bugün
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- somali de türk bayrağı yakılması5
- iskilipli atıf hoca20
- doların 50 tl olması4
- sözlükteki kuzucuklarım6
- favlayan yazarın asıl amacı12
- true niye hala çaylak2
- arap götü2
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- kim cha eon7
- kale3112 tarzı entry girmek4
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- tanımadığı kadına tokat atan adam7
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- arabi'yi verem etmek2
- songül karlı5
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- anın görüntüsü32
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- yogartiksen5
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- sözlük kürdü55
- türkiye9
- togg4
- camfrog sönmez küfürleri3
- zenci kadın poposu4
- ismail kartal18
- para2
- ahmet nazif zorlu8
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- lpg'nin 50 tl olması2
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- millette manyak para var21
- yurt dışı çıkış harcı2
- imei kayıt ücreti2
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- alex745alejandroali can2
- yerli marka kullanmak2
- kasımda aşk başkadır4
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- travesti ile para kavgası2
- iş yerinde atletle çalışmak4
- uzay masalı2
ibrahim sadri'nin (bkz: nan gibi) albümünden nan gibi ile beraber en mükemmel şiirlerden bir diğeri;
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar