bugün
- beni seviyor musun sözlük12
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması4
- 623 000 bin asker kaçağı12
- ağlıyorum sözlük6
- sözlük ablası11
- osmanlı dönemiyle gurur duymak4
- said nursi denilince akla gelen şeyler18
- sen farklısın diyen erkek15
- fon skandalı yasa teklifinin komisyonda kabulü2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- deccal'in gelişinin alametleri2
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı15
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- ikinci kez sünnet olmak11
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- iltica23
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- ayrıldık36
- abd israil vs türkiye farkı18
- gün 40 saat olsaydı7
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- japonlar4
- queen ravenna ve gücü7
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak7
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek6
- cinler bilinçaltı karanlığında yaşamaktadır7
- napıyosun bakiyim gece gece7
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes2
- istanbul mahvoldu19
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- aquila bicipite5
- beşiktaş6
- dündar ziya gültekin9
- affedersiniz ama kartoncu12
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- game of thrones taki kerhaneci12
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- azerbaycan sünni ülkesiymiş gibi algı yapmak6
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- annenin tüm gün trt haber seyretmesi4
- queen ravenna hanım10
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- türkçe4
- fenerbahçeli yazarlar19
- dünyanın altı günde yaratılması4
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz15
- annenin ölmesi5
greenpeace akdeniz'nin "insan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu..." cümlesinden yola çıkarak geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalıştığı yeni etkinliği.
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar