bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı72
- kimsenin sizi sevmemesi8
- güney kore34
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek3
- 27 ekim 2026 için hava durumları2
- kolye21
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- jaws filmindeki sikko balik29
- sevgi vs aşk12
- kadın gibi tırmalıyorlar ve saç çekiyorlar2
- akaryakıt2
- meksika6
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı3
- sözlükteki galatasaraylılar3
- okan buruk10
- en son alınan iltifat7
- didem soydan6
- ismail kartal16
- futbol18
- fenerbahçe8
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması2
- nervio tarzı entry girmek18
- saat10
- yazılımcıların flört edememesi3
- dergilerin değerli olması2
- erotik şarkılar3
- galatasaray10
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- fransa9
- arda güler16
- dinde aşırılık3
- atatürk ün hataları15
- victor osimhen11
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- ilk buluşmada sevişenler4
- mert hakan yandaş5
- 26 ekim 2026 psg lyon maçı2
- cedidacer6
- atilla karaoğlan5
- swatch2
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- oktay saral13
- aç uyumak13
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- ismet bin ebu lülü vel binici ül meydan'ı ilim4
- türkiye11
- duşa giriyorum kimi düşüneyim9
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- depresyon güzelim2
entry'ler (58)
işe yarayan ilanlar, gerçekten. kısaca bilgi vermek gerekirse;
yaş: 25
boy: 1,82
kilo: 74
yer: beşiktaş/istanbul
cinsiyet: erkek
e-mail: [email protected]
farklı deneyimlere açığım. mümkün olduğunca açık görüşlü olmaya çalışıyorum. kimseyi, -bir başkasına zarar vermemek şartıyla- yaptığı eylemden dolayı yadırgamıyorum. aksine, yeni ve farklı bir deneyim fikri bana son derece cazip görünüyor.
bu başlık da bir çeşit tinder gibi. veya, insanların gece kulübündeki davranışları gibi. gece kulübüne gideriz. eğlenme ihtiyacımızı bir yandan karşılamakla birlikte, diğer yandan bir kişiyi beğeniriz ve merhaba demeye gideriz. bizi 'merhaba' demeye götüren şey esasında, bu başlıkta belirtilen kriterler.
'merhaba' dedikten sonra ağzımızdan çıkan her söz, o kişi ile geceyi birlikte geçirme şansımızı artırmak için söylenir. burası, veya bu başlık, gerçek yaşamdan çok farklı değil.
iletişime geçmek için buradan mesaj atılabileceği gibi, gizlilik gibi bir gerekçe varsa [email protected] adresine e-posta atılabilir.
ekleme: "amk salakları tarafından verilen ilanlar" yönündeki entrylere tenezzül etmeye gerek duymuyorum. davranışımın doğru olup olmadığını sorgulamak kimsenin haddine değil. ahlak bekçisi gibi davranmaya gerek yok.
yaş: 25
boy: 1,82
kilo: 74
yer: beşiktaş/istanbul
cinsiyet: erkek
e-mail: [email protected]
farklı deneyimlere açığım. mümkün olduğunca açık görüşlü olmaya çalışıyorum. kimseyi, -bir başkasına zarar vermemek şartıyla- yaptığı eylemden dolayı yadırgamıyorum. aksine, yeni ve farklı bir deneyim fikri bana son derece cazip görünüyor.
bu başlık da bir çeşit tinder gibi. veya, insanların gece kulübündeki davranışları gibi. gece kulübüne gideriz. eğlenme ihtiyacımızı bir yandan karşılamakla birlikte, diğer yandan bir kişiyi beğeniriz ve merhaba demeye gideriz. bizi 'merhaba' demeye götüren şey esasında, bu başlıkta belirtilen kriterler.
'merhaba' dedikten sonra ağzımızdan çıkan her söz, o kişi ile geceyi birlikte geçirme şansımızı artırmak için söylenir. burası, veya bu başlık, gerçek yaşamdan çok farklı değil.
iletişime geçmek için buradan mesaj atılabileceği gibi, gizlilik gibi bir gerekçe varsa [email protected] adresine e-posta atılabilir.
ekleme: "amk salakları tarafından verilen ilanlar" yönündeki entrylere tenezzül etmeye gerek duymuyorum. davranışımın doğru olup olmadığını sorgulamak kimsenin haddine değil. ahlak bekçisi gibi davranmaya gerek yok.
insan dogasinin islendigi nadide filmlerden birisi. izlenmesinin, insana katki saglayacagini dusunuyorum.
yasadigim yer besiktas/istanbul. erkegim, 26 yasindayim. sigara kullanmiyorum. boyum 182 cm, kilom 75. Hafta ici eve gec saatte geliyorum ancak cuma aksamindan pazar aksamina kadar kendime ayirabilecek vaktim var. kafa dengi bir friends with benefits tarzinda arkadaslik gerek benim gerek karsidaki kisi icin keyifli olacaktır diye tahmin ediyorum. Karsidaki kisinin ruya tabirlerine, burclara, fala inanmasi veya survivor gibi programlari izlemesi bende bu yonde istek olusturmayacaktir.
sanirim son 10 entry arasinda isi sakaya vurmadan verilen tek ilani verDim.
Neyse. Kimse kendisi hakkinda kolay kolay objektif olamaz. Bu bir gercek. Bununla birlikte oldukca sakin, kolay anlasilabilir, kimseye zarari dokunmayacak bir kisi oldugumu düşünüyorum.
sanirim son 10 entry arasinda isi sakaya vurmadan verilen tek ilani verDim.
Neyse. Kimse kendisi hakkinda kolay kolay objektif olamaz. Bu bir gercek. Bununla birlikte oldukca sakin, kolay anlasilabilir, kimseye zarari dokunmayacak bir kisi oldugumu düşünüyorum.
ingilizce/türkçe olarak ayırmak gerekirse eğer;
ingilizce: trip (fairground)
(bkz: (vid #2647))
gerçekten genel olarak çok ama çok leziz bir şarkıdır.
türkçe: bir selam sana gönül dağlarından
(bkz: (vid #35109))
bu iki şarkısı da çok bilinmez ama şarkılar kendi türlerinde sadece türkiye değil, dünya standartlarının dahi oldukça üzerindedir. müzisyen olmamakla birlikte bu iddiamın doğru olduğundan %100 eminim.
şu da bonus olsun;
aman yavaş aheste
(bkz: (vid #85937))
çok leziz, çok. aman yavaş, aheste. amman yavaş, aheste!
şarkıların güzel bir kulaklıkla veya en az 2+1 ses sistemi ile dinlenmesi alınan keyfi artırır.
ingilizce: trip (fairground)
(bkz: (vid #2647))
gerçekten genel olarak çok ama çok leziz bir şarkıdır.
türkçe: bir selam sana gönül dağlarından
(bkz: (vid #35109))
bu iki şarkısı da çok bilinmez ama şarkılar kendi türlerinde sadece türkiye değil, dünya standartlarının dahi oldukça üzerindedir. müzisyen olmamakla birlikte bu iddiamın doğru olduğundan %100 eminim.
şu da bonus olsun;
aman yavaş aheste
(bkz: (vid #85937))
çok leziz, çok. aman yavaş, aheste. amman yavaş, aheste!
şarkıların güzel bir kulaklıkla veya en az 2+1 ses sistemi ile dinlenmesi alınan keyfi artırır.
elbette insani bir hak. aksini düşünen empati yetisinden yoksundur veya hayatını tamamen dinin buyruklarına göre şekillendiriyordur.
(bkz: http://www.bbc.co.uk/turk.../140718_olumeyardim.shtml)
(bkz: http://www.bbc.co.uk/turk.../140718_olumeyardim.shtml)
yapılan her davranışı kınamak hastalığına sahip bu hastalıklı toplum tarafından her zamanki gibi olumsuz yönde ve her zamanki gibi yok yere eleştirilen kişi.
kimin ne yaptığı üzerinden sürekli yorum yapan vizyonsuz, olumsuz eleştiri yapmaktan başka herhangi bir fonksiyonu bulunan hastalıklı bünyeler dilerim başkalarını sürekli eleştirmenin bir hastalık olduğunun farkına varırlar ve bu gerzek hallerine bir son verirler.
isteyen istediğini yapsın. isterse facebook durum güncellemesinden duyurur, isterse yakınlarına sms atar, isterse onları telefon ile arar veya kimseye haber vermez.
size ne amına koyim?
hastalıklılar.
kimin ne yaptığı üzerinden sürekli yorum yapan vizyonsuz, olumsuz eleştiri yapmaktan başka herhangi bir fonksiyonu bulunan hastalıklı bünyeler dilerim başkalarını sürekli eleştirmenin bir hastalık olduğunun farkına varırlar ve bu gerzek hallerine bir son verirler.
isteyen istediğini yapsın. isterse facebook durum güncellemesinden duyurur, isterse yakınlarına sms atar, isterse onları telefon ile arar veya kimseye haber vermez.
size ne amına koyim?
hastalıklılar.
insanların arasına karışılan her an bir şekilde akla gelen, insanların şu açgözlü/bencil yönlerini güzel şekilde işleyen kısa film.
istanbul/ortaköy'deki şubesi gayet başarılı, fakat yaz döneminde kapanış saatinin hafta içi 22:00, hafta sonu ise 21:00 olarak ayarlamaları kısmen abes. gidenler zaten genellikle çalışan kimseler, belli bir saatten önce gitme lüksleri zaten yok. hal böyle olunca kapanış saatini yaz döneminde öne çekmeleri gerçekten hayret verici.
bence en ideal sosyalleşme ortamı da olmalı. mesela, nasıl ki ahali bara gidip sosyalleşiyor, benzer durum kütüphanelerde de olmalı. kütüphanelerin bir kafeteryası olacak, ahali orada birbiri ile tanışacak, ve böyle çekirdek arkadaşlıklar kurulacak. iyi olurdu. böylelikle sohbeti fenerbahçe'den öte geçebilen insanlar tanırdık. değil mi?
cehalet, saygısızlık, ahmaklık.
uzar gider bu liste.
uzar gider bu liste.
en sevdiği 10 filmin içine ekleyenlere karşı sempati beslerim.
unidentified stranger: canı genelde sıkkın.
gerçek hayatta izbandut olup; itüsözlük, ekşisözlük, uludağsözlük gibi oluşumlarda erkekte aradığı kriter olarak "180 boy, adonis kası" vs yazmak. bizzat şahit oldum buna.
en iyi icatlardan biri.
"beslemek" kelimesinden kasıt, evde birlikte yaşamak ise; hiçbiri. hiçbir hayvanı alıp, sırf ben onu seviyorum diye benimle birlikte yaşamaya mahkum etmedim.
insan denen varlık severken bile bencil. bir hayvan seviyor, bir kuşu mesela. alıyor kuşu, evindeki bir kafese koyuyor. diyor ki kuşa "ben seninle birlikte yaşamak istiyorum, senin burada olman bana keyif veriyor". burada 2 dakika durup düşünmüyor, "yahu bu kuş şu kafesin içinde yaşamaktan memnun mu? acaba" diye.
niye sevdiğimiz bir hayvanı alıp, sırf biz onu seviyoruz diye, onu bizimle yaşamaya mecbur bırakıyoruz? niye sevdiğimiz bir kuşu alıp evimizdeki bir kafese tıkıyoruz? kafesimize koymadığımız kuşları sevmemiz için önümüzde bir engel mi var? yok. ama işte, bencillik duygusu sevgimize bile bulaşmış. seviyorsak, bizimle olacak. bizimle olmayanı, ağaçtaki kuşu mesela, sevemiyoruz.
belki doğa bir hayvan için keyif yeri değil. belki doğada yiyecek bulmak zor. ama bu, "e doğada olsa zor yaşayacak. evde yaşayınca rahat yaşıyor, evcil hayvan sonuçta" demek için, bir kuşu alıp kafese tıkmak için geçerli bir sebep değil. eğer kuşları seviyorsanız, birkaçını evde kafese tıkmak yerine hergün balkonunuza ekmek kırıntısı bırakabilirsiniz.
ama yok, "beslemek" kelimesinden kasıt, bildiğimiz anlamda yiyecek vermek ise, kuş da besledim, kedi de, köpek de, keçi de, tavuk da.
insan denen varlık severken bile bencil. bir hayvan seviyor, bir kuşu mesela. alıyor kuşu, evindeki bir kafese koyuyor. diyor ki kuşa "ben seninle birlikte yaşamak istiyorum, senin burada olman bana keyif veriyor". burada 2 dakika durup düşünmüyor, "yahu bu kuş şu kafesin içinde yaşamaktan memnun mu? acaba" diye.
niye sevdiğimiz bir hayvanı alıp, sırf biz onu seviyoruz diye, onu bizimle yaşamaya mecbur bırakıyoruz? niye sevdiğimiz bir kuşu alıp evimizdeki bir kafese tıkıyoruz? kafesimize koymadığımız kuşları sevmemiz için önümüzde bir engel mi var? yok. ama işte, bencillik duygusu sevgimize bile bulaşmış. seviyorsak, bizimle olacak. bizimle olmayanı, ağaçtaki kuşu mesela, sevemiyoruz.
belki doğa bir hayvan için keyif yeri değil. belki doğada yiyecek bulmak zor. ama bu, "e doğada olsa zor yaşayacak. evde yaşayınca rahat yaşıyor, evcil hayvan sonuçta" demek için, bir kuşu alıp kafese tıkmak için geçerli bir sebep değil. eğer kuşları seviyorsanız, birkaçını evde kafese tıkmak yerine hergün balkonunuza ekmek kırıntısı bırakabilirsiniz.
ama yok, "beslemek" kelimesinden kasıt, bildiğimiz anlamda yiyecek vermek ise, kuş da besledim, kedi de, köpek de, keçi de, tavuk da.
iskandinav kızı güney afrika'ya düşse başının çaresine yine bakar. erkeği bir kurtarıcı olarak görmez.
slav kızı ise güney afrika'ya düşsün düşmesin, kurtarıcı olarak görebileceği bir erkek arar ve ister ki bu erkek ona kürk alsın, kredi kartını versin, vs.
elbette bu saçma bir genelleme olabilir ancak gözlemlediğim genel olarak bu. bunda tabii, çevresel koşulların doğrudan etkisi var. slav kızları eski doğu blok ülkelerinde bulunuyor ağırlıklı olarak. bu ülkede insanlar tüketime, gösterişe aç, henüz tüketim ve gösteriş doygunluğuna ulaşmış değiller. iskandinav ülkelerinde ise durum tam tersi. kadınlar zaten yeterince güçlü konumdalar; hem yetiştirilme tarzları hem de kadın-erkek eşitliğinin mükemmel olmasa bile sağlanmış olması, iskandinav kadınlarını kurtarıcı bir erkek aramaya itmiyor. slav ülkelerinde ise durum aynı değil.
slav kızı ise güney afrika'ya düşsün düşmesin, kurtarıcı olarak görebileceği bir erkek arar ve ister ki bu erkek ona kürk alsın, kredi kartını versin, vs.
elbette bu saçma bir genelleme olabilir ancak gözlemlediğim genel olarak bu. bunda tabii, çevresel koşulların doğrudan etkisi var. slav kızları eski doğu blok ülkelerinde bulunuyor ağırlıklı olarak. bu ülkede insanlar tüketime, gösterişe aç, henüz tüketim ve gösteriş doygunluğuna ulaşmış değiller. iskandinav ülkelerinde ise durum tam tersi. kadınlar zaten yeterince güçlü konumdalar; hem yetiştirilme tarzları hem de kadın-erkek eşitliğinin mükemmel olmasa bile sağlanmış olması, iskandinav kadınlarını kurtarıcı bir erkek aramaya itmiyor. slav ülkelerinde ise durum aynı değil.
"artık ortada oyun, tiyatro kalmayınca, gerçeğin içindeydim kuşkusuz. ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."
"ben insan işlerinin ciddi olduğuna hiçbir zaman derinlemesine inanamamışımdır."
sevişmek için ilk haftayı veya ayı bekleyen çiftler tarafından ti'ye alınıyorlar ki aralarında pek de bir fark yok aslında.