bugün
- futbol24
- cansever11
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- almanya10
- vfb stuttgart7
- fait bey dönsün kampanyası3
- sabah kahvesi3
- italya7
- borussia dortmund5
- fc internazionale milano6
- muz4
- galatasaray13
- ac milan5
- cedidacer ne iş yapıyor2
- yazarların uyuyamama sebebi2
- ingiltere5
- chelsea fc4
- şeva mitzvot2
- en son ne aldınız2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- bayern münih4
- yecüc ile mecüc5
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- yorgun mermi19
- victor osimhen3
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- etek giyen erkek10
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- gocu'nun solak olması4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- liverpool fc2
- arsenal fc3
- dünyanın tersine dönmesi5
- tavuk sevmemek5
- sol elle osbir çekmek2
- sürekli dizi6
- devalüasyon yakın mı9
- domdomusa3
- günlük tutan erkek9
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak3
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- dünyanın 10 da birinin solak olması3
- yeni zelanda ya gitmek5
- ismet gurbuz 20242
delileri anlatan kitaplarda, kendini yok edişiyle şizofrenleri delirten kadının ismi.
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar