bugün
- yazma diyince yazmayan erkek4
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar4
- bugün de meme atan olmaması12
- ideal sevgilinin en önemli özelliği10
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- gelmiş geçmiş en iyi müzik klibi4
- anın görüntüsü15
- beyaz otomobil satın almak10
- iş kadını yazarlar6
- gocu bey meh meh bey birader4
- clydeless bonnie3
- meloş nerede sorunsalı5
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi5
- kadın motorcunun yol kesip sürücüye saldırması4
- her başarılı erkeğin altında bir kadın yatıyor2
- artık ulu sözlüğümüze fotoğraf atılabilmesi4
- ev kredisi çeken asgari ücretli3
- engellediğim yuzır başlığıma yazmasın3
- ege waw3
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı6
- çok tanrılı dinlerde somut delil yokluğu6
- yetersizim diyerek istifa etmek3
- hoşgeldin pazartesi7
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar6
- arkadaşlar çorba içiyorum2
- bay melahel d erectotales2
- bully2
- sevgiliye en güzel hitap şekli4
- ibrahim hacıosmanoğlu5
- 2026 dünya kupasında tutulan takım5
- krista allen2
- 2026 dünya kupası17
- ilk buluşmada sevgilisine mangal yakan erkek4
- yaşlılığınız için insan biriktirin10
- park etmek sanatı4
- paris te son tango5
- pazar günü aktiviteleri4
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- ikinci el elbise giymek2
- nervio'nun memleketi3
- kemal kılıçdaroğlu9
- idolün ünlünün bokunu yer misin4
- düşün ki o bunu okuyor4
- sol tarafın inzal olması3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj7
- lahmacunu elle yiyen kız18
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- ulan orospu seni rüyamda bile görmedim3
- amy adams2
entry'ler (16)
fırsatı olmayandir, net. her turlu pisliği yapıp seks yapmayarak kendini aziz zannedendir. yazıktır.
kizilderililer zamanında kabusları engelledigi düşüncesiyle yaratilan obje. genellikle söğüt ağacından yapılan çemberin hayatı sembol ettiği söylenir. çembere örülen ağın ise çemberle buluştuğu nokta sayısına göre anlamının değiştiği söylenir. çevresine eklenen tüylerin ise iyi yolun bulunacağını gösterdiği bilinirken, bunu ilk yayan kişinin rüyasında öyle gördüğü için öyle devam ettiğine dair inanış da yaygındır.
1 saniyede iki parmakla "tık" diye kopça açanlarin bir farkınin kalmayacagi durumdur. yapmayın yahu, şu bir gerçek bunu kimse inkar edemez ki ;meme dünyadaki en güzel şey. ve kadın erkek hiçbirimiz bunların yercekimine erken boyun egmesini istemeyiz. yazıktır. rahatsız edici bir şeyden kurtulmak isteseler #8 de de söylendiği gibi topuklu ayakkabıdan başlarlar. ama kadınlar ister, ister, ister. bunun sonu yoktur. onlara göre hayat her dakika zordur. bütün zorlukları bir tek onlar çeker. erkeği bile ziken millet bunlari kucaktan indirmez.
kusura bakmayın da sizin ütopik pardon "idealist" diye tabir ettiğiniz düşünce ve istekleriniz mantıktan uzak. true story.
kadınların bu kadar çok şey istemeye baslamasinda biz erkeklerin de inanılmaz payi var. bizim bok yememiz bunlar.
edit: hep eksi vururlar burda sırtıma sırtıma oh. ha bir de erkeklerin takmayın demesi destelemekten değil uyandırayım. çoğu erkek kız olsaydım orospu olurdum kafasıyla destekliyor(!) bunu.
kusura bakmayın da sizin ütopik pardon "idealist" diye tabir ettiğiniz düşünce ve istekleriniz mantıktan uzak. true story.
kadınların bu kadar çok şey istemeye baslamasinda biz erkeklerin de inanılmaz payi var. bizim bok yememiz bunlar.
edit: hep eksi vururlar burda sırtıma sırtıma oh. ha bir de erkeklerin takmayın demesi destelemekten değil uyandırayım. çoğu erkek kız olsaydım orospu olurdum kafasıyla destekliyor(!) bunu.
r. de niro
al pacino
ve tabi ki ala geyik küçük kız.
al pacino
ve tabi ki ala geyik küçük kız.
yaş toplamı 83' ün altında olması gereken olay. kankanız ile ortak çalışıyorsanız da asla göz temasında bulunmamalısınız. ( bro code article: 80 )
debriyaj kullanamayan, 1pedal fazla olunca beyni yetmeyen, arabayı yokuşta kaçıran, bu sebeple babasından ağır azar yemiş olabilen bir ergen cümlesidir. ikisinin de keyfi başkadır. otomatikte içinde bulunduğun arabadan keyif alırsın, sürmekten değil, am görmemiş bir tipsen kız arkadaşların arabayı kullanmak istediğinde küt diye verirsin. kolay iştir yani, yanlış anlaşılmasın. otomatik vites kadınlar için üretilmiştir. rahattır, bu yüzden de pahalıdır. manuelden keyif almak için ise illa ki 5e takıp yapıştırmaya gerek yoktur,
at bire, tamam yavaşça ayagını debriyajdan çekerken gaz vericeks... allah belani versin!
at bire, tamam yavaşça ayagını debriyajdan çekerken gaz vericeks... allah belani versin!
vitiligo. ilginçtir hiç ilerlemedi, ensede bir yerde kaldı öylece. 3 yıl önce, 3 ay boyunca 15er dakikalık aralıklarla uyanmanın, aşırı stresin getirdiği bir durum.
kafa yapısı. kafa yapısı nasılsa hareketler, giyim, konuşma vb her şey buna göre sekilleniyor. bir de şey var "ayrıldıktan sonra kalitesiz olduğunu anlama." oturup acısını yaşayan insan yerine götünü başını açıp ilgi peşinde koşarak üzüntüsünü unutmaya calisan, yarraklara dart tahtası olan kadın. sosyal medyaya attigi meme bacak agirlikli fotograflardan da anlaşilabilir. günümüzde "marjinal" adı altında bir çok düşünce var bunun karşıtı. namusun iki bacak arasında olmaması, erkek yapıyorsa kadın da yaparcilar vs zaten oraya hiç girmiycem bile karnım agriyo gülmekten. daha komik olan bir şey varsa o da bayan değil kadın ,kadın değil ınsan cilar. lakin biz bu çembere değmeden etrafından dolaşalım; nedir? kadınlar çiçektir. sevilmesi, korunması gereken güzel şeylerdir. tarihte de hep bu şekildedir. ya da el freni olan araba gibidir diyelim. el freni önemli. lüks, dikkat çeken şoför koltuğuna binip her yere gidebilecegin, bir bebek gibi sevip tozlanmasina bile izin vermeyecegin bi araba. ama papatya bekliyorsun katirtirnagi çıkıyor. ferrari diyorsun içinden toros motoru çıkıyor. küfürler, nerde ne giyeceğini bilmemeler, kucaktan kucağa gezmeler, götünün üzerinde oturamamalar... bayırdan aşağı teker kaşar gibi yuvarlanmalar. abs yok. kısacası ;erkekler için bunu anlamak kolay günümüzde, çoğu sosyal medya hesaplarinda belli ediyor çoğu seyi. ama bazen her ınsan gibi ne istediğimizi bilmediğimizden bir birliktelige girince kendimizi kandiriyoruz (ya da kandiriliyoruz) "o öyle ınsan değil" diye. halbuki en başta görür görmez anlamıştık yatakta nasıl sıfır cizecegini.
edit: evet kızlar siz kendinizi önemli hissetmek için eksiliyorsunuz ben haklı olduğumu anlıyorum. unutmadan yururken sigara icmeyi de denkleme ekliyoruz.
edit: evet kızlar siz kendinizi önemli hissetmek için eksiliyorsunuz ben haklı olduğumu anlıyorum. unutmadan yururken sigara icmeyi de denkleme ekliyoruz.
jack london'un kendi hayatını anlattığı bir kitabıdır martin eden. jack london 33 yaşında martin eden'i yazdığında vahşetin çağrısı, beyaz diş ve deniz kurdu ile uluslararası başarısını kanıtlamıştı. fakat london ünlü olunca birden hayal kırıklığına uğradı ve güney pasifik'te bir deniz yolculuğuna çıktı. iki yıllık zorlu yolculuğunda, yorgunluk ve bağırsak hastalıklarıyla mücadele ederken, içinde düş kırıklıklarını, ergenlik çağında yaptığı çete kavgalarını ve yazar olarak tanınmak için verdiği mücadeleyi anlattığı martin eden'i yazdı. kitaptaki ruth morse adlı karakter jack london'un ilk aşkı mabel applegarth'tır.
21 may 1864 tarihi, çerkesler'in anavatanlarını kaybettikleri kara gündür.
çerkesler, vatanları kuzey kafkasya'yı işgal etmek isteyen çarlık orduları ile 300 yıl kahramanca savaştılar. silah ve sayıca çok üstün olan çarlık orduları, kafkasya'yı işgal ederek köyleri kasabaları yakıp yıkmış, kadın ve çocuk ayırmadan yüz binlerce sivili katlederek, bir buçuk milyon insanı da aç ve sefil bir şekilde ülkelerinden sürmüş, yerlerine ruslar ile diğer slav kökenli halkları yerleştirmiştir.
başka bir acı gerçek ise bu olanların, çerkesler'e yardım vaadedip direnmeleri için teşvik eden, osmanlı ve ingiltere başta olmak üzere, uygar devletlerin gözlerinin önünde yaşanmış olmasıdır.
işte konuya ilişkin birkaç yorum:
rusya federasyonu eski devlet başkanı boris yeltsin: ''kafkas halkları özgürlüklerini, vatanlarını ve kültürlerini korumak için kahramanca savaştılar, vatanlarından sürülen bu halkın tarihi anavatanlarına dönüşü konusunu, tarihi ve insani bir problem olarak çözmek zorundayız. ''
jean carol: '' kafkasya'nın ruslar tarafından işgali, uygarlığın, barbarlık tarihindeki en trajik bölümüdür. kafkas dağlılarının direncini kırabilmek için 60 yıl askeri terör ve kıyım gerekti. ''
aleksandr puşkin: '' çerkesler bizden nefret ediyor. çünkü onları yaylalarından attık, köylerini yaktık ve birçok kabileyi yok ettik. ''
n. n. rayevski: '' kafkasya'da yaptıklarımız, ispanyolların amerika'da uyguladığı olumsuzlukların aynısıydı. dilerim ki, yüce tanrı rus tarihinde kan izleri bırakmasın. ''
yüzbaşı alexander zyatov (1865) : " çerkeslerin köyünü yaktık, hayvanlarını öldürdük, ekinlerinin üstünde atlarımızı sürdük..çocuklarını acımasızca öldürdük... ve çar bize bu katliamları yaptık diye bu onur madalyasını verdi. hangi onur? hangi onurlu insan bunları yapar? ben tanrı'ya beni affetmesi için her gün yalvarıyorum.. onlar vatanlarını savundular ve yiğit insanlardı. biz ise insanlıktan çıkmış birer ucubeden farksızdık. elimize esir düşen çerkeslerle yan yana geldiğimizde sanki biz onların esiri gibi duruyorduk onlar ise dimdik vakur duruşlarından taviz vermiyorlardı. tanrı beni affetsin. "
1864 yılındaki çerkes sürgününden 65 yıl sonra, 1929 baharında adigey'e bilimsel çalışma üzerine giden gürcü tarihçi simon canaşia'ya şapsığların bölgesi cubgada karşılaştığı 91 yaşında bir ihtiyar o günleri şöyle anlatmıştır:
'' deniz kenarında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı.
deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu.
benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem. ''
yanaklara düşen her damlanın sessiz isyanı. vatanından koparılmanın hüznü, yüreklere saplanan kör mızraklar...
sürgün yollarında ölen ve denize atılan yüzlerce soydaşlarının ardından uzun yıllar yas tuttu çerkesler. karadeniz'den çıkan balığı, yitiklerine saygıdan yemediler. işte bu acıların vücut bulduğu tarihtir 21 mayıs.
anavatanda kalan çerkeslerden daha fazladır sürgün edilenler ve kimse bilmese de bu tarihte bir soykırım yaşanmıştır çerkesler'e yönelik; yaşatan da ruslar'dır.
21 mayıs tarihi her yıl çerkesler tarafından anılmaktadır. kaybedilen neslin yası, anavatan hasreti hep bu tarihte ifadesini bulur.
çerkesler, vatanları kuzey kafkasya'yı işgal etmek isteyen çarlık orduları ile 300 yıl kahramanca savaştılar. silah ve sayıca çok üstün olan çarlık orduları, kafkasya'yı işgal ederek köyleri kasabaları yakıp yıkmış, kadın ve çocuk ayırmadan yüz binlerce sivili katlederek, bir buçuk milyon insanı da aç ve sefil bir şekilde ülkelerinden sürmüş, yerlerine ruslar ile diğer slav kökenli halkları yerleştirmiştir.
başka bir acı gerçek ise bu olanların, çerkesler'e yardım vaadedip direnmeleri için teşvik eden, osmanlı ve ingiltere başta olmak üzere, uygar devletlerin gözlerinin önünde yaşanmış olmasıdır.
işte konuya ilişkin birkaç yorum:
rusya federasyonu eski devlet başkanı boris yeltsin: ''kafkas halkları özgürlüklerini, vatanlarını ve kültürlerini korumak için kahramanca savaştılar, vatanlarından sürülen bu halkın tarihi anavatanlarına dönüşü konusunu, tarihi ve insani bir problem olarak çözmek zorundayız. ''
jean carol: '' kafkasya'nın ruslar tarafından işgali, uygarlığın, barbarlık tarihindeki en trajik bölümüdür. kafkas dağlılarının direncini kırabilmek için 60 yıl askeri terör ve kıyım gerekti. ''
aleksandr puşkin: '' çerkesler bizden nefret ediyor. çünkü onları yaylalarından attık, köylerini yaktık ve birçok kabileyi yok ettik. ''
n. n. rayevski: '' kafkasya'da yaptıklarımız, ispanyolların amerika'da uyguladığı olumsuzlukların aynısıydı. dilerim ki, yüce tanrı rus tarihinde kan izleri bırakmasın. ''
yüzbaşı alexander zyatov (1865) : " çerkeslerin köyünü yaktık, hayvanlarını öldürdük, ekinlerinin üstünde atlarımızı sürdük..çocuklarını acımasızca öldürdük... ve çar bize bu katliamları yaptık diye bu onur madalyasını verdi. hangi onur? hangi onurlu insan bunları yapar? ben tanrı'ya beni affetmesi için her gün yalvarıyorum.. onlar vatanlarını savundular ve yiğit insanlardı. biz ise insanlıktan çıkmış birer ucubeden farksızdık. elimize esir düşen çerkeslerle yan yana geldiğimizde sanki biz onların esiri gibi duruyorduk onlar ise dimdik vakur duruşlarından taviz vermiyorlardı. tanrı beni affetsin. "
1864 yılındaki çerkes sürgününden 65 yıl sonra, 1929 baharında adigey'e bilimsel çalışma üzerine giden gürcü tarihçi simon canaşia'ya şapsığların bölgesi cubgada karşılaştığı 91 yaşında bir ihtiyar o günleri şöyle anlatmıştır:
'' deniz kenarında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı.
deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu.
benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem. ''
yanaklara düşen her damlanın sessiz isyanı. vatanından koparılmanın hüznü, yüreklere saplanan kör mızraklar...
sürgün yollarında ölen ve denize atılan yüzlerce soydaşlarının ardından uzun yıllar yas tuttu çerkesler. karadeniz'den çıkan balığı, yitiklerine saygıdan yemediler. işte bu acıların vücut bulduğu tarihtir 21 mayıs.
anavatanda kalan çerkeslerden daha fazladır sürgün edilenler ve kimse bilmese de bu tarihte bir soykırım yaşanmıştır çerkesler'e yönelik; yaşatan da ruslar'dır.
21 mayıs tarihi her yıl çerkesler tarafından anılmaktadır. kaybedilen neslin yası, anavatan hasreti hep bu tarihte ifadesini bulur.
iş yerinden bağımsız yazılar yazan güzel, bir o kadar da yaşama sevinci dolu, yaptığım işlerde ilham kaynağım olan bayan yazar. tanrı onu kutsasın.
edit: ala geyik küçük kız
edit: ala geyik küçük kız
6 yıl once hayatıma giren bok edip içine sictigim, nereden toparlayacagimi bilemediğimden hayatıma devam etme yoluna gittiğim ancak bir türlü aklımdan çıkmayan, blog sayfası açip yazılar yazma isteği uyandırmış sonrasında umudumu kaybedip sayfayı sildirmis, beni çarpmış isim. bende de bir bok yemissem ve istemeden de olsa gözden dusmussem iyicene zikip atma gibi huy var. neyse, sinem adı duyuyorum bütün modum degisiyor. bu isme sabaha kadar yazarım okumazsiniz. herhalde basit ve aşağılık görmediğim aksine kendimi öyle hissettiren tek kadın.
(bkz: ala geyik)
(bkz: ala geyik)
mike portnoy varken daha çok dinlediğim gruptu kendisi. üst düzey full tekniktir bu adamlar. doğuştan boostludurlar.
hafta içleri saat 23.00te kent fm'de başlayan , ceyhun erhan'in yaptığı ve açılışında dinlemeden mutlu olamadığım noora noor-forget what ı said çalan benim için dinlenebilir tek radyo programı. ilk askerde denk gelmiştim bu programa yine bir cuma günüydü ve şansıma da gece 3 e kadar sürmüştü, kaybedenler klubunu tiye almaları ayrı bi hoşuma gitmiş, çok tatlı rockn roll parçalar çalmıştı. her zaman böyle olmuyor tabi ama en samimi radyo programı olması su götürmez bir gerçek. istek parça almayan, haydi biri arasın eline vereyim gülüp eğlenelim tadında olmayan güzel ve bir o kadar değişik kafada bir program. askerden geldiğimden beri teknolojinin içine dustugumuzden oturup dinlemek çoğu zaman zor geldiğinden bana askerliği bile ozletmistir.
2013' te yazıyordum burada. sonra ne olduysa uyeligimi kapattılar bir anda. ayağımı kaydirdilar. Diğer sözlüklerde Uludag'i karaladik. belki adam olmuştur diyerek tekrar geldik bakalım göreceğiz tahammülsüz mu.
10sene once bu zamanlarda öğrenmeye başlamış olduğum hasta eden enstrüman. bir kere çalmaya basladiysaniz artık şarkıları normal dinleyemezsiniz çünkü kulak hep davuldadir, az bile gelse basslari takip edersiniz. otobüste takarsiniz kulakliginizi ıki şarkı dinliyim dersiniz bir de bakmışsınız parmaklarinizla ritim tutuyorsunuz ve birakamazsiniz. bu ve benzeri davranışlar sürer gider. etrafta kimse yokken air drum calmalar, dinlerken bir boşluğu o anki ilhamla değişik bir atakla doldurmanin verdiği keyif "ulan hemen bunu cekip kaydetmeliyim" dedirtip şarkıya bir daha aşık eden leziz enstrüman. davul çalanlar tipinden de belli oluyor genelde ilginç bir şekilde. hele bir de sahne almissaniz... anlatılmaz. sahnedeki en güzel yerdir. gitarla bass arasında bir yerdesinizdir. herkes ayaktadir ama siz oturursunuz. o kadar insana kafa sallatan sizin attığınız ritimdir. dinleyeni coşturan da sakinleştiren de kısacası atmosfere yön veren sizsinizdir. kötü yanlarına gelirsek orospu bir alettir. pratiği bırakırsınız hemen küser. hız kaybedersiniz. kafanızda mükemmel bişey yaparsınız eller gitmez. twinleriniz bozulur. yabancilasiverirsiniz bir anda enstrumana. siz ona değil o size hakimmis gibi hissedersiniz. gariptir. tutku ister. hele bir de kafanız güzel caliyorsaniz zevkten ölün. the rocker diye bi film vardı müzikal komedi o geldi aklıma şimdi. davul çalanlar izlemiştir diye tahmin ediyorum.