bugün
- ben geldim kerkenezler18
- gollumun gözü yüzükte6
- yapay zekaya entry yazdıran yazar5
- 777 diyen erkolar7
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları7
- iyi parti17
- yırtık boxer giyen erkek3
- saçını pembeye boyayan erkek6
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- mehdi aleyhisselam6
- claudian clouds21
- cep telefonu kılıfı2
- sözlükten soğuma nedenleri13
- beşiktaş7
- en son alınan iltifat3
- simko316
- gün tabağı5
- kısır7
- hınç3
- çağla idi3
- 0 0 76
- kendi sorumluluğunu almak4
- sigara ve kahve2
- sevgiliye sorulan ilginç sorular4
- friedrich hegel la bi cay icek9
- akrep burcu kini7
- insanın en büyük ilham kaynağı iblis tir4
- halife mehdi ismet4
- ince telli saç3
- hamburger date6
- zerzevat2
- pizza yemek8
- kasları parçalamak2
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- aleksey batrakov12
- sözlük ırkçıları8
- sahibinden com salakları4
- çerçeve yasa35
- arkadaşlar neden beni kimse sevmiyor5
- alttaki yazara motto ver16
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- anın görüntüsü33
- ghosting4
- amedspor14
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- cinler musallat istatistiği7
- kızların çok açık giyinmesi2
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler31
- burçlara inanan insanlar oy kullanmalı mı5
- gey şakası yapmayan erkek ılıktır2
tükendiğinde. zayıf düştüğünde.
açık kapıdan girmeden, pastel pelerinli ormanın rüyalarına uyanmadan, onlar olmadan, gece olmadan önce. dönüp aynaya baktığında, "burada işim ne?!" diye sorduğunda, ruh röntgenleri çektiğinde, hatırlayamadığın, olamadığında. batıdan önce, doğunun sarhoşluğunda. nuh, fırtınalardan henüz korkmadan ve babil gururlu kulesini bulutlara yasladığında, herkesi, her şeyi dağıtacak olan o masalcı, hikayesine başlamadan önce.
öylece bitiverdiğinde. kelimeye uzandığında. cümle çektiğinde ve gülüşler içini acıttığında, içerisinde cevabı saklı cevapsız bir sorunun ortasında..
ağaçlara kedi düşleri asıldığında. kendine çekildiğindir. ay battığında, minik minik kıskançlıklar doğurduğunda, bir kahve fincanının ortasında boğulduğunda, gözlerin uzaktaki şimşeklere saplandığında. çekip gitmeden önce, kütüphaneler yakılmadan, gece dile gelmeden, kaldırımlar uzamadan önce.
öylece tutulu kalman gerektiğini anladığın, çizili bir cümlenin dört bir yanın, tuzaklarında, şüphen büyülerce büyüdüğünde.
çok olduğunda artık. savaşamaz olduğunda. sabahın sesine dikkat kesilip de, içinde "bırak beni!" diye inleyen bir yıkımın özlemini duyduğunda. ellerin kamaşıp da dize getiremediğin her kelime için küçük bir duayı denize bıraktığında.
nefretten önce. toza dönüşmeden, aynalar seni rahat bırakmadan, yüzünde altı çizilecek yerler olduğunda. dilenci ile yer değiştirmek gerektiğini fark ettiğinde. sende olup bitenlerden bi haber, tehdit olarak görüldüğünde.
dağa küsme sırası sana gelmişken. açık açık kan olduğunda. sözden önce bir akşama bağırırken, kuklacının iplerini kendine doğru çekip de, masalcıya hikayeler anlatmaya hazır hissettiğinde.
en hakiki gülüşün, ki kendine sakladığında. dünyayı aptalların yönetmesi gerektiğini anladığında, şehrin sana bir yurt olamadığını fark edip de, mevsime verdiğin sözleri unutamayaşın.
bir fok balığı misali sopalar kafan üstüne kafanda patlatıldığında, kürkün için değil, insan olmakla suçlandığında.
düpedüz 'biz' olduğunda.
açık kapıdan girmeden, pastel pelerinli ormanın rüyalarına uyanmadan, onlar olmadan, gece olmadan önce. dönüp aynaya baktığında, "burada işim ne?!" diye sorduğunda, ruh röntgenleri çektiğinde, hatırlayamadığın, olamadığında. batıdan önce, doğunun sarhoşluğunda. nuh, fırtınalardan henüz korkmadan ve babil gururlu kulesini bulutlara yasladığında, herkesi, her şeyi dağıtacak olan o masalcı, hikayesine başlamadan önce.
öylece bitiverdiğinde. kelimeye uzandığında. cümle çektiğinde ve gülüşler içini acıttığında, içerisinde cevabı saklı cevapsız bir sorunun ortasında..
ağaçlara kedi düşleri asıldığında. kendine çekildiğindir. ay battığında, minik minik kıskançlıklar doğurduğunda, bir kahve fincanının ortasında boğulduğunda, gözlerin uzaktaki şimşeklere saplandığında. çekip gitmeden önce, kütüphaneler yakılmadan, gece dile gelmeden, kaldırımlar uzamadan önce.
öylece tutulu kalman gerektiğini anladığın, çizili bir cümlenin dört bir yanın, tuzaklarında, şüphen büyülerce büyüdüğünde.
çok olduğunda artık. savaşamaz olduğunda. sabahın sesine dikkat kesilip de, içinde "bırak beni!" diye inleyen bir yıkımın özlemini duyduğunda. ellerin kamaşıp da dize getiremediğin her kelime için küçük bir duayı denize bıraktığında.
nefretten önce. toza dönüşmeden, aynalar seni rahat bırakmadan, yüzünde altı çizilecek yerler olduğunda. dilenci ile yer değiştirmek gerektiğini fark ettiğinde. sende olup bitenlerden bi haber, tehdit olarak görüldüğünde.
dağa küsme sırası sana gelmişken. açık açık kan olduğunda. sözden önce bir akşama bağırırken, kuklacının iplerini kendine doğru çekip de, masalcıya hikayeler anlatmaya hazır hissettiğinde.
en hakiki gülüşün, ki kendine sakladığında. dünyayı aptalların yönetmesi gerektiğini anladığında, şehrin sana bir yurt olamadığını fark edip de, mevsime verdiğin sözleri unutamayaşın.
bir fok balığı misali sopalar kafan üstüne kafanda patlatıldığında, kürkün için değil, insan olmakla suçlandığında.
düpedüz 'biz' olduğunda.
gerçekte hissettiklerini söyleyemezken, kirli bir ırmağın kalbine huzur verdiğini hissettiğin anda. sigara ve kahve ve içki ve kitap ve uzaktaki ona bir susuşta sığınışın. hiç gitmeyecek bir kıskançlık için ağıtlar dizerken, aslında anlatamadıkların olduğunda. ne yapsan da 'şey'leri artık düzeltemeyeceğini fark ettiğinde.
bir eli hiç bırakmak istemediğinde. şehirden sürüldüğünde. dudağındaki özlemi taşarken. yine de geri döneceğini bildiğinde. hiçbir şeyi sonsuza dek kaybetmek zorunda olmadığını bilerek.
bonus, (bkz: stairway to heaven)
bonus, (bkz: stairway to heaven)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar