bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- sözlük kızlarının kekleri24
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- anın görüntüsü25
- kadınlar7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- true'nun engelli olması6
- islamda namaz yoktur30
- okan buruk9
- kültür2
- sevdiğiniz yazarlar8
- kuran2
- fusya semsiyeli yabanci22
- allah11
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sarapci koala hatayi33
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- intihar etmek4
- intothenirvana2
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- gary oldman2
- true ile tatlı sert3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- the crow2
- tai lung8
- çirkin2
- galatahahahahahaha3
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- annem2
küçükken herkesin sahip olmak istediği bir şeydi bu. böyle kitapçığı vardı kutuda, yalan makinası, radyo, yağmur alarmı, telsiz filan yapardık.
ha yaptıklarımız bi boka yarar mıydı? yaptığımız radyoyu salondan dinleyemezdik, yağmur alarmı zaten başlı başına yalan bir şeydi, yalan makinası ise adımızı söylediğimizde bile öterdi; ya da "ben padişahım lan" diye bağırdımızda mal gibi dururdu öyle. telsiz olayına hiç girmiyorum! (-4290, merkeze intikal edin, tamam!)
bir de televizyon reklamalarındaki jingle'ı vardı ki düşman başına..
-tees elektronik setleri, en güzel armağan sizlere.
-(sonra bi velet çıkar, bi bok becermiş gibi gevrek gevrek gülerek) radyo yaptım!
canın çıksın e mi!!!
ha yaptıklarımız bi boka yarar mıydı? yaptığımız radyoyu salondan dinleyemezdik, yağmur alarmı zaten başlı başına yalan bir şeydi, yalan makinası ise adımızı söylediğimizde bile öterdi; ya da "ben padişahım lan" diye bağırdımızda mal gibi dururdu öyle. telsiz olayına hiç girmiyorum! (-4290, merkeze intikal edin, tamam!)
bir de televizyon reklamalarındaki jingle'ı vardı ki düşman başına..
-tees elektronik setleri, en güzel armağan sizlere.
-(sonra bi velet çıkar, bi bok becermiş gibi gevrek gevrek gülerek) radyo yaptım!
canın çıksın e mi!!!
Çocukken ilk kez bir oyuncakçı dükkanın vitrininde görmüştüm bu setleri. Babama "bundan al bundan" diye tutturmuştum. ikili olan seti istememe rağmen tekli junior sete fit olmuştum. Eve gelince büyük bir heyecanla hemen kutusundan çıkardım. Tabi başta hiç birşey anlamadım. içinden iki tanede kitap çıkmıştı. ES-1 ES-2 (Elektronik Set 1 ve 2). ES-1' in ilk sayfalarını açar açmaz bir şema / resim çıktı karşıma. Malzemeler 1 adet 9V pil, 1 adet ampul ve 1 adet butondu. Şemaya bakarak, üzerinde delikler olan gri plastik şeye bu malzemeleri yerleştirdim. Malzemelerin altında ayakları vardı ve o gri şeye cuk diye oturuyordu.
Sonra şemaya baktım ve kablo bağlantılarını yapmam gerektiğini anladım. Öyle havadan elektrik geçmezdi herhalde...Bunun için malzemelerin üstünde iki adet delik vardı. Metal olan bu delikler, malzemenin artı ve eksi uçlarına bağlıydı. Kabloyu deliğin içine sokup ve sarı pimini taktığınız zaman malzemenin bir ucunu uzatmış oluyordunuz. Sonra bütün bu kabloları şemaya göre yaptığınızda devreniz çalışıyordu.
Bütün kabloları bağladıktan sonra artık devrem çalışmaya hazırdı. Bitirir bitirmez butona bastım. işte ampul yanıyordu... Heeeeeeey !! Ne kadar sevinmiştim, basıyordum yanıyordu, ben yapmıştım. Heyecanla evdekilere göstermiştim. Daha sonraları ES-2' den Elektronik Org devresini yapmaya çalıştım. Kurşun kalemle 10-15 cm'lik bir yeri boyuyordunuz. Setin içinden çıkan kablolu metal çubuğu buraya sürtünce notalar çıkıyordu gülya. Ama ses mes çıkmamıştı. Üstelik bir saatten fazla uğraştırmıştı. Çünkü bir sürü kablo bağlantısı vardı.
Bir de Yağmur Alarmı devresi vardı. Malzemelerin birinin üstüne pamuk koyuyordunuz. ıslatınca iki uç birbirine deyiyor ve hoparlörden ince bir ses çıkıyordu. Zar zor yapmıştım bunu.
Tabi kullana kullana malzemeler eskidi. ilk bozulan potansiyometre olmuştu. Bununla ışığı veya sesi kısıp açabiliyordunuz. En önemli parçalardan biriydi, çoğu devrede vardı ve bozulmuştu. Neyseki sonra büyük kuzenimden, bu malzemelerin Elektronikçiler Çarşısında satıldığını öğrendim. işte o pasaja girip elektronik devre elemanları satın aldığım gün benim için dönüm noktasıdır. Daha sonraları bir breadboard alıp onun üzerinde yapmaya başladım bu devreleri. Sonra devre kitapları, pertinaxlar, perhidroller, havyalar çıktı başımıza ve arkası kesilmedi.
Kısacası elektroniğe olan merakım bu set sayesindedir.
Bu arada bu setler hala üretilmekte. Üstelik RoboKitler falanda var :
http://www.teesoyuncak.com
Sonra şemaya baktım ve kablo bağlantılarını yapmam gerektiğini anladım. Öyle havadan elektrik geçmezdi herhalde...Bunun için malzemelerin üstünde iki adet delik vardı. Metal olan bu delikler, malzemenin artı ve eksi uçlarına bağlıydı. Kabloyu deliğin içine sokup ve sarı pimini taktığınız zaman malzemenin bir ucunu uzatmış oluyordunuz. Sonra bütün bu kabloları şemaya göre yaptığınızda devreniz çalışıyordu.
Bütün kabloları bağladıktan sonra artık devrem çalışmaya hazırdı. Bitirir bitirmez butona bastım. işte ampul yanıyordu... Heeeeeeey !! Ne kadar sevinmiştim, basıyordum yanıyordu, ben yapmıştım. Heyecanla evdekilere göstermiştim. Daha sonraları ES-2' den Elektronik Org devresini yapmaya çalıştım. Kurşun kalemle 10-15 cm'lik bir yeri boyuyordunuz. Setin içinden çıkan kablolu metal çubuğu buraya sürtünce notalar çıkıyordu gülya. Ama ses mes çıkmamıştı. Üstelik bir saatten fazla uğraştırmıştı. Çünkü bir sürü kablo bağlantısı vardı.
Bir de Yağmur Alarmı devresi vardı. Malzemelerin birinin üstüne pamuk koyuyordunuz. ıslatınca iki uç birbirine deyiyor ve hoparlörden ince bir ses çıkıyordu. Zar zor yapmıştım bunu.
Tabi kullana kullana malzemeler eskidi. ilk bozulan potansiyometre olmuştu. Bununla ışığı veya sesi kısıp açabiliyordunuz. En önemli parçalardan biriydi, çoğu devrede vardı ve bozulmuştu. Neyseki sonra büyük kuzenimden, bu malzemelerin Elektronikçiler Çarşısında satıldığını öğrendim. işte o pasaja girip elektronik devre elemanları satın aldığım gün benim için dönüm noktasıdır. Daha sonraları bir breadboard alıp onun üzerinde yapmaya başladım bu devreleri. Sonra devre kitapları, pertinaxlar, perhidroller, havyalar çıktı başımıza ve arkası kesilmedi.
Kısacası elektroniğe olan merakım bu set sayesindedir.
Bu arada bu setler hala üretilmekte. Üstelik RoboKitler falanda var :
http://www.teesoyuncak.com
içeriği fazlaca zekice hazırlanmış deney seti. çocuk aklınızla "lan çalışmıyor işte bu yağmur alarmı" diyorsunuz, oyun sandığınız şeyin aslında gerçek bir elektronik devre olduğunu bilmeden. 1992'de tanıştım bu set ile, evet, bana göre(!) de çalışmayan devreler olduğunu hatırlıyorum. ama aslında hepsi çalışıyordu ve aslında elektroniğin temelleri anlatılıyordu o sette. çok düşük bir akım ile bir transistörün iletime geçebildiğini, kondansatörler ile flaş yapılabildiğini, radyonun nasıl çalıştığını anlatıyor o set, ama anlayana. ben de anlamadım o zamanlar. 6 yaşımdaydım. yıl 1992, o yaşta elektronik devre elemanlarını tanıyan, ama hayatında tv ve radyodan başka elektronik eşya görmediği için bu devrelerin aslında neye yarayacağını bile bilmeden kablolarla, transistörlerle sabahtan akşama severek uğraşan birini alın eğitin işte elektronik üzerine... olmadı, diğer herkeste de olmadığı gibi. kitabını hala saklıyorum ve kitabı her elime aldığımda o yılları düşünerek diyorum kendime, birilerine önermeliyim bunu diye.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar