bugün
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- fener balı12
- sarapci diye nick alan akpli11
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz5
- gammaz çeteleri5
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- iş yerinde sözlükte takılmak9
- hasidik yahudilik6
- manifest7
- uludağ sözlük kışlası4
- kavga eden iki yazarı ayırmak5
- şampiyonlar liginde bir tarafınızdan kan çekerler6
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz8
- savunduğu her fikrin doğru olduğuna inanan insan9
- rafael leao8
- özür dilemeyi bilmek9
- yaşadığı hayatı başkasının gözüne sokan insanlar8
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması8
- sözlüğün embesillerle dolu olması5
- fenerin şl de ziki tutacak olması11
- benim ak partili arkadaşlarım da var3
- fenerbahçe vs galatasaray26
- nutella dondurması4
- ebrar karakurt4
- 0 0 7 ile samiyende maç izlemek5
- hepimiz dünyada kiracıyız3
- zorunlu eğitim14
- arkadaşlar öğlen ne yesem4
- bir sözlük yazarıyla evlenir misiniz2
- nickini görünce eksiyi yapıştırdığınız üyeler4
- ioçk5
- psg'nin galatasaray'a atacağı gol sayısı2
- meloş çay koyar mısın4
- olay yerinde çay bardağının hala sıcak olması2
- sürekli silik atıp utanmadan dönen yazarlar5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- akın gürlek alparslan kuytul açıklaması4
- koala görünce eksiyi basmak6
- nervio vs imamoğlu2
- fenerbahçe yarım düzine gol atıyor2
- bir gecede cahil kalabilen mal2
- sözlük'ün erkek tipsizleri ve çirkinleri11
- saatte 100 km hızla gidip 100 km yol alamamak5
- seri eksicilerin uyuması4
- ateistlerin yaşama amacı24
- v harald2
- kaç yaşındasın sorusuna 10 m dolar diye cevaplamak2
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- teröriste sövmek artık yasak23
greenpeace akdeniz'nin "insan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu..." cümlesinden yola çıkarak geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalıştığı yeni etkinliği.
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
dr. uygar özesmi'nin gökkuşağına doğru yazısı:
ufuk çizgisine, geleceğe doğru bakarken çizginin altında yatanı görmek mümkün değil. gelecek orada bir yerde… ancak bizi neler bekliyor? bilmiyoruz. ufka doğru yol alırken o geleceği biz yaratıyoruz. hepimizin yaşamak isteyeceği bir geleceği yaratmak ise hayal gücü, kararlılık ve eylem gerektiriyor. bu köşeden sizlere o geleceğin hayallerini, gerektirdiği kararları ve hepimizin yapması gerekenleri sunmaya çalışacağız.
bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız gerekiyor. i̇stesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir farklı insanla paylaşıyoruz. yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. gezegenle barışmanın yolu da buradan geçiyor. onun için bu köşede binbir farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte, uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı geliştirip güç birliği yapabiliriz. bu sayfalarda kanaat önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. okuyucuların yorumları ise en az yazılar kadar önemli... evrensel değerlere saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
nsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu. ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek dünyanın sonlu oluşuydu. belki hâlâ da reddettigi gerçek bu… i̇nsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim döngülerinin bir parçasıydı. doğa, insanın doğadan aldığını doğa yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi, yararlanılırdı. sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal “devrimi” gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek buna mahkum kıldı. yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre düzenlendi. günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. i̇nsanlık doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti “atık” ve “tüketim”. bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik hızla yok olmaya başladı. yaşam saatinin yayı, zembereği dağıldı.
peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? ufuk çizgisinin altında yaşam nasıl olmalı? yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders almalı. üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. birincisi (1) enerji kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal enerjiye dayandırmamız gerek. i̇kincisi (2) üretim sürecimizi döngülere dayandırmalıyız. üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir üretimde kullanılabilmeli. üretim sürecinde kullanılamayan ve özellikle başka canlılara zarar veren “atıklar” tarihe karışmalı. artık atık sözlükten çıkmalı – her üretim başka sanayilere girdi olmalı, yani dönüştürülmeli. üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi – doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte sınırlamalıyız. bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle kaplayamayız.
ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil ekonomi oluşabilir. asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden, (4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. bu dört ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de geçerlidir. ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. günümüz ulus devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet, devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve hakları korumak olmalıdır.
yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. ancak ufkun altındaki hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek, eylemlerimizle gerçekleşecek. bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı belirivermiş.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/uygar-ozesmi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar