bugün
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri8
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması5
- tutmayan başlık açma rehberi7
- askerlik anıları6
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sırrı süreyya önder28
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- elinin içine hapşıran insan5
- arap eli öpmek dudak karartmaz4
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- silver ile evlenecek erkek53
- usual bay bey biraderdir2
- popüler olanı eleştiren ezik entel3
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- az veren candan cok veren maldan5
- sözlükteki linç tayfa6
- akçomarlara gerizekalı muamelesi yapmak2
- sözlükteki linç kültürü12
- keçiören belediyesindeki yasaklı madde testi2
- ek hizmet binası2
- deccaliyet çağı6
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- arkadaşlar fasfakirim ya6
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- dün gece ne oldu12
- yazarlar şuan ne yapıyor4
- göz rengi değiştirme ameliyatı2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- keşm adası2
- herkesin kendini zeki sanması4
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- uykusuzluk2
- sarapci koala59
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- büyük boy çilekli milkshake 85 tl2
- abdülhamit han dönemi çözüm süreci fotoğrafı2
- alman turistlere turist rehberliği4
- ad hominem icat oldu mertlik bozuldu2
- sedef hastalığı4
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
'şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. sen, sen ol kelimelere fazla takılma. aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. aşık dilsizdir.'
Şems'in kelime anlamı güneştir. Fakat bu sözcük söyledindiğinde çoğu insanın aklına Mevlana'yı Mevlana yapan kişi akla gelir(Şems-i Tebrizi).
bi nevi apollon.
http://www.40hokkabaz.com/minyatur_t_24.html
http://www.40hokkabaz.com/minyatur_t_24.html
Büyük islam alimi mevlana haZretlerinin gönül dostudur . Yüce insanlardor bunlar -Allahü teala şefaatlerine nail eylesin.
ahirette herkes yaptıklarının karşılığını görecek, hakkını alacak diyorsun. rahat bırak şu insanları ki istediklerini yapsınlar
sorular biter bitmez şems, elindeki kerpiçi, soruları soran adamın kafasına vurdu.
adam derhal kadıya gitti ve şemsten şikayetçi oldu.
ben 3 soru sordum, o bana kerpiçle vurdu! dedi.
şems-i tebrizi kendini savundu:
o sordu, ben de cevabını verdim.
kadı açıklama isteyince ise şu açıklamayı yaptı:
bu adam, bana allahı göster. dedi. ben de elimdeki kerpiçi başına vurarak sorusuna cevap verdim. şimdi başının ağrıdığını söylüyor. bana başının ağrısını gösterebilir mi?
adam şaşırdı ağrı gösterilir mi? ancak hissedilir! dedi.
şems:
işte, nasıl var olan ağrı gösterilmezse, allahda vardır, ama göze gösterilemez demek istedim!
şems devam etti:
bu adamın ikinci sorusu, ateşten yaratılmış olan şeytanın ateşle nasıl cezalandırılacağı idi. ben başına topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. başı acıdı, ağrıdı. oysa ki kerpiçin de, kendisi gibi asıl maddesi topraktır. nasıl toprak toprağa acı veriyorsa, ateş de ateşten yaratılmış şeytana azap verecektir."
"üçüncü sorusu da bırak insanları, isteyen istediğini yapsın; niçin ahirette yapılanların karşılığı verilecek, diye korkutuyorsunuz? şeklindeydi. ben de ona canımın istediğini yaptım. ama bundan hoşlanmadı ve beni size şikayet etti.
sorular biter bitmez şems, elindeki kerpiçi, soruları soran adamın kafasına vurdu.
adam derhal kadıya gitti ve şemsten şikayetçi oldu.
ben 3 soru sordum, o bana kerpiçle vurdu! dedi.
şems-i tebrizi kendini savundu:
o sordu, ben de cevabını verdim.
kadı açıklama isteyince ise şu açıklamayı yaptı:
bu adam, bana allahı göster. dedi. ben de elimdeki kerpiçi başına vurarak sorusuna cevap verdim. şimdi başının ağrıdığını söylüyor. bana başının ağrısını gösterebilir mi?
adam şaşırdı ağrı gösterilir mi? ancak hissedilir! dedi.
şems:
işte, nasıl var olan ağrı gösterilmezse, allahda vardır, ama göze gösterilemez demek istedim!
şems devam etti:
bu adamın ikinci sorusu, ateşten yaratılmış olan şeytanın ateşle nasıl cezalandırılacağı idi. ben başına topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. başı acıdı, ağrıdı. oysa ki kerpiçin de, kendisi gibi asıl maddesi topraktır. nasıl toprak toprağa acı veriyorsa, ateş de ateşten yaratılmış şeytana azap verecektir."
"üçüncü sorusu da bırak insanları, isteyen istediğini yapsın; niçin ahirette yapılanların karşılığı verilecek, diye korkutuyorsunuz? şeklindeydi. ben de ona canımın istediğini yaptım. ama bundan hoşlanmadı ve beni size şikayet etti.
"Olduğu kadar, olmadığı kader" lafını her zikredişte beni biraz daha gölge durumuna getiren aşık, düşünür ama insan...
gerçek anlamıyla mevlanayı topluma kazandıran insan.
tebrizli şems. mevleviliğin ruhunu şahlandıran çıkışların öncüsü olmasına rağmen mevlevilerin bile, şerr-i dayatmalar ve baskılar sonucunda hakettiği değeri gösteremediği bir kişiliktir. döneminin inanç kalıplarını en katı biçimiyle eleştiren, inancın en temel prensiplerinin alğı ve pratikte tam anlamıyla içselleştirilmeden yaşanılamayacağını, gösterişin ve iki yüzlülüğün, cahiliyetten değil art niyetten doğduğunu bunu riyakarların yüzüne hiç sakınmadan vuran o " anarşizan" karekteriyle sergilemekten geri durmamış bir kişiliktir.
mevlanın şems ile beraber yaşadığı dönüşüm sürecinden, mevlananın sahip olduğu maddi kaynaklar ve otoritenin çevresinde nemalananların giderek artan rahatsızlığı özellikle maddiyatın benliği çürüten esaretine karşı şemsin, mevlanadan sergilemesini istediği reddiyetle beraber tam anlamıyla bir kine dönüşerek, şemsin yaşamına maal olacak bir ötekileştirmeye tabi tutulmasına neden olmuştur.
şemsin konya'yı terk edişinin ardından piştiğini söylediği narın " aşk"ın gereği olarak yollara düşenin kendisi olmaması, bunu yerine müritlerini ve oğlunu yollayarak geri dönmesini sağlamanın ve şemse yönelen kindarlığa karşı gereken tavrı koyamamış olmanın bir özeleştirisi olarak, şu satılarlarla serzenişte bulunmuş olmanın ötesine pekte geçememiştir mevlana. "onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. o, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."
islamiyetin tabiri caizse islamın ortadoks yaklaşımının bir sonucu olarak mevleviliği kendi yapısına uygun bir modele sokarak, her ne kadar hazmetmekte zorlansada mevlanayı ve mevleviliği bir değer olarak kabul etmek zorunda kalmış olması, şemsin kasıtlı bir şekilde geri plana itilerek mevleviliğin giderek parlatılan şatafatında gölgede bırakılmasıyla vücut bulmuştur. öyleki bu durum neredeyse yan yana bulunan türbelerinin bile mimari yapısına en bariz biçimiyle yansımıştır.
yani sözün özü, mevlanayı anlamak şemsi bilmekten geçer deyim ve şemsin bir sözüyle yapıştıralıım üç noktayı. "şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. tutup da ona hayran olmaya değil"...
tebrizli şems. mevleviliğin ruhunu şahlandıran çıkışların öncüsü olmasına rağmen mevlevilerin bile, şerr-i dayatmalar ve baskılar sonucunda hakettiği değeri gösteremediği bir kişiliktir. döneminin inanç kalıplarını en katı biçimiyle eleştiren, inancın en temel prensiplerinin alğı ve pratikte tam anlamıyla içselleştirilmeden yaşanılamayacağını, gösterişin ve iki yüzlülüğün, cahiliyetten değil art niyetten doğduğunu bunu riyakarların yüzüne hiç sakınmadan vuran o " anarşizan" karekteriyle sergilemekten geri durmamış bir kişiliktir.
mevlanın şems ile beraber yaşadığı dönüşüm sürecinden, mevlananın sahip olduğu maddi kaynaklar ve otoritenin çevresinde nemalananların giderek artan rahatsızlığı özellikle maddiyatın benliği çürüten esaretine karşı şemsin, mevlanadan sergilemesini istediği reddiyetle beraber tam anlamıyla bir kine dönüşerek, şemsin yaşamına maal olacak bir ötekileştirmeye tabi tutulmasına neden olmuştur.
şemsin konya'yı terk edişinin ardından piştiğini söylediği narın " aşk"ın gereği olarak yollara düşenin kendisi olmaması, bunu yerine müritlerini ve oğlunu yollayarak geri dönmesini sağlamanın ve şemse yönelen kindarlığa karşı gereken tavrı koyamamış olmanın bir özeleştirisi olarak, şu satılarlarla serzenişte bulunmuş olmanın ötesine pekte geçememiştir mevlana. "onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. o, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."
islamiyetin tabiri caizse islamın ortadoks yaklaşımının bir sonucu olarak mevleviliği kendi yapısına uygun bir modele sokarak, her ne kadar hazmetmekte zorlansada mevlanayı ve mevleviliği bir değer olarak kabul etmek zorunda kalmış olması, şemsin kasıtlı bir şekilde geri plana itilerek mevleviliğin giderek parlatılan şatafatında gölgede bırakılmasıyla vücut bulmuştur. öyleki bu durum neredeyse yan yana bulunan türbelerinin bile mimari yapısına en bariz biçimiyle yansımıştır.
yani sözün özü, mevlanayı anlamak şemsi bilmekten geçer deyim ve şemsin bir sözüyle yapıştıralıım üç noktayı. "şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. tutup da ona hayran olmaya değil"...
"Aldık kalemi sana yazıyoruz şems.
kâh sinede boy gösteren, kâh ruhta ortaya çıkıveren, kâh hicrana yönelen...
gönül kazanını kaynatan sen, suyu çamuru yakan sen...
sen ki esrarın en has şarabı, akıl âleminden yansıyan aydınlık...
gecelerimizin, hud perdesi...
misk ve amber...
pas giderici... turi sina'nın çırası... güle gömlek yırttıransın.
madenlerden daha madensin şems!
tehlike anında siper... şeker yağdıran bulut... mücevher dolu deryâ..."
kâh sinede boy gösteren, kâh ruhta ortaya çıkıveren, kâh hicrana yönelen...
gönül kazanını kaynatan sen, suyu çamuru yakan sen...
sen ki esrarın en has şarabı, akıl âleminden yansıyan aydınlık...
gecelerimizin, hud perdesi...
misk ve amber...
pas giderici... turi sina'nın çırası... güle gömlek yırttıransın.
madenlerden daha madensin şems!
tehlike anında siper... şeker yağdıran bulut... mücevher dolu deryâ..."
güneş demektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar