bugün
- bardak ticareti7
- herkese garip size normal gelen şeyler8
- arkadaşlar iyi geceler7
- online kişi sayısının artık gözükmemesi4
- kale3112'nin gece de artılaması5
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- nervio4
- gece 3 te yatıp sabah 8 de işe gitmek3
- sosyal olarak başarısız insanlar5
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- fingirdek erkek2
- hikayenin kötü adamı olmak4
- arkadaşlar ben sarhoş oldum3
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- gece gece yarım ekmek sucuklu tost gömmek3
- perseid göktaşı yağmuru3
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- tomşak dudaklı kezo4
- recep ivedik'in yoga yapması2
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- eve yarasa girmesi3
- acıktım lan3
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çerçeve yasa31
- memleketime şiir3
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı2
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- birazdan geliyorum2
- türbede dua etmenin şirk olması13
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- g i l d e d l i l y10
- kitap okuma alışkanlığı4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- backrooms3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- saraca092
- sokakta öpüşmek7
- romelu lukaku9
- don giymemek3
- yurt dışı çıkış harcı8
''Boğaz kıyısına yanaşan kırmızı bir sandalın burnu ve esrarengiz silah sesleriyle açılan (bu hoş sahneye geri dönülüyor) 'Taş Yastık' Amerika'dan memlekete dönen Lodos'un hikayesi. Hikaye diyorum ama tam da değil çünkü film hikayeyle menkıbe, masalla '1001 Özlü Söz' kitabı arası, Batı ve Doğu edebiyatından seçmeler karışımı birşey. Filmdeki Hamlet göndermelerinin sıklığına bakılırsa genç ve ateşin Lodos'u Danimarkalı prensin yanına koymak gerekiyor, ama tam nereye? Delikanlı Boğaz'da yaşıyor, eski istanbullu bir ailenin çocuğu, anne resim yapıyor, baba Süleymaniye'de ciltci ve bu durum Lodos'ta kendini bir biçimde edebiyata, özellikle de şiire adama arzusu uyandırmışa benziyor. Ayrıca evde Hamlet adlı bir kedi, Şehrazat adlı bir muhabbet kuşu, Poyraz adlı bir ağabey var. Film matrak başlıyor aslında, küçük yeğenler, durmadan televizyon seyreden baba; bu gizli komedi evin içinde toplu bir horon tepme sahnesinde zirveye çıkıyor, fakat film bu tür zırtapoz bir neşeden zevk almakla da ilgilenmiyor. (Egzantrik aileleri anlatan Amerikan komedilerinin Türk versiyonu gibi bir şey olabilirmiş oysa) Aksine ciddileşiyor, çok geçmeden son zamanların moda tabiriyle negatif enerjisini genç uyumsuz pozuna harcamaktan öte pek birşeyle ilgilenmeyen bir delikanlı portresiyle kalakalıyoruz. Bir köpekbalığı lafıdır gidiyor, mutlu köpekbalığı, ruhu yaralı köpekbalığı. (Bir de taşaklı lafı seviliyor.) Oradan geçiyoruz daha belirgin bir şiddete... Dünyanın daha çok meşin ceketliye gerek duyduğundan dem vuruluyor, Lodos'un illegal dövüşleri meselesi konu oluyor, Lodos giderek yerli yersiz, haklı haksız oraya buraya, televizyonculara, mafyatik tiplere kafaüstü dalar oluyor. Tabii alıntılara da; Don Kişot'dan Hemingway'e ordan Hayyam'a gezip duruyoruz... Eskiler el-mana fi batni şair' dermiş, yani 'mana şairin karnındadır'. Bu film bu deyişi sonuna kadar sömürmüşe benzer. Şairin karnından manayı çekip alabilene aşkolsun. Taş Yastık'ın deli kızın çeyizi tipi metninden (ve onun çeşitli alt metinlerinden) yorgun düştüğümüzde aslında başka bir şey düşüyor aklımıza; bu filmi bir semptom olarak ele almak mı gerekir acaba? Lodos'un kendini edebi bir pozculuk şeklinde dışavuran memnuniyetsizliği, bütün o kitapları okumuş, şu ya da bu nedenle yurtdışında bulunmuş ama hedefini bulamamış, bu nedenle enerjisi öfkeye dönüşmüş genç birilerinin izdüşümü mü? Fakat Taş Yastık'ın edebiyat paralamaktan ve arasıra macera filmlerine heves etmekten dönüp kendine bakmaya ayıracak vakti olmadığı için bunu da biz (toplamda) çıkarsadığımızla kalıyoruz.
Filmin en matrak sahnelerinden biri, anne rolündeki Suna Selen'in, türlü çeşitli biçimlerde efelenmekten başka bir halta yaramayan evin erkeklerini topluca haşladığı mükemmel sofra başı sahnesi. Yıllardır her türlü genç sinemacıya destek olmayı görev bilen Suna Selen'in adeta seyircinin çaresizliğine tercüman olan bu patlaması karşısında içimden şunu demeden edemedim: 'Ah Suna Hanım keşke yönetmeni de bir karşınıza alıp sorsaydınız, nedir, ne oluyor, bu film nereye gidiyor, diye.' Artık bir dahaki sefere.''
kaynak: fatih özgüven'in, 'Çok edebi bir Karadenizli...' başlıklı köşeyazısı.
Filmin en matrak sahnelerinden biri, anne rolündeki Suna Selen'in, türlü çeşitli biçimlerde efelenmekten başka bir halta yaramayan evin erkeklerini topluca haşladığı mükemmel sofra başı sahnesi. Yıllardır her türlü genç sinemacıya destek olmayı görev bilen Suna Selen'in adeta seyircinin çaresizliğine tercüman olan bu patlaması karşısında içimden şunu demeden edemedim: 'Ah Suna Hanım keşke yönetmeni de bir karşınıza alıp sorsaydınız, nedir, ne oluyor, bu film nereye gidiyor, diye.' Artık bir dahaki sefere.''
kaynak: fatih özgüven'in, 'Çok edebi bir Karadenizli...' başlıklı köşeyazısı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar