bugün
- kiraz cicegi kolonyasi34
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- yapay zeka ile yazılımcı olmak2
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- yazarların en sevdiği sözler9
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- yazarların en sevdiği meyve7
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- midye8
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- kuran da namazın olmaması21
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- mantra grubu6
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- kadın yazarların kavga etmesi11
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- 10 temmuz 20265
- velvet38
- kadın erkek ilişkisinin güncel sorunu2
- 1000 liralık boxer giymek5
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- kürdistan5
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- fas11
- fransa8
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- ayakseverlik5
- 2026 dünya kupası24
- saraca finch house25
- corona sonrası dünya düzeni4
- futbol21
- düşün ki o bunu okuyor6
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- söylemek istenilenler4
- johnny sinsin araba vurdurması4
- tabağında yemek bırakan erkek5
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler15
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- ctrlx10
- menemen4
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat8
yine şiir okuyarak, yani kendisiyle yazılan şeydir.
Kafiyeli bir biçimde yazılan genelde aşkı anlatan dörtlük veya beyitten oluşan bir yazı tipi.
Edebî eserler içinde en fazla yazılan ve okunan türlerdendir. Neredeyse hemen her şairin kendine göre bir şiir anlayışı olduğu için herkesin kabul edebileceği bir şiir tanımı yapmak zordur. Şairlerin bir kısmı şiiri felsefî boyutuyla değerlendirirken, bazıları şiirde anlam aramanın gereksizliği üzerinde durur, bazıları şiiri amaca ulaşmak için bir araç olarak görür. Şiiri, insanda güzel duygular uyandıran, onu bir ruh hâlinden başka bir rûh haline götüren; ölçülü, kafiyeli (veya serbest) sanatlı sözler olarak tanımlamak mümkündür. Ölçülü, kafiyeli fakat edep sınırları aşan anlatımları şiir tanımına dahil etmek yanlış olur.
Hakkında güzel sözler söylenebilecek hemen her olay, her eşya, her düşünce, duygu ve hayâl ... şiire konu olabilir. Bu bakımdan şiirin konusunu sınırlamak zordur. Şiirler genellikle biçim özellikleri ve konularına göre (gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, türkü, koşma güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt-, mani, ninni, destan vb. gibi) farklı isimlerle adlandırılırlar. Şiirin klâsik anlayışla konularına göre altıya ayrılması gelenek hâlini almıştır:
Şiir Türleri
1. Lirik Şiir: Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç veya acı gibi ortak duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duyguların coşkulu bir tarzda işlendiği şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında bu tarz şiirler lir denen bir sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır. Bizim edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin) söylediği şiirlerin çoğu liriktir.
2. Kahramanlık Şiirleri: Bir milletin hayatında önemli izler bırakan (büyük göçler, savaşlar, doğal afetler vb. gibi) olaylarla, yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt sevgisi gibi konuların destan havası içinde işlendiği şiirlere kahramanlık şiirleri (epik şiir) denir.
3. Öğretici Şiirler: bilim, sanat, felsefe, din, ahlâk gibi alanların kurallarını, temel ilkeleri öğretmek ve öğüt vermek amacıyla yazılan şiirlere öğretici şiir (didaktik şiir) denir.
4. Dramatik Şiir: Heyecan veya üzüntü veren konuların tiyatro (dram, trajedi, komedi) tarzında işlendiği şiirlere dramatik şiir denir.
5. Pastoral Şiir: tabiat güzelliklerini, çoban ve kır hayatını işleyen şiirlere pastoral şiir denir. Bunlar içinde doğrudan doğruya kır hayatının güzelliğini işleyen kısa şiirler idil; birkaç çobanın kır hayatı, aşk vb. konular üzerinde karşılıklı konuşmaları tarzında yazılanlara eglog denir. (eglog, türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılmamıştır.)
6. Satirik Şiir: Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.
insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
içimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur
Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur
Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da
Edebî eserler içinde en fazla yazılan ve okunan türlerdendir. Neredeyse hemen her şairin kendine göre bir şiir anlayışı olduğu için herkesin kabul edebileceği bir şiir tanımı yapmak zordur. Şairlerin bir kısmı şiiri felsefî boyutuyla değerlendirirken, bazıları şiirde anlam aramanın gereksizliği üzerinde durur, bazıları şiiri amaca ulaşmak için bir araç olarak görür. Şiiri, insanda güzel duygular uyandıran, onu bir ruh hâlinden başka bir rûh haline götüren; ölçülü, kafiyeli (veya serbest) sanatlı sözler olarak tanımlamak mümkündür. Ölçülü, kafiyeli fakat edep sınırları aşan anlatımları şiir tanımına dahil etmek yanlış olur.
Hakkında güzel sözler söylenebilecek hemen her olay, her eşya, her düşünce, duygu ve hayâl ... şiire konu olabilir. Bu bakımdan şiirin konusunu sınırlamak zordur. Şiirler genellikle biçim özellikleri ve konularına göre (gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, türkü, koşma güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt-, mani, ninni, destan vb. gibi) farklı isimlerle adlandırılırlar. Şiirin klâsik anlayışla konularına göre altıya ayrılması gelenek hâlini almıştır:
Şiir Türleri
1. Lirik Şiir: Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç veya acı gibi ortak duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duyguların coşkulu bir tarzda işlendiği şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında bu tarz şiirler lir denen bir sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır. Bizim edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin) söylediği şiirlerin çoğu liriktir.
2. Kahramanlık Şiirleri: Bir milletin hayatında önemli izler bırakan (büyük göçler, savaşlar, doğal afetler vb. gibi) olaylarla, yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt sevgisi gibi konuların destan havası içinde işlendiği şiirlere kahramanlık şiirleri (epik şiir) denir.
3. Öğretici Şiirler: bilim, sanat, felsefe, din, ahlâk gibi alanların kurallarını, temel ilkeleri öğretmek ve öğüt vermek amacıyla yazılan şiirlere öğretici şiir (didaktik şiir) denir.
4. Dramatik Şiir: Heyecan veya üzüntü veren konuların tiyatro (dram, trajedi, komedi) tarzında işlendiği şiirlere dramatik şiir denir.
5. Pastoral Şiir: tabiat güzelliklerini, çoban ve kır hayatını işleyen şiirlere pastoral şiir denir. Bunlar içinde doğrudan doğruya kır hayatının güzelliğini işleyen kısa şiirler idil; birkaç çobanın kır hayatı, aşk vb. konular üzerinde karşılıklı konuşmaları tarzında yazılanlara eglog denir. (eglog, türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılmamıştır.)
6. Satirik Şiir: Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.
insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
içimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur
Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur
Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da
insana yokluğunu unutturan en önemli kanattır.
çokluğu bize anımsatır. azımsanmayacak kadar çoktur. belki de kısmen hiç yoktu. ben bilmem, ihtimal odur ki, tanrı bilir. tanrı mı? sanmıyorum. tanrı, başından aşkın onca işleri bitiricek de bizim şiir-ciklerimize kafa yoracak. buna aykut kocaman bile güler.
sahi aykut en son ne zaman güldü? bir bilen bana özelden mesaj atabilir mi?
çokluğu bize anımsatır. azımsanmayacak kadar çoktur. belki de kısmen hiç yoktu. ben bilmem, ihtimal odur ki, tanrı bilir. tanrı mı? sanmıyorum. tanrı, başından aşkın onca işleri bitiricek de bizim şiir-ciklerimize kafa yoracak. buna aykut kocaman bile güler.
sahi aykut en son ne zaman güldü? bir bilen bana özelden mesaj atabilir mi?
içinden nasıl geliyorsa kaleme aldığın bazen acı veren bazen hüzün katan yaşama... Ayrılıkları besleyen sevgileri körükleyen...Kadın gibi aynı ne onsuz yapılan ne onunla olunan enteresan bişey.
şiir azaldıkça, boşluk çoğalır, demiş bir şair. şiir, mistiklerin sürekli aradığı kainatla bir olma halini yaşatır, bu yüzden hem gamlı, hem de neşelidir.
kimse değmiyor şiirlerime anladım
hiç kimseye değmiyor senden başka
sen beni sevmesen de şiirlerim sana
şarkılarım sana inan bana
kalbimin sızısı bir tek sana.
hiç kimseye değmiyor senden başka
sen beni sevmesen de şiirlerim sana
şarkılarım sana inan bana
kalbimin sızısı bir tek sana.
Şiir, dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli düzen içinde kullanarak; bir olayı, ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatı olarak tanımlanabilir.
duygularını güzel bir dille anlattığın, huzur bulduğun dizeler.
kitabe i sengi mezar
1
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar;
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını,
günahkar da sayılmazdı.
yazık oldu süleyman efendi'ye
2
mesele falan değildi öyle,
to be or not to be kendisi için;
bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi.
aldılar, götürdüler.
yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
haklarını helâl ederler elbet.
alacağına gelince...
alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
3
tüfeğini depoya koydular,
esvabını başkasına verdiler.
artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
ne matarasında dudaklarının izi;
öyle bir rüzigar ki,
kendi gitti,
ismi bile kalmadı yadigâr.
yalnız şu beyit kaldı,
kahve ocağında, el yazısiyle:
"ölüm allahın emri,
ayrılık olmasaydı."
orhan veli kanık
müşfik kenter den dinlemek isteyenler için : https://www.youtube.com/watch?v=L_YHO-aIMLE .
1
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar;
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını,
günahkar da sayılmazdı.
yazık oldu süleyman efendi'ye
2
mesele falan değildi öyle,
to be or not to be kendisi için;
bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi.
aldılar, götürdüler.
yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
haklarını helâl ederler elbet.
alacağına gelince...
alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
3
tüfeğini depoya koydular,
esvabını başkasına verdiler.
artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
ne matarasında dudaklarının izi;
öyle bir rüzigar ki,
kendi gitti,
ismi bile kalmadı yadigâr.
yalnız şu beyit kaldı,
kahve ocağında, el yazısiyle:
"ölüm allahın emri,
ayrılık olmasaydı."
orhan veli kanık
müşfik kenter den dinlemek isteyenler için : https://www.youtube.com/watch?v=L_YHO-aIMLE .
kitaplarının basımı düşmüş olan edebiyat türü.
herkes şairliğe özenince böyle oluyor.
herkes şairliğe özenince böyle oluyor.
herkes şiir yazabilir ama herkes şair olamaz. istanbul'u kimse y. kemal'den güzel anlatamaz.ama n. fazıl'ın 'istanbul, istanbul'um' şiiriin de hakkını teslim etmek gerek...
ve daha niceleri...
şiir, dinleyeni duygu derinliklerinde enginlere açabilmeli...
ve daha niceleri...
şiir, dinleyeni duygu derinliklerinde enginlere açabilmeli...
GÖNÜLDEN SEVGi NAĞMELERi
Kalbimin paramparça köşesinden hoş bir meltem gibi gelen duygu.
Tanıyana dek seni giderdim hep aklımın götürdüğü yola doğru.
Sen ki bana fani dünyada tutunulacak bir dal olduğunu,
Sen ki karın içinde tomurcuklanan umut dolu kardelen,
Sen içimdeki karanlık dehlizlerde güneş gibi ışıldayan Tanrının lütfusun.
Öğrencisine beyaz sevgiyi , siyah insanları ve gri hayatı öğreten
Hocam gibiydin sen.
Mevlananın dediği gibi aşktan büyük muallimin olmadığını,
Bana acısıyla tatlısıyla sen öğrettin.
Sen benim dünyaya haykırışım,
Sen adın geçtiğinde aklımı saran mazideki şarkısın.
Sen bende değerlisin, sen benimle değerlisin.
Ben sensiz boş bir kalp ,bir hiçim.
Seninleyken güzeldir hayatın her paresi.
Sensizken yalnız, sevgisiz zindan gibidir gönlüm,
Kuruyan nehrin ortasındaki martı misali.
Seni gördüğüm an kalbim derinden çarpar,
Saatler saniyeleri kovalar,
içim içime sığmaz taşar.
Zaman acımasızlığını bir daha hissettirir,
Seni benden alıp gider sessizce.
Mürekkebi yüreğime akmıştı yazdığın mektubun.
Günlerce zihnimi kurcaladı,
Aklıma kazınan seninle şiir gibi günlerimiz
Sanki her özelliğini taşıyordu çevremdeki nesneler,
Şiir gibiydin sen.
Kalbime umut serpen şafak vaktim,
Karanlığı doğuşa bağlayan gün batımım.
Geçmişim, anım, geleceğimsin
Yüreğimdeki inci tanesi, berrak dünya nimetimsin.
(godsaveus)
https://twitter.com/alpkagandiyorki
Kalbimin paramparça köşesinden hoş bir meltem gibi gelen duygu.
Tanıyana dek seni giderdim hep aklımın götürdüğü yola doğru.
Sen ki bana fani dünyada tutunulacak bir dal olduğunu,
Sen ki karın içinde tomurcuklanan umut dolu kardelen,
Sen içimdeki karanlık dehlizlerde güneş gibi ışıldayan Tanrının lütfusun.
Öğrencisine beyaz sevgiyi , siyah insanları ve gri hayatı öğreten
Hocam gibiydin sen.
Mevlananın dediği gibi aşktan büyük muallimin olmadığını,
Bana acısıyla tatlısıyla sen öğrettin.
Sen benim dünyaya haykırışım,
Sen adın geçtiğinde aklımı saran mazideki şarkısın.
Sen bende değerlisin, sen benimle değerlisin.
Ben sensiz boş bir kalp ,bir hiçim.
Seninleyken güzeldir hayatın her paresi.
Sensizken yalnız, sevgisiz zindan gibidir gönlüm,
Kuruyan nehrin ortasındaki martı misali.
Seni gördüğüm an kalbim derinden çarpar,
Saatler saniyeleri kovalar,
içim içime sığmaz taşar.
Zaman acımasızlığını bir daha hissettirir,
Seni benden alıp gider sessizce.
Mürekkebi yüreğime akmıştı yazdığın mektubun.
Günlerce zihnimi kurcaladı,
Aklıma kazınan seninle şiir gibi günlerimiz
Sanki her özelliğini taşıyordu çevremdeki nesneler,
Şiir gibiydin sen.
Kalbime umut serpen şafak vaktim,
Karanlığı doğuşa bağlayan gün batımım.
Geçmişim, anım, geleceğimsin
Yüreğimdeki inci tanesi, berrak dünya nimetimsin.
(godsaveus)
https://twitter.com/alpkagandiyorki
çok uzun zamandır, yozlaşmışlığın ispatıdır yazamayışım.
çok yazmak istememe rağmen ilham gelmediği için yazamadığım edebiyat türü. ne zaman küçük bir defter alıp yazmaya niyetlensem ortaya saçma sapan birşey çıkıyo hep.
bilinçaltında biriken gravürlerin harfe bürünmüş suretleridir.
yürüyorum, bir savaşın içinden
vızıldayan mermilerin kulağımın arkasında kurduğu orkestra şefi gibi olduğu..
acı sesleri yükselir duygularımdan
kan akıtır tüm düşünürken çıkış bulamayıp yarım bıraktıklarım.
yürürüm arkama bakmadan.
uzanan ellere cevap vermeden,
ayakkabımın içine dolan kanlara aldırış etmeden ve barut kokusuna karışmış şarkıların üstüne basa basa giderim, bir şavaşın içinden.
-sadece gidiş bileti olan hayata dair;
yürüyorum, bir savaşın içinden
vızıldayan mermilerin kulağımın arkasında kurduğu orkestra şefi gibi olduğu..
acı sesleri yükselir duygularımdan
kan akıtır tüm düşünürken çıkış bulamayıp yarım bıraktıklarım.
yürürüm arkama bakmadan.
uzanan ellere cevap vermeden,
ayakkabımın içine dolan kanlara aldırış etmeden ve barut kokusuna karışmış şarkıların üstüne basa basa giderim, bir şavaşın içinden.
-sadece gidiş bileti olan hayata dair;
şairin sihirli sözleri.
"yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir."
insana türk dilini ayrı bi sevdirendir.
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir."
insana türk dilini ayrı bi sevdirendir.
verilen savaş ne tür bir savaş olursa olsun en etkili silahtır şiir.
bir olayı ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatı olarak tanımlanabilir ama nedense benim çok az kabiliyetim olan bir konu!..
şuursuz ve şiarsız ya da şiarsız ve şuursuz olmazmış. öyle diyorlar ama oluyor hayret.
bazen tonlarca acının bir kaç dizeye preslenmiş halidir.
duygu ve düşüncelerin en üst seviyede yaşanması v
e ortaya çıkan güzel gizemli sözcükler .
e ortaya çıkan güzel gizemli sözcükler .
değeri bilinmeyen sanat. Sözün düzene sokulmuş hali. Daha redif-kafiye ayrımını bile bilmeyenler tarafından katledildiğine şahir oluyoruz.
Ama özellikle şundan bahsetmek istiyorum, şiirin haram olduğunu söyleyenler var. Sebebini sorunca da, "seb'a-i muallaka"yı ve peygamber efendimizin (sav) bir defasında bir şair hakkında "şeytanı tutun" demesini gösteriyorlar.
Ama şöyle ki, bir şair hakkında "şeytan" buyurdularsa, olayın derinine inmek gerekir. Çünkü önemli olduğu belli.
Dinden çıkaracak bir sözün sarhoş, ayık, sinirli vs. Farklı durumlarda söylenmesinin bir fark arzetmediğini biliyoruz. Çünkü söz, sözdür. Yazı da söz hükmündedir. Yazıyla ifade ettiğiniz bir şeyi kağıda söyletmiş sayılırsınız. Bu açıdan şiir, zaten konuşmak gibidir, sadece şekil olarak fark vardır.
Diğer açıdan yüce kitabımız kur'an da bir şiirdir. Bunu sadece içinde kafiye olmasına dayanarak söylemiyorum, ki şiir demek sadece kafiye demek değildir, anlatım olarak etkileyiciliği, özenle seçilmiş kelimelerin ahenk içinde kullanılması onu şiir yapar. Ki kafiyeleri de tesadüfi değildir.
Öte yandan müşriklerin dinimize küfür içeren şiirlerle saldırması sonucu, onlara yine şiirle cevap veren ve susturan bir sahabi bizzat peygamber efendimiz (sav) tarafından desteklenmiştir. Üstelik peygamber damadı hz. Ali (ra) nın ya da peygamber torunu hz. Hüseyin (ra) nın, yüce yaratıcı, tek ve gerçek ilah hakkında yazdıkları ve günümüze dahi ulaşan şiirleri var ve tahminen "O"nun sağlığında yazılmış.
Bu da bir ayet: "ona şiir öğretilmedi, çünkü gerekmezdi"
Bütün bunların üstüne, konuşmak ya da yazmak ile arasında sadece şekil farkı olan şiirin, caiz olduğu anlaşılır. Caiz, elbette niyete ve içinde yazana göre. Aynı söz gibi.
Ama özellikle şundan bahsetmek istiyorum, şiirin haram olduğunu söyleyenler var. Sebebini sorunca da, "seb'a-i muallaka"yı ve peygamber efendimizin (sav) bir defasında bir şair hakkında "şeytanı tutun" demesini gösteriyorlar.
Ama şöyle ki, bir şair hakkında "şeytan" buyurdularsa, olayın derinine inmek gerekir. Çünkü önemli olduğu belli.
Dinden çıkaracak bir sözün sarhoş, ayık, sinirli vs. Farklı durumlarda söylenmesinin bir fark arzetmediğini biliyoruz. Çünkü söz, sözdür. Yazı da söz hükmündedir. Yazıyla ifade ettiğiniz bir şeyi kağıda söyletmiş sayılırsınız. Bu açıdan şiir, zaten konuşmak gibidir, sadece şekil olarak fark vardır.
Diğer açıdan yüce kitabımız kur'an da bir şiirdir. Bunu sadece içinde kafiye olmasına dayanarak söylemiyorum, ki şiir demek sadece kafiye demek değildir, anlatım olarak etkileyiciliği, özenle seçilmiş kelimelerin ahenk içinde kullanılması onu şiir yapar. Ki kafiyeleri de tesadüfi değildir.
Öte yandan müşriklerin dinimize küfür içeren şiirlerle saldırması sonucu, onlara yine şiirle cevap veren ve susturan bir sahabi bizzat peygamber efendimiz (sav) tarafından desteklenmiştir. Üstelik peygamber damadı hz. Ali (ra) nın ya da peygamber torunu hz. Hüseyin (ra) nın, yüce yaratıcı, tek ve gerçek ilah hakkında yazdıkları ve günümüze dahi ulaşan şiirleri var ve tahminen "O"nun sağlığında yazılmış.
Bu da bir ayet: "ona şiir öğretilmedi, çünkü gerekmezdi"
Bütün bunların üstüne, konuşmak ya da yazmak ile arasında sadece şekil farkı olan şiirin, caiz olduğu anlaşılır. Caiz, elbette niyete ve içinde yazana göre. Aynı söz gibi.
ürkütücüdür. iyi bir şiir kaburgalarınızı bile kırabilir.
Gündemdeki Haberler