bugün
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- sandalye8
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- en gıcık olunan insan davranışı4
- pandela 319
- velvet48
- yapsam yaptım derim3
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- aleyna tilki5
- dimes'in 2026 yılında murat 124 hediye etmesi2
- kürt hareketinin devşirme olması15
- sikişirken hüzünlenmek4
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- brokoli3
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- fondöten sürmek3
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- xiaomi redmi a32
- ciguli kral16
- samsung3
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- sokuk yazarlar3
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- amedspor12
- elektriği ödeyen adam7
- ümraniye de erkeğin iffetiyle oynayan kadın2
- mony tontana11
- memduh bashgan9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- bik bik kaç yaşında10
- ahtapot yemek9
- yürüyüş flörtü9
- deniz göktaş34
- 2026 dünya kupası33
- taksim delisi cenk4
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- evde kalmış kız kurusu7
- m r e r e c t o4
- scary movie 63
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- sözlükte kavga olacak hissi5
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- sikmek icin entry ni beğendi6
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- kanada8
entry'ler (579)
kadın genel olarak biriyle temas kurunca yani bu bir flört buluşmasıysa bile gözetilmek istiyor.
Maddi vericilik tek değil tabiki ama önemli göstergelerinden biri.
Ekonomik olarak erkeğin kadından güçsüz olduğu ilişki modeli bence sağlıklı da yürümüyor.
Kadınlar parayı sever gibi bir yerden değil de erkeğin egosunu da çok sarsan bir yerde olduğu için oralarda bir denge bozuluyor.
Hayattır, her zaman inişler çıkışlar vardır. ama genele yayarsak maddi meselelerde "tamam, ben hallederim" diyen bir erkeğin kadına verdiği güven de çok başka bir şeydir.
Maddi vericilik tek değil tabiki ama önemli göstergelerinden biri.
Ekonomik olarak erkeğin kadından güçsüz olduğu ilişki modeli bence sağlıklı da yürümüyor.
Kadınlar parayı sever gibi bir yerden değil de erkeğin egosunu da çok sarsan bir yerde olduğu için oralarda bir denge bozuluyor.
Hayattır, her zaman inişler çıkışlar vardır. ama genele yayarsak maddi meselelerde "tamam, ben hallederim" diyen bir erkeğin kadına verdiği güven de çok başka bir şeydir.
şimdi yukarılara bakıyorum: işte kadın erkek eşitliğini değil de kadınların üstünlüğü savunuyorlar ucubeler şöyle yaratıklar vs.
şu an her kavramın işi zaten boşaltıldı, onu geçtim de....
ben feminist değilim, ama ne zaman kadınlar da bu ülkede çok zorbalığa maruz kalıyorlar desem hobaaaa feminist feminist konuşma oluyor.
bu dünyada kadınlar çocuk doğururken ölmüş ölmüş, orta çağda cadı diye yakılmış, birilerine mal diye hediye hedilmiş, başını açtı diye hala taşlananalar, tecacüz edilenler, öldürülenler...
He şimdi siz diyorsunuz ki batıdaki kadın özgür. istediği gibi giyinip geziyor seks hayatını yaşıyor, iş hayatında da var oluyor sonra da feministlik kasıyor. O iş hiç öyle değil canım ya.
Bir de mesela şey var: islamda erkek kadınını koruyacakmış. Kadın narinmiş. Korunmaya muhtaçmış.
Korunma gereksinimini kabul ediyorum mesela. Bence de evet bir eril güce ihtiyacımız oluyor.
Ama o erkekler nerede ya?
Bana sadece oturdukları yerden her hoşuna gitmeyen tepkide bir hak arayışında yaaa sen de feminist feminist konuşma diyen tipler gibi geliyor.
Ben feminist değilim. Asla aynı olduğumuzu da düşünmüyorum.
Ama her kadın savunuculuğunda çok pis bir şeymiş gibi feministlikle itham edilmenin de çok hastalıklı bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum.
şu an her kavramın işi zaten boşaltıldı, onu geçtim de....
ben feminist değilim, ama ne zaman kadınlar da bu ülkede çok zorbalığa maruz kalıyorlar desem hobaaaa feminist feminist konuşma oluyor.
bu dünyada kadınlar çocuk doğururken ölmüş ölmüş, orta çağda cadı diye yakılmış, birilerine mal diye hediye hedilmiş, başını açtı diye hala taşlananalar, tecacüz edilenler, öldürülenler...
He şimdi siz diyorsunuz ki batıdaki kadın özgür. istediği gibi giyinip geziyor seks hayatını yaşıyor, iş hayatında da var oluyor sonra da feministlik kasıyor. O iş hiç öyle değil canım ya.
Bir de mesela şey var: islamda erkek kadınını koruyacakmış. Kadın narinmiş. Korunmaya muhtaçmış.
Korunma gereksinimini kabul ediyorum mesela. Bence de evet bir eril güce ihtiyacımız oluyor.
Ama o erkekler nerede ya?
Bana sadece oturdukları yerden her hoşuna gitmeyen tepkide bir hak arayışında yaaa sen de feminist feminist konuşma diyen tipler gibi geliyor.
Ben feminist değilim. Asla aynı olduğumuzu da düşünmüyorum.
Ama her kadın savunuculuğunda çok pis bir şeymiş gibi feministlikle itham edilmenin de çok hastalıklı bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum.
evde vakit geçirdiğin zamana göre ihtiyaç duygukların değişiyor.
ama en önce yatak, çamaşır makinesi ve sıcak su.
ama en önce yatak, çamaşır makinesi ve sıcak su.
Şeyma Subaşının zengin sevgili bulması değil de fakir bir sevgili bulması haber niteliğinde olur bence.
darısı diğer tüm kadınların başına.
bazıları moda diye yapışır, bazıları moda diye uzaklaşır.
bu dünya ve taksi ücretleri çok farklı bir yere gidiyor.
mecburi yürüyüş spor.
mecburi yürüyüş spor.
bugün konumuz "tatil"
ihtiyacımız olup olmamasından bağımsız bize sosyal medyanın ve çevrenin pompaladığı bir tatile git baskısı vardır ve genelde tatil deniz kum şezlong sahilde rakı içmeli olarak yazın yapılır.
ve bu baskı tatile gidemeyen kişilerde yaz anksiyetesi yaratır. buyrunuz bir anksiyete daha.
ya da kış tatili vardır ki onda da kayağa gitmelisindir.
burada önemli olan; tüm dış etkenlerden bağımsız işten izin aldığımız o kısıtlı sürede her gün kafamızı mesgul eden şeylerden uzaklaştırıp bize neyin iyi geleceğidir.
ve bu yeryüzünde tek bir tip insan olmadığından herkes için çeşitlilik gösterecektir ama biz bu konuda da tek yumurta ikizi gibi davranmaya devam etmekteyizdir.
bunun yanından tatilden çok şey bekleriz.
sanki tatil bizi yenileyecektir ve biz dimdinç, yüzümüz ışıldar bir şekilde döneceğizdir.
Böyle olmuyorsa bir problemdir.
Bakın tatilden kişiye söylenen cümlelere;
tatil sana yaramış, parlıyorsun.
çok canlı, enerjik gözüküyorsun.
eee tatile de gittin iyi gelmedi mi ki?
eee tatile gittin yanmamışsın biraz yansaydın bari tatile gittiğin belli olsaydı haaagag bu da neyse.
neyse...
çok gerçekçi bir yerden tatil bize ne vaad ediyor? bunun üzerine düşünmeli.
ve tatilden beklentilerimizi çok gerçekçi bir yerde tutmalıyız. diye düşünüyorum.
öte yandan da o kadar sınırlı bir zamanımızı ayırıyoruz ki o kadar az ki bu zaman tüm beklentilerimizi o kısacık zamana yüklüyoruz:
dinlenme (uyuyayım, şezlongta yatayım, kitabımı okuyayım)
deneyim (buraya gelmişken şurayı da göreyim, şurdan atlyayaım, şuraya dalayım)
yemek (bunu şehre dönünce bulamam, şunu yiyeyim bunu tadayım)
eğlence ( bir desarj olayım, her zaman böyle fırsat olmuyor (konser, canlı müzik neyse))
az zaman çok beklenti sıkışmışlık hissi = tatil anksiyetesi
ihtiyacımız olup olmamasından bağımsız bize sosyal medyanın ve çevrenin pompaladığı bir tatile git baskısı vardır ve genelde tatil deniz kum şezlong sahilde rakı içmeli olarak yazın yapılır.
ve bu baskı tatile gidemeyen kişilerde yaz anksiyetesi yaratır. buyrunuz bir anksiyete daha.
ya da kış tatili vardır ki onda da kayağa gitmelisindir.
burada önemli olan; tüm dış etkenlerden bağımsız işten izin aldığımız o kısıtlı sürede her gün kafamızı mesgul eden şeylerden uzaklaştırıp bize neyin iyi geleceğidir.
ve bu yeryüzünde tek bir tip insan olmadığından herkes için çeşitlilik gösterecektir ama biz bu konuda da tek yumurta ikizi gibi davranmaya devam etmekteyizdir.
bunun yanından tatilden çok şey bekleriz.
sanki tatil bizi yenileyecektir ve biz dimdinç, yüzümüz ışıldar bir şekilde döneceğizdir.
Böyle olmuyorsa bir problemdir.
Bakın tatilden kişiye söylenen cümlelere;
tatil sana yaramış, parlıyorsun.
çok canlı, enerjik gözüküyorsun.
eee tatile de gittin iyi gelmedi mi ki?
eee tatile gittin yanmamışsın biraz yansaydın bari tatile gittiğin belli olsaydı haaagag bu da neyse.
neyse...
çok gerçekçi bir yerden tatil bize ne vaad ediyor? bunun üzerine düşünmeli.
ve tatilden beklentilerimizi çok gerçekçi bir yerde tutmalıyız. diye düşünüyorum.
öte yandan da o kadar sınırlı bir zamanımızı ayırıyoruz ki o kadar az ki bu zaman tüm beklentilerimizi o kısacık zamana yüklüyoruz:
dinlenme (uyuyayım, şezlongta yatayım, kitabımı okuyayım)
deneyim (buraya gelmişken şurayı da göreyim, şurdan atlyayaım, şuraya dalayım)
yemek (bunu şehre dönünce bulamam, şunu yiyeyim bunu tadayım)
eğlence ( bir desarj olayım, her zaman böyle fırsat olmuyor (konser, canlı müzik neyse))
az zaman çok beklenti sıkışmışlık hissi = tatil anksiyetesi
eskiden soyun devamlılığı için hep erkek çocuk istenirdi.
Şimdi erkeklerin böyle duygusal-romantik bir hayali var.
çünkü herkes biliyor ki artıkkkkkk kadınların bağ kurma kapasitesi çook farklı :p
Şimdi erkeklerin böyle duygusal-romantik bir hayali var.
çünkü herkes biliyor ki artıkkkkkk kadınların bağ kurma kapasitesi çook farklı :p
1 eylülle birlikte storyler şu şekil :
eylül ün ilk sabahı :(
sonbaharın ilk günü :(
eylülle birlikte tatilin son demleri :(
keşke yaz hiç bitmese :(
deniz fotisi üstüne eylül yazıp deniz; seninle nasıl vedalaşıcam :(
koskaca senede 5 günü sahil kenarında geçirdiğim yazı sevmem.
Mesela apartmanımın yanındaki sitede apartman merdivenlerini çıkarken (çünkü asansör hep bozuk) her gün havuzda yüzenleri görürürüm ve serinlemek için duşa girerim.
yazı sevmek bir sınıf meselesidir.
ben sevmem.
eylül ün ilk sabahı :(
sonbaharın ilk günü :(
eylülle birlikte tatilin son demleri :(
keşke yaz hiç bitmese :(
deniz fotisi üstüne eylül yazıp deniz; seninle nasıl vedalaşıcam :(
koskaca senede 5 günü sahil kenarında geçirdiğim yazı sevmem.
Mesela apartmanımın yanındaki sitede apartman merdivenlerini çıkarken (çünkü asansör hep bozuk) her gün havuzda yüzenleri görürürüm ve serinlemek için duşa girerim.
yazı sevmek bir sınıf meselesidir.
ben sevmem.
seksi, dişiliğini gösteren, vücudunu kapamayı tercih etmeyen kadınlar basit olarak yaftalansa da burda hakkında atıp tutanlardan daha olgun , entelektüel ve yaşam tecrübesi olduğu aşikar kadındır.
Severim.
Severim.
insan ilişkilerinde hep anlaşılmak istiyor ama kendisini anlayan kişiye de hep daha hoyrat oluyor.
Genelde sorun çıkaran insanların taleplerini karşılamaya insanlar daha meyilli.
Ben hep bunu gözlemliyorum.
Genelde sorun çıkaran insanların taleplerini karşılamaya insanlar daha meyilli.
Ben hep bunu gözlemliyorum.
çok abartıldığını düşündüğüm ulaşım aracı.
bununla ilgili şöyle bir söz mevcuttur:
"uyku bir kantar, uyudukça artar"
"uyku bir kantar, uyudukça artar"
Bok gibi. Güzelleştirmek için süreki çabalıyoruz, her şey için bir efor.
Çok yoruldum. Çok yoruluyorum.
Bazen güçlü bir çığlık basıp telefonu kapatıp sapsakin bir yere gitmek, şıpıdık terliklerimle dolaşmak istiyorum.
Yarını düşünmemek, tüm dertleri kısa bir zaman da olsa unutmak istiyorum.
Keşke bazen gerçekten hayatın tüm akışı dursa ve bize mola verdirse. Tamaam dese şu an senin için her şey durdu bu senin zamanın ne istiyorsan onu yap. Ama olmuyor, olmayacak.
Sen tümm bu akışta kendine anlar yakalamak için var gücünlr çabalayacaksın.
Çok yoruldum. Çok yoruluyorum.
Bazen güçlü bir çığlık basıp telefonu kapatıp sapsakin bir yere gitmek, şıpıdık terliklerimle dolaşmak istiyorum.
Yarını düşünmemek, tüm dertleri kısa bir zaman da olsa unutmak istiyorum.
Keşke bazen gerçekten hayatın tüm akışı dursa ve bize mola verdirse. Tamaam dese şu an senin için her şey durdu bu senin zamanın ne istiyorsan onu yap. Ama olmuyor, olmayacak.
Sen tümm bu akışta kendine anlar yakalamak için var gücünlr çabalayacaksın.
gücü elinde bulunduran kişiye şefkat duymak.
şöyledir: gücü elinde bulunduran kişiye karşı güçsüz hissetmemek için güçlü olanın o değil de siz olduğunuza kendinizi inandırır ve vah vah dersiniz ona.
oysa ki onun ahlık vahlık bir hali yoktur kuzucuğum.
mesela birisinin bir konuda sizden iyi olduğunu düşünelim. onu geçmeye çalışmak, onunla yarışmak, imrenmek vs bunlar olabilecek duygulardır.
fakat siz ya aslında şu kısımda da o kadar iyi değildi, ben ona bir yardım edeyim dediğinizde bir şeylerden(o konu özelinde sizden daha iyi olması gerçeğinden) kaçıyor olabilirsiniz sayın seyirciler.
şöyledir: gücü elinde bulunduran kişiye karşı güçsüz hissetmemek için güçlü olanın o değil de siz olduğunuza kendinizi inandırır ve vah vah dersiniz ona.
oysa ki onun ahlık vahlık bir hali yoktur kuzucuğum.
mesela birisinin bir konuda sizden iyi olduğunu düşünelim. onu geçmeye çalışmak, onunla yarışmak, imrenmek vs bunlar olabilecek duygulardır.
fakat siz ya aslında şu kısımda da o kadar iyi değildi, ben ona bir yardım edeyim dediğinizde bir şeylerden(o konu özelinde sizden daha iyi olması gerçeğinden) kaçıyor olabilirsiniz sayın seyirciler.
doğrudur.
bu nedenle ayrılıklarda bir kişiyi geride bırakmazsın sadece, kendinden gerçekten bir parça eksilir.
aslında kayıp kendinden bir şeydir, "eksik hissediyorum" dediğin şey burdan gelir.
bu nedenle ayrılıklarda bir kişiyi geride bırakmazsın sadece, kendinden gerçekten bir parça eksilir.
aslında kayıp kendinden bir şeydir, "eksik hissediyorum" dediğin şey burdan gelir.
birbirimizi böyle aşağılamalara cidden gerek yok ve bunun gerçekçi bir analiz olduğunu düşünenlerin tekrar bi düşünmesini isterim.
yahu biz insanlar 2-3 yıllık boktan, hiçbir kişisel çıkarımızın olmadığı, üstüne aşağılanıp yok sayıldığımız, ilişkide kalmak için ama beni seviyor un arkasına sığınıp ilişki bitiremeyen insanlarız.
en eğitimli kadın da böyle, erkek de.
şimdi sen çıkıp 20 yıllık bağlılıklarını kopartamadılar diye insanlara cahil de.
değişim bazıları için heyecanken birçok kişi için korkudur.
ve bizler bildiğimiz kötü bir durumun içinde kendimizi bilinmezlikten daha güvende hissederiz.
herkes kendini bir gruba ait hissetmek ister ve üzgünüm muhalif seçmen de bu tonda konuşmaya devam ettikce burada kendilerine bir alan açabileceklerini düşünmüyor insanlar.
ben şahsen siyasetçilerin psikoloji, nöroloji, sosyoloji bilmesi gerektiğini düşünüyorum. toplumu okuyabilmek için bu şart.
yahu biz insanlar 2-3 yıllık boktan, hiçbir kişisel çıkarımızın olmadığı, üstüne aşağılanıp yok sayıldığımız, ilişkide kalmak için ama beni seviyor un arkasına sığınıp ilişki bitiremeyen insanlarız.
en eğitimli kadın da böyle, erkek de.
şimdi sen çıkıp 20 yıllık bağlılıklarını kopartamadılar diye insanlara cahil de.
değişim bazıları için heyecanken birçok kişi için korkudur.
ve bizler bildiğimiz kötü bir durumun içinde kendimizi bilinmezlikten daha güvende hissederiz.
herkes kendini bir gruba ait hissetmek ister ve üzgünüm muhalif seçmen de bu tonda konuşmaya devam ettikce burada kendilerine bir alan açabileceklerini düşünmüyor insanlar.
ben şahsen siyasetçilerin psikoloji, nöroloji, sosyoloji bilmesi gerektiğini düşünüyorum. toplumu okuyabilmek için bu şart.
sen ne anlatırsan anlat anlattığın şeyin onda daha fazla olduğunu söylemeye başlamadan önce muhakkak şöyle söze girer:
"bir de beni düşün"
örneğin;
işinden dem vurursun der ki; bir de beni düşün ben böyle böyle çalışıyorum.
ailenden dem vurursun der ki; bir de beni düşün ben nne yapayım.
yoruluyorum dersin der ki; bir de beni düşün sen en azından şöyle böylesin.
bu ara yalnız hissediyorum dersin der ki; bir de beni ben düşün sürekli evdeyim.
düşünmüyorum kardeşim neden seni düşünüyorum şu an ben.
"bir de beni düşün"
örneğin;
işinden dem vurursun der ki; bir de beni düşün ben böyle böyle çalışıyorum.
ailenden dem vurursun der ki; bir de beni düşün ben nne yapayım.
yoruluyorum dersin der ki; bir de beni düşün sen en azından şöyle böylesin.
bu ara yalnız hissediyorum dersin der ki; bir de beni ben düşün sürekli evdeyim.
düşünmüyorum kardeşim neden seni düşünüyorum şu an ben.
Freud'un Dora takma isimli hastasının tedavi sürecini anlattığı eseridir. Fakat Dora psikanalizi yarıda bıraktığı için tamamlanamamıştır.
Dora nın geçmeyen şiddetli öksürük ve ses kısıklığı gibi şikayetleri vardır ve Dora'nın babası Freud'tan kızını tedavi etmesini ister.
Vakayı çözmek için rüyaları analiz eden Freud ağızda gerçekleşen bu psikosomatik durumun Doranın babasıyla arasındaki ödipal dürtülerden kaynaklandığını sonucuna varır.
Çünkü aynı zamanda Dora'nın babasının bir sevgilisi vardır ve sevgilisinin de öksürük şikayeti bulunmaktadır. Ve Dora aslında bilinçaltında babasıyla birlikte olabilmek için babasının sevgilisini taklit etmektedir.
Rüya analizleri aracılığıyla vardığı bir başka sonuç ise; Dora'nın babasının sevgilisine aşırı öfkesinin ve babasına ya ben ya o diye rest çekmesinin arkasında ise Dora'nın kadına duyduğu eşcinsel arzu yatmaktadır.
Bilinçaltı çok acayip bir şey.
Dora nın geçmeyen şiddetli öksürük ve ses kısıklığı gibi şikayetleri vardır ve Dora'nın babası Freud'tan kızını tedavi etmesini ister.
Vakayı çözmek için rüyaları analiz eden Freud ağızda gerçekleşen bu psikosomatik durumun Doranın babasıyla arasındaki ödipal dürtülerden kaynaklandığını sonucuna varır.
Çünkü aynı zamanda Dora'nın babasının bir sevgilisi vardır ve sevgilisinin de öksürük şikayeti bulunmaktadır. Ve Dora aslında bilinçaltında babasıyla birlikte olabilmek için babasının sevgilisini taklit etmektedir.
Rüya analizleri aracılığıyla vardığı bir başka sonuç ise; Dora'nın babasının sevgilisine aşırı öfkesinin ve babasına ya ben ya o diye rest çekmesinin arkasında ise Dora'nın kadına duyduğu eşcinsel arzu yatmaktadır.
Bilinçaltı çok acayip bir şey.