bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye34
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması40
- recep tayyip erdoğan27
- sibel kekilli6
- vexillarius the slayer4
- dünyanın en kısa fıkralarından biri5
- leonidas5
- akp denince akla ilk gelenler7
- cumhurbaşkanı olacak olmam3
- sizde hiç utanma yok mu4
- fiziği güzel sözlük kızları47
- yeni uyanmış kadın güzelliği12
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- simko314
- ups boobs'un yeni nicki7
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması3
- ibne11
- kadın ayağı vs memesi6
- fetö de kandırılmış ekonomi dış güçler2
- bir akp liyi ciddiye almak3
- apoya villa2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- elma yiyen erkek3
- adalet sağlanana kadar sözlükte yazmamak2
- türkler balık hafızalıdır5
- arap aksanı7
- süresiz nafaka8
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- nervio13
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- cemal enginyurt3
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- seviştikten sonra teşekkür etmekk11
- paralar gettiii3
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- ispanya da maricarmen isyanı5
- baklavalık yufka ile börek yapmak3
- hoca fetişizmi2
- memeleri kafam kadar kız21
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- kemal kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olması3
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı3
- başkanlık sistemi4
- memeye ilgi duyan kadın3
- fatma betül sayan kaya58
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- iş yerinde sinir krizi geçirmek3
- hata yapmaya hakkımız yok mu2
entry'ler (60)
gecenin bir vakti shake it baby adlı şarkılarıyla odamın şeklini değiştiren bir güzel müzik grubudur. aynı zamanda step into the gallery adlarında güzel bir video klipleri de mevcut.
http://www.dailymotion.co...one-step-into-the-gallery
http://www.dailymotion.co...one-step-into-the-gallery
eski bir commodore 64 oyunu hafızam beni yanıltmıyorsa...
1945'te doğdu ve çocukluğu Nancy'de geçti. On beş yaşında müzikle tanıştı ve arkasından bir rock grubu kurdu. Daha sonra bir sinema okuluna girdi. istediği gibi bir filmi ancak kırklı yaşlarında çekebileceğine kanaat getirince, "şimdi yazmalıyım," dedi. ilk kitabını 1971'de çıkardı ve aynı yıllarda ilk plağını yaptıktan sonra, sürekli bir kitap bir plak dengesini korumaya çalıştı. Şu ana kadar 11 albümü ve on üç kitabı olan ve yazar olarak adını asıl 1983'te Océans adlı kitabında Foucault tarafından övülmesiyle duyuran Yves Simon, uzun zamandır ağırlıklı olarak edebiyatla uğraşıyor. 1991 Eylül ayında yayınladığı Duygu Sapması (La Dérive des sentiments), ertesi yılın haziran ayına dek, 500 bini aşan satışıyla tam 40 hafta en iyi satan kitaplar arasında yer aldı ve yazarına 1991 Médicis Ödülü'nü kazandırdı. Yves Simon'un başlıca yapıtları şunlardır:
Les jours en couleurs (1971)
L'homme arc-en-ciel (1971)
Transit-express (1975)
L'amour dans l'âme (1975)
Océans (1983)
Le voyageur magnifique (1987)
(1988 Libraires Ödülü)
Jour ardinaires (1988)
Le Prochain amour (1996)
Un instant de bonheur (1997)
Le souffle du monde (2000)
(Yukarıdaki bilgiler kitabın iç kapağından alınmıştır)
Yazarın bir kaç kitabı türkçemize Saadet Özen'in çevirisiyle Everest yayınları sayesinde kazandırıldı.
Yazar hakkında daha fazla bilgi için yazarın kişisel web sitesi incelenebilir:
http://www.yves-simon.com/
Les jours en couleurs (1971)
L'homme arc-en-ciel (1971)
Transit-express (1975)
L'amour dans l'âme (1975)
Océans (1983)
Le voyageur magnifique (1987)
(1988 Libraires Ödülü)
Jour ardinaires (1988)
Le Prochain amour (1996)
Un instant de bonheur (1997)
Le souffle du monde (2000)
(Yukarıdaki bilgiler kitabın iç kapağından alınmıştır)
Yazarın bir kaç kitabı türkçemize Saadet Özen'in çevirisiyle Everest yayınları sayesinde kazandırıldı.
Yazar hakkında daha fazla bilgi için yazarın kişisel web sitesi incelenebilir:
http://www.yves-simon.com/
latince "Işık olsun" anlamında. gün doğmadan neler doğar anlamına da gelir.
hımm. zor bir konu, uzunluk. şimdi içerik iyiyse ve sararsa o yazı ne kadar uzun olursa olsun kesinlikle okunur. ama bu söylem biraz alaycı bir söylem. bir de okuyucu ve yazar kitlesinin karakter özellikleri var tabii işin içinde. mesela ben bu başlığı biraz saldırgan biraz kendini sorgulayan ve de boş bir başlık olmadığını düşündüğüm için doldurma yanlısıyım. şimdi gene de sözlüğün değişiken bir mizah anlayışı var ve "genel" izleyici ve okuyucu sıkkınsa cıvıtıyor, ciddisiyle yoğunlaşıyor. her yoğunlaşma da arada sırada kesinlikle biraz dökülmek ve rahatlamak ister. giden gider, kalan sağlar bizimdir. popülerite bir yer kadar, andy warhol kullakları çınlasın, iyi bir toplum analizcisiymiş, ki o sadece günümüz sanatının bayatlığından o kadar saldırgandı. sözlük bazen abuk, bazen dibine kadar dolu oluyor. bir doldur bir boşalt. benim üşen-genclik durumun, kendimi sorgularsam. yazı beni sarmazsa ben de ona sarmam durumu. ama banal bir üşen-gençlik "ulan yazı çok uzun, höyt" ben ona dokunmam abi" durumu değil.
1998 yılında Montreal'de kurulmuş kanadalı indie rock grubu. vokalde ve gitarda Louis-Jean Cormier, klavyede François Lafontaine, bass gitarda Martin Lamontagne, perküsyonda Julien Sagot ve davukda Stéphane Bergeron vardır. Ayrıca
le pensionnat des établis,
les tremblements s’immobilisent,
le volume du vent
adında üç albümü bulunmaktadır.
La fuite / Kaçış adındaki şarkıları
https://www.youtube.com/watch?v=9KkIME96nUE&NR=1 linkinde izlenebilir.
le pensionnat des établis,
les tremblements s’immobilisent,
le volume du vent
adında üç albümü bulunmaktadır.
La fuite / Kaçış adındaki şarkıları
https://www.youtube.com/watch?v=9KkIME96nUE&NR=1 linkinde izlenebilir.
kitabın 325. sayfasının bir yerlerinde, yazarın "bilmek her zaman engelleyebilme imkanı sağlamaz; ama hiç değilse bildiğimiz şeyleri, avucumuzun içinde tutamasak da zihnimizde kullanıma hazır bulundururuz ve bu da bize, üzerlerinde hakimiyet kurduğumuz yanılgısını yaşatar." diyerek bir anlığına durup tavana baktırdığı romanı.
kalbimin durduğu an diye de çevrilebilir ve yanlış hatırlamıyorsam filmin ismi aynı zamanda fransızca bir deyimdir. film aldığı bütün ödüllerin hakkını verir. içindeki öfkeyi bastıramayan piyanistimizin sigarayı bırakması bir hayli zor olmuştur. filmin kapanış sahnesi olağanüstü bir karakter psikanalizidir.
deneyim için https://www.youtube.com/watch?v=LtKZso_wFZ4 linkine bakılabilir.
deneyim için https://www.youtube.com/watch?v=LtKZso_wFZ4 linkine bakılabilir.
aldous huxley, halüsinojen mantarlar ve benzerleriyle olan deneyimlerini algı kapıları adlı kitabında dile getirir. bir çok devlet tarafından "vatandaşlarını gerçeklerden uzaklaştırdığı için" yasalarınca yasaktır. ironik bir durum tabi.
yaygın haliyle, insanların gecenin bir yarısı ondan geriye kadar sayıp matematik bilgilerini sınadıkları ve bir takım fiziksel eylemlere aynı anda giriştikleri dışarıdan gözlemlendiğinde eğlenceli gibi gözükse de oldukça melodramik bir andır.
oldukça bireyseldir bu da onu en sağlam ideoloji yapar.
"Foutaises" adındaki kısa filmini ilgiyle izlemişimdir.
deneyim için http://www.youtube.com/watch?v=jDnVcLdu1C8 linkinden izlenebilir.
deneyim için http://www.youtube.com/watch?v=jDnVcLdu1C8 linkinden izlenebilir.
bir nevi yeni-sömürgecilerdir.
geçiniz.
j'étais là adlı şarkısını beğendiğim fransız kadın şarkıcı.
deneyim için http://www.youtube.com/wa...btWCg&feature=channel linkine baklabilir.
deneyim için http://www.youtube.com/wa...btWCg&feature=channel linkine baklabilir.
efes antiklerinde dolaşıp, bir şey içip, kitap okuyup, chat yapıp, turistlerin deve aramasına gülümseyip, denize girmek için bir dolmuşa ya da bir arabaya otostop yapılıp ulaşılan sahil beldesi. varyasyonları mevcuttur.
insanların ona anlattıklarında bir gerçeklik bulamamış, 21.yüzyılın tuhaf soğukluğuna aldırış etmeden kitapları yatağının kenarına dizmiş, arada sırada karşısındaki koltukta oturuna bakan, bari onun gerçekliği tutsun der gibi sayfaları çeviren zattır. bir nevi yaşama karşı kumar oynamaktan vazgeçmeyen ama asla bir don kişot olmayan yüzyılımızın kahramanıdır. dünya onun pek umrunda olmayacaktır, o da bunun farkındadır.
bir insanın dünyadan kurtulabilmesi için saniyede 11.2km'nin şart koşulduğu evrensel yasadır.
kelebekleri öldürdüğünde, bir kaç kelimeyle dünyayı anlatamazsın.
Philippe Djian adlı yazarın 213. sayfada "bir insanı yazmaya iten şey, yazmamanın daha da korkunç bir şey olmasıdır." demesiyle bende dünya ile bağlantıları koparan romanı.