bugün
- düşün ki o bunu okuyor13
- sözlüğün siyaset meydanı olması3
- her şeye saygı duyulması gerekir6
- okullarda zorunlu din dersi meselesi5
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- üşengeçlikten 1 ay banyo yapmamak6
- insanın bilebilen bir varlık olması4
- gülüm diyen kız10
- kılıçdaroğlu cemaati2
- egay sucukcu7
- yılmaz güney12
- sözlük kızlarının vücutları15
- black mirror3
- kafirlerin dünyaya kazandırdıkları8
- kuzenin içine boşalmak14
- adana2
- berhan şimşek'in chp seçmenine sövmesi2
- anın görüntüsü18
- mutsuz olalım3
- falıma bakmak isteyen var mı24
- golden brown2
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak9
- sarıklı yahudi2
- velvet10
- eskiden sevilen kızı görünce gelen mide bulantısı3
- gün gelecek dün olacak3
- online listesi2
- geceye bir ayet bırak3
- klarnet calan sarapci koala battı mutlu musunuz3
- otopsiraporlari6
- alstom citadis2
- soğuk bulgur pilavı yerken ağlayarak 31 çekmek8
- kemal kılıçdaroğlu18
- namaz takkesi5
- uludağ sözlük ailesi ısparta turu6
- fakirin sevmesi hak mıdır4
- ilginç şeyler2
- dolandırılan insanların genel özellikleri8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle20
- ameliyat olmak6
- tsiganka2
- üç kuruşluk insan için üç bin liralık rakı içilmez2
- yalan söylemek hakkı yalanlamaktır2
- nihavent bay bey birader2
- dimmu borgir dinlemek3
- haram ile cömertlik yapmak2
- hapşırırken aynı anda osurmak9
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip9
- balkona çık ve bir sigara daha yak2
- toplam kaç entry girdiniz2
delileri anlatan kitaplarda, kendini yok edişiyle şizofrenleri delirten kadının ismi.
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar