bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması9
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- en son neye çok üzüldünüz12
- true yaşıyor mu6
- israil seviciliği5
- allah ı görmek3
- inci sözlük5
- kadının en güzel olduğu yaş3
- gocu32
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- yehova şahitleri5
- her şeyin çözümü var demek4
- yahudilerin mesih seviciliği3
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- mansur yavaş7
- mamudo gurban niye doğdun9
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- türklerin tartışma kültürü2
- true nickli yazar23
- eskiyen gocuğu çöpe atmak2
- başkent istanbul olsun11
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- queen ravennanın cinleri5
- uçakta sözlüğe girmek2
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- göksel in memeleri3
- oya küçümen2
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- uludağ sözlük evreni8
- uludağ sözlük premium hesabı3
- amedspor6
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- trabzonspor5
- sözlüğün iltifat gelmezse sanki ölecek yazarı3
- tablet mi pc mi telefon mu3
- truelaşmak5
- junior yazılımcının yapay zeka korkusu2
- insanların sizden uzak durması5
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- sözlükteki karanlık kişiler6
- aveme2
- roblox2
- ansızın gelen iç sıkıntısı3
delileri anlatan kitaplarda, kendini yok edişiyle şizofrenleri delirten kadının ismi.
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
"kendini bıraktığın günü hatırlıyor musun, yonina? seni tutamadığım günü. kollarıma değil de, kendini boşluğa bıraktığın günü. ben hiç unutmadım, sevgilim. çünkü o gün yırtıldı, zihnimdeki takvim. sonra o yırtıktan geçti bütün zaman. o günden bu güne beni getiren zaman.
teninin kokusunu hatırlıyorum. teninin kokusunu taşıyan kanını hatırlıyorum. başının etrafında, bir meleğin halesi gibi yayılan kanın, gözlerin gibi koktuğunu hatırlıyorum. çiçekler gibi açılmış gözlerini kokladığımı hatırlıyorum. sana baktığımı. bir kıtanın diğerine baktığı gibi. aralarındaki okyanusa rağmen, aralarındaki okyanus sayesinde haberleşebilen iki kıta gibi. kelimelerini dalgalara bindirip gönderen iki aşık kıta gibi. o dalgaların odamın sahiline vurması için günlerce beklediğimi hatırlıyorum. tek bir kelimeni duymak için. tek bir heceni...
bugünse hala anlamaya çalışıyorum. o günden beri dayanmaya. sensizliğe. aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. oysa berlin'de ne çoklardı, değil mi? bizi taşıyan camlar ve aynalar. onların içinde beraberdik. yan yana. ama burada hiçbiri yok. sadece ben. sensiz bir ben. ve gözlerim hala seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. bense bekliyorum. son nefesi bekliyorum. her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. beklerken de bileniyorum.
öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. kesikler içinde kalacaksın. kesiklerinden akanlar bacaklarını ıslatacak. bir nehir köprüsünün iki bacağı gibi titreyecekler. bense ağzımı sana dayayıp kana kana içeceğim. sonsuzluğa kana kana. seni okşarken ellerimi kaybedecek, öperken dilimi yutacağım. kalp çarpıntımızın nedeni, kalplerimizin çarpışması olacak. ayaklarına kapanacak ve dudaklarımı gezdirmeye oradan başlayacağım. mora batıracağım bileklerini. sırtına çizeceğim ipek yolunda öpücük taşıyacağım. nefesimi bırakıp seni tutacağım. bir can simidi olacak bacakların, belimin çevresinde. sana sızacağım. göğüs göğüse çarpışırken. birlikte kuruyup birlikte ıslanırken. alev alev değil, korun kendisi olacağım ve sadece sen yürüyebileceksin üzerimde, çıplak ayaklarınla. vereceğin her nefes, yanan vücuduma serin bir rüzgar olacak, yaralarım dudaklarınla kapanacak. cennetinden gelip bana cehennemi unutturacaksın.
bir sonbaharda buluşacağız. bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. yakalayacağım bu kez. yaprakları da, seni de. düşmeden yakalayacağım. o günün sabahına uyanana kadar da, seni benden ayıran her şeyin kaburgalarını söküp alınlarına boynuz diye saplayacağım. 'işte şeytanlar!' diye haykırarak boyunlarında zincirle dolaştıracağım. emin ol sevgilim, hepsi olacak. bir gün...
çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. gözlerime doğan bir yıldız. çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. sen, benimsin. seni bildiğim için varım. midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar aşığım. seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum...
o sıcak sabahın soğuk sokağında gözkapaklarını nasıl indirdiğimi hatırlıyorum. bir serçeye benzeyen uykun kaçmasın diye, sevgilim. ardından mahmur gözlerle bakma diye. sen uyu yonina, ben geleceğim. geleceğin kendisiyim..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar