bugün
- velvet'in aylık geliri3
- yazarların özel mesaj sayıları5
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması3
- ben geldim kerkenezler18
- uludağ sözlükte yazma hevesini kaybetmek2
- uzaylıların dünyayı düşük puanlayıp gitmesi2
- normal taklidi yapmak4
- kısır9
- ölüp hayalet olarak geri gelmek2
- kanal ayarlama 1500 lira2
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- claudian clouds22
- hiç geçmeyen huzursuzluk hissi4
- sözlükten soğuma nedenleri14
- hayatının başrolünü başkasına vermek3
- 777 diyen erkolar8
- iyi parti17
- yapay zekaya entry yazdıran yazar6
- iyi bir insan olmak3
- perdeyi küfür eder gibi çeken karşı komşu2
- uludağ sözlük evreni12
- akrep burcu kini8
- sözlük yazarlarını bugün mutlu eden şeyler2
- sevgiliye sorulan ilginç sorular5
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- gollumun gözü yüzükte6
- simko315
- zıtlıklardan doğan ilişki2
- gece araba lastiğine ateş eden yabancı2
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- fenerbahçe küme düşer mi3
- victor osimhen10
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları6
- saçını pembeye boyayan erkek6
- yeni parti'nin kürtçü olması2
- türkü su demirel2
- mehdi aleyhisselam6
- güne bir şarkı bırak4
- tekken tag tournament3
- cep telefonu kılıfı3
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- bütün kadınlar neden haklı2
- itlik serserilik2
- alttaki yazara motto ver16
- maddi dünya zihinden dışarı taşarak ortaya çıkar2
- uyuşma2
- gün tabağı5
- çerçeve yasa35
- pizza yemek8
- sözlük ırkçıları8
Sade yaşam, zenginliktir aslında.
voluntary simplicity dairesinin ülkemizde en çok tanındığı adıdır. Bilinçsiz tüketiciliğin aksine bilinçli tüketiciliğin altını çizer.
Mutluluk ve hüznün orijin noktası.
Mutluluktur çünkü çevrenizdeki topluluğun veyahut yaşam biçeminin önce icat edip ardından kutsadığı tabulara ayak dirersiniz. Bu tabular; iphone, facebook, pembe pantolon veya bilumum dayatmalardan din ve düşünce tarzına kadar uzamakta. Aslında aynılaşmayı, farklılaşma olarak gösteren bu sosyal yaklaşım; sizi, kendince bir takım "doğru" çizgilerin içerisine konumlandırır.
Konumlandırıldığınız bu sınırlar içerisinde, ilk etapta soyutlaştırılan ortak kazanımlarımız olan "kavramlar" silsilesidir. iyi-kötü, barış, ahlâk, medeniyet, sağ-sol görüş, komünizm vb. dünyasal görüşler aslından çarpıklaştırılıp, içi boşaltılan bulutlara çevrilir. Birbirlerine beş adım dahi yaklaşmayacak olan bireyler, en alt düzlemde olabilecek bir paydada kamplaştırılır.
siz ise bu kamplardan bitaraf olmayı seçersiniz fakat hüzünde işte bu seçimle başlar. Çünkü toplum içerisindeki yalnızlık duygusu hüznün eş anlamıdır.
Mutluluktur çünkü çevrenizdeki topluluğun veyahut yaşam biçeminin önce icat edip ardından kutsadığı tabulara ayak dirersiniz. Bu tabular; iphone, facebook, pembe pantolon veya bilumum dayatmalardan din ve düşünce tarzına kadar uzamakta. Aslında aynılaşmayı, farklılaşma olarak gösteren bu sosyal yaklaşım; sizi, kendince bir takım "doğru" çizgilerin içerisine konumlandırır.
Konumlandırıldığınız bu sınırlar içerisinde, ilk etapta soyutlaştırılan ortak kazanımlarımız olan "kavramlar" silsilesidir. iyi-kötü, barış, ahlâk, medeniyet, sağ-sol görüş, komünizm vb. dünyasal görüşler aslından çarpıklaştırılıp, içi boşaltılan bulutlara çevrilir. Birbirlerine beş adım dahi yaklaşmayacak olan bireyler, en alt düzlemde olabilecek bir paydada kamplaştırılır.
siz ise bu kamplardan bitaraf olmayı seçersiniz fakat hüzünde işte bu seçimle başlar. Çünkü toplum içerisindeki yalnızlık duygusu hüznün eş anlamıdır.
bundan bir 5-6 yıl evvel eşimin beni ikna etmeye çalıştığı, ayrıntılı anlattığı, öve öve bitiremediği yaşam şeklidir. bak lemonde, hemen hemen hiç eşya kullanmıyorlar, deterjanlarını odun külüyle yapıyorlar, her şeyi kendileri üretiyor... ne güzel di mi, biz de öyle yapalım... eşyaların çoğunu atalım, ev rahatlasın, hem çocuklar koltuktan düşüp kollarını da kırmaz *, hem daha mutlu oluruz... böyle söylenip durdu. hatta bununla ilgili küçük bir kitap tutuşturdu elime. kitabın adı: hayatınızı basitleştirin, Elaine St.James, oğlak yay., 1999
ne yalan söyleyeyim kitabı hiç okumadım... zaten eşimin anlattıklarını 'uçuk, kaçık ve biraz da saçma" bulmuştum. eşyasız ev olur muydu, her yere minder döşemek akıl karı değildi, deterjanı odun külünden yapmak hele... bu sade yaşamcılardan biriyle tanıştı eşim... beni de tanıştırdı. aman Allah'ım ben hayatımda öyle harika bir insan tanımadım her halde... onun konuşmalarını dinlerken kendimi biraz da Kur'an'da Allah'ın öve öve bitiremediği ibrahim peygamberle konuşuyormuş gibi hissetmiştim. öyle mütevazi, alçakgönüllü, cömert, aşırı çalışkan bir insan... bir holdingin danışman veya ceo'su gibi bişiydi. şimdi ne iş yaptığını unuttum. sade yaşamın ateşli savunucusuydu ve bir çiftlik kurmuştu. orada insanları ağırlayıp, doğal yaşamı sevmelerini sağlıyordu. çoğu zaman para bile almadan. bu adam beni çok etkiledi ama fikrimden döndüremedi.. yine de sade yaşamı pek onayladığım söylenemezdi...
ama açıköğretim felsefe beni değiştirdi. zevk için okumaya başlayıp, 'pek bir faydası yok ama genel fikir veriyor işte' düşüncesiyle devam edip, şimdi yeni mezun olan biri olarak 'yavv arkadaş bu felsefe okumak bana ne çok şey katmış' hayret ve şaşkınlığında buldum kendimi.
felsefe okuyunca hayatımda gereksiz olan ne çok şey olduğunu fark ettim. bunların başında evin eşyaları geliyordu tabii... sıkı bir çevreci olmama ve asla ama asla yere çöp atmamama rağmen bu yaptıklarımın yine de yetersiz olduğunu anladım. yağ konusuna şimdi daha çok dikkat ediyorum. eve uç tane çöp kovası olmayı düşünüyorum, cam/plastik, kağıt ve metal için.
ilk yaptığım iş ev eşyalarını azaltmak oldu. evde fazla olduğunu düşündüğüm:
koltuk takımı,
vitrin,
çay takımı,
gümüş tepsi,
masa örtüsü,
ipek halı (iki adet)
halı yıkama makinesi/süpürge
paspas
temizlik malzemeleri
şimdi aklıma gelmeyen birçok şeyi ihtiyacı olan öğrenci evine yolladım.
şimdi nasıl mutluyum anlatamam... evi süpürürken daha az yoruluyorum.. ev ferahladı, çiçeklerime yer açıldı... bize yer açıldı...
şimdi salondaki konsolu da bir yerlere yollamayı düşünüyorum... salonda sadece koltuk takımı, masa ve kütüphane kalacak o zaman... ve ben daha mutlu olacağım....
ne yalan söyleyeyim kitabı hiç okumadım... zaten eşimin anlattıklarını 'uçuk, kaçık ve biraz da saçma" bulmuştum. eşyasız ev olur muydu, her yere minder döşemek akıl karı değildi, deterjanı odun külünden yapmak hele... bu sade yaşamcılardan biriyle tanıştı eşim... beni de tanıştırdı. aman Allah'ım ben hayatımda öyle harika bir insan tanımadım her halde... onun konuşmalarını dinlerken kendimi biraz da Kur'an'da Allah'ın öve öve bitiremediği ibrahim peygamberle konuşuyormuş gibi hissetmiştim. öyle mütevazi, alçakgönüllü, cömert, aşırı çalışkan bir insan... bir holdingin danışman veya ceo'su gibi bişiydi. şimdi ne iş yaptığını unuttum. sade yaşamın ateşli savunucusuydu ve bir çiftlik kurmuştu. orada insanları ağırlayıp, doğal yaşamı sevmelerini sağlıyordu. çoğu zaman para bile almadan. bu adam beni çok etkiledi ama fikrimden döndüremedi.. yine de sade yaşamı pek onayladığım söylenemezdi...
ama açıköğretim felsefe beni değiştirdi. zevk için okumaya başlayıp, 'pek bir faydası yok ama genel fikir veriyor işte' düşüncesiyle devam edip, şimdi yeni mezun olan biri olarak 'yavv arkadaş bu felsefe okumak bana ne çok şey katmış' hayret ve şaşkınlığında buldum kendimi.
felsefe okuyunca hayatımda gereksiz olan ne çok şey olduğunu fark ettim. bunların başında evin eşyaları geliyordu tabii... sıkı bir çevreci olmama ve asla ama asla yere çöp atmamama rağmen bu yaptıklarımın yine de yetersiz olduğunu anladım. yağ konusuna şimdi daha çok dikkat ediyorum. eve uç tane çöp kovası olmayı düşünüyorum, cam/plastik, kağıt ve metal için.
ilk yaptığım iş ev eşyalarını azaltmak oldu. evde fazla olduğunu düşündüğüm:
koltuk takımı,
vitrin,
çay takımı,
gümüş tepsi,
masa örtüsü,
ipek halı (iki adet)
halı yıkama makinesi/süpürge
paspas
temizlik malzemeleri
şimdi aklıma gelmeyen birçok şeyi ihtiyacı olan öğrenci evine yolladım.
şimdi nasıl mutluyum anlatamam... evi süpürürken daha az yoruluyorum.. ev ferahladı, çiçeklerime yer açıldı... bize yer açıldı...
şimdi salondaki konsolu da bir yerlere yollamayı düşünüyorum... salonda sadece koltuk takımı, masa ve kütüphane kalacak o zaman... ve ben daha mutlu olacağım....
Zor yaşam.
"Sade bir yaşam kusursuz bir ölüm demektir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar