bugün
- kizlarsoruyor com6
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar10
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar11
- kucak dansı yapmayı bilen kız sayısının azalması6
- yazılımcı erkeklerin yakışıklı olmaması6
- akp bitince ne olacak22
- götün sürekli kanaması5
- royall stars4
- macron koşacak diye park kapatan akepe31
- herzevekil5
- aşık olunan ünlüler3
- çocuk istememe nedenleri5
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın21
- ben buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldim3
- çirkin adam güzel kadın aşkı4
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı11
- cd devrinin bitmesi15
- izlanda başbakanı'nın külliye'ye hayran kalması2
- öğretmen olmak5
- fusya semsiyeli yabanci17
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- das kapital i yırtan kız2
- krediyle kurban kesen müslüman2
- rusya'nın dizel yakıt ihracatını yasaklaması2
- kuranı kerim meali5
- 8 temmuz 2026 ekrem imamoğlu savunması4
- ulu sözlük team3
- gaddar kerim in mesleği nedir4
- akrabalarla tüm alakayı kesmek5
- araba sevdası2
- bezelye yemeği9
- toyota corolla3
- borç olmadan kira olmadan iyi olan para2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları9
- inte suri hur2
- bedenen yorulmak mı beynen yorulmak mı4
- lidya pınar2
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
- aylık 346 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- alaçatı da hayır lokmasını talan eden teyzeler8
- otel odasında ölü bulunmak12
- yani olmuyor2
- ekşi sözlükteki başlıkları uludağ sözlükte görmek7
- ilahi bir gücün sizi frenlediği düşüncesi7
- ölümün en iyi tanımı17
- toplu taşımada osuran şahıs3
- mehdi olmayı düşünmek5
- aquila bicipite7
- 85 çalışmak vs 96 çalışmak2
recep ivedik'in irlanda aromalı light polisiye versiyonu. vakit geçirtir ama büyük beklenti ile izlemeyin derim.
2008 yılının en iyi filmlerinden, aynı zamanda bana göre tüm zamanların kara mizah sahibi suç filmleri arasındaki en iyilerden biri olan In Bruges, Martin McDonagh imzası taşıyordu. 2010 yapımı The Guard ise kardeşi John Michael McDonagh'nın yazıp yönettiği ilk uzun metraj(imiş). Kardeş McDonagh'nın harika bir ilk film olan In Bruges'un izinden gittiği birçok yönden belirgin. Filmin gövdesine zarar getirmeyen, tam aksi o gövdeyi monoton klişelerden kurtaran yan senaryo tasarımları, gereksiz yere karmaşıklaşmaya çalışmayan olay örgüsü, baş karakterler arasında yaratılan kimya ve tabiî dengeleri bozmayan keyif verici bir kara mizah. Bu unsurların hepsi The Guard'da çeşitli şekillerde mevcut.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
in bruges ve hotel rwanda hatrına izlediğim, çok büyük bir beklenti içinde olmadan izlenirse güzel vakit geçirmenizi sağlayacak komedi, polisiye filmi.
Ne çok iyi ne de çok kötü olan bir film değil The Guard yani ortalama bir film.izlemeden önce hem aldığı yorumlardan olsun hem de aldığı puanlardan olsun biraz beklentilerim vardı fakat film tam olarak beklentilerimi karşılamadı.Aslında film süresinin de kısa olmasının etkisiyle baştan sona sürükleyici,zaman zaman ince esprileriyle ve göndermeleri de güldürdü beni fakat filmde heyecan eksikliği vardı yani film gereksiz durağandı,çünkü bu konu ve karakterlere göre daha absürt ve daha hareketli,heyecanlı daha tempolu bir film çıkabilirdi bence.Avrupa sinemasını seven biri olarak Avrupa filmlerini izleme sebeplerinden biri de filmin geçtiği şehir veya ülkenin atmosferini,sokaklarını görmektir fakat bu filmde bence filmin geçtiği şehir fazla gösterilmemiş direk konuya ve karakterlere yönelinmiş keşke filmin geçtiği şehire ait detaylar daha fazla gösterilseydi.Filmde müzikler oldukça vasat keşke daha etkileyici müzikler olsaydı en azından filme etkileyicilik katabilirdi,oyunculuklar başarılı.Son olarak ne beğendim ne de beğenmedim diyebileceğim vasatı biraz aşan bir yapım,hafif absürt,ince espriler barındıran filmleri ve irlanda'ya meraklı kişilerin sevebileceği bir film diyebilirim ama siz yine de beklentinizi fazla tutmayın derim.
6/10
6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar