bugün
- gocu20
- bu koyden olsam ne olacak17
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- şu an hissedilen duygu5
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak4
- çaylak yapın beni11
- soğan yiyen kız11
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı16
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- sarapci koala77
- dinlerin yalan olması13
- ama ben bipolarım10
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- damdan düşer gibi3
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak2
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- 15 temmuz yalanı3
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- safiyenin kocası faik5
- gecenin şarkısı3
- sarı torba2
- yalnızlık4
- ay kavga var galiba6
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- bkono5
- enayimiknatisii4
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- 30 ağustos zafer bayramı19
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- istatistiklerin yenilenmemesi3
- sihirli annem izleyen erkek4
- sözlük kızları adam mıdır5
- katatespizartmasi10
- sözlükte artı eksi dengesinin normal olmaması3
- nepal'deki sel felaketi4
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- kavga eden yazarlar5
- zorunlu eğitim19
- türkiye savaşa girecek5
- yazım hataları4
- boşnaklar3
- uzun yolda ara yollara sapmak2
- emre tayanç2
- tobey maguire lı spiderman3
her sabah kafa siken hede höde.
balkondan sepet sarkıtarak domates istediğinizde mahsus çürükleri dolduran arabacı.
Annemin ' sanki seyahate çıkmışlar gibi hızlı hızlı gidiyorlar.Öteberi satma peşinde değil bunlar.Bir türlü yakalayıp portakal alamadım ' dediği esnaf takımıdır.
az önce kapımızın önünden geçen bu hedönün dediklerini yazıyorum:
patates var, soğan var, patates var, domates var, soğan var, patates var, domates var, patlıcan var, patates var...
hayır duyan da sana ki adam milyonlarca farklı çeşit sebze satıyor. güldürdü bak şimdi.
patates var, soğan var, patates var, domates var, soğan var, patates var, domates var, patlıcan var, patates var...
hayır duyan da sana ki adam milyonlarca farklı çeşit sebze satıyor. güldürdü bak şimdi.
hergün, kapımızın önünden yanlari açık römörküyle birlikte geçen, çocukluğumdan beri belki de birçok kez birşeyler almaya gittigim, anonsunu her duyduğumda beni çocukluğuma döndüren arabali seyyar saticidir..
(bkz: binbir çeşit)
genellikle sokak aralarında seyyar vaziyette dolaşan ve sebze - meyve satan
perakendeci.
yani, dolaşırlardı.. artık ne görüyor, ne de denk geliyorum.
biraz içimi dökmek istiyorum:
çocukluğumun en güzel detaylarından biridir zerzevatçılar. poposunda römorkla gezen, bu römorkta muhtelif sebze ve meyve satan bi' zerzevatçı dolanırdı mahallemizde. "zerzevatçiiiiiiyavvv" diye uzatır; mahalleliye reklam ederdi kendini. elindeki kepçeyi bir hışım bırakan anne ve annelerimiz bir hışım sokağa seğirtir, römorktaki ürünleri inceler, ve ihtiyaç dahilinde olan ürünlerin pazarlığını yaparlardı. oldukça hummalı bir pazarlık söz konusu olurdu. bu esnada biz de koca traktör tekerini inceler, tekerin dişlerinin arasına kıkırdaktan hallice olan ellerimizi sokar, güya ölçü almaya çalışır ve ağız çehremizin kenarındaki ekmek arasından arta kalan peynir bakiyelerine aldırmaksızın kıkırdardık. netice olarak annelerimiz ve zerzevatçı arasında gerçekleşen hummalı pazarlık sonlanır ve bir iki kilo yeşillik alınırdı. yazın kavurucu sıcağında alnının çatından terlemiş olan zerzevatçı abimiz bir hışım kontağa parmaklarıyla tekrardan yüklenir ve oldukça gürültülü bir şekilde sokağı terk ederdi. biz çocuklar da peşinden koşar, şen kahkahalarla kendimizce uğurlama merasimi yapardık.
aradan yıllar geçtikten sonra işi daha da ilerleten pek çalışkan zerzevatçımız, iveco marka kamyonet almıştı. işin esprisi kaçmaya, tadı tuzu bozulmaya başlamıştı sanki.. mamafih, biz de büyümüştük biraz. kovalayarak gerçekleştirdiğimiz uğurlama merasimleri sonlanmış, iveco kamyonetin o tatsız sesine ve kara duman atan vaziyetine eşlik etmeyi bırakmıştık. gel zaman git zaman, seyyar sebze tüccarı da yok olmuş ve gitmişti. hep bir eksiklik, hep bir sessizlik olmuştu. her gün yaşanılan o tatlı heyecan bir anda uçtu ve gitti. geriye sadece, sokağın havlayan sakinlerinin pek ala bir telaşla kovaladığı hurdacılar kaldı. zerzevatçının tadını veremedi..
sonra mı?
büyüdük...
perakendeci.
yani, dolaşırlardı.. artık ne görüyor, ne de denk geliyorum.
biraz içimi dökmek istiyorum:
çocukluğumun en güzel detaylarından biridir zerzevatçılar. poposunda römorkla gezen, bu römorkta muhtelif sebze ve meyve satan bi' zerzevatçı dolanırdı mahallemizde. "zerzevatçiiiiiiyavvv" diye uzatır; mahalleliye reklam ederdi kendini. elindeki kepçeyi bir hışım bırakan anne ve annelerimiz bir hışım sokağa seğirtir, römorktaki ürünleri inceler, ve ihtiyaç dahilinde olan ürünlerin pazarlığını yaparlardı. oldukça hummalı bir pazarlık söz konusu olurdu. bu esnada biz de koca traktör tekerini inceler, tekerin dişlerinin arasına kıkırdaktan hallice olan ellerimizi sokar, güya ölçü almaya çalışır ve ağız çehremizin kenarındaki ekmek arasından arta kalan peynir bakiyelerine aldırmaksızın kıkırdardık. netice olarak annelerimiz ve zerzevatçı arasında gerçekleşen hummalı pazarlık sonlanır ve bir iki kilo yeşillik alınırdı. yazın kavurucu sıcağında alnının çatından terlemiş olan zerzevatçı abimiz bir hışım kontağa parmaklarıyla tekrardan yüklenir ve oldukça gürültülü bir şekilde sokağı terk ederdi. biz çocuklar da peşinden koşar, şen kahkahalarla kendimizce uğurlama merasimi yapardık.
aradan yıllar geçtikten sonra işi daha da ilerleten pek çalışkan zerzevatçımız, iveco marka kamyonet almıştı. işin esprisi kaçmaya, tadı tuzu bozulmaya başlamıştı sanki.. mamafih, biz de büyümüştük biraz. kovalayarak gerçekleştirdiğimiz uğurlama merasimleri sonlanmış, iveco kamyonetin o tatsız sesine ve kara duman atan vaziyetine eşlik etmeyi bırakmıştık. gel zaman git zaman, seyyar sebze tüccarı da yok olmuş ve gitmişti. hep bir eksiklik, hep bir sessizlik olmuştu. her gün yaşanılan o tatlı heyecan bir anda uçtu ve gitti. geriye sadece, sokağın havlayan sakinlerinin pek ala bir telaşla kovaladığı hurdacılar kaldı. zerzevatçının tadını veremedi..
sonra mı?
büyüdük...
Tarihin tozlu sayfalarına girmesine ramak kalmış meslek.
Oysa ne samimi, ne büyük konfordur...
Pazar ayağınıza gelir...
Oysa ne samimi, ne büyük konfordur...
Pazar ayağınıza gelir...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar