bugün
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- ekşi sözlük14
- tai lung24
- salma hayek seksiliği7
- ctrlx3
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- çeçen erkekleri4
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- montenegro erkekleri2
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı2
- yunan erkeği2
- filipinli2
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- çinli erkek3
- kolombiyalı erkekler2
- fusya semsiyeli yabanci10
- arap erkekleri2
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- gürsel tekin7
- japon erkekleri2
- hint erkekleri2
- tımarhane3
- dr2
- brezilyalı erkekler2
- taylandlı erkekler2
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- gece gece canı erkek çeken kezo2
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- spor yapmayan erkek13
- 2026 dünya kupası40
- winrar2
- tai lungun semsiyeli olması5
- true ben hazırım bu gece gel beni kaçır4
- kemal kılıçdaroğlu9
- türklerin zeka seviyesinin düşük olması4
- futbol33
- natalie portmanın bütün yapımlarını izlemek2
- kongo cumhuriyeti milli futbol takımı3
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- pandela28
- şükür sebepleriniz4
- dünya20
- gürcülerin medeniyete katkıları3
- büyüyünce ne olacaksın4
- harry kane3
- irem isimli kızların sanki biraz kaşar olması2
- manifest grubu4
Nokta Dergisi'nin neden askeri mahkeme kararıyla basılıp arandığını hatırlıyor musunuz? Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "Sivil Toplum Kuruluşlarıyla" ilişkilerini belgeleyen resmi bir evrak yayınladığı için.
Askerileşme hızla devam ediyor.Öyle ki...Artık topluma doğrudan çağrı evresine geçtik.
***
Topluma doğrudan çağrı...
"Kitlesel karşı koyma refleksi."
Kime?
Teröre.
Zaten konmuyor mu?
O zaman beklenen başka bir şey?
***
Ekonomiyi de zorlamaya başlayan...
Toplumu doğrudan sokağa çağıran...
Hatta bir iç çatışma ihtimalini de artıran bu gelişmeler...
En militarizm yanlılarını bile ürkütmüş gözükmekte.
Çünkü bu gidişin hayırlı olmadığı çok ortada..
***
Amaç?
Sanıyorum sadece Kuzey Irak üzerinden iktidarı sıkıştırmak...
Ya da "siyasal milliyetçi" oyları yükseltmek değil.
Bunlarla birlikte Türkiye'yi AB'den de koparmak.
***
Neyse ki ülke sanayini sırtında taşıyanlardan AB hedefini yok etme girişimlerine karşı uyarı geldi.
TÜSiAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Yalçındağ, Yüksek istişare Konseyi Toplantısı'nda ne dedi?
Beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan Türkiye'nin kendisini AB rotasından ayırması ve 'alternatif seçeneklere' doğru sürüklenmesi. Bu sinsi planı bozmalıyız. Eylül ayında yeni hükümet AB ile uyum çerçevesinde reform sürecine ivme kazandırmalı.
TCK'nın 301. maddesinde yapılabilecek değişiklikler bu ivmenin başlangıç noktası olabilir.
***
AB ile köprüler atıldığında demokrasi de berhava olacak...
Askeri vesayet rejimi eskisi huzurlu günlerine dönecek..
TÜSiAD Başkanı Yalçındağ, güçlü bir demokrasi için Türkiye'nin üç temel önceliğini bu nedenle vurguluyor:
"Seçim ve siyasi partiler kanunlarının değiştirilmesi, yargı bağımsızlığının ve hukuk güvenliğinin sağlanması, insan haklarında uygulamaya etkinlik kazandırılması olmalıdır."
***
TÜSiAD Yüksek istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç aynı şeyi, üstelik bastıra bastıra söylemekte...
Neden?
Çünkü AB süreci patinaj yapınca,Türkiye'de "akıl tutulmakta"..
Koç'dan dinliyelim: "Türkiye'yi hedefleri doğrultusunda daha ileriye götürecek bir dinamiğin ışıklarını görmekte zorlanıyoruz. Siyaset sahnemizde adeta bir "akıl tutulması" ile karşı karşıyayız."
Koç, bu nedenle de AB'ye tam üyelik idealine dört elle sarıldıklarını söylemekte.
Koç şöyle devam ediyor:
"Oysa bugün bakıyoruz ki, birtakım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, Türkiye'yi batı dünyasından koparmayı bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük bir çaba harcıyorlar. Bizi kesinlikle geriye götürecek olan bu görüşlerini seçim vesilesiyle ülke genelinde yayma gayreti içindeler. Bunun en somut örneği de, Türkiye'yi AB dışında tutmaya çalışarak gösteriyorlar. Üstelik de yurt dışındaki yeminli Türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına. Bu kapsamda, sağ ve sol ideolojiler dahi aynı potada buluşabiliyorlar."
***
Bürokratik bir içe kapanma..
Demokrasi korkusuyla Batı'dan kopma..
Totaliter ülke gruplarıyla işbirliğine girme özlemi..
Burjuvazi bunlara karşı tavrını Koç'un ağzından seslendirmekte:
"Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun, ülkenin yüzünün batıya dönük olmasını temin etmek, AB ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen olduğu, laik-demokratik, dışa açık bir Türkiye için çalışmak zorundadır. Türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı'dan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkum etmekle eş değerdir. Bunu ulusal çıkar söylemiyle cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak, geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar, yaklaşımlar değildir."
***
Sinsi Plan...
Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparmak.
AB sürecindeki "insan odaklı" değişime bomba atmak.
Tüm amacın bu olduğunu unutmayın.
Bakın, unutmayınca nasıl her şey yerli yerine oturacak.
iyice şiddete yönelmeye başlayan tüm senaryolar aydınlanacak
mehmet altan
Askerileşme hızla devam ediyor.Öyle ki...Artık topluma doğrudan çağrı evresine geçtik.
***
Topluma doğrudan çağrı...
"Kitlesel karşı koyma refleksi."
Kime?
Teröre.
Zaten konmuyor mu?
O zaman beklenen başka bir şey?
***
Ekonomiyi de zorlamaya başlayan...
Toplumu doğrudan sokağa çağıran...
Hatta bir iç çatışma ihtimalini de artıran bu gelişmeler...
En militarizm yanlılarını bile ürkütmüş gözükmekte.
Çünkü bu gidişin hayırlı olmadığı çok ortada..
***
Amaç?
Sanıyorum sadece Kuzey Irak üzerinden iktidarı sıkıştırmak...
Ya da "siyasal milliyetçi" oyları yükseltmek değil.
Bunlarla birlikte Türkiye'yi AB'den de koparmak.
***
Neyse ki ülke sanayini sırtında taşıyanlardan AB hedefini yok etme girişimlerine karşı uyarı geldi.
TÜSiAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Yalçındağ, Yüksek istişare Konseyi Toplantısı'nda ne dedi?
Beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan Türkiye'nin kendisini AB rotasından ayırması ve 'alternatif seçeneklere' doğru sürüklenmesi. Bu sinsi planı bozmalıyız. Eylül ayında yeni hükümet AB ile uyum çerçevesinde reform sürecine ivme kazandırmalı.
TCK'nın 301. maddesinde yapılabilecek değişiklikler bu ivmenin başlangıç noktası olabilir.
***
AB ile köprüler atıldığında demokrasi de berhava olacak...
Askeri vesayet rejimi eskisi huzurlu günlerine dönecek..
TÜSiAD Başkanı Yalçındağ, güçlü bir demokrasi için Türkiye'nin üç temel önceliğini bu nedenle vurguluyor:
"Seçim ve siyasi partiler kanunlarının değiştirilmesi, yargı bağımsızlığının ve hukuk güvenliğinin sağlanması, insan haklarında uygulamaya etkinlik kazandırılması olmalıdır."
***
TÜSiAD Yüksek istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç aynı şeyi, üstelik bastıra bastıra söylemekte...
Neden?
Çünkü AB süreci patinaj yapınca,Türkiye'de "akıl tutulmakta"..
Koç'dan dinliyelim: "Türkiye'yi hedefleri doğrultusunda daha ileriye götürecek bir dinamiğin ışıklarını görmekte zorlanıyoruz. Siyaset sahnemizde adeta bir "akıl tutulması" ile karşı karşıyayız."
Koç, bu nedenle de AB'ye tam üyelik idealine dört elle sarıldıklarını söylemekte.
Koç şöyle devam ediyor:
"Oysa bugün bakıyoruz ki, birtakım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, Türkiye'yi batı dünyasından koparmayı bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük bir çaba harcıyorlar. Bizi kesinlikle geriye götürecek olan bu görüşlerini seçim vesilesiyle ülke genelinde yayma gayreti içindeler. Bunun en somut örneği de, Türkiye'yi AB dışında tutmaya çalışarak gösteriyorlar. Üstelik de yurt dışındaki yeminli Türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına. Bu kapsamda, sağ ve sol ideolojiler dahi aynı potada buluşabiliyorlar."
***
Bürokratik bir içe kapanma..
Demokrasi korkusuyla Batı'dan kopma..
Totaliter ülke gruplarıyla işbirliğine girme özlemi..
Burjuvazi bunlara karşı tavrını Koç'un ağzından seslendirmekte:
"Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun, ülkenin yüzünün batıya dönük olmasını temin etmek, AB ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen olduğu, laik-demokratik, dışa açık bir Türkiye için çalışmak zorundadır. Türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü Batı'dan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkum etmekle eş değerdir. Bunu ulusal çıkar söylemiyle cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak, geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar, yaklaşımlar değildir."
***
Sinsi Plan...
Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparmak.
AB sürecindeki "insan odaklı" değişime bomba atmak.
Tüm amacın bu olduğunu unutmayın.
Bakın, unutmayınca nasıl her şey yerli yerine oturacak.
iyice şiddete yönelmeye başlayan tüm senaryolar aydınlanacak
mehmet altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar