bugün
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı14
- yaşamak istenilen şeyler9
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey11
- geceye bir şarkı bırak10
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması10
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- hayatın kuralları6
- kadın olmanın avantajları16
- gençlerbirliği4
- sözlükteki fenerbahçeliler4
- g i l d e d l i l y14
- nervio23
- askerde 200 metre atışı yapmak13
- penisi seks objesi olarak görmek4
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler10
- alkolsüz sosyalleşmede zorlanmak3
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- nervio hamferdi7
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- türkiye'ye geldim10
- ismail kartal3
- pkklı mezarları tahrip edildi diyen mv3
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- arkadaşlar ben drama queen miyim4
- la taverne des yeux4
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- uyanıp giyinip gece sokaklarda turlamak3
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek4
- trans kadın çekiciliği5
- kurtar bizi müsavat16
- kadınları anlamak4
- kadıköy solcusu4
- anın görüntüsü30
- fenerbahçe5
- tanrı vs şeytan4
- cin soda2
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- kedi sidiği kokmak5
- alevi kızların alev alev yanması13
- gece sokakta dolanan kara çarşaflı2
- anlattığı şeyden daha önemli hale gelen sözcük2
- her kıza yazan erkek3
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- aleksey batrakov5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- devran dönecek8
- ellerim bos gonlum hos10
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
8 kitaptan oluşan bir seridir. edebî açıdan üst düzeydedir.
1. Çağ ve Nesil
2. Buhranlar Anaforunda insan
3. Yitirilmiş Cennete Doğru
4. Zamanın Altın Dilimi
5. Günler Baharı Soluklarken
6. Yeşeren Düşünceler
7. Işığın Göründüğü Ufuk
8. Örnekleri Kendinden Bir Hareket
internet sitesi de vardır:
http://www.cagvenesil.com/
örnek olması için bir metni buraya ekliyorum:
Bu Ağlamayı Dindirmek için Yavru
Senin uğruna bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak, ızdıraplarını dindirmek, gönlünü âbâd etmek için... Bize gönül koyma! "Ağırdan aldık"; vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan; sînemizde hep Yakub'un âh u efgânını(1), içimizde Zelîha'nın aşk u hicranını taşıdık durduk.
O âb-endâm(2) kâmetinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül'ün gibi kalbim de dağılıp gitti. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu...
Hem de sana el uzatmaya utanıyordum... Âbâ-ı kenâisiyyeyi(3) hatırlatan yapmacık şefkatimle karşına çıkmaya ar ediyordum. Zira sana, gözümün önünde kıydılar. Zülüflerini târumâr edip, bu hâle koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahkâr ellerimi... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader'in Faust'un kaderi, ama Mefiston kim..? Kim revâ gördü bunları sana...?
Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzâra geldin ve geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmemek elinde değildi. Geldin ve etrafını büsbütün boş bulup hâline âşina kimse göremedin. Âh u efgânını, sadece sen duyuyordun.
Ve sana koşanlar, sadece midenin arzu ve isteklerine koşuyorlardı. Senin bugünkü yürekler yakan feryatların, tâ o zaman başlamıştı. Tâ o zaman terk edilmiştin. Hem de "en sevimli" iken. Sen, başkalarının keyf ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin. Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin, yalnızdın ve sahipsizdin...!
Dünün bugününü doğurdu ve bugünün, ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayırımındasın yavrucuk...!
Şimdi bana müsaade et de, şu bâdirede Bahadır'ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryâdımı rûhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında, gerektiği an imdâdına koşamadığım için de, kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyf uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etine kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefâletini hazırlayanları affeyle yavrucuk!..
[1] Efgân: Acı ile bağırmalar, feryatlar ve istimdat.
[2] Âb-endam: Mütenasip, ölçülü endam.
[3] Abâ-i kenâisiyye: Kilise pederleri, papazlar.
1. Çağ ve Nesil
2. Buhranlar Anaforunda insan
3. Yitirilmiş Cennete Doğru
4. Zamanın Altın Dilimi
5. Günler Baharı Soluklarken
6. Yeşeren Düşünceler
7. Işığın Göründüğü Ufuk
8. Örnekleri Kendinden Bir Hareket
internet sitesi de vardır:
http://www.cagvenesil.com/
örnek olması için bir metni buraya ekliyorum:
Bu Ağlamayı Dindirmek için Yavru
Senin uğruna bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak, ızdıraplarını dindirmek, gönlünü âbâd etmek için... Bize gönül koyma! "Ağırdan aldık"; vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan; sînemizde hep Yakub'un âh u efgânını(1), içimizde Zelîha'nın aşk u hicranını taşıdık durduk.
O âb-endâm(2) kâmetinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül'ün gibi kalbim de dağılıp gitti. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu...
Hem de sana el uzatmaya utanıyordum... Âbâ-ı kenâisiyyeyi(3) hatırlatan yapmacık şefkatimle karşına çıkmaya ar ediyordum. Zira sana, gözümün önünde kıydılar. Zülüflerini târumâr edip, bu hâle koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahkâr ellerimi... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader'in Faust'un kaderi, ama Mefiston kim..? Kim revâ gördü bunları sana...?
Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzâra geldin ve geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmemek elinde değildi. Geldin ve etrafını büsbütün boş bulup hâline âşina kimse göremedin. Âh u efgânını, sadece sen duyuyordun.
Ve sana koşanlar, sadece midenin arzu ve isteklerine koşuyorlardı. Senin bugünkü yürekler yakan feryatların, tâ o zaman başlamıştı. Tâ o zaman terk edilmiştin. Hem de "en sevimli" iken. Sen, başkalarının keyf ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin. Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin, yalnızdın ve sahipsizdin...!
Dünün bugününü doğurdu ve bugünün, ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayırımındasın yavrucuk...!
Şimdi bana müsaade et de, şu bâdirede Bahadır'ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryâdımı rûhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında, gerektiği an imdâdına koşamadığım için de, kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyf uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etine kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefâletini hazırlayanları affeyle yavrucuk!..
[1] Efgân: Acı ile bağırmalar, feryatlar ve istimdat.
[2] Âb-endam: Mütenasip, ölçülü endam.
[3] Abâ-i kenâisiyye: Kilise pederleri, papazlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar