genel olarak bakıldığında iki zıtlık olan kavramlardır.

görüyoruz televizyonun hayatımızdaki yerini. onsuz yapamıyoruz. bir aile üyesi gibi durur evde hatta kavga bile edlir televizyon için. şayet hem iyi hemde kötü tarafı olan televizyonun kötü tarafı ağır basar hayatımızda. bilmediğimiz şeyleri bizi yalan yanlış öğretebilme gücünede sahiptir ve bunu üst seviyede kullanır ülkemizde. dizilerde özellikle görürüz bu hali.

muhteşem yüzyıl dizisinde olduğu gibi. osmanlı tarihi hakkında birşey bilmeyenler kafalarından iki üç senaryo uyudup oynatırlar oyunclara. ama düşünmezler ki güzel ülkemizin evlatlarına yanlış bilgi aşılıyorlar. aslında biliyorlardır ama bu kötü düşünceyi aşılamak onların işlerine gelmektedir. zira osmanlıyı bir harem devleti olarak gösterip tarihini unutturmaya çalışmaktadır. ne varki ülkemizde çok izlenmektedir. bunun nedenine baktığımız zaman dizide savaş ve benzeri olayların olmasını beklediğinden izlemeye başlar ordaki hatunları gördükçe daha çok izlemek ister. görüyoruz ki bu yolla öğrenmeye meraklı olan yani herşeyi öğrenme isteği olan bir neslin beyinlerini yıkamak istemektedirler.

birde günlük yayınlanan programlar vardır bunlar dizilere göre nispeten daha zararlıdır. halkın aklını karıştırmaktan başka hiçbir işe yaramazlar. üstelik bazı programlar polisin işini yapmaya çalışmaktadır. bu durum ülkemizdeki polise olan güvenin azalmasına neden olmaktadır. bir yakını kaybolan birey televizyon izlerken şans eseri gördüğü bu programa öyle bir inandırılır ki sanki ondan başka çaresi yokmuş gibi gösterilir.
bu durum yüzünden ailelr rencide edilir. vanlı yayında kavga ettikleri yetmezmiş gibi birde fbı ajanları gibi telefon ağı kurmuşlardır stüdyoya.

- alo
- alo
- benim kızım kayboldu siz bulabilir misiniz?
- evet biz buluruz.
- tamam ben size geliyorum polise gitmiyorum direk size geliyorum.
- tamma ama evinizin adresini verin.
- söylüyorum buyrun.
- tamam hanımefendi.
- geliyorum stüdyoya.

gibi diyaloglar geçer ilk konuşmalarda çünkü bireyin inandığı şey ülkemizdeki polisler onu bulamaz televizyondaki o kadın veya erkek bulur. düşüncesi yolunda ilerleyerek gider onların yanına. son dönemdede artış göstermektedirler.

izdivaç programları vardır birde bunların hali çok vahimdir zaten. sunucu çıkar ortaya onu bunu mutlu olsun diye dört dolanır ama görünüş olarak zira sunucu cebini düşünmektedir. gelelim oraya evlenmeye gelenlere erkekler orda maskara olurlar resmen. anne veya abla tavsiyesiyle giderler ve genelde üzgün bir şekilde ayrılırlar. orda oturan bayanınsa dertleri bambaşkadır. o kendini rahatlatacak karizmatik evi ve arabası olan bir koca istemektedir. birde paravan denilen bir saçmalık vardır ortada paravan açıldığında ordaki kadın bir gülümser ve şu konuşma geçer.

- hoşgeldiniz.
- hoşbulduk.
- hasılsınız.
- iyiyim siz?
- iyilik.
- evlendiniz mi hiç?
- evet bir kere evlendim ayrıldım birde çocuğum var.
- eski eşinize nafaka veiyor musunuz?
- hayır.
- neden.
- arada bir küskünlük mü var?
- hayır.
- hmm.
arada sunucunun yanında oturan birisi lafa atlar rencide eder orda oturan adamı.
kadın ilk görüşte beğenmediği adama teşekkür edip yollar zaten.

bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı televizyon çok kötüdür. ama ne yazik ki önlem alınmıyor. tehlike her geçen gün artıyor.

(bkz: izdivaç programları)
(bkz: türkiyede medya)
türkiyede birlik olmayan iki zıt kavramdır.
© copyright 2005 - 2026