bugün
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı36
- teoman çamaşır4
- çalmaşur4
- paranın devrinin bitmesi8
- fatma betül sayan kaya44
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- beyza3
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- yasak cinsel ilişkiler15
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- sevgilinin filmine rastlamak2
- karlı havada ormanda tek başına kalmak3
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- sarma saramayan kız10
- futbol13
- özgürlük vs eşitlik5
- osmanlı'nın yıkılma sebepleri5
- siktir et be teoman abi2
- türkiye28
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- asrın soygunu13
- true'nun çaylak olması7
- italya12
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- eski sevgilinin saçmalıkları5
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak7
- online listesinin yine gelmesi6
- trt tarafsız olmalı2
- izmir'i yönetemeyip ülkeyi yöneteceğini sanan tip6
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- belçika10
- yaki kadafi2
- 2090 yılında hepimiz ölmüş olacağız4
- yağız kaan erdoğmuş2
- abberline ın yeni hesabı11
- bir sözlük erkeğine sarma sarmak6
- selamın aleyküm arkadaşlar4
- altay bayındır6
- pazartesi4
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- yağmurlu gece6
- romanya53
- rapunzel'in bitli bir çingene olması4
- amına koyduğumun orospusu4
- hamburger4
- gece vakti sözlüğe girenler3
- orkun kökçü6
- kürtçülerin köfteci yusuf boykotu3
denize bakan küçük balkona çıktığında yıldızlar gökyüzünde tek tük belirmeye başlamış,alacakaranlığın o derin koyu mavisi semanın kızıllaşmış bulutlarıyla birbirine karışmış, sonsuz bir sükutun huzuruyla onu başbaşa bırakmıştı.
elindeki çay bardağını plastik masaya bırakıp saldalyesine oturdu ve bir sigara yaktı. ulvi anın sessizliğinde, uzaklardan bir evden çalınan sanat musikisi nağmeleri kulağına doldu. sessizliği inceden inceye bölen bu nağmeler ne gariptir ki onu çocukluğunun unutulmuş bir hatırasına götürdü.
küçük bir çocuktu, mutfakta tahta bir taburenin üstüne çıkıp bulaşık yıkarken gözlerini tezgaha dayalı teneke tepsiden alamazdı. tepsideki resimde büyük geniş ve beyaz , çiçeklerle bezenmiş bir taraça ve deniz manzarası vardı. devasa taraçanın sütunları önünde beyaz tülden bir tuvalet giymiş bir kadın sırtı dönük denizi seyreder, bulaşıkları yıkayan küçük çocuk ise o kadının yüzünü merak eder ve deterjanlı minik elinden bardak kayıp lavaboya düşerdi.
yüzü görünmeyen kadını hayalinde taraçada dolaştırır, saksılardaki çiçeklerinden koklatır, denizden geçen gemileri seyrettirir, sonu gelmez olasılıklar kurardı.
böylesine dalmışken annesi mutfağa gelir, onu dirseklerine kadar deterjan köpüğüne batmış halde bulur, ince kollarını çeşmeye doğru iyice uzatıp durular ve herzamanki narin sesiyle yumuşak bir sitemde bulunurdu. Annesi ona hiç yüksek sesle bağırmazdı, sanırım o büyüklerinin bir bakışından etkilenip üzülen naif çocuklardandı.
tepsiyi odada gördüğü vakitlerde kucağına alır, resimdeki beyaz tuvaletli kadının yüzünü kendisine döndüğünü hayal eder , yüzünün tıpatıp annesine benzeyeceğini , ona doğru koşup sarılacağını , o çiçekli taraçada sonsuza dek birlikte kalacaklarını ve hep mutlu olacaklarını düşünürdü. annesi onun tepsiye kenetlenmiş bakışlarını tebessümüyle ayırır , o da bütün gizli hayalleri ortaya çıkmış gibi utanırdı.
hafıza denizi üstünde bir anda sıçrayarak kanatlanan gümüşi bir hatıra, teneke tepsideki resmin boyalarının yer yer sırrı dökülüp yok olmaya yüz tuttuğu zamana kadar saklı kalmamıştı. o yaşadığı sürece var olacaktı.
kucağına düşen sigara külünü slkeleyip çocukluk anısını dağıttı.
elindeki çay bardağını plastik masaya bırakıp saldalyesine oturdu ve bir sigara yaktı. ulvi anın sessizliğinde, uzaklardan bir evden çalınan sanat musikisi nağmeleri kulağına doldu. sessizliği inceden inceye bölen bu nağmeler ne gariptir ki onu çocukluğunun unutulmuş bir hatırasına götürdü.
küçük bir çocuktu, mutfakta tahta bir taburenin üstüne çıkıp bulaşık yıkarken gözlerini tezgaha dayalı teneke tepsiden alamazdı. tepsideki resimde büyük geniş ve beyaz , çiçeklerle bezenmiş bir taraça ve deniz manzarası vardı. devasa taraçanın sütunları önünde beyaz tülden bir tuvalet giymiş bir kadın sırtı dönük denizi seyreder, bulaşıkları yıkayan küçük çocuk ise o kadının yüzünü merak eder ve deterjanlı minik elinden bardak kayıp lavaboya düşerdi.
yüzü görünmeyen kadını hayalinde taraçada dolaştırır, saksılardaki çiçeklerinden koklatır, denizden geçen gemileri seyrettirir, sonu gelmez olasılıklar kurardı.
böylesine dalmışken annesi mutfağa gelir, onu dirseklerine kadar deterjan köpüğüne batmış halde bulur, ince kollarını çeşmeye doğru iyice uzatıp durular ve herzamanki narin sesiyle yumuşak bir sitemde bulunurdu. Annesi ona hiç yüksek sesle bağırmazdı, sanırım o büyüklerinin bir bakışından etkilenip üzülen naif çocuklardandı.
tepsiyi odada gördüğü vakitlerde kucağına alır, resimdeki beyaz tuvaletli kadının yüzünü kendisine döndüğünü hayal eder , yüzünün tıpatıp annesine benzeyeceğini , ona doğru koşup sarılacağını , o çiçekli taraçada sonsuza dek birlikte kalacaklarını ve hep mutlu olacaklarını düşünürdü. annesi onun tepsiye kenetlenmiş bakışlarını tebessümüyle ayırır , o da bütün gizli hayalleri ortaya çıkmış gibi utanırdı.
hafıza denizi üstünde bir anda sıçrayarak kanatlanan gümüşi bir hatıra, teneke tepsideki resmin boyalarının yer yer sırrı dökülüp yok olmaya yüz tuttuğu zamana kadar saklı kalmamıştı. o yaşadığı sürece var olacaktı.
kucağına düşen sigara külünü slkeleyip çocukluk anısını dağıttı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar