bugün
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- anne pizzası6
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci14
- sözlük kızı ile iletişim kurmak9
- trileçe7
- giysi fiyatlarının uçması8
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak4
- en gıcık olunan şoför tipleri7
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- ismet gürbüz10
- putin türkmüş11
- her şeyi hatırlayan insan4
- türk vatandaşları türktür9
- kendine sarılmak2
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- tulumba tatlısı8
- laz böreği3
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- true'nin libidosu neden yüksek7
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- true'nin acile kaldırılması9
- osuruktan şiirler41
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- türkiyeli olmak4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- sonsuza kadar yaşamak3
- tek adam4
- ince memed4
- mahalle kültürünün yok olması4
- ilk öpüştüğüm kız6
- dinci şairler4
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- muslettin amca4
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- adana kebap10
- patlayan şekerli matcha2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- kemal kılıcdaroğlu2
- 1000mbit internet2
- ermeni ünlüler2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- sözlük erkeklerinin şortları2
- kill bill vol 33
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- sözlükten soğuma nedenleri17
- vexillarius the slayer3
cemal süreya'dan...
Sukürenin perisi sen; sen, taşkürenin avcısı,
Bir kişi daha olsa yanınızda
Siz orda öpüşürken,
Ne diyorum bir kişi daha;
Alamut kalesinde öpüşürdünüz.
Ona göre gelişirdi her şey,
Yeni bir güzelduyu açılırdı
Bir töre cançekişirken.
Karagözlü hançer, sen; sen, mavi bakışlı kılıç,
Unutulmazlarınızı dökerken birer birer,
iki kişi daha olsa yanınızda,
Mihri'nin vuruluşu ve çantası
Ve elindeki tuğla da gelirdi gündeme;
Daha sonra kesilen barsağı, iki metre;
Kediler uzaklaşırdı ısrarla camdan bakan;
Ne diyorum iki kişi daha.
Kavaldan akan gökyüzü, sen; sen, düşten geçilmez bahçe,
Sınıf arkadaşları, şarap ve tüzük kokan,
Dağın Eskisi'ne iki vadiden seslenirken,
Ne diyorum beş kişi daha olsa yanlarında,
Ama her şeye üçünün bileşkesine varan;
Ne bilim-sanatı Hayyam'ın, ne siyaseti Nazım'ın,
Ne yiğitlik, ne aşk... Bir şey kalmazdı tek başına.
Ahırlarımızda her zaman sana ayrılmış bir at vardı.
Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye,
Çok şeyin adı küçük yazıldı;
Silinmez anlar vardır,
Karşı konmaz özlemler,
Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık
Bağırıp duruyorum ya, şurda,
Sen yaz sonu ilan eden güzel keten,
Güneşten yırtılmış caz, sen!
Sukürenin perisi sen; sen, taşkürenin avcısı,
Bir kişi daha olsa yanınızda
Siz orda öpüşürken,
Ne diyorum bir kişi daha;
Alamut kalesinde öpüşürdünüz.
Ona göre gelişirdi her şey,
Yeni bir güzelduyu açılırdı
Bir töre cançekişirken.
Karagözlü hançer, sen; sen, mavi bakışlı kılıç,
Unutulmazlarınızı dökerken birer birer,
iki kişi daha olsa yanınızda,
Mihri'nin vuruluşu ve çantası
Ve elindeki tuğla da gelirdi gündeme;
Daha sonra kesilen barsağı, iki metre;
Kediler uzaklaşırdı ısrarla camdan bakan;
Ne diyorum iki kişi daha.
Kavaldan akan gökyüzü, sen; sen, düşten geçilmez bahçe,
Sınıf arkadaşları, şarap ve tüzük kokan,
Dağın Eskisi'ne iki vadiden seslenirken,
Ne diyorum beş kişi daha olsa yanlarında,
Ama her şeye üçünün bileşkesine varan;
Ne bilim-sanatı Hayyam'ın, ne siyaseti Nazım'ın,
Ne yiğitlik, ne aşk... Bir şey kalmazdı tek başına.
Ahırlarımızda her zaman sana ayrılmış bir at vardı.
Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye,
Çok şeyin adı küçük yazıldı;
Silinmez anlar vardır,
Karşı konmaz özlemler,
Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık
Bağırıp duruyorum ya, şurda,
Sen yaz sonu ilan eden güzel keten,
Güneşten yırtılmış caz, sen!
murathan mungan şiiri.
yaz inceliyor, güz
bizse hiç büyümeyen rus bebekleri
bir düşte karşılaşmıştık, bir düşte kaybolduk
hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
birbirinin karanlığına kapatılmış
birbirinin içinde tipiye tutulan
her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan
hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
ilkgençliğin yazıları bitti. şimdi bırakılmış çiftlikler
yağmurlarla boşalmış leylek yuvaları
elimizde sorular, gün yeniden dağıtıyor
kalanlar için yazılanları
yaz sonu yaz sonu yaz sonu
biliyorum
yine haziran yine temmuz yine ağustos
yaz inceliyor, güz
bizse hiç büyümeyen rus bebekleri
bir düşte karşılaşmıştık, bir düşte kaybolduk
hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
birbirinin karanlığına kapatılmış
birbirinin içinde tipiye tutulan
her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan
hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
ilkgençliğin yazıları bitti. şimdi bırakılmış çiftlikler
yağmurlarla boşalmış leylek yuvaları
elimizde sorular, gün yeniden dağıtıyor
kalanlar için yazılanları
yaz sonu yaz sonu yaz sonu
biliyorum
yine haziran yine temmuz yine ağustos
yaşarın yaz bitti şarkısını dinlemenin tam zamanıdır yaz sonu! ılık bir meltem yanağınızı okşar ve ağlarsınız. sessiz değil hıçkıra hıçkıra ağlarsınız çünkü hüzünler kentinde tek başınıza kalmaktasınızdır! ve kimse giderken size el sallamaz!
(bkz: summers end)
bir adalet ağaoğlu romanı.
yazın sonu gelmeden okunabilir.
yazın sonu gelmeden okunabilir.
B. Ergin Borobey'in yeni romanı.
"Hiçbir yaz onun kadar ısıtmadı içimi"
"Geleceksin biliyorum,
vedalara alıştığımız nice yazlardan sonra.
Bak bu yüzümdeki ilkyaz güneşi,
bak bu senin ılık rüzgârların,
ağaçlarında tomurcukların,
denizlerinde mavilerin, göğünde kuşların,
sokaklarında çocukların ve hep umutları yarınların.
Biliyorum geleceksin kırılmış aynadan gülümseyen yanıma.
Biliyorum geleceksin, yaz olacak…
"Hiçbir yaz onun kadar ısıtmadı içimi"
"Geleceksin biliyorum,
vedalara alıştığımız nice yazlardan sonra.
Bak bu yüzümdeki ilkyaz güneşi,
bak bu senin ılık rüzgârların,
ağaçlarında tomurcukların,
denizlerinde mavilerin, göğünde kuşların,
sokaklarında çocukların ve hep umutları yarınların.
Biliyorum geleceksin kırılmış aynadan gülümseyen yanıma.
Biliyorum geleceksin, yaz olacak…
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar