bugün
- fusya semsiyeli yabanci12
- tai lungun semsiyeli olması6
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı7
- büyüyünce ne olacaksın4
- ekşi sözlük4
- manifest grubu4
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- şükür sebepleriniz3
- gocu8
- oklavayla dövmek3
- mor semsiyelinin beyaz ve fusya semsiyeli olması3
- spor yapmayan erkek12
- demokratik kongo cumhuriyeti8
- ikinci dünya savaşı filmleri2
- kürt memesi2
- ibrahim eser2
- dünya kupasında favorilerin dökülmesi2
- tai lung20
- keyifli sözlükler2
- öldükten sonra hiçliğin olma ihtimali3
- avrupalıların götlerini yıkamadığı gerçeği5
- kongo2
- gocu abi3
- 6 köşeli yıldız4
- pandela'nın otizm olması4
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- tai lung'un şkodası4
- vize vermiyorlar ühü ühü4
- van barosu'nun rojin kabaiş dosyasından çekilmesi2
- fake hesap sevdiğine kıyar mı2
- kürtlerin atatürk ü3
- babam hiç dövmezdi insanı11
- yeşil kuşak projesi2
- 2026 dünya kupası38
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- buddy dude ile ip atlamak4
- senegal4
- cinsel başlık açanı sikeyim2
- bir erkeğin keko olduğunu gösteren detaylar2
- pandela27
- herkesln direksiyonda telefonla oynaması3
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- olası israil türkiye savaşı6
- küpe takan erkek erkek midir sorunsalı4
- aylık 402 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- sözlük yaşlıların fotoğrafları6
- aşk10
- sözlüğün aptalları sıralı tam liste5
Nokta Dergisi'nin neden askeri mahkeme kararıyla basılıp arandığını hatırlıyor musunuz? Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "Sivil Toplum Kuruluşlarıyla" ilişkilerini belgeleyen resmi bir evrak yayınladığı için.
Askerileşme hızla devam ediyor.Öyle ki...Artık topluma doğrudan çağrı evresine geçtik.
***
Topluma doğrudan çağrı...
"Kitlesel karşı koyma refleksi."
Kime?
Teröre.
Zaten konmuyor mu?
O zaman beklenen başka bir şey?
***
Ekonomiyi de zorlamaya başlayan...
Toplumu doğrudan sokağa çağıran...
Hatta bir iç çatışma ihtimalini de artıran bu gelişmeler...
En militarizm yanlılarını bile ürkütmüş gözükmekte.
Çünkü bu gidişin hayırlı olmadığı çok ortada..
***
Amaç?
Sanıyorum sadece Kuzey Irak üzerinden iktidarı sıkıştırmak...
Ya da "siyasal milliyetçi" oyları yükseltmek değil.
Bunlarla birlikte Türkiye'yi AB'den de koparmak.
***
Neyse ki ülke sanayini sırtında taşıyanlardan AB hedefini yok etme girişimlerine karşı uyarı geldi.
TÜSiAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Yalçındağ, Yüksek istişare Konseyi Toplantısı'nda ne dedi?
Beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan Türkiye'nin kendisini AB rotasından ayırması ve 'alternatif seçeneklere' doğru sürüklenmesi. Bu sinsi planı bozmalıyız. Eylül ayında yeni hükümet AB ile uyum çerçevesinde reform sürecine ivme kazandırmalı.
TCK'nın 301. maddesinde yapılabilecek değişiklikler bu ivmenin başlangıç noktası olabilir.
***
AB ile köprüler atıldığında demokrasi de berhava olacak...
Askeri vesayet rejimi eskisi huzurlu günlerine dönecek..
TÜSiAD Başkanı Yalçındağ, güçlü bir demokrasi için Türkiye'nin üç temel önceliğini bu nedenle vurguluyor:
"Seçim ve siyasi partiler kanunlarının değiştirilmesi, yargı bağımsızlığının ve hukuk güvenliğinin sağlanması, insan haklarında uygulamaya etkinlik kazandırılması olmalıdır."
***
TÜSiAD Yüksek istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç aynı şeyi, üstelik bastıra bastıra söylemekte...
Neden?
Çünkü AB süreci patinaj yapınca,Türkiye'de "akıl tutulmakta"..
Koç'dan dinliyelim: "Türkiye'yi hedefleri doğrultusunda daha ileriye götürecek bir dinamiğin ışıklarını görmekte zorlanıyoruz. Siyaset sahnemizde adeta bir "akıl tutulması" ile karşı karşıyayız."
Koç, bu nedenle de AB'ye tam üyelik idealine dört elle sarıldıklarını söylemekte.
Koç şöyle devam ediyor:
"Oysa bugün bakıyoruz ki, birtakım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, Türkiye'yi batı dünyasından koparmayı bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük bir çaba harcıyorlar. Bizi kesinlikle geriye götürecek olan bu görüşlerini seçim vesilesiyle ülke genelinde yayma gayreti içindeler. Bunun en somut örneği de, Türkiye'yi AB dışında tutmaya çalışarak gösteriyorlar. Üstelik de yurt dışındaki yeminli Türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına. Bu kapsamda, sağ ve sol ideolojiler dahi aynı potada buluşabiliyorlar."
***
Bürokratik bir içe kapanma..
Demokrasi korkusuyla Batı'dan kopma..
Totaliter ülke gruplarıyla işbirliğine girme özlemi..
Burjuvazi bunlara karşı tavrını Koç'un ağzından seslendirmekte:
"Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun, ülkenin yüzünün batıya dönük olmasını temin etmek, AB ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen olduğu, laik-demokratik, dışa açık bir Türkiye için çalışmak zorundadır. Türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı'dan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkum etmekle eş değerdir. Bunu ulusal çıkar söylemiyle cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak, geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar, yaklaşımlar değildir."
***
Sinsi Plan...
Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparmak.
AB sürecindeki "insan odaklı" değişime bomba atmak.
Tüm amacın bu olduğunu unutmayın.
Bakın, unutmayınca nasıl her şey yerli yerine oturacak.
iyice şiddete yönelmeye başlayan tüm senaryolar aydınlanacak
mehmet altan
Askerileşme hızla devam ediyor.Öyle ki...Artık topluma doğrudan çağrı evresine geçtik.
***
Topluma doğrudan çağrı...
"Kitlesel karşı koyma refleksi."
Kime?
Teröre.
Zaten konmuyor mu?
O zaman beklenen başka bir şey?
***
Ekonomiyi de zorlamaya başlayan...
Toplumu doğrudan sokağa çağıran...
Hatta bir iç çatışma ihtimalini de artıran bu gelişmeler...
En militarizm yanlılarını bile ürkütmüş gözükmekte.
Çünkü bu gidişin hayırlı olmadığı çok ortada..
***
Amaç?
Sanıyorum sadece Kuzey Irak üzerinden iktidarı sıkıştırmak...
Ya da "siyasal milliyetçi" oyları yükseltmek değil.
Bunlarla birlikte Türkiye'yi AB'den de koparmak.
***
Neyse ki ülke sanayini sırtında taşıyanlardan AB hedefini yok etme girişimlerine karşı uyarı geldi.
TÜSiAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Yalçındağ, Yüksek istişare Konseyi Toplantısı'nda ne dedi?
Beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan Türkiye'nin kendisini AB rotasından ayırması ve 'alternatif seçeneklere' doğru sürüklenmesi. Bu sinsi planı bozmalıyız. Eylül ayında yeni hükümet AB ile uyum çerçevesinde reform sürecine ivme kazandırmalı.
TCK'nın 301. maddesinde yapılabilecek değişiklikler bu ivmenin başlangıç noktası olabilir.
***
AB ile köprüler atıldığında demokrasi de berhava olacak...
Askeri vesayet rejimi eskisi huzurlu günlerine dönecek..
TÜSiAD Başkanı Yalçındağ, güçlü bir demokrasi için Türkiye'nin üç temel önceliğini bu nedenle vurguluyor:
"Seçim ve siyasi partiler kanunlarının değiştirilmesi, yargı bağımsızlığının ve hukuk güvenliğinin sağlanması, insan haklarında uygulamaya etkinlik kazandırılması olmalıdır."
***
TÜSiAD Yüksek istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç aynı şeyi, üstelik bastıra bastıra söylemekte...
Neden?
Çünkü AB süreci patinaj yapınca,Türkiye'de "akıl tutulmakta"..
Koç'dan dinliyelim: "Türkiye'yi hedefleri doğrultusunda daha ileriye götürecek bir dinamiğin ışıklarını görmekte zorlanıyoruz. Siyaset sahnemizde adeta bir "akıl tutulması" ile karşı karşıyayız."
Koç, bu nedenle de AB'ye tam üyelik idealine dört elle sarıldıklarını söylemekte.
Koç şöyle devam ediyor:
"Oysa bugün bakıyoruz ki, birtakım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, Türkiye'yi batı dünyasından koparmayı bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük bir çaba harcıyorlar. Bizi kesinlikle geriye götürecek olan bu görüşlerini seçim vesilesiyle ülke genelinde yayma gayreti içindeler. Bunun en somut örneği de, Türkiye'yi AB dışında tutmaya çalışarak gösteriyorlar. Üstelik de yurt dışındaki yeminli Türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına. Bu kapsamda, sağ ve sol ideolojiler dahi aynı potada buluşabiliyorlar."
***
Bürokratik bir içe kapanma..
Demokrasi korkusuyla Batı'dan kopma..
Totaliter ülke gruplarıyla işbirliğine girme özlemi..
Burjuvazi bunlara karşı tavrını Koç'un ağzından seslendirmekte:
"Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun, ülkenin yüzünün batıya dönük olmasını temin etmek, AB ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen olduğu, laik-demokratik, dışa açık bir Türkiye için çalışmak zorundadır. Türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı'dan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkum etmekle eş değerdir. Bunu ulusal çıkar söylemiyle cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak, geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar, yaklaşımlar değildir."
***
Sinsi Plan...
Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparmak.
AB sürecindeki "insan odaklı" değişime bomba atmak.
Tüm amacın bu olduğunu unutmayın.
Bakın, unutmayınca nasıl her şey yerli yerine oturacak.
iyice şiddete yönelmeye başlayan tüm senaryolar aydınlanacak
mehmet altan
yazıyı okumadım ama mehmet altan mı?, hadi canım sen de!, sinsi minsi deyip kendi sinsiliğini mi ört bas etmeye çalışıyorsun, zaman'da yazmıyorsun ama bu gidişle seni de alırlar kadrolarına dediğimin ipe sapa gelmez yazısı.
hayır bir de bu .... lerin yazılarını sözlüğe taşıyan .... ler var.
neyse ben bişey demiyorum polemik çıkmasın.
hayır bir de bu .... lerin yazılarını sözlüğe taşıyan .... ler var.
neyse ben bişey demiyorum polemik çıkmasın.
lgbt reklamları, cinsiyetsizlik projeleri... bunlar en sinsi planlar. ancak büyük aile platformu bunun karşısında.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar