bugün
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı6
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- sözlük kadınları5
- lahmacunu elle yiyen kız18
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- olduğundan genç göstermek10
- paris te son tango2
- uludağ sözlük görsel ekleme sorunu2
- ez te hezdikim6
- akıllarını kadın analiziyle yitiren erkek yazarlar2
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır7
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı3
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması3
- evlilikteki en büyük sorun2
- bugün de meme atan olmaması2
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi2
- red bull2
- sigaranın içinde 4 bin çeşit zehir olması2
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- alevilerde muhammed ismi5
- köyde gece tuvalete gitmek6
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- yenidünya2
- fas'ın dünya kupasında dördüncü olması2
- istanbul6
- üniversite sınavına geç kalmak7
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı6
- balkonu camla kaplatmak7
- fransız arabalarının tekerlekli tabut olması2
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- milli takımımızın balonu patladı7
- en son alınan iltifat2
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- paraguay türkiye maçının iptal edileceği iddiası2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- pornoyu bırakmak5
- çekirdek yiyip kabuğu balkondan atmak2
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- birbirine kadın ikram eden zenginler3
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- zina yapan cennete gider mi2
- yazarların en sevdiği meyve9
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- güne bir şarkı bırak18
- arkadaşlar çöp yanında 5 çuval kitap buldum2
KAMER
Birlik aktarında ne burcular vardır ne burcular
Sürgülenmiş, geçmiş yürek yüreğe
Aşktan baygın rayihalar, ıtırlar
Teklik semaverinde fokurdar
Güzelliğin görgüsü
Buhurdanlar çağıldar buruk koylarda
işte nezaketin zarafeti Sevgilimiz
Nasıl da salınır incelikler deryasında nasıl
Hasretiyle kavrulmuş
Gönüller meclisimiz
Nasıl da kıvranıyor ateşin firdevsinde nasıl
Can feryad, can figan, can yangın yeri
Kâinatın kalbi aşkınla taşar durur
Çalkalanır gök deryası
Susar şemsler tekkesi
Coşar zahirler ardında görklü ehad denizi
Caşar da deşer ruh dağını
Dağlaya, dağdağa
Vur mızrabı canın canına, mühürle ey
Sırların sırrında belirmiş aşkın karası
Gömülmüş susuzluğun göğsüne
Uçsuz umman
ins aynalarının hirasında
Bu aynasızlık da ne
Bu mahşeri ıssızlık kalbe nerden musallat
Gel dindir gecemizi
Ölsün sessizliğimiz
ÇAĞRI
Şu cihan çöllerinde
Muazzez deryana hasret
Bin sessizlikle yıkanmış
Kurak bir ırmak sesim
Ağlar, çağlar, dağlar ey
Rikkatinin zarafeti dahi
Kırk korku salmış hasmına
Tevazunda heybet dağları
Nadide görkeminde
Rahmetin kâinatı saklıydı
Firkatin tamusunda
Sensizlikten eriyen
Figan peteklerine
Her gün bir hüzün yılı
Canımız ağrıyor ey
Mahcupların Efendisi
Masumların Efendisi
Mazlumların Efendisi
Öksüzlerin Efendisi
Issızların Efendisi
Efendim, Efendimiz
Sözlerin tesellimiz
Biz seni görmeden gördük
Biz seni duymadan duyduk
Bağrına bizi de bas
MEVLÎD
Doğ ruhumuza Efendim
Saraylar çökertelim
Kurutalım kötülüğün gölünü
Çorak canları tufan bassın
Küfrün ateşi sönsün
Dünya ravzana dönsün
Doğ ruhumuza Efendim
Ebvâ’da gül mevsimi
Çözsün dilsiz cevheri
Mübarek validenin
Mahzun kemiklerine bile
Göz koyanlar kahrolsun
Doğ ruhumuza Efendim
Badiye yaylamızda feyiz
Sahralar vahalarla çağlasın
Hayalinle donansın cihan
Mefkûrenle dirilsin naaşlar
Naatlar serden geçsin
Doğ ruhumuza Efendim
Doğ da imana boya
Zamane Kureyşleri
Doğ ruhumuza Efendimiz
iki cihan serverimiz
Doğ ki ölsün yasımız
PENÂH
Risâlet göklerinin şemsi
Riyaset tarihinin başkenti
Senin senalar kokan
O mübarek gönlündü
Adaletinden selamet
Cesaretinden nezaket taşardı
iraden doruklar kadar
Merhametin âlemler aşardı
Fârân dağlarında bir Gül
Uğruna gülistanlar feda
Cömertler cömerdi ellerin
Şifalar nehriydi alınlara
Öyle bir merhaba eylemiş ki
Hayatın ömürlere
Sonsuzluk düşleri zât-ı âlinle
Yârenlik hayalleri
Penâhımızsın ulu önder
Karanlık kuyularda hilalimiz
Işığın içindeki rehberimizsin
Nur dolar baktığın yer
Biz dünyaya bulanmış
Sevenlerini çek çıkar
Devranın batağından
Canın canımıza Hira
MUSADDIK
Zişan bakışında fezalar
Derya içre deryalardı
Uhud yağmuruyla örülü
Çöller kendinden geçmiş
Vefalı miğferinde kan
Dağların gözünde yaş
Kırgın mübarek dişin
Yerlere yas göklere yas
Senden önce gelenler
Senden sonra gelenler
Seni görmeden sevdiler
Alemde böylesi kime nasib
Sen en çok sevilen insan
Sen hakanlar hakanı
Sünnetinde binbir lisan
Ömrünle onur onurlanır
Musaddık ey Musaddık
Sıddıkların Efendisi
Güzellerinle çiçeklendi devran
Senin görklü medeniyetinden
Çalınanla başladı
Nakıs Rönesans bile
Cihanda ilerlemiş ne varsa
Şaheser devriminden hediye
Şair Bilal Yavuz Naatleri
Birlik aktarında ne burcular vardır ne burcular
Sürgülenmiş, geçmiş yürek yüreğe
Aşktan baygın rayihalar, ıtırlar
Teklik semaverinde fokurdar
Güzelliğin görgüsü
Buhurdanlar çağıldar buruk koylarda
işte nezaketin zarafeti Sevgilimiz
Nasıl da salınır incelikler deryasında nasıl
Hasretiyle kavrulmuş
Gönüller meclisimiz
Nasıl da kıvranıyor ateşin firdevsinde nasıl
Can feryad, can figan, can yangın yeri
Kâinatın kalbi aşkınla taşar durur
Çalkalanır gök deryası
Susar şemsler tekkesi
Coşar zahirler ardında görklü ehad denizi
Caşar da deşer ruh dağını
Dağlaya, dağdağa
Vur mızrabı canın canına, mühürle ey
Sırların sırrında belirmiş aşkın karası
Gömülmüş susuzluğun göğsüne
Uçsuz umman
ins aynalarının hirasında
Bu aynasızlık da ne
Bu mahşeri ıssızlık kalbe nerden musallat
Gel dindir gecemizi
Ölsün sessizliğimiz
ÇAĞRI
Şu cihan çöllerinde
Muazzez deryana hasret
Bin sessizlikle yıkanmış
Kurak bir ırmak sesim
Ağlar, çağlar, dağlar ey
Rikkatinin zarafeti dahi
Kırk korku salmış hasmına
Tevazunda heybet dağları
Nadide görkeminde
Rahmetin kâinatı saklıydı
Firkatin tamusunda
Sensizlikten eriyen
Figan peteklerine
Her gün bir hüzün yılı
Canımız ağrıyor ey
Mahcupların Efendisi
Masumların Efendisi
Mazlumların Efendisi
Öksüzlerin Efendisi
Issızların Efendisi
Efendim, Efendimiz
Sözlerin tesellimiz
Biz seni görmeden gördük
Biz seni duymadan duyduk
Bağrına bizi de bas
MEVLÎD
Doğ ruhumuza Efendim
Saraylar çökertelim
Kurutalım kötülüğün gölünü
Çorak canları tufan bassın
Küfrün ateşi sönsün
Dünya ravzana dönsün
Doğ ruhumuza Efendim
Ebvâ’da gül mevsimi
Çözsün dilsiz cevheri
Mübarek validenin
Mahzun kemiklerine bile
Göz koyanlar kahrolsun
Doğ ruhumuza Efendim
Badiye yaylamızda feyiz
Sahralar vahalarla çağlasın
Hayalinle donansın cihan
Mefkûrenle dirilsin naaşlar
Naatlar serden geçsin
Doğ ruhumuza Efendim
Doğ da imana boya
Zamane Kureyşleri
Doğ ruhumuza Efendimiz
iki cihan serverimiz
Doğ ki ölsün yasımız
PENÂH
Risâlet göklerinin şemsi
Riyaset tarihinin başkenti
Senin senalar kokan
O mübarek gönlündü
Adaletinden selamet
Cesaretinden nezaket taşardı
iraden doruklar kadar
Merhametin âlemler aşardı
Fârân dağlarında bir Gül
Uğruna gülistanlar feda
Cömertler cömerdi ellerin
Şifalar nehriydi alınlara
Öyle bir merhaba eylemiş ki
Hayatın ömürlere
Sonsuzluk düşleri zât-ı âlinle
Yârenlik hayalleri
Penâhımızsın ulu önder
Karanlık kuyularda hilalimiz
Işığın içindeki rehberimizsin
Nur dolar baktığın yer
Biz dünyaya bulanmış
Sevenlerini çek çıkar
Devranın batağından
Canın canımıza Hira
MUSADDIK
Zişan bakışında fezalar
Derya içre deryalardı
Uhud yağmuruyla örülü
Çöller kendinden geçmiş
Vefalı miğferinde kan
Dağların gözünde yaş
Kırgın mübarek dişin
Yerlere yas göklere yas
Senden önce gelenler
Senden sonra gelenler
Seni görmeden sevdiler
Alemde böylesi kime nasib
Sen en çok sevilen insan
Sen hakanlar hakanı
Sünnetinde binbir lisan
Ömrünle onur onurlanır
Musaddık ey Musaddık
Sıddıkların Efendisi
Güzellerinle çiçeklendi devran
Senin görklü medeniyetinden
Çalınanla başladı
Nakıs Rönesans bile
Cihanda ilerlemiş ne varsa
Şaheser devriminden hediye
Şair Bilal Yavuz Naatleri
SiYER MEVSiMi
asıl şimdi ıssız
Tihâme çölleri
âlemi bağrı yanık
bırakıp gittiğinden beri
sadıklara şahid
Akabe körfezi
şahid peygamberlere Usfân vadisi
acı Tifle kuyusu
tattığından beri mübarek yudumu
yüzyıllardır nasıl da tatlı
bir de göklerden bak Mescid-i Haram
nasıl da atan beyaz bir yürek
kalbim Şuayb mağaraları
fışkırır içimde on iki pınar
çağıldar sesinde
mazlum on iki imam
ham taşlardan bir Musa mahareti
vadideki sunak
dağlara yontulmuş heybetli evler
şimdi bir mezar gibi miras ibret-i aleme
kurudu tapılan Eyke ağacı
kahroldu yedi fal okları
yerinde yeller esiyor putların
şimdi bir mezartaşı Petra
yeşil demirli cami pencereleri
zıvanadan çıkarmaz aşk kendini
Busra serinliğinde
hacılardan gelen esans kokuları
çağın erdemliler sözleşmesi
saraylar sarayı Nur Dağı
tahtların tahtı Hira
bizim kahramanlarımız
pelerinli değil sarıklıydı
zırhlı değil cübbeli
sonuna kadar Rabbine güvenen
Ahbeşeyn Dağının
Ninova Cinleri
alır Resulullah duası
Mirac kokar rüzgar
vadiler, koylar, semalar
sırlar sırrının beşiğinde
aşkın son sedirinde
gönül gördüğünü yalanlamadı
gönül gördüğünü yalanlamadı
gönül gördüğünü yalanlamadı
Biat Mescidindeki kadim tablet
kadar yetim şimdi yorgun yüreğim
girdiği evi mabed kılan adamlarca
yükselen çadırlar aşkına
çalkalanır Kudeyd vadisi
sevilmekler boy atar
böylece kazandılar
alemlere rahmet güle
dost akşamlayanlar
selam Uhud dağına
selam Fuad Dağına
selam Bedir kuyularına
yetim bir hüzündür Ebvâ
serilmiş soframızın göğünde
dokunaklı Ayneyn tepesi
umudun yorganına
sarılan yüreklerde
Takva Mescidinin sarsılmaz ilkliği
yetimlerin en güzeli
satın almış arsayı iki yetimden
Mescid-i Nebi için
Hakk hükümranlığına
ne muhteşem bir bürhan
Kıbleteyn Mescidi
gazveler ve keşif seriyyeleri
sadakatin başkenti
gazâ meydanlarıydı
aşkın kâbesi
komutanlar komutanı Resulullah
toprağa düşen
bir kozalaktan
kocaman bir âlem yaradan Allah
tarifleri aciz bırakacak kadar
sonsuz büyüktür
akın akın melek ordularının
indiği görklü zirve
dile gelsin de sarsılsın göğümüz
Rabbini zikreden rüzgar sesleri
görsel bir ziyafet kum taneleri
Arafat kokan
Üveys hırkası
şahlandırır gurbetlerde hasreti
abdullahların kökten doğruluşu
haccac-ı zalimlerin elim sonu
kadim bir sancaktır Ariş Mescidi
vakarlı minareleriyle
hatırlatır mübarek şehadet parmağını
heybetli hünkarımızın
Uhud dağı sever bizi
biz de Uhud dağını
insan bir dağla kardeş olur mu hiç
kardeş dağlarımız var bizim
kardeş ırmaklarımız
kardeş yıldızlarımız göklerde
dosttur cümle âlemler
daim Hakk dostlarına
haykırıyor çağın abdullahları
okçular tepesini terk etmeyin
kanmayın o deccal saatine
işte aslanlar gibi Hamza Mescidi
üfler durur sırlar sırrını
hurmalıklarda şehadet kokusu
kırılır Fadîh beytinde
bütün şarap testileri
düşer Marid kalesi
Ahzab gazvelerinde
bir yokuştur yaşamak
hendeklerde akan cennet rüzgarı
korkudan ağza gelmiş kalpler
düşmanın kalbine kazınmış panik
Safrâ ile Bettâr en önde
bir anıt gibi yükselir Hudeybiye
mazinin mübarek sesleri
uğuldar sımsıcak atmosferinde
selam olsun biat sıddıklarına
Necaşi ve Haris ve Münzir
Umman krallarına
boyun eğen hükümdarlara selam
ve başkaldıran
firavunlara lanet
efendimin rahmet mektuplarında
oysa felah reçetesi cihanın
mübarek mancınıklar
ne sanatsal deşmişti
siyonist Hayber surlarını
bir nefhada sevinen hurma bahçeleri
göklere yükselen sancak
yankılanır Mûte zaferi
Zeyd ve Cafer ve Revaha
rahmet eylesin Rahman
ve işte Seyfullah orada
ellerinde dokuz kılınç kırılan
hüzünlü Uhud gününde
hakikatin safında olmak ister gibi
vuruyor hakkın hasmına
Diyarbekir’in Süleyman mabedinde
yüzyıllardır akan bereketli sular
Halid’in şehadete olan
cezbedar sevdası sanki
dönüp dönüp vuruşanlara
tozu dumana katanlara
selam hak için durmayanlara
Kureyşliler sana verdikleri
sözde durmadılar
seninle yaptıkları sağlam
anlaşmadan caydılar
kınından sıyrılmış dolunay
gibi şakıyan zağlı kılınçlar
uzaya uzanan bir sancak sanki
mübarek fetihle Mekke
serden geçmiş beş birlik beş koldan
akıyor cihad nehri
mükerrem sokaklarında
işte aşkın asâsı
işte devrilen yüzlerce sanem
çünkü bir kez geldi mi hak
bâtıllar yokluğa
mahkum daima
cahiliye adetleri
şerli kan davaları
saptıran cümle bidatler
şimdi kutlu ayağın altında
şimdi aşka her yatsı Kadir Gecesi
bir çığlıktır Huneyn vadisi
civarında bir avuç ashab kalmışken
bineğini gavurun üstüne süren Resulullah
O ki alemlerin en cesur Abdullahı
bir ay mesafedeki
düşmana korku salan
kalbini tam kaplamış Allah sevdası
aşkın evine dönmüş cihad meydanı
mübarek avucunda
gülleye dönüşen çakıl taşları
yağarken üzerine düşmanların
savaşın seyrini
değiştiren mucize
aşıklarını yalnız bırakmaz Hakk
iniyor görülmemiş melek orduları
zaferler zaferleri kovaladı
kınından sıyrıldı Huneyn Günü
ne güzel bir şahid Hüda Yolu
ne şanlı bir fetih Taif Fethi
cesaretin nişanesi Tebûk Gazvesi
esaretin hengamesi bitmekteydi
putları patlatma seriyyeleri
bir öğüttür şu çağdan bu çağlara
bir peygamber bir sıddık ve üç şehid
Salih’in kentlerinden geçer iken
konuştu Rabbini en çok seven
Yürek hazretleri
“nefsine zulmedenlerin yurduna
ancak ağlayarak girin ki
onlara isabet eden musibet
sizlere isabet etmesin”
kaybedecek neyin var
zincirlerinden başka
ey çağın müslümanı
işte Saadet Asrı
işte zekat memurları
işte adil yasaların yargıçları
kılınçların gölgesinde gör orjinali
gör olman gerekeni
Sevr mağarasında
örülen ankebut ağlarının
üstünden henüz on yıl geçmemişken
kadim islamiyeti
koca Arab yarımadasına
hakim kılanı tesbih et
Sevgililer Sevgilisi ki
unutma vefat vaktini
maziden son anlarına değin
damarlarında dolaşan zehri
yine bir yahudi etlere zerk etmişti
suya dalan mübarek eller
kademli vechine sürülen
ölümün sekeratı vardır ölümün
mukaddes yolculuk nereye
Er-refîki’l-a’lâ!
kim Rahmân’a tapıyorsa
bilsin ki Rahîm ölümsüzdür
evet Hû gitti
ama sünnetiyle yanında gibi
hicrî 1440 yerinden
Hakikat Medeniyetinin
emin yiğitlerinin
ölmeden ölmeyenler
dirilmeden dirilemezler
bilal yavuz
asıl şimdi ıssız
Tihâme çölleri
âlemi bağrı yanık
bırakıp gittiğinden beri
sadıklara şahid
Akabe körfezi
şahid peygamberlere Usfân vadisi
acı Tifle kuyusu
tattığından beri mübarek yudumu
yüzyıllardır nasıl da tatlı
bir de göklerden bak Mescid-i Haram
nasıl da atan beyaz bir yürek
kalbim Şuayb mağaraları
fışkırır içimde on iki pınar
çağıldar sesinde
mazlum on iki imam
ham taşlardan bir Musa mahareti
vadideki sunak
dağlara yontulmuş heybetli evler
şimdi bir mezar gibi miras ibret-i aleme
kurudu tapılan Eyke ağacı
kahroldu yedi fal okları
yerinde yeller esiyor putların
şimdi bir mezartaşı Petra
yeşil demirli cami pencereleri
zıvanadan çıkarmaz aşk kendini
Busra serinliğinde
hacılardan gelen esans kokuları
çağın erdemliler sözleşmesi
saraylar sarayı Nur Dağı
tahtların tahtı Hira
bizim kahramanlarımız
pelerinli değil sarıklıydı
zırhlı değil cübbeli
sonuna kadar Rabbine güvenen
Ahbeşeyn Dağının
Ninova Cinleri
alır Resulullah duası
Mirac kokar rüzgar
vadiler, koylar, semalar
sırlar sırrının beşiğinde
aşkın son sedirinde
gönül gördüğünü yalanlamadı
gönül gördüğünü yalanlamadı
gönül gördüğünü yalanlamadı
Biat Mescidindeki kadim tablet
kadar yetim şimdi yorgun yüreğim
girdiği evi mabed kılan adamlarca
yükselen çadırlar aşkına
çalkalanır Kudeyd vadisi
sevilmekler boy atar
böylece kazandılar
alemlere rahmet güle
dost akşamlayanlar
selam Uhud dağına
selam Fuad Dağına
selam Bedir kuyularına
yetim bir hüzündür Ebvâ
serilmiş soframızın göğünde
dokunaklı Ayneyn tepesi
umudun yorganına
sarılan yüreklerde
Takva Mescidinin sarsılmaz ilkliği
yetimlerin en güzeli
satın almış arsayı iki yetimden
Mescid-i Nebi için
Hakk hükümranlığına
ne muhteşem bir bürhan
Kıbleteyn Mescidi
gazveler ve keşif seriyyeleri
sadakatin başkenti
gazâ meydanlarıydı
aşkın kâbesi
komutanlar komutanı Resulullah
toprağa düşen
bir kozalaktan
kocaman bir âlem yaradan Allah
tarifleri aciz bırakacak kadar
sonsuz büyüktür
akın akın melek ordularının
indiği görklü zirve
dile gelsin de sarsılsın göğümüz
Rabbini zikreden rüzgar sesleri
görsel bir ziyafet kum taneleri
Arafat kokan
Üveys hırkası
şahlandırır gurbetlerde hasreti
abdullahların kökten doğruluşu
haccac-ı zalimlerin elim sonu
kadim bir sancaktır Ariş Mescidi
vakarlı minareleriyle
hatırlatır mübarek şehadet parmağını
heybetli hünkarımızın
Uhud dağı sever bizi
biz de Uhud dağını
insan bir dağla kardeş olur mu hiç
kardeş dağlarımız var bizim
kardeş ırmaklarımız
kardeş yıldızlarımız göklerde
dosttur cümle âlemler
daim Hakk dostlarına
haykırıyor çağın abdullahları
okçular tepesini terk etmeyin
kanmayın o deccal saatine
işte aslanlar gibi Hamza Mescidi
üfler durur sırlar sırrını
hurmalıklarda şehadet kokusu
kırılır Fadîh beytinde
bütün şarap testileri
düşer Marid kalesi
Ahzab gazvelerinde
bir yokuştur yaşamak
hendeklerde akan cennet rüzgarı
korkudan ağza gelmiş kalpler
düşmanın kalbine kazınmış panik
Safrâ ile Bettâr en önde
bir anıt gibi yükselir Hudeybiye
mazinin mübarek sesleri
uğuldar sımsıcak atmosferinde
selam olsun biat sıddıklarına
Necaşi ve Haris ve Münzir
Umman krallarına
boyun eğen hükümdarlara selam
ve başkaldıran
firavunlara lanet
efendimin rahmet mektuplarında
oysa felah reçetesi cihanın
mübarek mancınıklar
ne sanatsal deşmişti
siyonist Hayber surlarını
bir nefhada sevinen hurma bahçeleri
göklere yükselen sancak
yankılanır Mûte zaferi
Zeyd ve Cafer ve Revaha
rahmet eylesin Rahman
ve işte Seyfullah orada
ellerinde dokuz kılınç kırılan
hüzünlü Uhud gününde
hakikatin safında olmak ister gibi
vuruyor hakkın hasmına
Diyarbekir’in Süleyman mabedinde
yüzyıllardır akan bereketli sular
Halid’in şehadete olan
cezbedar sevdası sanki
dönüp dönüp vuruşanlara
tozu dumana katanlara
selam hak için durmayanlara
Kureyşliler sana verdikleri
sözde durmadılar
seninle yaptıkları sağlam
anlaşmadan caydılar
kınından sıyrılmış dolunay
gibi şakıyan zağlı kılınçlar
uzaya uzanan bir sancak sanki
mübarek fetihle Mekke
serden geçmiş beş birlik beş koldan
akıyor cihad nehri
mükerrem sokaklarında
işte aşkın asâsı
işte devrilen yüzlerce sanem
çünkü bir kez geldi mi hak
bâtıllar yokluğa
mahkum daima
cahiliye adetleri
şerli kan davaları
saptıran cümle bidatler
şimdi kutlu ayağın altında
şimdi aşka her yatsı Kadir Gecesi
bir çığlıktır Huneyn vadisi
civarında bir avuç ashab kalmışken
bineğini gavurun üstüne süren Resulullah
O ki alemlerin en cesur Abdullahı
bir ay mesafedeki
düşmana korku salan
kalbini tam kaplamış Allah sevdası
aşkın evine dönmüş cihad meydanı
mübarek avucunda
gülleye dönüşen çakıl taşları
yağarken üzerine düşmanların
savaşın seyrini
değiştiren mucize
aşıklarını yalnız bırakmaz Hakk
iniyor görülmemiş melek orduları
zaferler zaferleri kovaladı
kınından sıyrıldı Huneyn Günü
ne güzel bir şahid Hüda Yolu
ne şanlı bir fetih Taif Fethi
cesaretin nişanesi Tebûk Gazvesi
esaretin hengamesi bitmekteydi
putları patlatma seriyyeleri
bir öğüttür şu çağdan bu çağlara
bir peygamber bir sıddık ve üç şehid
Salih’in kentlerinden geçer iken
konuştu Rabbini en çok seven
Yürek hazretleri
“nefsine zulmedenlerin yurduna
ancak ağlayarak girin ki
onlara isabet eden musibet
sizlere isabet etmesin”
kaybedecek neyin var
zincirlerinden başka
ey çağın müslümanı
işte Saadet Asrı
işte zekat memurları
işte adil yasaların yargıçları
kılınçların gölgesinde gör orjinali
gör olman gerekeni
Sevr mağarasında
örülen ankebut ağlarının
üstünden henüz on yıl geçmemişken
kadim islamiyeti
koca Arab yarımadasına
hakim kılanı tesbih et
Sevgililer Sevgilisi ki
unutma vefat vaktini
maziden son anlarına değin
damarlarında dolaşan zehri
yine bir yahudi etlere zerk etmişti
suya dalan mübarek eller
kademli vechine sürülen
ölümün sekeratı vardır ölümün
mukaddes yolculuk nereye
Er-refîki’l-a’lâ!
kim Rahmân’a tapıyorsa
bilsin ki Rahîm ölümsüzdür
evet Hû gitti
ama sünnetiyle yanında gibi
hicrî 1440 yerinden
Hakikat Medeniyetinin
emin yiğitlerinin
ölmeden ölmeyenler
dirilmeden dirilemezler
bilal yavuz
“o ki o yüzden varız...”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar