bugün
- ortada bir yolsuzluk olmaması16
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- melih gökçek soruşturması ne oldu21
- yağmurdan nefret etmek8
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- romanya53
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- anadolu üniversitesi2
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis9
- albea var mı abi düşük kilometreli6
- street fighter3
- fırtınalı hava3
- sırbistan da vucic'in istifası2
- fırtınalı havada denize açılan geri zekalılar2
- patrona sigorta yap diye yalvarmak2
- heyt bey'nin fon olayından para kazanmış olması7
- fatma betülleri doyurmak2
- gül döktüm yollarına2
- flört uygulamasında eşleşme algoritması4
- alfabede j harfi neden var2
- yazarların yağmurlu havada yaptıkları2
- nihat genç5
- meme yalarken düşünülen şeyler5
- adam yine kazanacak3
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- matkabın var mı diye mesaj atan kız4
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- otel odası10
- fatma betül sayan kaya39
- türkiye24
- almanya25
- karton toplayan çocuk16
- dünya61
- sözlük kızlarının ojeleri16
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi14
- işsiz2
- sözlükteki ayakçılar10
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli14
- yüksek enflasyon3
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- roketsan'ın karaok füzesinin hava hedefini vurması2
- kadınların sapık olması10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- yağmurlu havalarda yapılabilecek en güzel şeyler2
- 8 dakikadır entry girilmiyor3
- anın görüntüsü30
recep ivedik'in irlanda aromalı light polisiye versiyonu. vakit geçirtir ama büyük beklenti ile izlemeyin derim.
2008 yılının en iyi filmlerinden, aynı zamanda bana göre tüm zamanların kara mizah sahibi suç filmleri arasındaki en iyilerden biri olan In Bruges, Martin McDonagh imzası taşıyordu. 2010 yapımı The Guard ise kardeşi John Michael McDonagh'nın yazıp yönettiği ilk uzun metraj(imiş). Kardeş McDonagh'nın harika bir ilk film olan In Bruges'un izinden gittiği birçok yönden belirgin. Filmin gövdesine zarar getirmeyen, tam aksi o gövdeyi monoton klişelerden kurtaran yan senaryo tasarımları, gereksiz yere karmaşıklaşmaya çalışmayan olay örgüsü, baş karakterler arasında yaratılan kimya ve tabiî dengeleri bozmayan keyif verici bir kara mizah. Bu unsurların hepsi The Guard'da çeşitli şekillerde mevcut.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
Ancak bu ortak yanlarına rağmen The Guard'ın bir In Bruges olamamasının en belirgin nedeni, In Bruges'daki suç matematiğinin karakterlere eşit oranlarda yansıyan dramatik ve mizahi izdüşümü üzerine derinlemesine nüfuz edilmemesi. Bu durum McDonagh'nın yeni bir In Bruges yaratma ihtirasına sahip olmamasına bağlanırsa ortada sorun kalmıyor. Yüklü miktarda bir uyuşturucu sevkiyatı, bu rota üzerinde işlenen birkaç cinayet, emniyet güçlerinin örtbas, yardım ve yataklık politikasına karşı duran irlandalı polis memuru ile Amerikan ajanının idealizmi filmin konusunu oluşturuyor. Bu sıradan ve sürprizsiz görünen gidişatı renklendirmek için elinden geleni yapan, iyi oyuncuların da yardımıyla bunu başaran McDonagh senaryosu, her ne kadar aynı yolun yolcusu olsa da In Bruges kadar büyük oynamayı tercih etmemiş, kendi yağıyla kavrulmayı seçmiş bir duruşa sahip. Bu tercihler de filme hep olumlu katkılar sağlamakta.
Bazı senaryoların kafa karıştırmak için filme süslü bir veya birkaç cinayet eklediğini, bu cinayetler sayesinde katilin polise ya da halka türlü mesajlar iletmeye çalıştığını gördük. Fakat o süslü bir veya birkaç cinayeti tamamen amaçsız biçimde sadece kafa karıştırmak için eklediğini itiraf eden fazla senaryo yok sayılır. Yozlaşmışlıkla idealizmi bir arada götüren polis tiplemesi de her filmde bu kadar renkli işlenmez. Bu tip ufak ters köşe yöntemlerle, Boyle (Brendan Gleeson) ve Everett (Don Cheadle)'in tadını damaklarda bırakan atışmalarıyla, bazı klişelerle inceden kafa bulan beklenmedik sahneleriyle sevimli ve sıcak bir film olabilmek, yeni tanıştığımız McDonagh genleriyle alâkalı olabilir.
The Guard bazı seyircilere eksiklikler hissettirebilecek mütevazi yapısına rağmen, In Bruges gibi bir filmle karşılaştırıldığı vakit hem kusurlarını, hem de değerini belli eden bir film. Henüz ilk filmleriyle adlarından övgüyle söz ettiren McDonagh biraderlerin getirdiği heyecan şimdilik kendini yüksek boyutlarda göstermemekte. Ama böyle giderse büyük stüdyolar tarafından keşfedilmeleri kaçınılmaz.
-McDonagh'ların beraber çalışmak yerine iki koldan sinema dünyasına girmeleri, gösterdikleri birbirine benzer senaryo ve yönetmenlik performansları yüzünden hiç şikâyet edilecek bir durum değil. Bundan böyle takip edilecek bir değil iki McDonagh olması benim gibi suç yapımları müptelâları için nimet sayılır.
in bruges ve hotel rwanda hatrına izlediğim, çok büyük bir beklenti içinde olmadan izlenirse güzel vakit geçirmenizi sağlayacak komedi, polisiye filmi.
Ne çok iyi ne de çok kötü olan bir film değil The Guard yani ortalama bir film.izlemeden önce hem aldığı yorumlardan olsun hem de aldığı puanlardan olsun biraz beklentilerim vardı fakat film tam olarak beklentilerimi karşılamadı.Aslında film süresinin de kısa olmasının etkisiyle baştan sona sürükleyici,zaman zaman ince esprileriyle ve göndermeleri de güldürdü beni fakat filmde heyecan eksikliği vardı yani film gereksiz durağandı,çünkü bu konu ve karakterlere göre daha absürt ve daha hareketli,heyecanlı daha tempolu bir film çıkabilirdi bence.Avrupa sinemasını seven biri olarak Avrupa filmlerini izleme sebeplerinden biri de filmin geçtiği şehir veya ülkenin atmosferini,sokaklarını görmektir fakat bu filmde bence filmin geçtiği şehir fazla gösterilmemiş direk konuya ve karakterlere yönelinmiş keşke filmin geçtiği şehire ait detaylar daha fazla gösterilseydi.Filmde müzikler oldukça vasat keşke daha etkileyici müzikler olsaydı en azından filme etkileyicilik katabilirdi,oyunculuklar başarılı.Son olarak ne beğendim ne de beğenmedim diyebileceğim vasatı biraz aşan bir yapım,hafif absürt,ince espriler barındıran filmleri ve irlanda'ya meraklı kişilerin sevebileceği bir film diyebilirim ama siz yine de beklentinizi fazla tutmayın derim.
6/10
6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar