bugün
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar6
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- sosyal olarak başarısız insanlar4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- tomşak dudaklı kezo4
- acıktım lan3
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- memleketime şiir3
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- bilgi içerikli başlık girmek3
- saraca092
- kitap okuma alışkanlığı4
- çerçeve yasa31
- romelu lukaku9
- backrooms3
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- türbede dua etmenin şirk olması13
- anahtarı evde unutmak2
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- don giymemek3
- g i l d e d l i l y10
- manchester by the sea2
- ama kafamız nasıl güzel2
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- muslettin amca3
- ioc'dan identity graph a2
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi5
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- yarından sonraki güne ne denir3
- 29 mayıs 19762
- bugün de ölmedik2
- 12 ağustos 2026 trump'a truth social davası2
- kpss 20262
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- sokakta öpüşmek7
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- yurt dışı çıkış harcı8
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- sözlük yazarlarının goodreads sayfaları2
- engelleyen insan kibri6
- özgür özel15
istanbul da bir kitap ciltleme dükkanı işleten bir ailenin başından geçenleri konu alan fatih hacıosmanoğlu filmi.
''Boğaz kıyısına yanaşan kırmızı bir sandalın burnu ve esrarengiz silah sesleriyle açılan (bu hoş sahneye geri dönülüyor) 'Taş Yastık' Amerika'dan memlekete dönen Lodos'un hikayesi. Hikaye diyorum ama tam da değil çünkü film hikayeyle menkıbe, masalla '1001 Özlü Söz' kitabı arası, Batı ve Doğu edebiyatından seçmeler karışımı birşey. Filmdeki Hamlet göndermelerinin sıklığına bakılırsa genç ve ateşin Lodos'u Danimarkalı prensin yanına koymak gerekiyor, ama tam nereye? Delikanlı Boğaz'da yaşıyor, eski istanbullu bir ailenin çocuğu, anne resim yapıyor, baba Süleymaniye'de ciltci ve bu durum Lodos'ta kendini bir biçimde edebiyata, özellikle de şiire adama arzusu uyandırmışa benziyor. Ayrıca evde Hamlet adlı bir kedi, Şehrazat adlı bir muhabbet kuşu, Poyraz adlı bir ağabey var. Film matrak başlıyor aslında, küçük yeğenler, durmadan televizyon seyreden baba; bu gizli komedi evin içinde toplu bir horon tepme sahnesinde zirveye çıkıyor, fakat film bu tür zırtapoz bir neşeden zevk almakla da ilgilenmiyor. (Egzantrik aileleri anlatan Amerikan komedilerinin Türk versiyonu gibi bir şey olabilirmiş oysa) Aksine ciddileşiyor, çok geçmeden son zamanların moda tabiriyle negatif enerjisini genç uyumsuz pozuna harcamaktan öte pek birşeyle ilgilenmeyen bir delikanlı portresiyle kalakalıyoruz. Bir köpekbalığı lafıdır gidiyor, mutlu köpekbalığı, ruhu yaralı köpekbalığı. (Bir de taşaklı lafı seviliyor.) Oradan geçiyoruz daha belirgin bir şiddete... Dünyanın daha çok meşin ceketliye gerek duyduğundan dem vuruluyor, Lodos'un illegal dövüşleri meselesi konu oluyor, Lodos giderek yerli yersiz, haklı haksız oraya buraya, televizyonculara, mafyatik tiplere kafaüstü dalar oluyor. Tabii alıntılara da; Don Kişot'dan Hemingway'e ordan Hayyam'a gezip duruyoruz... Eskiler el-mana fi batni şair' dermiş, yani 'mana şairin karnındadır'. Bu film bu deyişi sonuna kadar sömürmüşe benzer. Şairin karnından manayı çekip alabilene aşkolsun. Taş Yastık'ın deli kızın çeyizi tipi metninden (ve onun çeşitli alt metinlerinden) yorgun düştüğümüzde aslında başka bir şey düşüyor aklımıza; bu filmi bir semptom olarak ele almak mı gerekir acaba? Lodos'un kendini edebi bir pozculuk şeklinde dışavuran memnuniyetsizliği, bütün o kitapları okumuş, şu ya da bu nedenle yurtdışında bulunmuş ama hedefini bulamamış, bu nedenle enerjisi öfkeye dönüşmüş genç birilerinin izdüşümü mü? Fakat Taş Yastık'ın edebiyat paralamaktan ve arasıra macera filmlerine heves etmekten dönüp kendine bakmaya ayıracak vakti olmadığı için bunu da biz (toplamda) çıkarsadığımızla kalıyoruz.
Filmin en matrak sahnelerinden biri, anne rolündeki Suna Selen'in, türlü çeşitli biçimlerde efelenmekten başka bir halta yaramayan evin erkeklerini topluca haşladığı mükemmel sofra başı sahnesi. Yıllardır her türlü genç sinemacıya destek olmayı görev bilen Suna Selen'in adeta seyircinin çaresizliğine tercüman olan bu patlaması karşısında içimden şunu demeden edemedim: 'Ah Suna Hanım keşke yönetmeni de bir karşınıza alıp sorsaydınız, nedir, ne oluyor, bu film nereye gidiyor, diye.' Artık bir dahaki sefere.''
kaynak: fatih özgüven'in, 'Çok edebi bir Karadenizli...' başlıklı köşeyazısı.
Filmin en matrak sahnelerinden biri, anne rolündeki Suna Selen'in, türlü çeşitli biçimlerde efelenmekten başka bir halta yaramayan evin erkeklerini topluca haşladığı mükemmel sofra başı sahnesi. Yıllardır her türlü genç sinemacıya destek olmayı görev bilen Suna Selen'in adeta seyircinin çaresizliğine tercüman olan bu patlaması karşısında içimden şunu demeden edemedim: 'Ah Suna Hanım keşke yönetmeni de bir karşınıza alıp sorsaydınız, nedir, ne oluyor, bu film nereye gidiyor, diye.' Artık bir dahaki sefere.''
kaynak: fatih özgüven'in, 'Çok edebi bir Karadenizli...' başlıklı köşeyazısı.
izlerken salondakilerin yarısını kaçırtan, kalan yarısını da güldüren metaforlarla dolu sessiz sakin bir film.
dvd'de izlerken 3 dakika süren uzun metrajlı kısa film. ileri sara sara izliyor insan ne ala! sinema salonu olsa çoktan terkederdim filmi.yönetmeni kırmak doğru değildir ama bir film bu kadar mı kötü olur arkadaş. nerden bulurlar bu parayı, oyuncuları nasıl ikna ederler anlamak mümkün değil. vakit kaybı bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar