bugün

fransızca'da iç kararmasıanlamına gelen bu sözcük bir akım adı gibidir de aynı zamanda 19. yüz yılda.
bu akım dahilinde yazılmış en önemli şiirler charles baudelaire'e aittir.
ing. dalak
staind in Dysfunction albümünün 9. parçası. excess baggage öncesi sizi apartmanın tepesine çıkartır sonra da aşağıya atar.

cant breathe!
shut up
shut up

i feel i give everything to you

cant breathe!
shut up
shut up

i think theres nothing left to do

cant breathe!
shut up
shut up

i don't like today, take it all away
just like what you say - i don't want you

kinda like the way, everything is gray
just like what you say - i don't need you

i don't look like you, do the things you do
but i'm fucked up too - i don't need you

cant breathe!
shut up
shut up

i feel you are whats changed my soul

cant breathe!
shut up
shut up

i think i'll never lose control

cant breathe!
shut up
shut up

i don't like today, take it all away
just like what you say - i don't want you

kinda like the way, everything is gray
just like what you say - i don't need you

i don't look like you, do the things you do
but i'm fucked up too - i don't need you

i don't understand it
youre killing this planet
the scabs on your face
its a fucking disgrace
i blame you
i blame you

i blame you
i blame you
i blame you
i blame you
i blame you

cant breathe!
shut up
shut up

i'm don't like today, take it all away (shut up)
just like what you say - i don't want you (shut up)

kinda like the way, everything is gray (shut up)
just like what you say - i don't need you (shut up)

i don't look like you, do the things you do (shut up)
but i'm fucked up too - i don't need you (shut up)

bu da nasıl bir şarkı olduğunun canlı örneği; *

http://www.youtube.com/watch?v=l63dOP2_5qw
düşüncenin meyus koridorlarında bıraktığım vicdanımı bugün karşıma aldım.

sonra da, iskemlemi ters çevirerek onla bir kaç laf edeyim dedim. pek konuşkan olduğu söylenemezdi, zira dilini çok uzun zaman önce kesmiştim onun. onun yerine, ben konuştum ve o dinledi. ona anlattım. ''aptalları öldürebilseydim, insanların yüzyıllardır hayalini kurduğu, ve bu dünyada gerçekleştirebilirdim.'' suratı buruştu, fakat ses etmedi.

iskemleden kalktım ve koridorlarda yürümeye devam ettim.

duvarlar katran siyahına boyanmıştı ve grotesk tablolarla doluydu. sarhoş bir apartman gibi sağa-sola savrulan, vücut bulmuş fikirler gördüm. kafamın içinde öldürdüklerimi ve kafamın dışında ağızlarından kan, gözlerinden yaş gelene kadar acı çektirdiklerimi. sıkıntımın nedeni onlardı. konuşmasa da vicdanım, geçmişin ruhlarını, bu lekeli koridorlarda ortaya çıkan bunalımlı ve bu kadar da sancılı bir saldırıya itmişti.

benim iç sıkıntımın nedeni onlardı. onları tekrar öldürdüm. birer birer. cesetlerini vücudumun 7. katındaki sandıklara gömdüm. sonra da uyandım.

bakalım, onlar ne zaman tekrar uyanacak.
baudelaire tarafından modern sanata ve fikir dünyasına sokulmus ünlü bir sözcük, kavram . aynı zamanda süper bir şiiridir .

gök çökünce sıkıntılarla sızlanan
ruha bir kapak gibi, ağır ve basık,
dökünce çemberi kuşatan ufuktan,
gecelerden de acı siyah bir ışık;
•
dünya olunca bir rutubetli zindan,
ümit kanatları ürkek bir yarasa,
gider duvardan duvara vuraraktan,
ve başı çarpar çürümüş tavanlara.
•
andırınca yağmur tel tel süzülerek
loş bir cezaevinin çubuklarını,
ve gerince iğrenç bir sürü örümcek
beyinlerimizde tozlu ağlarını,
•
çalar tehevvürle birden havalanır,
fırlatırlar göğe korkunç bir uluma;
bunlar, sanki yurtsuz, başıboş ruhlardır,
koyulup dururlar inatla feryâda.
•
ve ruhumdan geçer upuzun tabutlar,
sessiz, ağır ağır, ümit ağlamada;
merhametsiz korku mütehakkim, çakar
siyah bayrağını eğilen kafama.

(bkz: charles baudelaire)
© copyright 2005 - 2026