bugün
- magnum yemenin lüks sayıldığı yıllar5
- evlenince sözlüğü bırakan erkek3
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor5
- bir insanı sevmek12
- saygıdeğer birader yazarlar2
- pkk nasıl biter2
- 24 haziran 2026 venezuela depremi7
- yazarların imza parfümleri12
- pasportta kürt ve suriyeli etniğini belirtmek4
- pkklıların abd askerleri ile halay çekmesi2
- mehdi hayatta ama herkes tanımıyor2
- psikiyatrın evini ziyaret etmesi2
- mutluluğun fark edilmemesi9
- akp aslında yok her şey dekor5
- amerikan yahudileri3
- hızlı para kazanmanın yolları6
- erkekler neden az yaşar8
- beyaz eşya2
- akp'ye katılan belediye başkanları9
- elin gavuru dünyayı gezerken bizim iş ev yapmamız2
- kıskanmak7
- dünya9
- israil'in lübnan da evleri yakması2
- teoman mı tarkan mı2
- lise4
- japonya5
- çırılçıplak şekilde ağlayarak ana haber seyretmek3
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- devlet gücü6
- deprem2
- venezuela2
- cristiano ronaldo dos santos aveiro5
- amerika birleşik devletleri4
- 25 haziran 2026 venezuela depremi5
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- chp'nin belediyeleri kaybedecek olması7
- çırılçıplak şekilde ağlarken dünya kupası izlemek3
- sude isimli kızlar2
- 2026 dünya kupası23
- üni mezunu kız meslek lisesi mezunu erkek evliliği3
- andriy shevchenko3
- m r e r e c t o5
- haitinin gol atmış olması5
- bana karpuzlu soda getir kardeşim diyen erkek3
- türkiye7
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler7
- oyuncu koltugu4
- sevgilinin beni terk etme demesi3
- çırılçıplak şekilde uyurken yatağa işemek3
- ibadet4
delileri anlatan kitaplarda, kendini yok edişiyle şizofrenleri delirten kadının ismi.
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar