bugün
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- true denilen yazar8
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı6
- arkadaşlar nasılsınız3
- diyanetin abd'deki villaları7
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- otobüs muavini3
- gammazlar çetesi18
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması3
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir4
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- iç sıkıntısından intihar etmek11
- siyah sütyen2
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek4
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite2
- sözlük kızları ve erkeklerinin ortak noktaları2
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- zaman baba birader bey birader4
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması4
- osman tuş2
- cibali sahil2
- erecto bey user2
- bir sözlük kızını aşırı seksi bulmak3
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- elon musk2
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- ankara'ya yaklaşma hissi2
- türbanlı eşe rakı sofrası kurdurmak2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- uzun yolculuk sonrası esenler'e inmek2
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz2
- tek başına tatile çıkmak4
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- 20 cm iyi midir3
- sadettin saran'ın sarı siteye ilan vermesi2
- pembe ojeli hatun2
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- sarı yeleli aslan trump8
- klima çarpması3
- izmir merkezli feto operasyonu3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- cilgincapkin220
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- yazarların şu an istediği şey4
- aylık asgari ücret iyi midir sorunsalı2
- yazarları gülümseten şeyler6
- miroslava montemayor2
charles bukowski 'nin pis moruğun notları adlı eserinde yarattığı kahramanı. ve onun meşhur gardiyan diyaloğu...
-Otur Stirkoff.
+sağolun, efendim.
-ayaklarını uzatabilirsin.
+çok lütufkarsınız, efendim.
-Stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar -yazıyorsun; coşku ve kurtuluş hakkı üzerine de. doğru mu bu, Stirkoff?
+evet, efendim.
-dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence?
+hiç sanmam, efendim.
-öyleyse bu boktan yazıları neden yazıyorsun? kendini kötü mü hissediyorsun?
+son zamanlarda pek iyi değilim, efendim. delirdiğimi düşünüyorum.
-fazlaca mı içiyorsun, Stirkoff?
+elbette, efendim.
-çükünle oynar mısın?
+sürekli, efendim.
-nasıl?
+anlayamadım, efendim?
-yani nasıl bir yöntem uygularsın?
+dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı dar ağızlı bir vazoya döküyorum. müzik olarak da Vaughn Williams ya da Darius Milhaud yeğlerim.
-cam mı?
+hayır am.
-yahu vazoyu soruyorum, cam mı?
+değil, efendim.
-hiç evlendin mi?
+birkaç kez.
-evliliklerinde ters giden neydi, Stirkoff?
+her şey, efendim.
-hayatının en iyi sevişmesini anlat.
+dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı…
-tamam, tamam!
+öyledir, efendim.
-daha iyi ve adil bir düzen özleminin aslında çürümeden ve başarısızlık duygusundan kaynaklandığının farkında mısın?
+evet, efendim.
-baban kötü bir insan mıydı?
+bilmiyorum, efendim.
-ne demek bilmiyorum?
+yani kıyaslamak güç, efendim. sadece bir babam oldu.
-benimle kafa mı buluyorsun, Stirkoff.
+hayır, efendim: dediğiniz gibi, adalet yoktur.
-baban seni döver miydi?
+sıra ile döverlerdi, efendim.
-hani bir baban vardı?
+herkesin bir babası vardır, efendim. ben annemi kastetmiştim. o da kendi payına döverdi.
-seni sever miydi?
+kendinin bir uzantısı olarak, evet.
-sevgi başka nedir ki?
+iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır. kan bağı gerekmez. kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.
-tereyağlı kızarmış ekmeğe AŞIK olabileceğini mi söylüyorsun, Stirkoff?
+her zaman değil, efendim. bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki. aşk habersiz gelir gider.
-bir insanı sevmek mümkün mü sence?
+iyi tanımadığınız biri ise belki. ben insanları pencereden seyretmeyi severim.
-sen bir korkaksın, Stirkoff.
+kesinlikle, efendim.
-nedir senin korkak tanımın?
+bir aslanla silahsız dövüşmeden önce tereddüt eden kimse.
-peki cesur kime denir?
+aslanın ne olduğunu bilmeyene.
-herkes bilir aslanın ne olduğunu.
+herkes aslanın ne olduğunu bildiğini sanır, efendim.
-budala tanımın nedir?
+zaman ve kan ziyan edildiğinin farkında olmayan kimse.
-bilge diye kime denir o zaman?
+bilge insan yoktur, efendim.
-öyleyse budala da yoktur. gece olmazsa gündüz olmaz. siyah olmazsa beyaz olmaz.
+özür dilerim, efendim. ben her şeyin neyse o olduğu kanısındayım. başka şeylere bağımlı olmaksızın.
-o dar ağızlı vazolara fazla girip çıkmışsın sen, Stirkoff. her şeyin zaten olması gerektiği gibi olduğunu anlamıyor musun? yanlış diye bir şey yoktur.
+anlıyorum, efendim. olan olmuştur.
-kelleni vurdursam ne dersin?
+bir şey diyemem, efendim.
-demek istediğim şu: kelleni vurdursam ben iRADE sense HiÇ olursun.
+başka bir şey olurdum, efendim.
-benim SEÇiMiM doğrultusunda.
+ikimizin de, efendim.
-et! rahat et! uzat ayaklarını.
+çok lütufkarsınız, efendim.
-hayır, ikimiz de lütufkarız.
+elbette, efendim.
-demek delirdiğini hissediyorsun, Stirkoff? peki delirdiğini hissettiğin zaman ne yaparsın?
+şiir yazarım.
-şiir delilik midir?
+şiir olmayan her şey deliliktir.
-yani.
+çirkinlik deliliktir.
-çirkin nedir?
+kişiye göre değişir.
-delilik gerekli midir?
+vardır.
-gerekli midir?
+bilmiyorum, efendim.
-çok şey biliyormuş havalarındasın, Stirkoff. bilgi nedir?
+mümkün olduğunca az şey bilmektir
-ne demek o?
+bilmiyorum, efendim?
-köprü inşa edebilir misin?
+hayır.
-silah üretebilir misin?
+hayır.
-ikisi de bilgi ürünüdür.
+köprü köprüdür. silah da silah.
-kelleni vurduracağım, Stirkoff.
+sağolun, efendim.
-niye?
+beni motive ettiğiniz için. motivasyon sıkıntısı çekiyorum, efendim.
-ben ADALET'im.
+belki.
-Ben ÜSTÜN'üm. işkenceye yatıracağım seni. çığlıklar atacaksın. ölümünü dileneceksin.
+şüphesiz efendim.
-ben senin efendinim, anlamıyor musun?
+beni yönetebilirsiniz. ama yapacağınız şeyler yapılabilir şeyler olmaktan öteye gitmeyecektir.
-zekice konuşuyorsun ama işkence altında bu kadar zeki olamayacaksın.
+sanmıyorum, efendim.
-bana bak. Darius Milhaud, Vaughn Williams dinlemek de ne oluyor? Beatles'ı duymadın mı?
+onları herkes bilir, efendim.
-onları sevmez misin?
+onlardan nefret etmem.
-nefret ettiğin bir şarkıcı var mı?
+şarkıcılardan nefret edilmez.
-şarkı söylemeye çalışan birinden?
+Frank Sinatra.
-neden?
+hasta bir toplumun hastalığının depreşmesine neden olduğu için.
-gazete okur musun?
+sadece bir gazete.
-hangisi?
+AÇIK KENT.
-GARDiYAN! BU ADAMI iŞKENCE ODASINA GÖTÜRÜN. HEMEN iŞKENCEYE BAŞLAYIN!
+efendim, son bir istekte bulunabilir miyim?
-evet.
+vazomu yanıma alabilir miyim?
-hayır, bana lazım.
+efendim?
-el koyuyorum. zapta geçsin. gardiyan bu sersemi derhal götür! ve bana biraz şey getir…
+ne, efendim?
-altı yumurta ile yarım kilo kıyma.
gardiyan mahkümu dışarı çıkarır. kral öne eğilip düğmeye basar. Vaughn Williams çalmaya başlar teypte. bitli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder.
-Otur Stirkoff.
+sağolun, efendim.
-ayaklarını uzatabilirsin.
+çok lütufkarsınız, efendim.
-Stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar -yazıyorsun; coşku ve kurtuluş hakkı üzerine de. doğru mu bu, Stirkoff?
+evet, efendim.
-dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence?
+hiç sanmam, efendim.
-öyleyse bu boktan yazıları neden yazıyorsun? kendini kötü mü hissediyorsun?
+son zamanlarda pek iyi değilim, efendim. delirdiğimi düşünüyorum.
-fazlaca mı içiyorsun, Stirkoff?
+elbette, efendim.
-çükünle oynar mısın?
+sürekli, efendim.
-nasıl?
+anlayamadım, efendim?
-yani nasıl bir yöntem uygularsın?
+dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı dar ağızlı bir vazoya döküyorum. müzik olarak da Vaughn Williams ya da Darius Milhaud yeğlerim.
-cam mı?
+hayır am.
-yahu vazoyu soruyorum, cam mı?
+değil, efendim.
-hiç evlendin mi?
+birkaç kez.
-evliliklerinde ters giden neydi, Stirkoff?
+her şey, efendim.
-hayatının en iyi sevişmesini anlat.
+dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı…
-tamam, tamam!
+öyledir, efendim.
-daha iyi ve adil bir düzen özleminin aslında çürümeden ve başarısızlık duygusundan kaynaklandığının farkında mısın?
+evet, efendim.
-baban kötü bir insan mıydı?
+bilmiyorum, efendim.
-ne demek bilmiyorum?
+yani kıyaslamak güç, efendim. sadece bir babam oldu.
-benimle kafa mı buluyorsun, Stirkoff.
+hayır, efendim: dediğiniz gibi, adalet yoktur.
-baban seni döver miydi?
+sıra ile döverlerdi, efendim.
-hani bir baban vardı?
+herkesin bir babası vardır, efendim. ben annemi kastetmiştim. o da kendi payına döverdi.
-seni sever miydi?
+kendinin bir uzantısı olarak, evet.
-sevgi başka nedir ki?
+iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır. kan bağı gerekmez. kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.
-tereyağlı kızarmış ekmeğe AŞIK olabileceğini mi söylüyorsun, Stirkoff?
+her zaman değil, efendim. bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki. aşk habersiz gelir gider.
-bir insanı sevmek mümkün mü sence?
+iyi tanımadığınız biri ise belki. ben insanları pencereden seyretmeyi severim.
-sen bir korkaksın, Stirkoff.
+kesinlikle, efendim.
-nedir senin korkak tanımın?
+bir aslanla silahsız dövüşmeden önce tereddüt eden kimse.
-peki cesur kime denir?
+aslanın ne olduğunu bilmeyene.
-herkes bilir aslanın ne olduğunu.
+herkes aslanın ne olduğunu bildiğini sanır, efendim.
-budala tanımın nedir?
+zaman ve kan ziyan edildiğinin farkında olmayan kimse.
-bilge diye kime denir o zaman?
+bilge insan yoktur, efendim.
-öyleyse budala da yoktur. gece olmazsa gündüz olmaz. siyah olmazsa beyaz olmaz.
+özür dilerim, efendim. ben her şeyin neyse o olduğu kanısındayım. başka şeylere bağımlı olmaksızın.
-o dar ağızlı vazolara fazla girip çıkmışsın sen, Stirkoff. her şeyin zaten olması gerektiği gibi olduğunu anlamıyor musun? yanlış diye bir şey yoktur.
+anlıyorum, efendim. olan olmuştur.
-kelleni vurdursam ne dersin?
+bir şey diyemem, efendim.
-demek istediğim şu: kelleni vurdursam ben iRADE sense HiÇ olursun.
+başka bir şey olurdum, efendim.
-benim SEÇiMiM doğrultusunda.
+ikimizin de, efendim.
-et! rahat et! uzat ayaklarını.
+çok lütufkarsınız, efendim.
-hayır, ikimiz de lütufkarız.
+elbette, efendim.
-demek delirdiğini hissediyorsun, Stirkoff? peki delirdiğini hissettiğin zaman ne yaparsın?
+şiir yazarım.
-şiir delilik midir?
+şiir olmayan her şey deliliktir.
-yani.
+çirkinlik deliliktir.
-çirkin nedir?
+kişiye göre değişir.
-delilik gerekli midir?
+vardır.
-gerekli midir?
+bilmiyorum, efendim.
-çok şey biliyormuş havalarındasın, Stirkoff. bilgi nedir?
+mümkün olduğunca az şey bilmektir
-ne demek o?
+bilmiyorum, efendim?
-köprü inşa edebilir misin?
+hayır.
-silah üretebilir misin?
+hayır.
-ikisi de bilgi ürünüdür.
+köprü köprüdür. silah da silah.
-kelleni vurduracağım, Stirkoff.
+sağolun, efendim.
-niye?
+beni motive ettiğiniz için. motivasyon sıkıntısı çekiyorum, efendim.
-ben ADALET'im.
+belki.
-Ben ÜSTÜN'üm. işkenceye yatıracağım seni. çığlıklar atacaksın. ölümünü dileneceksin.
+şüphesiz efendim.
-ben senin efendinim, anlamıyor musun?
+beni yönetebilirsiniz. ama yapacağınız şeyler yapılabilir şeyler olmaktan öteye gitmeyecektir.
-zekice konuşuyorsun ama işkence altında bu kadar zeki olamayacaksın.
+sanmıyorum, efendim.
-bana bak. Darius Milhaud, Vaughn Williams dinlemek de ne oluyor? Beatles'ı duymadın mı?
+onları herkes bilir, efendim.
-onları sevmez misin?
+onlardan nefret etmem.
-nefret ettiğin bir şarkıcı var mı?
+şarkıcılardan nefret edilmez.
-şarkı söylemeye çalışan birinden?
+Frank Sinatra.
-neden?
+hasta bir toplumun hastalığının depreşmesine neden olduğu için.
-gazete okur musun?
+sadece bir gazete.
-hangisi?
+AÇIK KENT.
-GARDiYAN! BU ADAMI iŞKENCE ODASINA GÖTÜRÜN. HEMEN iŞKENCEYE BAŞLAYIN!
+efendim, son bir istekte bulunabilir miyim?
-evet.
+vazomu yanıma alabilir miyim?
-hayır, bana lazım.
+efendim?
-el koyuyorum. zapta geçsin. gardiyan bu sersemi derhal götür! ve bana biraz şey getir…
+ne, efendim?
-altı yumurta ile yarım kilo kıyma.
gardiyan mahkümu dışarı çıkarır. kral öne eğilip düğmeye basar. Vaughn Williams çalmaya başlar teypte. bitli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder.
güncel Önemli Başlıklar