliniz dışişleri bakanlığına girme ihtimalinizden daha yüksek. muhtemelen uluslararası ilişkilerle alakasız bir kurumda çalışacaksınız. okurken de borçlar hukuku da okuyorsunuz, uluslararası politika da. bi tuhaf yani. ortaya karışık bişey olup çıkıyorsunuz mezun olunca.
salak bir övünme şekli, birlikte olduğu kadın sayısı içine hayat kadınları dahil mi acaba diye insan merak da edebilir. eğer dahilse sağlık açısından sorunlu, aids filan olabilir. insan aids olma ihtimalim yüksek diye övünmez herhalde. veya beni kimse istemiyor, anca üstüne para vererek sevişebiliyorum demek de bir övünme nedeni değil. veya ilişkilerimi sürdüremediğim için çok sayıda sevgili edindim şimdiye kadar diye de bir övünme sebebi hiç duymadım. birlikte olduğum kadınları aldatıyorum diyorsa bu da bir övünç sebebi değil. tek gecelik ilişkileri tercih ediyorum, aşk meşk işleri bana göre değil zırvalarından da bir övünme nedeni çıkmaz. birlikte olduğu kadın sayısının fazla olması, onun kadın ruhundan anlayan, seviştiği kadının orgazm olmasını sağlayan, uzun süre ereksiyon halinde kalabilen, cinsel iktidar açısından güçlü bir erkek olduğunun bir kanıtı da sayılamaz. eee o zaman bu övüncün nedeni ne ola ki?
aşk, bir duygunun peşinden sürüklenmektir. aşk, geride kalan herşeyi teferruat haline getirir, aşk deyince akan sular durur, herşey mümkün hale gelir.
daha işin başında erkeğin eksi puan almasına neden olacak eylemsizlik.
varoluşçu felsefenin önemli isimlerinden. aslında camusu daha çok severim. sartre'in okunması daha zor geliyor bana. sartre dünyanın anlamsızlığı ve yaşamın hiçten ibaret olması gibi temaları işler. dünya insana sunulmuş düzenli bir bütünlük olmadığı gibi, kendisi de ne olduğunu, amacını, neden var olduğunu, ne yapması gerektiğini arar durur. ne belirlenmiş bir amaç, ne bu amaç doğrultusunda yaratıcı bir Tanrı, ne bir inanca bağlı bir değerler bütünü, ne herkes tarafından her dönemde kabul edilebilecek etik ya da moral ilkeler vardır. bu durumda sürekli hareket halinde kendini yapmaya, özünü oluşturmaya mahkum insan, hiçlik karşısında özgürlüğünün farkına varır. insan bu özgürlüğe mahkum olduğunun farkına vardığında, terk edilmişlik ve yalnızlık duygularına kapılır. kendini anlamsız bir dünya içinde bulur. o sırada başkalarını ve bir toplum içinde başkalarıyla yaşadığını fark eder. işte bu başkaları, insanın kendisine çizdiği hayatı ve kendini anlamlandırma yolunda birer engel olarak karşısına çıkar. zamanında sartre ve ötekileştirme üzerine bir paper hazırlamıştım da.
insanların birarada yaşamak istemesinden kaynaklanan sorunları düzenleme, insanları yönetme sanatı. kitleyi idare etmek için yapılanların tümü de denebilir.
ben. dikkat çekmeyi seven kadınların tercih ettiği güzel bir renktir, taşımasını bilmek lazım ama.
bir komünist nasıl zengin bir iş adamına dönüştü adlı hikayenin ortaya çıkmasına neden olan olay. artık o eski o değildir, zengin bir adamdır, zenginlik adamı kapitalist yapar. üstüne bir de fakir geçirdiği yılların hırsı varsa, eyvahlar olsun en acımasız kapitalist olarak karşımıza çıkar.
arada sırada beni anlatan bir nitelendirme. karmaşık olma, herşeyin birbirine girmesi, kördüğüm olma hali. bir çeşit dağınıklık hali de olabilir.
bütün genellemeler gibi bu da yanlıştır. bu biraz karakter meselesi, biraz da ilişkinin süresi, sevginin yoğunluğuyla ilgili bişey. bi de yaşla da ilgisi var tabi. 20 yaşında aşk acısı başka türlüdür, 35 yaşında farklı. eğer karamsar depresif bir tipseniz daha çok acı çekerseniz, yok daha iyimser, gamsız bir tipseniz daha kolay atlatırsınız. 5 yıllık ilişkiye çok üzülünür ama 3 aylık ilişkiye o da ilişki mi diye bakılabilir. bisürü etken var yani.
dolmuş henüz durmadan atlamak suretiyle inmek, markette aldığın ürünleri hiç alakası olmayan başka raflara koymak, düzenini bozmak kısaca. araba kullanırken, aşırı yağmur sonucu oluşmuş gölümsü su birikintisinin içine hızla dalmak.
günlük tutmak, ne hissettiğini görmeni sağlayabilir, insan yazdıkça açılır, açıldıkça çözülür. kafan karışıksa hele çok iyi gelir. bir süredir yazıyorum, ne yapıp ettiğimi değil, ne hissettiğimi, neyi neden yaptığımı çok faydasını gördüm. tavsiye ederim.
erkeğin cinsel açıdan yetersiz olması, çabuk boşalması, tecrübesiz olması. iyi sevişiyor olsa bile duygusal açıdan kadını yeteri kadar coşturamaması, sevgiyi taze tutacak şeyler yapmaması, kısaca ayrılmayı gerektirecek nedenlerle aynı. zaten önce aldatırsın, sonra ayrılırsın.