bugün
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar6
- çok güzel ama manyak kadın7
- sözlükteki gizli düşmanım3
- mustafa kemal atatürk7
- üniversitelerin gereksiz olması16
- sağlam kafa sağlam vücutta bulunur3
- kemalist dünya24
- hırt4
- kitabı yazarın mezarına bırakıp gitmek5
- hurdadan çıkan flash diskler2
- içinden canavar çıkan insan2
- kezodan öpücük istemek2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet14
- true'nun çaylak olması17
- ibrahim hacıosmanoğlu8
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir3
- kadir inanır17
- türk soyu ve arap soyu birdir9
- 4 temmuz 2026 arjantin yeşil burun adaları maçı2
- aşk4
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım2
- şevval şahin2
- antalyada üşümek3
- velvet28
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- hapşırmak2
- hiçbir şey yapmadığınız halde aşık olan erkekler3
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı10
- aile evinde yaşamak13
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- 2026 dünya kupası27
- israil6
- sedat pekmez21
- ispanya'nın uruguay'ı elemesi2
- yazarların iyi olduğu konular9
- sözlüğü bırakmak istemek8
- fatsalı kadir'in yeşilçam'a uzanan hikayesi2
- salak erkek neden bu kadar çok8
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- ona bir şey söyle9
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- futbol21
- galatasaray lobisi11
- evagreen2
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- seri gizli artı oy veren melek7
- yeni bir kitaba başlama sorunu3
- anın görüntüsü17
- barda şişenin üstüne oturmuş kız görmek5
- birader yazar olmak12
güzel entrylere imza atmış yazar. son entrysini 8 ay önce yazmış.
7. nesil yazar.
(bkz: kadınların kadınları sinir eden özellikleri/#10338099)
(bkz: türk kızları gitsin rus kızları gelsin/#9462078)
ikisini yazan karakter aynı olamaz. şizofreni ?
(bkz: kadınların kadınları sinir eden özellikleri/#10338099)
(bkz: türk kızları gitsin rus kızları gelsin/#9462078)
ikisini yazan karakter aynı olamaz. şizofreni ?
karması benimkinin altı katı olan nesildaşım. çünkü o çok zeki biri. çünkü biz twitter, tumblr, blogspot ve benzeri siteleri okumak ve yazmak için kullanıyoruz. "başka nasıl kullanılır?"ın cevabı bu başlığın sahibinde saklı. biraz ısrar ederseniz kırmaz sizi belki. işte sonra bir gün geliyor süper yazan insanlar görüyoruz, buralar entry doluyor falan. * *
Buralar yakında entry dolacak. Harika yazıyor. Eline sağlık.
şu sıralar yeni işine adapte olmaya çalışan güzel mi güzel insan. mühendis hanım. tam bir (bkz: ikizler burcu kadını). ömür törpüsü ama şeytan tüyü var kesinlikle, çünkü sizi çoğunlukla çileden çıkarmasına rağmen, ondan bir türlü kopamıyor oluşunuzu başka türlü açıklayamıyorum ben. yeri gelir en çocuktan çocuk olur, şımarır da şımarır, nazının geçtiği insanların tepesine çıkar. bazen de çocuksu halinden arınmış bir şekilde, en ciddi tavrı ile hakkını savunmak adına patronuyla ağız dalaşına girer. kimseye eyvallahı yoktur. lafını esirgemez. tanrı nefret ettiği insanları onun gazabından korusun. ancak değer verdiği insanlar içinse yapmayacağı iyilik, göstermeyeceği fedakarlık yoktur. sizin yattığınız kliniğe ameliyat öncesi gizlice girerek, moralinizi yerine getirmeye çalıştığı bir gün doktorlara yakalanmasıyla okkalı bir fırça yiyerek dışarı çıkarıldığı da görülmüştür. saftır. çok defa kazıklanmıştır ancak kin tutmaz.
genç yaşına rağmen tecrübe ettiği o en büyük acısını bile kimseye hissettirmeden kendi başına atlatmaya çabalamış ve başarmıştır da. güçlüdür. hayatın ne getireceği bilinmez ama umarım onun için bundan sonrası hep mutluluk olur. yüzündeki o muzip gülümseyişini hiç kaybetmez. iyi ki varsın, iyi ki hayatımızdasın. seni çok seviyorum.
genç yaşına rağmen tecrübe ettiği o en büyük acısını bile kimseye hissettirmeden kendi başına atlatmaya çabalamış ve başarmıştır da. güçlüdür. hayatın ne getireceği bilinmez ama umarım onun için bundan sonrası hep mutluluk olur. yüzündeki o muzip gülümseyişini hiç kaybetmez. iyi ki varsın, iyi ki hayatımızdasın. seni çok seviyorum.
yeni bir yazar hoş gelmiş. mutluluk veren bir tesadüfü de beraberinde getirmiş kişidir.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
(bkz: so fuck you anyway)
buradan "bu kıyağımı da unutma" diye seslenmek istediğim yazar, çok sevilen insan. hoş geldin lan.
7. nesil yazar. geniş aile seyircisi. hoşgelmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar