bugün
- ölümden korkuyor musunuz11
- flört etmeyen liberter öğretmen3
- queen feristah15
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez10
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir bela geliyor28
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- işiniz gücünüz yok mu11
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- hafızayı sildirmek6
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- bir kadından hoşlanmak3
- sözlükten korkmak5
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- erkekler neden evlenmek ister15
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- zalbert ramstein4
- uludağ itiraf15
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- apo'nun villası11
- melatonin2
- kendin hakkında bir entry bırak9
- 195 kaslı pilot14
- uludağ sözlük evreni8
- kürdü sevin21
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- nervio12
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- intihar düşüncesi2
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- hasan atilla uğur14
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- para yok huzur var11
- mazotun litresi 101 lira35
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- heyt bea gocu mu5
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
ibrahim sadri'nin (bkz: nan gibi) albümünden nan gibi ile beraber en mükemmel şiirlerden bir diğeri;
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
Şöyle bir yorumu da dikkati çekmiştir.
https://m.soundcloud.com/geceyuruyusu/vurbitsin
https://m.soundcloud.com/geceyuruyusu/vurbitsin
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar