insanı evrenin ortasına koyan, sınırsız gelişim potansiyelinin bulunduğunu savunan ve bundan ötürü insanın bedenini, bilgisini olabildiğince yükseltmesi gerektiğini savunan rönesans hümanizminin ortaya koyduğu insan modeli. Hem spor yapan hem de bilgisini olabildiğince genişletmeye çalışan insanlar (örneğin spor salonunda kaslarından küçücük gözüken bir kitabı dikkatli okuyan erkek bir birey) reneissance man olmak için çabalayan insanlardır.

reneissance woman adında bir kadın karşılığı da bulunur.
rönesans adamı lafı çıkınca ilk bi gülüyorum kendi kendime. ortaçağ bitmiş, toz toprak içinde herkes “ulan eskiler ne biliyordu biz niye böyle aptallaştık” diye kitaplara saldırıyor. ortaya da bi ideal çıkıyor: adam her boktan anlayacak. resim yapacak, heykel dökecek, bina çizecek, ceset kesip kasları inceleyecek, matematikle uğraşacak, müzik besteleyecek, bir de ata binip kılıç sallayacak.

leonardo en bariz örneği. mona lisa’yı boyarken bir yandan da “bu suratın altındaki kemikler nasıl” diye çiziyor, aynı gece de kuşlar nasıl uçuyor, ben de bi makine yapsam diye karalıyor. alberti de aynı cins, insan isterse her şeyi yapar deyip her şeyi deniyor. parçalamıyor bilgiyi, hepsini aynı çuvalda taşıyor.

şimdi gel de bugün dene aynı şeyi. ben rönesans insanıyım diyen adam genelde powerpoint’te slayt çeviriyorum bir de hafta sonu gitar çalıyorum çıkıyor. uzmanlaşma çağındayız, doktor sadece ayak diyor, mühendis sadece led diyor. oysa o eski ruh dur lan hepsi birbiriyle ilgili diyor. ben geçen gün bisiklet lastiğini yamarken aklıma takıldı, “bu lastik dönüyor ya, galaksi de dönüyor, bi bağ var mıdır acaba” diye. saçma, biliyorum, ama o saçmalık insanı canlı tutuyor. bir anda konudan konuya atlarsın, yarım saat sonra ulan nereden geldik buraya dersin ama kopmazsın.

ne bileyim, o tip hâlâ var mı bilmiyorum. bazen sokakta görürsün adamı sohbet ederken gözleri parlar, “bi dakika bu aklıma şunu getirdi” der, elleri kirli çünkü hem kitabı karıştırmış hem tornavidayı sökmüş. nadir tabii, çünkü sistem sen şunu yap öbürünü boşver diye eziyor. ama rastladığında anlıyorsun işte, o an aa hâlâ mümkünmüş diyorsun içinden. ben olsam buna “açgözlü meraklı” derdim, daha gerçek geliyor.

çüknot: başlık sanırım klavye azizliğine uğramış, doğrusu (bkz: renaissance man).
© copyright 2005 - 2026