bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı27
- doların 50 tl olması6
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- true niye hala çaylak5
- tanımadığı kadına tokat atan adam9
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- emre belözoğlu3
- yazarların akşama dair planları6
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- iskilipli atıf hoca20
- istanbul şu an hafif yağmurlu 17 derece2
- yogartiksen6
- favlayan yazarın asıl amacı12
- somali de türk bayrağı yakılması5
- sözlükteki kuzucuklarım6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- sevgiliyle film izleyebildiğin gün2
- songül karlı5
- kale3112 tarzı entry girmek4
- süleyman çık dışarı2
- sözlük kürdü55
- anın görüntüsü32
- arap götü2
- kim cha eon7
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- ahmet2
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- aşk3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- arabi'yi verem etmek2
- togg4
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- ismail kartal18
- ahmet nazif zorlu8
- erzincan2
- zenci kadın poposu4
- millette manyak para var21
- devlet bahçeli4
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- camfrog sönmez küfürleri3
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- lpg'nin 50 tl olması2
- türkiye9
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- kasımda aşk başkadır4
ibrahim sadri'nin (bkz: nan gibi) albümünden nan gibi ile beraber en mükemmel şiirlerden bir diğeri;
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
orada masanın üstünde bir resim,
ikimiz denize karşı durmuşuz üsküdar'da
saçlarımızın üzerinde martılar,
gözlerimizde acemi bir aşk
ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
senin sırtında sarı yağmurluğun
kadıköy'de ucuzluktan almışız
bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
ıslatan her tarafımızı
orada masanın üstünde bir resim,
yak bitsin
orada kapının arkasında bir yazı,
seviyoruz yazmışız birlikte,
harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
orada kapının arkasında bir yazı
sil bitsin.
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
nasıl da dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
orada sehpanın üzerinde iki bardak,
kır bitsin.
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
işte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
ne yana dönsem bir parça bir şey senden
orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
git bitsin.
orada ayaklarının dibinde bir adam,
adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
her şeyi bu istanbul'u, o sevdiğin adaların kokusunu
mısır çarşısını, eminönü'nün balık ekmeğini
beyoğlu'nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
orada ayaklarının dibinde bir adam,
kov bitsin.
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
babadan kalma,
hani bir bayramda saydırmışız havaya,
sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
kuşlar havalanmış bütün kuşları istanbul'un,
giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
vur bitsin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar