bugün
- nah sana oy17
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları11
- dolar isterse 100 olsun37
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- melih gökçek5
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi9
- gürcistan göçmenleri13
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu3
- 21 ağustos 2026 türkiye letonya voleybol maçı3
- mezarlığa sıfır bina4
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- annen mi ben mi diyen kadın6
- game of thrones taki kerhaneci10
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler4
- tanga giyen kızı doyurmak ne mümkün6
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- almancıları sevmemek11
- aşk ve taht dizisi4
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- günde 5 yumurta yiyen erkek7
- evlenmeden olmaz diyen kız7
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız9
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- ben cehapeli değilim yeni partiliyim6
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- kırk yıl almanya ama kırk kelime almancasi yok3
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- chp'nin yeni partiden fazla oy alması4
- lastik alırken nelere dikkat etmek gerek8
- 20 ağustos 2026 beşiktaş kauno zalgiris maçı2
- tayyib'in masayı devirme ihtimali6
- enoch un kitabı4
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı5
- almanca3
- külodunu çıkarıp usulca erkeğe doğru atan kız8
- ihanetin affı olmaz5
- muşlettin amca bay beydir8
- iyilerin kıymeti ne zaman anlaşılır4
- helin elveren2
- tai lung12
- ünlüleri tanımamaya başlamak7
- darıca da bulunan 3 cesedin kimlikleri10
- cinsel fanteziler5
- gram altın7
- velvet51
- kaç gündür kötü oylanan entrym yok bu ne yaa2
- gavur sıcakları geri döndü4
- ayvalık tostu8
- bu sıcakta cumaya gitmek4
Sade yaşam, zenginliktir aslında.
voluntary simplicity dairesinin ülkemizde en çok tanındığı adıdır. Bilinçsiz tüketiciliğin aksine bilinçli tüketiciliğin altını çizer.
Mutluluk ve hüznün orijin noktası.
Mutluluktur çünkü çevrenizdeki topluluğun veyahut yaşam biçeminin önce icat edip ardından kutsadığı tabulara ayak dirersiniz. Bu tabular; iphone, facebook, pembe pantolon veya bilumum dayatmalardan din ve düşünce tarzına kadar uzamakta. Aslında aynılaşmayı, farklılaşma olarak gösteren bu sosyal yaklaşım; sizi, kendince bir takım "doğru" çizgilerin içerisine konumlandırır.
Konumlandırıldığınız bu sınırlar içerisinde, ilk etapta soyutlaştırılan ortak kazanımlarımız olan "kavramlar" silsilesidir. iyi-kötü, barış, ahlâk, medeniyet, sağ-sol görüş, komünizm vb. dünyasal görüşler aslından çarpıklaştırılıp, içi boşaltılan bulutlara çevrilir. Birbirlerine beş adım dahi yaklaşmayacak olan bireyler, en alt düzlemde olabilecek bir paydada kamplaştırılır.
siz ise bu kamplardan bitaraf olmayı seçersiniz fakat hüzünde işte bu seçimle başlar. Çünkü toplum içerisindeki yalnızlık duygusu hüznün eş anlamıdır.
Mutluluktur çünkü çevrenizdeki topluluğun veyahut yaşam biçeminin önce icat edip ardından kutsadığı tabulara ayak dirersiniz. Bu tabular; iphone, facebook, pembe pantolon veya bilumum dayatmalardan din ve düşünce tarzına kadar uzamakta. Aslında aynılaşmayı, farklılaşma olarak gösteren bu sosyal yaklaşım; sizi, kendince bir takım "doğru" çizgilerin içerisine konumlandırır.
Konumlandırıldığınız bu sınırlar içerisinde, ilk etapta soyutlaştırılan ortak kazanımlarımız olan "kavramlar" silsilesidir. iyi-kötü, barış, ahlâk, medeniyet, sağ-sol görüş, komünizm vb. dünyasal görüşler aslından çarpıklaştırılıp, içi boşaltılan bulutlara çevrilir. Birbirlerine beş adım dahi yaklaşmayacak olan bireyler, en alt düzlemde olabilecek bir paydada kamplaştırılır.
siz ise bu kamplardan bitaraf olmayı seçersiniz fakat hüzünde işte bu seçimle başlar. Çünkü toplum içerisindeki yalnızlık duygusu hüznün eş anlamıdır.
bundan bir 5-6 yıl evvel eşimin beni ikna etmeye çalıştığı, ayrıntılı anlattığı, öve öve bitiremediği yaşam şeklidir. bak lemonde, hemen hemen hiç eşya kullanmıyorlar, deterjanlarını odun külüyle yapıyorlar, her şeyi kendileri üretiyor... ne güzel di mi, biz de öyle yapalım... eşyaların çoğunu atalım, ev rahatlasın, hem çocuklar koltuktan düşüp kollarını da kırmaz *, hem daha mutlu oluruz... böyle söylenip durdu. hatta bununla ilgili küçük bir kitap tutuşturdu elime. kitabın adı: hayatınızı basitleştirin, Elaine St.James, oğlak yay., 1999
ne yalan söyleyeyim kitabı hiç okumadım... zaten eşimin anlattıklarını 'uçuk, kaçık ve biraz da saçma" bulmuştum. eşyasız ev olur muydu, her yere minder döşemek akıl karı değildi, deterjanı odun külünden yapmak hele... bu sade yaşamcılardan biriyle tanıştı eşim... beni de tanıştırdı. aman Allah'ım ben hayatımda öyle harika bir insan tanımadım her halde... onun konuşmalarını dinlerken kendimi biraz da Kur'an'da Allah'ın öve öve bitiremediği ibrahim peygamberle konuşuyormuş gibi hissetmiştim. öyle mütevazi, alçakgönüllü, cömert, aşırı çalışkan bir insan... bir holdingin danışman veya ceo'su gibi bişiydi. şimdi ne iş yaptığını unuttum. sade yaşamın ateşli savunucusuydu ve bir çiftlik kurmuştu. orada insanları ağırlayıp, doğal yaşamı sevmelerini sağlıyordu. çoğu zaman para bile almadan. bu adam beni çok etkiledi ama fikrimden döndüremedi.. yine de sade yaşamı pek onayladığım söylenemezdi...
ama açıköğretim felsefe beni değiştirdi. zevk için okumaya başlayıp, 'pek bir faydası yok ama genel fikir veriyor işte' düşüncesiyle devam edip, şimdi yeni mezun olan biri olarak 'yavv arkadaş bu felsefe okumak bana ne çok şey katmış' hayret ve şaşkınlığında buldum kendimi.
felsefe okuyunca hayatımda gereksiz olan ne çok şey olduğunu fark ettim. bunların başında evin eşyaları geliyordu tabii... sıkı bir çevreci olmama ve asla ama asla yere çöp atmamama rağmen bu yaptıklarımın yine de yetersiz olduğunu anladım. yağ konusuna şimdi daha çok dikkat ediyorum. eve uç tane çöp kovası olmayı düşünüyorum, cam/plastik, kağıt ve metal için.
ilk yaptığım iş ev eşyalarını azaltmak oldu. evde fazla olduğunu düşündüğüm:
koltuk takımı,
vitrin,
çay takımı,
gümüş tepsi,
masa örtüsü,
ipek halı (iki adet)
halı yıkama makinesi/süpürge
paspas
temizlik malzemeleri
şimdi aklıma gelmeyen birçok şeyi ihtiyacı olan öğrenci evine yolladım.
şimdi nasıl mutluyum anlatamam... evi süpürürken daha az yoruluyorum.. ev ferahladı, çiçeklerime yer açıldı... bize yer açıldı...
şimdi salondaki konsolu da bir yerlere yollamayı düşünüyorum... salonda sadece koltuk takımı, masa ve kütüphane kalacak o zaman... ve ben daha mutlu olacağım....
ne yalan söyleyeyim kitabı hiç okumadım... zaten eşimin anlattıklarını 'uçuk, kaçık ve biraz da saçma" bulmuştum. eşyasız ev olur muydu, her yere minder döşemek akıl karı değildi, deterjanı odun külünden yapmak hele... bu sade yaşamcılardan biriyle tanıştı eşim... beni de tanıştırdı. aman Allah'ım ben hayatımda öyle harika bir insan tanımadım her halde... onun konuşmalarını dinlerken kendimi biraz da Kur'an'da Allah'ın öve öve bitiremediği ibrahim peygamberle konuşuyormuş gibi hissetmiştim. öyle mütevazi, alçakgönüllü, cömert, aşırı çalışkan bir insan... bir holdingin danışman veya ceo'su gibi bişiydi. şimdi ne iş yaptığını unuttum. sade yaşamın ateşli savunucusuydu ve bir çiftlik kurmuştu. orada insanları ağırlayıp, doğal yaşamı sevmelerini sağlıyordu. çoğu zaman para bile almadan. bu adam beni çok etkiledi ama fikrimden döndüremedi.. yine de sade yaşamı pek onayladığım söylenemezdi...
ama açıköğretim felsefe beni değiştirdi. zevk için okumaya başlayıp, 'pek bir faydası yok ama genel fikir veriyor işte' düşüncesiyle devam edip, şimdi yeni mezun olan biri olarak 'yavv arkadaş bu felsefe okumak bana ne çok şey katmış' hayret ve şaşkınlığında buldum kendimi.
felsefe okuyunca hayatımda gereksiz olan ne çok şey olduğunu fark ettim. bunların başında evin eşyaları geliyordu tabii... sıkı bir çevreci olmama ve asla ama asla yere çöp atmamama rağmen bu yaptıklarımın yine de yetersiz olduğunu anladım. yağ konusuna şimdi daha çok dikkat ediyorum. eve uç tane çöp kovası olmayı düşünüyorum, cam/plastik, kağıt ve metal için.
ilk yaptığım iş ev eşyalarını azaltmak oldu. evde fazla olduğunu düşündüğüm:
koltuk takımı,
vitrin,
çay takımı,
gümüş tepsi,
masa örtüsü,
ipek halı (iki adet)
halı yıkama makinesi/süpürge
paspas
temizlik malzemeleri
şimdi aklıma gelmeyen birçok şeyi ihtiyacı olan öğrenci evine yolladım.
şimdi nasıl mutluyum anlatamam... evi süpürürken daha az yoruluyorum.. ev ferahladı, çiçeklerime yer açıldı... bize yer açıldı...
şimdi salondaki konsolu da bir yerlere yollamayı düşünüyorum... salonda sadece koltuk takımı, masa ve kütüphane kalacak o zaman... ve ben daha mutlu olacağım....
Zor yaşam.
"Sade bir yaşam kusursuz bir ölüm demektir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar