bugün
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi20
- from gold from dust4
- sözlük yazarı sevgilinin yatağa sıçması5
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- 2003 model seymbol alınır mı6
- sözlükte olgun insan var mı4
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- cem yılmaz vs deniz göktaş5
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- yağmur adına yapılmış şarkılar3
- albea var mı abi düşük kilometreli10
- silvermist'in bininci entrysini kutluyoruz4
- bir şey söyle14
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması4
- hasım olan mafya liderlerini kim barıştırır5
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis10
- koca aramiyorum ki3
- romanya53
- kolesterol6
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- erdoğan'ın wüst'ü kabulü3
- sözlük erkeklerinin duygusal olması3
- 28 eylül dünya kuduz günü2
- koca arayan sozlukçü3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- yağmurdan nefret etmek9
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- günün sözü5
- meme yalarken düşünülen şeyler8
- 28 eylül 20262
- yağmuru romantik bulan tip5
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
- sevgiliden duyulan en acı cümle3
- tassagi mengeneye sıkıştıran kocaoglan2
- fatma betülleri doyurmak5
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- adam yine kazanacak5
- fatma betül sayan kaya39
- uğurcan çakır4
- netanyahu'ya vatana ihanet suçlaması3
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- dünya60
- uludağ itiraf3
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- jaguar2
- diyabet3
- hapiste kalanlardan kira bedeli alınması3
- almanya25
- sözlükçe aç kalsak birbirimizi yer miyiz3
recep ivedik'in irlanda aromalı light polisiye versiyonu. vakit geçirtir ama büyük beklenti ile izlemeyin derim.
2008 yılının en iyi filmlerinden, aynı zamanda bana göre tüm zamanların kara mizah sahibi suç filmleri arasındaki en iyilerden biri olan In Bruges, Martin McDonagh imzası taşıyordu. 2010 yapımı The Guard ise kardeşi John Michael McDonagh'nın yazıp yönettiği ilk uzun metraj(imiş). Kardeş McDonagh'nın harika bir ilk film olan In Bruges'un izinden gittiği birçok yönden belirgin. Filmin gövdesine zarar getirmeyen, tam aksi o gövdeyi monoton klişelerden kurtaran yan senaryo tasarımları, gereksiz yere karmaşıklaşmaya çalışmayan olay örgüsü, baş karakterler arasında yaratılan kimya ve tabiî dengeleri bozmayan keyif verici bir kara mizah. Bu unsurların hepsi The Guard'da çeşitli şekillerde mevcut.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
in bruges ve hotel rwanda hatrına izlediğim, çok büyük bir beklenti içinde olmadan izlenirse güzel vakit geçirmenizi sağlayacak komedi, polisiye filmi.
Ne çok iyi ne de çok kötü olan bir film değil The Guard yani ortalama bir film.izlemeden önce hem aldığı yorumlardan olsun hem de aldığı puanlardan olsun biraz beklentilerim vardı fakat film tam olarak beklentilerimi karşılamadı.Aslında film süresinin de kısa olmasının etkisiyle baştan sona sürükleyici,zaman zaman ince esprileriyle ve göndermeleri de güldürdü beni fakat filmde heyecan eksikliği vardı yani film gereksiz durağandı,çünkü bu konu ve karakterlere göre daha absürt ve daha hareketli,heyecanlı daha tempolu bir film çıkabilirdi bence.Avrupa sinemasını seven biri olarak Avrupa filmlerini izleme sebeplerinden biri de filmin geçtiği şehir veya ülkenin atmosferini,sokaklarını görmektir fakat bu filmde bence filmin geçtiği şehir fazla gösterilmemiş direk konuya ve karakterlere yönelinmiş keşke filmin geçtiği şehire ait detaylar daha fazla gösterilseydi.Filmde müzikler oldukça vasat keşke daha etkileyici müzikler olsaydı en azından filme etkileyicilik katabilirdi,oyunculuklar başarılı.Son olarak ne beğendim ne de beğenmedim diyebileceğim vasatı biraz aşan bir yapım,hafif absürt,ince espriler barındıran filmleri ve irlanda'ya meraklı kişilerin sevebileceği bir film diyebilirim ama siz yine de beklentinizi fazla tutmayın derim.
6/10
6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar