bugün
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması7
- kabak tatlısını sevenler15
- fingirdek sözlük erkeği6
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- okan yalabık'ın son hali5
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- taksim delisi cenk7
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi2
- seni sevmekten başka neydi benim günahım2
- anın görüntüsü25
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- lucas torreira2
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı2
- elmas bey birader'in online olmaması3
- allah vardır diyenlerin kanıtları3
- pazar akşamları3
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- bafra pidesi4
- sözlük sevgilisi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- kasımda aşk başkadır6
- kaz fobisi2
- göksel'in memeleri4
- hambeles2
- kafanın çok büyük olması8
- narlı lokum2
- nat rothschild4
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- ismet gurbuz 20244
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- erecto kral reyiz3
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- nervio34
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- 20043
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- nervio'nun gerçek yüzü4
- 1 doların 50 tl olması3
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- barış alper yılmaz4
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- yalnız çirkin asosyal erkek5
Bir sistemi idare etmek.
yönetmek işi, idare etme, çekip çevirme.
Antenleri yörüngeye ayarlayıp kanalları açık tuttuğunuzda ağınıza eninde sonunda bir balık mutlaka takılacaktır. Yeter ki her daim bir teyakkuz halinde bulunulsun. işte gafletten bir dem uzaklaşıp Rahmet-i Rabbaninin inayetiyle alıcı pozisyonunda olduğum bir vakit benim de ağlarıma öyle bir balık takıldı ki değerine paha biçilemez. Öyle ki uzun bir süre bunun sebep olduğu sevinç kalbimden kaybolmadı. Sürekli bu hazineleri alan kişilerin ne halde olduğunu bir nebze olsun anladığımı sanıyorum.
Ağıma takılan paha biçilmez şeyden bahsetmeden hemen önce son bir noktayı daha vurgulamak isterim. Sanırım çok az şey, bir camide güzel sesli ve uzun uzun okuyan bir imamın arkasında kılınan bir sabah namazı kadar hissiyatlarınızın daha hassas olmasına ve dolayısıyla radarınıza rahmet ve inayetin daha kolay takılmasına yardımcı olacaktır. Bu en verimli anın uykuda geçirilmesi, kendisine sunulan 86 karatlık kaşıkçı elmasını almak için elini uzatamayacak kadar tembel olan ve böylece bu büyük servetten mahrum kalan adamın hamakatından daha da büyük bir hamakatlıktır kanaatimce.
Al-i imran Suresi 159. Ayet.
işte o iki kapağın arasında keşfedilmeyi beklen yüzlerce hazineden sadece birisi bu ayet. Öyle bir servet ki karşılığında elmaslar verilse yeridir:
Allahın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allahtan bağışlama dile. iş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allaha tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Bu ayet ister mikro ister makro anlamda olsun biz Müslümanların en muzdarib olduğu, becerisizliklerimizle birçok şeyi berbat ettiğimiz bir alan olan yönetim ve idarecilik alanında bizlere yol göstermekte, külli ve kati kurallar vaz ederek idarenin en temel prensiplerini gayet açık ve bir o kadar net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu kurallar bir devlet başkanı için geçerli olduğu kadar bir şirket yöneticisi için de, bir takım kaptanı için de, bir baba için de geçerlidir.
Evvela yöneten kişi mutlak surette etbasına (veya işçisine, evladına, eşine vs.) karşı yumuşak davranmalı, kalbini kıracak üzecek, onurunu incitecek söz ve davranışlardan mutlak surette kaçınmalıdır. Çünkü idarede aslolan şefkattir. Baskı, hakaret, zorbalık yöneticilik değil tiranlıktır ve eninde sonunda bir açık bir patlak verecektir. Karşıdaki de bir insandır ve bir kişiliğe, bir ruha ve duygulara sahiptir. Bu manda hiçbir insan diğerinden farklı değildir. işte bu yaratılışa uygun olan ise ona yumuşak davranmak ve ona kendini değerli ve önemli hissetmesini sağlamaktır.
ilk madde genel anlamda yöneticinin yönetilene yaklaşım tarzını gösterirken ikinci madde bir hata ve kriz karşısında yapılması gerekeni göstermektedir. Aslında bu da ilk madde ile uyumludur. idaresi altındakiler yumuşak davranmayı kendisine prensip edinen bir yönetici bir hata karşısında öfke yolunu değil af yolunu seçecektir. istisnai durum ve kişilikler hariç, affetmek hep karşıdakinin kazanılması ile sonuçlanacak erdemli bir davranıştır. Kişi hatasını ancak affedildiğinde anlayacaktır. Suiistimal gibi durumlar dışta tutulduğunda bir daha bu hatayı tekrar etmemek, kendisini affedeni utandırmamak için sadece hata ettiği konuda değil topyekün bütün görev ve davranışlarında bir çeki düzene gidecek ve her zamankinden daha dikkatli ve titiz olacaktır.
Üçüncü kural istişare. insan aciz ve yetenekleri de sınırlı. Herşeyi bilmesinin imkansızlığını geçin tek bir alanda bile tam vukufiyet sahibi olduğun iddia edecek kimse çıkmaz bu dünyada. işte birbirine her bakımdan bağlı ve bağımlı insanoğlu daha iyiye ulaşabilmek için mutlaka birbirine danışmak zorunda. Bilimsel bir konuda uzmanlaşmaktan çok farklı bir alan olan yöneticilikte bu mecburiyet daha açık bir şekilde görülmektedir. idare ettiklerinin görüşleri çok zaman yönetici için değerli fırsatlar sunabilmektedir. En iyi yöneticilerin etrafında değil bir iki tane onlarca danışman olduğunu görürüz. Çünkü akıl akıldan üstündür ve başkasının aklını kullanmamak akılsızlıktır.
Son kaide ise yöneticinin bu danışmalarının neticesinde bir karar vermesi ve bu kararında sebat etmesidir. Kararlılık belki de çok az kişide bulunan bir vasıf. Bir çok değişkenin olduğu bir durumda istişare neticesinde yönetici son kararını verdikten sonra artık kararlılık göstermeli ve verdiği kararın sonucuna dair Allaha tevekkül etmelidir. Sürekli karar değiştirenler, bir karar üzere sebat edemeyenler etbası arasında bir güvensizliğin vücut bulmasına sebebiyet vermiş ve bu da beraberinde huzursuzluk ve kaosun oluşmasına yol açmıştır. irade sahibi yöneticiler ince eleyip sık dokuduktan sonra kararlarını alırlar ve her değişen akıntı karşısında rotalarını şaşırmazlar. Gerektiğinde gerektiği kadar esnek olabilmek bu kararlı duruşun zıttı değildir asla. Elastikiyet aslında verilen kararın neticesinin daha iyi sonuçlanabilmesi için alınan tedbirlerdir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=66
Ağıma takılan paha biçilmez şeyden bahsetmeden hemen önce son bir noktayı daha vurgulamak isterim. Sanırım çok az şey, bir camide güzel sesli ve uzun uzun okuyan bir imamın arkasında kılınan bir sabah namazı kadar hissiyatlarınızın daha hassas olmasına ve dolayısıyla radarınıza rahmet ve inayetin daha kolay takılmasına yardımcı olacaktır. Bu en verimli anın uykuda geçirilmesi, kendisine sunulan 86 karatlık kaşıkçı elmasını almak için elini uzatamayacak kadar tembel olan ve böylece bu büyük servetten mahrum kalan adamın hamakatından daha da büyük bir hamakatlıktır kanaatimce.
Al-i imran Suresi 159. Ayet.
işte o iki kapağın arasında keşfedilmeyi beklen yüzlerce hazineden sadece birisi bu ayet. Öyle bir servet ki karşılığında elmaslar verilse yeridir:
Allahın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allahtan bağışlama dile. iş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allaha tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Bu ayet ister mikro ister makro anlamda olsun biz Müslümanların en muzdarib olduğu, becerisizliklerimizle birçok şeyi berbat ettiğimiz bir alan olan yönetim ve idarecilik alanında bizlere yol göstermekte, külli ve kati kurallar vaz ederek idarenin en temel prensiplerini gayet açık ve bir o kadar net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu kurallar bir devlet başkanı için geçerli olduğu kadar bir şirket yöneticisi için de, bir takım kaptanı için de, bir baba için de geçerlidir.
Evvela yöneten kişi mutlak surette etbasına (veya işçisine, evladına, eşine vs.) karşı yumuşak davranmalı, kalbini kıracak üzecek, onurunu incitecek söz ve davranışlardan mutlak surette kaçınmalıdır. Çünkü idarede aslolan şefkattir. Baskı, hakaret, zorbalık yöneticilik değil tiranlıktır ve eninde sonunda bir açık bir patlak verecektir. Karşıdaki de bir insandır ve bir kişiliğe, bir ruha ve duygulara sahiptir. Bu manda hiçbir insan diğerinden farklı değildir. işte bu yaratılışa uygun olan ise ona yumuşak davranmak ve ona kendini değerli ve önemli hissetmesini sağlamaktır.
ilk madde genel anlamda yöneticinin yönetilene yaklaşım tarzını gösterirken ikinci madde bir hata ve kriz karşısında yapılması gerekeni göstermektedir. Aslında bu da ilk madde ile uyumludur. idaresi altındakiler yumuşak davranmayı kendisine prensip edinen bir yönetici bir hata karşısında öfke yolunu değil af yolunu seçecektir. istisnai durum ve kişilikler hariç, affetmek hep karşıdakinin kazanılması ile sonuçlanacak erdemli bir davranıştır. Kişi hatasını ancak affedildiğinde anlayacaktır. Suiistimal gibi durumlar dışta tutulduğunda bir daha bu hatayı tekrar etmemek, kendisini affedeni utandırmamak için sadece hata ettiği konuda değil topyekün bütün görev ve davranışlarında bir çeki düzene gidecek ve her zamankinden daha dikkatli ve titiz olacaktır.
Üçüncü kural istişare. insan aciz ve yetenekleri de sınırlı. Herşeyi bilmesinin imkansızlığını geçin tek bir alanda bile tam vukufiyet sahibi olduğun iddia edecek kimse çıkmaz bu dünyada. işte birbirine her bakımdan bağlı ve bağımlı insanoğlu daha iyiye ulaşabilmek için mutlaka birbirine danışmak zorunda. Bilimsel bir konuda uzmanlaşmaktan çok farklı bir alan olan yöneticilikte bu mecburiyet daha açık bir şekilde görülmektedir. idare ettiklerinin görüşleri çok zaman yönetici için değerli fırsatlar sunabilmektedir. En iyi yöneticilerin etrafında değil bir iki tane onlarca danışman olduğunu görürüz. Çünkü akıl akıldan üstündür ve başkasının aklını kullanmamak akılsızlıktır.
Son kaide ise yöneticinin bu danışmalarının neticesinde bir karar vermesi ve bu kararında sebat etmesidir. Kararlılık belki de çok az kişide bulunan bir vasıf. Bir çok değişkenin olduğu bir durumda istişare neticesinde yönetici son kararını verdikten sonra artık kararlılık göstermeli ve verdiği kararın sonucuna dair Allaha tevekkül etmelidir. Sürekli karar değiştirenler, bir karar üzere sebat edemeyenler etbası arasında bir güvensizliğin vücut bulmasına sebebiyet vermiş ve bu da beraberinde huzursuzluk ve kaosun oluşmasına yol açmıştır. irade sahibi yöneticiler ince eleyip sık dokuduktan sonra kararlarını alırlar ve her değişen akıntı karşısında rotalarını şaşırmazlar. Gerektiğinde gerektiği kadar esnek olabilmek bu kararlı duruşun zıttı değildir asla. Elastikiyet aslında verilen kararın neticesinin daha iyi sonuçlanabilmesi için alınan tedbirlerdir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=66
(bkz: idare)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com