bugün
- sözlük kızlarının kekleri24
- peynir helvası5
- ölümsüzlük var4
- kürdistan7
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- ak partililerin apoya villa yaptırması35
- dantelli sütyen takan erkek12
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- sözlükte ki gay başlıkları5
- etli biber dolması3
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- türk açılımı5
- uludağ sözlük ün bugları3
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez2
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- neme lazım diyen erkek6
- erkekle kadının arkadaş olması5
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak2
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- kekini yerim senin diyen erkek3
- ayı dövmenin aslında zor olmaması12
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği3
- dindarların çoğunun fakir olması7
- yesene beni diyen kız9
- festivalde iskender kapışan sözlük erkeği2
- sütyen kelimesindeki süt3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlük yazarlarının ödediği kira bedeli2
- klip çekmesinler diye boş fabrikaya köpek bağlamak3
- renault toros4
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket3
- yıkadığın perdeleri takmak istiyorum2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- topkapı sarayı2
- 19 eylül 20263
- müstehcenlik soruşturmaları3
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- intihar düşüncesi7
- palamut7
- taşacak bu deniz dizisi3
- kıyıcı yazarlar2
- feto'nun kamu gizli yapılanmasına operasyon3
alexander pushkin' in ünlü romanı. saint petersburg' ta yaşayan aristokrat ailelerin ilişkilerine odaklanmıştır. aynı adlı filmde, onegin' i ralph fiennes canlandırmıştır.
tüm roman şiir şeklindedir. puşkin'in tek romanıdır aynı zamanda. şiir şeklindeki bu romanda yengeny onegin adında bir kadının hikayesi anlatılmaktadır.
(bkz: yevgeny onegin)
umarsız, duygusuz, uyuşuk ve soğuk bir tiplemenin anlatıldığı şiir tadında roman. düz yazı olarak da okuyucuların beğenisine sunulmuştur. ayrıca adına bir de opera bestelenmiştir.
edit: yenvgeny onegin kadın değil erkek karakterdir.
edit: yenvgeny onegin kadın değil erkek karakterdir.
rus edebiyatının kurucularından, alexander pushkin'in şiir türünde yazdığı roman.
aleksandr sergeyeviç puşkinin sürgün yıllarında (1823 ten itibaren) kaleme almaya başladığı ve 1830 yılında tamamladığı manzum-roman türündeki eseridir. romanda yazar puşkin ve şair puşkinle aynı anda karşılaşmanın ilgi çekici olduğunu söylemeliyim. aylarca arayıp sonunda yapı kredi yayınlarında bulduğum kitabı şimdi ellemeye kıyamıyorum. bu da nasıl bir manyaklıksa. yerde ararken gökte bulunca * normal bir yaklaşımdır. kitabın filmi de çekilmiş olup onegin karakterini canlandırmayı ralph fiennes üstlenmiştir. çekim açısından kalitesiz bir yapım olsa da liv tyler ve ralph fiennesin özellikle son sahnede hakkını vermek gerekir.
birinci bölüm
X
başlamıştı nasıl erken ikiyüzlü olabilmeye,
umudunu gizlemeye, kıskanç davranmaya,
birini inandırmaya ya da inancından vazgeçirmeye,
karamsar görünmeye, bunalımlı olmaya,
dik başlı durmaya ya da uysal,
ilgili görünmeye ya da umursamaz!
nasıl mahmur dalgınlığıyla sessizdi,
nasıl ateşlice bir belagat sahibiydi,
özensizdi nasıl aşk mektupları!
tek şeyi solur, tek şeyi severdi
ve nasıl başarıyla kendinden geçerdi!
nasıl hızlıydı ve sevecendi bakışları,
utangaçtı ve küstahtı, kimi zamansa
pırıldardı uysal bir gözyaşı damlasıyla!
birinci bölüm
X
başlamıştı nasıl erken ikiyüzlü olabilmeye,
umudunu gizlemeye, kıskanç davranmaya,
birini inandırmaya ya da inancından vazgeçirmeye,
karamsar görünmeye, bunalımlı olmaya,
dik başlı durmaya ya da uysal,
ilgili görünmeye ya da umursamaz!
nasıl mahmur dalgınlığıyla sessizdi,
nasıl ateşlice bir belagat sahibiydi,
özensizdi nasıl aşk mektupları!
tek şeyi solur, tek şeyi severdi
ve nasıl başarıyla kendinden geçerdi!
nasıl hızlıydı ve sevecendi bakışları,
utangaçtı ve küstahtı, kimi zamansa
pırıldardı uysal bir gözyaşı damlasıyla!
TATYANA'NıN ONEGiN'E MEKTUBU
Size yazıyorum -daha ne denir?
Hem daha ne söyleyebilirim ki?
Şu an, biliyorum, elinizdedir
Hor görüp cezalandırmanız beni.
Bu benim mutsuz kaderimdir,
Bir damla acıyı koruyarak siz,
Elbette beni terketmezsiniz.
Susmayı tercih ettim ben önce;
inanın: şu rezil yaşamımdan
Haberiniz olmazdı hiçbir zaman,
Bir ümide kapılmış olsam bile
Nadiren, haftada bir sözgelimi
Bizim köyde görebilseydim sizi,
Yalnız sizi duyarak, işiterek,
Size bir sözcük söyleyerek ve
Düşünmek, aynı şeyi düşünmek işte
Sizinle yeniden görüşünceye dek.
Ama derler ki, ürkeğin tekisiniz;
Sıkılırsınız ıssız ve köylük yerden,
Bizlerse... pek gösterişli değiliz
Gerçi hoşnutuz o yalın halinizden.
Hem niye ziyaret ettiniz bizi?
Terkedilmiş köyün ıssızlığında
Ben hiçbir zaman tanımazdım sizi,
Tanışmış olmazdım orda acıyla.
Acemi gönlümün heyecanını da
Zamanla dize getirip (kim bilir?),
Belki kalbime göre bir dost bulurdum;
Onun için sadık bir eş olurdum
Ve erdemli bir anne, ne denir.
Başkası!.. Hayır, düyada kimim var,
Hiç kimseye kalbimi vermezdim ben!
O yüksek bir kurulda alınan karar,
O göğün dileği: sana aitim ben!
Bütün hayatımın güvencesiydi
Sana bağlı kalışı bir buluşmanın;
Biliyorum, Tanrı gönderdi seni,
Mezara kadar beni koruyansın...
Bana rüyalarımda gelmiştin sen,
Görünmesen de yakındın canıma,
Bakışların baygınlık verirdi bana,
Bir ses duyulurdu gönlümde senden
Çoktan beri hayır, rüya değildi bu!
Sen ancak girdin, tanıdım o an,
Kendimi kaybettim, bendim yanan,
Düşünerek fısıldadım: ta kendisi!
Doğru değil mi? Duymuştum seni:
Benimle sessizce konuşmuştun,
Fakire elimi uzattığımda
Veya duayla rahatlattığımda
Hüznünü bu heyecanlı ruhumun?
Ve sen o sırada gözüme değdin,
Bu şirin görüntü sen değil miydin,
Saydam bir karanlıkta sönüp yanan,
Ve usulca başucuma yaslanan?
Sen değil miydin sevgiyle, hazla
Ümidin sözünü bana fısıldayan?
Kimsin sen, koruyucu bir melek mi,
Veya yoldan çıkaran sinsinin biri?
Kuşkularımı çöz, ortadan kaldır.
Belki de hepsi boşa gidecek
Acemi bir gönlün aldanışıdır:
Ve bambaşka bir şeye hükmedilecek...
Ama ne olursa olsun! Ben yazgımı
Bak senin ellerine veriyorum
Karşında dökerek gözyaşlarımı
Beni savun diye yalvarıyorum,
düşün bir: Ben burda ne çok yalnızım,
Kimse beni anlamak istemiyor,
Aklın gücünü yitirmiş demiyor,
Ve benim sessizce can vermem lâzım.
Seni bekliyorum: Bir tek bakışla
Şu kalbin ümidine canlılık ver
Veya bu ağır rüyayı kesiver,
Heyhat, o hak ettiğim sızlanışla!
Kesiyorum! Tekrar, dehşet vericidir...
Utanç ve korkuyla donakalıyorum.
Ama onurunuz benim güvencimdir,
Ve ona yiğitçe teslim oluyorum...
Size yazıyorum -daha ne denir?
Hem daha ne söyleyebilirim ki?
Şu an, biliyorum, elinizdedir
Hor görüp cezalandırmanız beni.
Bu benim mutsuz kaderimdir,
Bir damla acıyı koruyarak siz,
Elbette beni terketmezsiniz.
Susmayı tercih ettim ben önce;
inanın: şu rezil yaşamımdan
Haberiniz olmazdı hiçbir zaman,
Bir ümide kapılmış olsam bile
Nadiren, haftada bir sözgelimi
Bizim köyde görebilseydim sizi,
Yalnız sizi duyarak, işiterek,
Size bir sözcük söyleyerek ve
Düşünmek, aynı şeyi düşünmek işte
Sizinle yeniden görüşünceye dek.
Ama derler ki, ürkeğin tekisiniz;
Sıkılırsınız ıssız ve köylük yerden,
Bizlerse... pek gösterişli değiliz
Gerçi hoşnutuz o yalın halinizden.
Hem niye ziyaret ettiniz bizi?
Terkedilmiş köyün ıssızlığında
Ben hiçbir zaman tanımazdım sizi,
Tanışmış olmazdım orda acıyla.
Acemi gönlümün heyecanını da
Zamanla dize getirip (kim bilir?),
Belki kalbime göre bir dost bulurdum;
Onun için sadık bir eş olurdum
Ve erdemli bir anne, ne denir.
Başkası!.. Hayır, düyada kimim var,
Hiç kimseye kalbimi vermezdim ben!
O yüksek bir kurulda alınan karar,
O göğün dileği: sana aitim ben!
Bütün hayatımın güvencesiydi
Sana bağlı kalışı bir buluşmanın;
Biliyorum, Tanrı gönderdi seni,
Mezara kadar beni koruyansın...
Bana rüyalarımda gelmiştin sen,
Görünmesen de yakındın canıma,
Bakışların baygınlık verirdi bana,
Bir ses duyulurdu gönlümde senden
Çoktan beri hayır, rüya değildi bu!
Sen ancak girdin, tanıdım o an,
Kendimi kaybettim, bendim yanan,
Düşünerek fısıldadım: ta kendisi!
Doğru değil mi? Duymuştum seni:
Benimle sessizce konuşmuştun,
Fakire elimi uzattığımda
Veya duayla rahatlattığımda
Hüznünü bu heyecanlı ruhumun?
Ve sen o sırada gözüme değdin,
Bu şirin görüntü sen değil miydin,
Saydam bir karanlıkta sönüp yanan,
Ve usulca başucuma yaslanan?
Sen değil miydin sevgiyle, hazla
Ümidin sözünü bana fısıldayan?
Kimsin sen, koruyucu bir melek mi,
Veya yoldan çıkaran sinsinin biri?
Kuşkularımı çöz, ortadan kaldır.
Belki de hepsi boşa gidecek
Acemi bir gönlün aldanışıdır:
Ve bambaşka bir şeye hükmedilecek...
Ama ne olursa olsun! Ben yazgımı
Bak senin ellerine veriyorum
Karşında dökerek gözyaşlarımı
Beni savun diye yalvarıyorum,
düşün bir: Ben burda ne çok yalnızım,
Kimse beni anlamak istemiyor,
Aklın gücünü yitirmiş demiyor,
Ve benim sessizce can vermem lâzım.
Seni bekliyorum: Bir tek bakışla
Şu kalbin ümidine canlılık ver
Veya bu ağır rüyayı kesiver,
Heyhat, o hak ettiğim sızlanışla!
Kesiyorum! Tekrar, dehşet vericidir...
Utanç ve korkuyla donakalıyorum.
Ama onurunuz benim güvencimdir,
Ve ona yiğitçe teslim oluyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar