bugün
- iremga18
- sözlük erkeklerinin göğüsleri21
- nick vermeden bir yazara seslen9
- memesi dizlerine sarkmış sözlük erkeği3
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- dayanamayıp kitap almak7
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- kocu7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması26
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- hindistan'a atom bombası atmak7
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- my name is bond james bond2
- haftanın gammazları listesi25
- şükredilecek şeyler9
- dejavu yaşamak7
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- ellerim bos gonlum hos5
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- damarsız tüysüz manisa yaprağı7
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
- pembe tüysüz vanilya kokulu vajina2
- memesinin altına mendil koyan sözlük erkeği4
- 2000'li doğumluların bir gün 40 olacak olması2
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- neyin var derler diye hislerini saklamak3
- anın görüntüsü22
- abd'nin orta doğu'ya yeni uçak gemisi göndermesi2
- 500 bin tl'ye citroen ami alan akraba2
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- meme arasına soğuk şişe bastırıp serinlemek3
- domdomusaa2
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- en son ne yediniz5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- tarih tekerrür eder mi6
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek6
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim2
- sözlüğümüz iyi ki var2
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- garibim çaylak olmuş2
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak4
- 13 ağustos 2026 kolombiya depremi11
recep ivedik'in irlanda aromalı light polisiye versiyonu. vakit geçirtir ama büyük beklenti ile izlemeyin derim.
2008 yılının en iyi filmlerinden, aynı zamanda bana göre tüm zamanların kara mizah sahibi suç filmleri arasındaki en iyilerden biri olan In Bruges, Martin McDonagh imzası taşıyordu. 2010 yapımı The Guard ise kardeşi John Michael McDonagh'nın yazıp yönettiği ilk uzun metraj(imiş). Kardeş McDonagh'nın harika bir ilk film olan In Bruges'un izinden gittiği birçok yönden belirgin. Filmin gövdesine zarar getirmeyen, tam aksi o gövdeyi monoton klişelerden kurtaran yan senaryo tasarımları, gereksiz yere karmaşıklaşmaya çalışmayan olay örgüsü, baş karakterler arasında yaratılan kimya ve tabiî dengeleri bozmayan keyif verici bir kara mizah. Bu unsurların hepsi The Guard'da çeşitli şekillerde mevcut.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
in bruges ve hotel rwanda hatrına izlediğim, çok büyük bir beklenti içinde olmadan izlenirse güzel vakit geçirmenizi sağlayacak komedi, polisiye filmi.
Ne çok iyi ne de çok kötü olan bir film değil The Guard yani ortalama bir film.izlemeden önce hem aldığı yorumlardan olsun hem de aldığı puanlardan olsun biraz beklentilerim vardı fakat film tam olarak beklentilerimi karşılamadı.Aslında film süresinin de kısa olmasının etkisiyle baştan sona sürükleyici,zaman zaman ince esprileriyle ve göndermeleri de güldürdü beni fakat filmde heyecan eksikliği vardı yani film gereksiz durağandı,çünkü bu konu ve karakterlere göre daha absürt ve daha hareketli,heyecanlı daha tempolu bir film çıkabilirdi bence.Avrupa sinemasını seven biri olarak Avrupa filmlerini izleme sebeplerinden biri de filmin geçtiği şehir veya ülkenin atmosferini,sokaklarını görmektir fakat bu filmde bence filmin geçtiği şehir fazla gösterilmemiş direk konuya ve karakterlere yönelinmiş keşke filmin geçtiği şehire ait detaylar daha fazla gösterilseydi.Filmde müzikler oldukça vasat keşke daha etkileyici müzikler olsaydı en azından filme etkileyicilik katabilirdi,oyunculuklar başarılı.Son olarak ne beğendim ne de beğenmedim diyebileceğim vasatı biraz aşan bir yapım,hafif absürt,ince espriler barındıran filmleri ve irlanda'ya meraklı kişilerin sevebileceği bir film diyebilirim ama siz yine de beklentinizi fazla tutmayın derim.
6/10
6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar