bugün
- sözlüğün en sevilen yazarı34
- fenerbahçe vs galatasaray26
- akın gürlek alparslan kuytul açıklaması4
- sürekli silik atıp utanmadan dönen yazarlar5
- koala görünce eksiyi basmak6
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması5
- seri eksicilerin uyuması4
- arkadaşlar öğlen ne yesem2
- normal mario3
- saatte 100 km hızla gidip 100 km yol alamamak5
- nickini görünce eksiyi yapıştırdığınız üyeler2
- sözlük'ün erkek tipsizleri ve çirkinleri11
- ioçk4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- trafikte sinirlenip bağırmak4
- fatih tekke5
- fatma nur ve hifa ikra'nın ölümü2
- özür dilemeyi bilmek3
- yolcu ettiğin kişinin ardından küçük su dökmek3
- yaşadığı hayatı başkasının gözüne sokan insanlar3
- zorunlu eğitim12
- sözlüğün en güzel 100 kadını3
- adressiz sorgular2
- dindarların çoğunun fakir olması9
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- ateistlerin yaşama amacı24
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- gocu4
- isviçre alplerinde leğenle kaymak3
- teröriste sövmek artık yasak23
- kadınlar yüzünden sözlüğün bu halde olması10
- kelle paça4
- apo idam edilmeli12
- kürtler eşcinseller solcular ve afyonlular6
- sözlüğün kepengini kaldırırken düşünülen3
- erdoğan'a makarna için oy verildiğini sanan tip4
- mucize beklemek2
- dambılları el bombası gibi sağa sola atmak2
- toplu taşımada tanımadığın birinin omzuna uyumak2
- yeter ulan artık19
- 2027 sözlük kuralları5
- cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon11
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- birinin omzuna dokunup kadeh tokuşturmak2
- sarapci koala54
- velvet17
- bazı kızların çok güzel olması2
- sözlüğe küsmek15
- yazın bitiyor olması4
- sözlükle ilgili endişeler6
greenpeace akdeniz'nin "insan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu..." cümlesinden yola çıkarak geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalıştığı yeni etkinliği.
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar