bugün
- türklerin başarılı olduğu konular8
- kürtlerin başarılı olduğu konular7
- yazarların sıkıldıklarında yaptıkları şeyler4
- bekir bozdağ4
- 60 kilo üzeri kızlar sözlükten çıksın8
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- yunanlıların başarılı olduğu konular3
- yazarların başarılı olduğu konular2
- ellerim bos gonlum hos neyin kafasını yaşıyor4
- fatma betül sayan kaya37
- google hizmetlerini kullanan yahudi sevici vex4
- tavuk şiş4
- arapların iyi olduğu konular4
- seni bir daha ne zaman görebilirim mesajına cevap2
- ispanyolların başarılı olduğu konular4
- menemen2
- pazar günü saat 17 00 ten sonra nereye gidilir2
- gandalf2
- hamsili cilt kremi8
- s'i l v'e r m'i s t'in mutfağına konuk olmak7
- karıcığım mini etek sana çok yakışıyor2
- yemek yapmayı bilen yazarlar bakabilir mi7
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler3
- israil de özelleştirilen f35 adir ler3
- sözlükte kimsenin kalmadığını hissetmek2
- italyanların başarılı olduğu konular4
- akp seçmeni12
- yahudilerin en iyi olduğu konu teknoloji3
- tayvanın iyi olduğu konular3
- zorba arkadaşlar4
- rize de kar yağması2
- roboski3
- ellerim bos gonlum hos vs vexillarius the slayer2
- bahtı değil iştahı açık olan kız4
- sobayla konuşan adama dahi demek3
- ebemin iyi olduğu konu2
- yahudilerin en iyi olduğu konular3
- ağrı kesici kullanamamak3
- plaza kadınları3
- fransızların başarılı olduğu konular2
- hicr suresi2
- akp li kadınlar3
- moğolların başarılı olduğu konular2
- tanrının iyi olduğu konular2
- israil lobisi neden bu kadar çok güçlü2
- endonezyanın başarılı olduğu konular2
- ağlamak istemek ama ağlayamamak2
- intel'in israil tesisleri2
- erkek olmasaydın seninle olurdum diyen yazar2
- sabahları nefret edilen şeyler8
Aylık çıkan bir haber dergisi. Kadrosunu genel olarak Marmara iletişim öğrencileri oluşturuyor.
Ümit Alan'ın BirGün'de, Spot'la ilgili kaleme aldığı yazısı:
"hani "durursa anlaşılır saatin kaç olduğu"; diyor ya turgut uyar açıklamalar şiirinin ilk dizesinde, günümüzde aylık bir haber dergisini bakmak da aynı öyle işte. her şey hızla önümüzden akıp giderken, durmuş, demlenmiş bir şeyle karşılaşmak gibi. yoksa elimizin altında akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayar anbean akıtıyor zamanı. onu da çağın gereklerine uygun olarak kenan doğulu tarif ediyor "tutamıyorum zamanı"; diye. zaten bir elin parmaklarını geçmeyecek haber dergilerimiz arasına bir yenisinin spot'un katılmasıyla aklımdan geçiyor tüm bunlar. sonradan çok utanacağım bir önyargıyla elime alıyorum spot'u. yine üç-beş kişi aramızda tartışacağımız teoriler, ağır abiler ağır lafları, 80 sonrası entelektüel türk sineması sıkıcılığı tadında bir şeyler bekliyorum. diyorum ya, sonradan çok utanacağım şeyler bunlar. gerçi dergiyi hazırlayanların çoğunun üniversite öğrencisi olması, gençlik enerjisi vaat ediyor ama onların da ağabeylerine özenmiş olmasından endişe ediyorum. dergiyi elime alıp önüne arkasına baktığımda ilk golü yiyorum. arka kapakta bildiğimiz star wars logosunun class wars şeklinde yazıldığı bir grafik çalışma karşılıyor. hemen altında "kâinatın bütün işçileri birleşin" yazılmış. gülümsüyorum, rahatlıyorum, ilk golü yediğim için durumu eşitlemek için dergiyi saldırırcasına karıştırmaya başlıyorum.
1 mayis’ta çikmiş, çünkü...
derginin ilk sayfasında bir sunuş yazısı var. burada ne yapmak istediklerini açıkça anlatmış dergi ekibi. üstelik dertlerini anlatırken "dergimizin 1 mayıs'ta çıkması tesadüf değil" diyerek eklemişler; "bu dünyada hakkıyla habercilik yapılacaksa bunun yolunun emekçilerin cephesinden bakmaktan geçtiğini biliyoruz." güzel demişler de bahsettikleri emekçiler dergiyi ellerine aldıklarında kendileri yerine kendilerini kendi bilmedikleri bir dille tartışan birilerini görmesinler diye bir endişeyle ve ilk golü atma hırsıyla yine çeviriyorum. yok, arkadaş, dergi gayet açık bir dille önce 4+4+4 meselesine girişmiş, bir röportaj ve bir yazıyla mesele enine boyuna incelenmiş. zaten derginin kapak konusu da 4+4+4 meselesi. konuyu bir "toplumsal mühendislik projesi" üst başlığıyla ele almışlar.
spot ekibi sahaya iyi yayilmiş
derginin bu ilk sayısının ikinci meselesi "gazetecilik" olarak göze çarpıyor. gazetecilikle ilgili söyleşebilecekleri iki doğru insanı da bulmuşlar. umur talu ve esra ersan söyleşileri konuyla ilgili olan herkesin ilgisini çekecektir diye düşünüyorum. bu anlamda spot ekibi sahaya iyi yayılıyor, bir gol daha yiyorum. bizim önyargı durumu eşitler belki ileride sıkıcılaşır diye atak yapmaya devam ediyorum. o da bizim leyla ile mecnun'daki erdal bakkal karşıma çıkmıyor mu, cengiz bozkurt söyleşisinin tadı damağımda kalıyor, keşke iki sayfa daha sürseymiş diyorum ama böyle tadında kesmek daha iyi sanki. hüsnü arkan, doğan hızlan, hayri kozanoğlu söyleşileri derken ekibin sahaya çok iyi yayıldığına bir kez daha emin oluyorum. bir açık yakalamak için nafile ataklarım sürüyor.
sadece söyleşilerden ibaret değil
hep söyleşilerden söz ettik ama dergi sadece söyleşilerden ibaret değil. oldukça ufuk açıcı yazılar ve çeviri makaleler de mevcut. örneğin; dijital aktivizm üzerine, google'ın insanı aptallaştırıp aptallaştırmadığı üzerine çok güncel tartışmalar hakkında yeni fikirler de edindim. son iki sayfasının spora ayrılması ve elbette sol açıktan kanat bindirmeleri de sevindirici. iyi orta gol getirecek o belli.
x marx the spot
ufak tefek eksiklikleri yok mu? elbette var. örneğin; mizah, kara mizah bir sayfa da olsa bu konu çeşitliliğinin içine yakışır diye tahmin ediyorum. aynı şekilde müzik konusuna da ileriki sayılarda biraz yer ayrılabilir. bunları zaten düşündüklerini ve ancak ilk sayı kalabalığında yer bulamadıklarını tahmin ediyorum. ezcümle; define avcıları haritaya bakıp defineyi bulduklarında denizcilerin "kara göründü" lafına benzer şekilde "x marks the spot" yani "ahanda burası" gibi bir söz söylerler. spot'un ilk sayısı iyi, en önemlisi sıkıcı olmayan bir haber dergisi arayanlara bunu söyleteceğine dair büyük bir umut verdi. iyi bir haber dergisi arıyorsanız "x marks the spot" deme ihtimaliniz yüksek, hatta cümledeki marks'ı çaktırmadan marx'a da çevirebilirsiniz. spot'un yolu açık, ömrü uzun olsun.."
Ümit Alan'ın BirGün'de, Spot'la ilgili kaleme aldığı yazısı:
"hani "durursa anlaşılır saatin kaç olduğu"; diyor ya turgut uyar açıklamalar şiirinin ilk dizesinde, günümüzde aylık bir haber dergisini bakmak da aynı öyle işte. her şey hızla önümüzden akıp giderken, durmuş, demlenmiş bir şeyle karşılaşmak gibi. yoksa elimizin altında akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayar anbean akıtıyor zamanı. onu da çağın gereklerine uygun olarak kenan doğulu tarif ediyor "tutamıyorum zamanı"; diye. zaten bir elin parmaklarını geçmeyecek haber dergilerimiz arasına bir yenisinin spot'un katılmasıyla aklımdan geçiyor tüm bunlar. sonradan çok utanacağım bir önyargıyla elime alıyorum spot'u. yine üç-beş kişi aramızda tartışacağımız teoriler, ağır abiler ağır lafları, 80 sonrası entelektüel türk sineması sıkıcılığı tadında bir şeyler bekliyorum. diyorum ya, sonradan çok utanacağım şeyler bunlar. gerçi dergiyi hazırlayanların çoğunun üniversite öğrencisi olması, gençlik enerjisi vaat ediyor ama onların da ağabeylerine özenmiş olmasından endişe ediyorum. dergiyi elime alıp önüne arkasına baktığımda ilk golü yiyorum. arka kapakta bildiğimiz star wars logosunun class wars şeklinde yazıldığı bir grafik çalışma karşılıyor. hemen altında "kâinatın bütün işçileri birleşin" yazılmış. gülümsüyorum, rahatlıyorum, ilk golü yediğim için durumu eşitlemek için dergiyi saldırırcasına karıştırmaya başlıyorum.
1 mayis’ta çikmiş, çünkü...
derginin ilk sayfasında bir sunuş yazısı var. burada ne yapmak istediklerini açıkça anlatmış dergi ekibi. üstelik dertlerini anlatırken "dergimizin 1 mayıs'ta çıkması tesadüf değil" diyerek eklemişler; "bu dünyada hakkıyla habercilik yapılacaksa bunun yolunun emekçilerin cephesinden bakmaktan geçtiğini biliyoruz." güzel demişler de bahsettikleri emekçiler dergiyi ellerine aldıklarında kendileri yerine kendilerini kendi bilmedikleri bir dille tartışan birilerini görmesinler diye bir endişeyle ve ilk golü atma hırsıyla yine çeviriyorum. yok, arkadaş, dergi gayet açık bir dille önce 4+4+4 meselesine girişmiş, bir röportaj ve bir yazıyla mesele enine boyuna incelenmiş. zaten derginin kapak konusu da 4+4+4 meselesi. konuyu bir "toplumsal mühendislik projesi" üst başlığıyla ele almışlar.
spot ekibi sahaya iyi yayilmiş
derginin bu ilk sayısının ikinci meselesi "gazetecilik" olarak göze çarpıyor. gazetecilikle ilgili söyleşebilecekleri iki doğru insanı da bulmuşlar. umur talu ve esra ersan söyleşileri konuyla ilgili olan herkesin ilgisini çekecektir diye düşünüyorum. bu anlamda spot ekibi sahaya iyi yayılıyor, bir gol daha yiyorum. bizim önyargı durumu eşitler belki ileride sıkıcılaşır diye atak yapmaya devam ediyorum. o da bizim leyla ile mecnun'daki erdal bakkal karşıma çıkmıyor mu, cengiz bozkurt söyleşisinin tadı damağımda kalıyor, keşke iki sayfa daha sürseymiş diyorum ama böyle tadında kesmek daha iyi sanki. hüsnü arkan, doğan hızlan, hayri kozanoğlu söyleşileri derken ekibin sahaya çok iyi yayıldığına bir kez daha emin oluyorum. bir açık yakalamak için nafile ataklarım sürüyor.
sadece söyleşilerden ibaret değil
hep söyleşilerden söz ettik ama dergi sadece söyleşilerden ibaret değil. oldukça ufuk açıcı yazılar ve çeviri makaleler de mevcut. örneğin; dijital aktivizm üzerine, google'ın insanı aptallaştırıp aptallaştırmadığı üzerine çok güncel tartışmalar hakkında yeni fikirler de edindim. son iki sayfasının spora ayrılması ve elbette sol açıktan kanat bindirmeleri de sevindirici. iyi orta gol getirecek o belli.
x marx the spot
ufak tefek eksiklikleri yok mu? elbette var. örneğin; mizah, kara mizah bir sayfa da olsa bu konu çeşitliliğinin içine yakışır diye tahmin ediyorum. aynı şekilde müzik konusuna da ileriki sayılarda biraz yer ayrılabilir. bunları zaten düşündüklerini ve ancak ilk sayı kalabalığında yer bulamadıklarını tahmin ediyorum. ezcümle; define avcıları haritaya bakıp defineyi bulduklarında denizcilerin "kara göründü" lafına benzer şekilde "x marks the spot" yani "ahanda burası" gibi bir söz söylerler. spot'un ilk sayısı iyi, en önemlisi sıkıcı olmayan bir haber dergisi arayanlara bunu söyleteceğine dair büyük bir umut verdi. iyi bir haber dergisi arıyorsanız "x marks the spot" deme ihtimaliniz yüksek, hatta cümledeki marks'ı çaktırmadan marx'a da çevirebilirsiniz. spot'un yolu açık, ömrü uzun olsun.."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar