bugün
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum6
- siyahi peygamber olmaması6
- fatma betül sayan kaya9
- dünya52
- morkstar yazdı bunu12
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı9
- anın görüntüsü28
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- morkstar11
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi5
- gocu32
- sözlükte sürekli kavga çıkması3
- ismet gurbuz vs ellerim bos gonlum hos5
- recep tayyip erdoğan8
- entry okumak2
- mokar hastası nihan3
- diamond bey birader ne yapıyor sorusu2
- sırrı süreyya önder türkmen dir7
- yağız kaan erdoğmuş dünya ilk 20'ye girdi4
- gocunun elleri9
- bursa da engelli asansörü faciası2
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- kayseri de ilk safran hasadı2
- avrupa11
- kürt vs roman2
- bayana hesap ödetmek5
- firavun neden helak oldu5
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası4
- beraber sözlüğün içine edeq mi tatlı kıs4
- ev fiyatları2
- sözlük yazarlarının ruh hali3
- hem sırrı süreyyacı hem atatürkçü olmak3
- beni eksilediğiniz için teşekkür ederim arkadaşlar3
- anneye hakaret etmek6
- enam suresi 152 ayet3
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan9
- istanbul'a taşınmak istemek4
- türk dil bayramı kutlu olsun3
- 26 eylül türk dil bayramı3
- ismet inönü ve atatürk arasında olası diyaloglar3
- slm yazan erkek3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- sözlük kasıyor msn var mı3
- sözlüğün en güzel kadını26
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- kadirov karizması3
- sözlükte seviyenin geçen aya göre yüzde 23 düşmesi3
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak7
- ismetin sol framenin içine etmesi5
ankara bayındır 2 sokakta bulunan, eskiden sadece gezgin isminde ahmet özcan'ın işlettiği, ankaranın uzunca süredir kitap mezatlarına ev sahipliği yapan, yegane ilim, ahlak yuvası.
şuan sahibi olan nebi abi hakkında bir kaç kısa kelam buyrun ;
NEBi SULTAN
Nebi sultan, hiçbir tarafıyla çarşı içindeki hiçbir dükkan sahibine benzemezdi. Yolunu belirleyen Gezgin gelenek, hepsinden başkalığını, ilk bakışta bile herkesin anlayacağı şekilde ortaya koyardı.
Her kıvrımı üzerinde titizlikle durulmuşa benzeyen açığa kaçan kahverengi saçları,kendine has bir giyim kuşam sergilemedeki cesaret devamlılığı,ayaklarındaki doğallığının tamamlayıcısı sürekli değişen ayakkabıları ile kılığının tümü titiz, temizlik ve düzene düşkün bir çelebiyi anımsatırdı.
Konuşurken iki iri uzatma işareti gibi havaya kalkan kaşlarının altından bakan kahverengi gözlerinden, masal dünyasını seyreden çocuksu bakışların duru hayranlığı ışıldardı.
Canlı, ince uzuna yakın ,sakalsız bir yüzü vardı. Hamarat bir el ile oturtulmuş düzlükteki burnunun altında,dudakları daima ,derin düşüncelere dalmışçasına büzüşmeye hazır dururdur.
ince narin parmaklarıyla, dükkanına zaman zaman poşetler ve çuvallar ile gelen kitapları, kendi ruh düzenini yansıtarak oluşturduğu raflara dizerken görünce onu, toprağı altına çevirmenin yollarını arayan ortaçağ simyagerlerinden sanılabilirdi.
Nebi Sultanın yaptığı işi de yaşamı da iki boyutluydu.Dükkanında sahaflık yapardı.Pasajın içine doğru bakan vitrininde, dikkatle dizilmiş ve her gün itina ile tozu alınan kitaplar ,yaşadıkları dönemin sahipsiz tanıkları olan fotoğraflar, geçirdikleri onca yıpranmaya inat sağlammış gibi görünen belgelerden başka oyuncaklar, teneke kutular dizili görünürdü.
Sağ tarafındaki duvar boyunca yükselen raflarda, hazır ol nizamında, teftişe hazırlanan askerler kadar düzenli kitaplar sıralanmıştı.Gözü keskin dükkan müşterilerinden ciddi okur-yazar olanlar bunların önceleri yabancı dildeki kitaplardan, zamanla Türkçe ve nadir bulunan kitaplara sessizce dönüşümünü fark etmişlerdir.
Nebi Sultan öteki esnaf gibi herkesle yarenlik etmez, aralarında yaptıkları ipe sapa gelmez şakalara katılmazdı. Müşterisi gelmediği zamanlarda bile boş oturmazdı. Ya kitaplarının, raflarının tozunu alırdı, fiyatlarını güncellerdi, yada kendisinin de farkına varılmadan yerleri değiştirilen kitapları durmaları gereken yerlerine koyardı.
Tabi bütün boş zamanını huzur bozan düzensizlikleri yoluna koymayla geçirmezdi. Yaz günleri bulunduğu pasaja bir durgunluk çöktüğü vakitlerde, sağındaki küçük tabureye sırtı raflara dayanacak şekilde yerleşir, eline sevdiği kitaplarında birini alırdı. Bacaklarını rahatça uzattıktan sonra, sayfaları incitmekten korkarcasına itinayla çevirip, satırlar arasında kaybolurdu.
Nebi Sultan müşterileri arasında öyle çocuk, yetişkin, zengin, yoksul, ayrımı yapmazdı.Okul ödevi için gelen küçük kıza da “buyrun ne aramıştınız” diye sorardı. Onun için iki sınıf müşteri vardı.Birincisi her hangi bir ihtiyacı için lazım olanı kitabı arayanlar, ötekiler de kitap hastası oldukları için her hangi bir kitabı aramayıp her kitaba müşteri olabilecek olanlardı.
Müşteri birinci sınıftansa ayakta yardımcı olmaya çalışıp lafı fazla uzatmadan, birkaç sözle yardımcı olmaya çalışırdı. Onun önemsediği, asıl ehl-i kütüb olan, gerçek kitap meraklısı her türlü cemiyetten dükkana gelenlerdi. Gelen resimden, felsefeye, tarihten, edebiyata bin bir türden konudan bahsedince hemen görünüşü değişiverirdi. Gözlerine başka türlü bir ışıltı belirir,ağır ve ölçülü hareketleri canlanırdı.
şuan sahibi olan nebi abi hakkında bir kaç kısa kelam buyrun ;
NEBi SULTAN
Nebi sultan, hiçbir tarafıyla çarşı içindeki hiçbir dükkan sahibine benzemezdi. Yolunu belirleyen Gezgin gelenek, hepsinden başkalığını, ilk bakışta bile herkesin anlayacağı şekilde ortaya koyardı.
Her kıvrımı üzerinde titizlikle durulmuşa benzeyen açığa kaçan kahverengi saçları,kendine has bir giyim kuşam sergilemedeki cesaret devamlılığı,ayaklarındaki doğallığının tamamlayıcısı sürekli değişen ayakkabıları ile kılığının tümü titiz, temizlik ve düzene düşkün bir çelebiyi anımsatırdı.
Konuşurken iki iri uzatma işareti gibi havaya kalkan kaşlarının altından bakan kahverengi gözlerinden, masal dünyasını seyreden çocuksu bakışların duru hayranlığı ışıldardı.
Canlı, ince uzuna yakın ,sakalsız bir yüzü vardı. Hamarat bir el ile oturtulmuş düzlükteki burnunun altında,dudakları daima ,derin düşüncelere dalmışçasına büzüşmeye hazır dururdur.
ince narin parmaklarıyla, dükkanına zaman zaman poşetler ve çuvallar ile gelen kitapları, kendi ruh düzenini yansıtarak oluşturduğu raflara dizerken görünce onu, toprağı altına çevirmenin yollarını arayan ortaçağ simyagerlerinden sanılabilirdi.
Nebi Sultanın yaptığı işi de yaşamı da iki boyutluydu.Dükkanında sahaflık yapardı.Pasajın içine doğru bakan vitrininde, dikkatle dizilmiş ve her gün itina ile tozu alınan kitaplar ,yaşadıkları dönemin sahipsiz tanıkları olan fotoğraflar, geçirdikleri onca yıpranmaya inat sağlammış gibi görünen belgelerden başka oyuncaklar, teneke kutular dizili görünürdü.
Sağ tarafındaki duvar boyunca yükselen raflarda, hazır ol nizamında, teftişe hazırlanan askerler kadar düzenli kitaplar sıralanmıştı.Gözü keskin dükkan müşterilerinden ciddi okur-yazar olanlar bunların önceleri yabancı dildeki kitaplardan, zamanla Türkçe ve nadir bulunan kitaplara sessizce dönüşümünü fark etmişlerdir.
Nebi Sultan öteki esnaf gibi herkesle yarenlik etmez, aralarında yaptıkları ipe sapa gelmez şakalara katılmazdı. Müşterisi gelmediği zamanlarda bile boş oturmazdı. Ya kitaplarının, raflarının tozunu alırdı, fiyatlarını güncellerdi, yada kendisinin de farkına varılmadan yerleri değiştirilen kitapları durmaları gereken yerlerine koyardı.
Tabi bütün boş zamanını huzur bozan düzensizlikleri yoluna koymayla geçirmezdi. Yaz günleri bulunduğu pasaja bir durgunluk çöktüğü vakitlerde, sağındaki küçük tabureye sırtı raflara dayanacak şekilde yerleşir, eline sevdiği kitaplarında birini alırdı. Bacaklarını rahatça uzattıktan sonra, sayfaları incitmekten korkarcasına itinayla çevirip, satırlar arasında kaybolurdu.
Nebi Sultan müşterileri arasında öyle çocuk, yetişkin, zengin, yoksul, ayrımı yapmazdı.Okul ödevi için gelen küçük kıza da “buyrun ne aramıştınız” diye sorardı. Onun için iki sınıf müşteri vardı.Birincisi her hangi bir ihtiyacı için lazım olanı kitabı arayanlar, ötekiler de kitap hastası oldukları için her hangi bir kitabı aramayıp her kitaba müşteri olabilecek olanlardı.
Müşteri birinci sınıftansa ayakta yardımcı olmaya çalışıp lafı fazla uzatmadan, birkaç sözle yardımcı olmaya çalışırdı. Onun önemsediği, asıl ehl-i kütüb olan, gerçek kitap meraklısı her türlü cemiyetten dükkana gelenlerdi. Gelen resimden, felsefeye, tarihten, edebiyata bin bir türden konudan bahsedince hemen görünüşü değişiverirdi. Gözlerine başka türlü bir ışıltı belirir,ağır ve ölçülü hareketleri canlanırdı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar