bugün
- falıma bakmak isteyen var mı21
- bir scottish fold sahibi olmadan ölüp gitmek6
- çorapla uyuyan insanların sosyopat olması4
- hapşırırken aynı anda osurmak5
- evde mum bulundurmak4
- utku gümrükçü4
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde11
- kemal kılıçdaroğlu14
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi9
- metrobüs kliması2
- ayrılığın 7 aşaması6
- aylık 307 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- akrabanın dilini koparıp ayak altında ezmek3
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi2
- attack on titan tarzı sözlük yazarları3
- bir çift bacak arasında boğulmak4
- sıkıldım ulan sıkıldım anlıyor musun sıkıldım5
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip4
- uludağ sözlük'ün kokusu6
- sabah kahvesi eşliğinde sohbet etmek4
- aldım kabul ettim9
- göğüs dekoltesi olan erkek7
- yaz aşkı bulamamak7
- benim gibisi bir iki senede bir gelir4
- sokak köpekleri sorununun çözümü5
- jojo tarzı sözlük yazarları3
- hasidik yahudilik2
- ben kadın olsaydım ile başlayan yazar cümleleri2
- erkek erkeğe açık oylaşmak11
- iş flörtü5
- romanya romanı3
- kavuşma2
- spiritüalist instagram kokanası2
- paraya ip bağlayıp komşu fakir ülkeye atıp çekmek4
- chp izmir il örgütünü basan hırsızlık hükümlüsü4
- müşriklerin esasında putlara tapmaması7
- düşünürken tavana bakmak4
- yazarların hastalıkları2
- herbokolog4
- bu saatte teyzesinde olduğunu söyleyen kız5
- ofis masasında pörsüyen mandalina3
- ısır diyor şu güvercin ayakları2
- itperestler yüzünden kuduzdan ölümlerin başlaması2
- kalamar ızgara3
- beyler gammazlandım3
- muhalefet2
- chp den akp'ye jet geçiş5
- su içmekten göbeğin çıkması4
- meme mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı15
- tembellik hakkı4
recep ivedik'in irlanda aromalı light polisiye versiyonu. vakit geçirtir ama büyük beklenti ile izlemeyin derim.
2008 yılının en iyi filmlerinden, aynı zamanda bana göre tüm zamanların kara mizah sahibi suç filmleri arasındaki en iyilerden biri olan In Bruges, Martin McDonagh imzası taşıyordu. 2010 yapımı The Guard ise kardeşi John Michael McDonagh'nın yazıp yönettiği ilk uzun metraj(imiş). Kardeş McDonagh'nın harika bir ilk film olan In Bruges'un izinden gittiği birçok yönden belirgin. Filmin gövdesine zarar getirmeyen, tam aksi o gövdeyi monoton klişelerden kurtaran yan senaryo tasarımları, gereksiz yere karmaşıklaşmaya çalışmayan olay örgüsü, baş karakterler arasında yaratılan kimya ve tabiî dengeleri bozmayan keyif verici bir kara mizah. Bu unsurların hepsi The Guard'da çeşitli şekillerde mevcut.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
in bruges ve hotel rwanda hatrına izlediğim, çok büyük bir beklenti içinde olmadan izlenirse güzel vakit geçirmenizi sağlayacak komedi, polisiye filmi.
Ne çok iyi ne de çok kötü olan bir film değil The Guard yani ortalama bir film.izlemeden önce hem aldığı yorumlardan olsun hem de aldığı puanlardan olsun biraz beklentilerim vardı fakat film tam olarak beklentilerimi karşılamadı.Aslında film süresinin de kısa olmasının etkisiyle baştan sona sürükleyici,zaman zaman ince esprileriyle ve göndermeleri de güldürdü beni fakat filmde heyecan eksikliği vardı yani film gereksiz durağandı,çünkü bu konu ve karakterlere göre daha absürt ve daha hareketli,heyecanlı daha tempolu bir film çıkabilirdi bence.Avrupa sinemasını seven biri olarak Avrupa filmlerini izleme sebeplerinden biri de filmin geçtiği şehir veya ülkenin atmosferini,sokaklarını görmektir fakat bu filmde bence filmin geçtiği şehir fazla gösterilmemiş direk konuya ve karakterlere yönelinmiş keşke filmin geçtiği şehire ait detaylar daha fazla gösterilseydi.Filmde müzikler oldukça vasat keşke daha etkileyici müzikler olsaydı en azından filme etkileyicilik katabilirdi,oyunculuklar başarılı.Son olarak ne beğendim ne de beğenmedim diyebileceğim vasatı biraz aşan bir yapım,hafif absürt,ince espriler barındıran filmleri ve irlanda'ya meraklı kişilerin sevebileceği bir film diyebilirim ama siz yine de beklentinizi fazla tutmayın derim.
6/10
6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar