bugün

bir abdurrahim karakoç şiiri:

Sırattan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden

Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.

Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
ister zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.

Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.

Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.

Şüphe başlangıçtır, karar nihayet
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.
Sevgilim;
ihtiyaç değil hissettiğim, varlık sahasının en değerlisi olduğunu bilmediğinden oluşan ifade eksikliği belki. Şimşekler çakar, eminim, yollarımız arasında. Bir otobüsün içinde yolcular görür- sen uyursun-, nefesin odamın camına çarpar, yağmur damlası oluverirsin içimde. Midemi kavuran yangının canavarı göğüslerimi sancıtır. Ağrı üzerine kurulmuş geceye kızgınım, üzgünüm ve kasvetliyim.

Muhtaç olduğun her güzelliği barındırıyorken bedenim uzakta ihtiyatsız, savrukluğu delibaşında.
Parlak denizin üzerine kararan yokluk çöreklenir. Yüz üstü yattığım yatak mor ile karmaşa içinde. Ben ise; paylaşırım hasta bedeninin yorgunluğunu. içimi sıkan, sonra sıkıldığım şeyi unutturan aklıma güldüğüm doğru!
Hıçkıran kim bu saatte? Martılar, kediler balıklar bile...
Yenik düşmüş kelimelerin arkasına sığınan kim?
Gözlük camının lekelenmiş halini umursamadan okumaya çalıştığım kitap girmez hayal gücümün kapılarından, aklım dolu şimdi seninle.
Üşengeçliğimi çekmeceme sokuşturup, ağlayarak ayrıldığım şehrini düşledim. Biliyorum odanın camı yine açık. Rüyana girebilmem için şimşekler çaktırıyorum şehrimde. Zaman geç değil belki ama çiçeklerim uykuda. Düşlerim ise; yola çıkıyor gelmek üzeredir; tut ellerimden!
© copyright 2005 - 2026