bugün
- götünden tanırım seni8
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler6
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- en çok ihanet eden burçlar7
- sözlüğe renk katan yazarlar6
- sarı poşet kudurtması15
- celal şengör'ün burç yorumu6
- iyiliğin yan etkileri4
- hava burçları3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- oğlak burcu kadını4
- true nickli yazar13
- y o r u l d u m5
- kova burçlari bakar misiniz5
- türkiye de muhalefet var mı10
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- manisada okul saldırısı17
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- inşaat mühendislerindeki dayanılmaz çekicilik4
- iş hayatında takılan maskeler5
- kış geliyor6
- yılbaşında marketler havai fişek satmalı3
- kutsi2
- siyaset üstü yazarlar9
- tai lung10
- z kuşağı9
- beyaz torosta büyümüş kaltaklar4
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- beleş tuvalet kağıdı ve beleş sıvı sabun3
- evlatlığın eşiyle cinsel ilişkiye girmek yasaktır2
- çok hastayım sözlük2
- eski arkadaşlarınızın fotoğrafları2
- kendinden bile sakladığın şey4
- dr serkan aygın2
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması5
- atatürk'e tapmak'ya da reis tapmak3
- derin düşüncelere dalmış görünen insan4
- berbere gidince söylenenler5
- tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı3
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- sahipsiz çocuklara ne olur2
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- halk tv haberciliği5
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- mel mel abi dün neden bira içmeye gelmedin6
Allah Resûlü, Bedir’e çıkarken yaptığı gibi bu arada gözüne küçük gözüken gençleri geri çevirmek istemişti. Abdullah ibn Ömer, Üsâme ibn Zeyd, Üseyd ibn Zuheyr, Zeyd ibn Sâbit, Zeyd ibn Erkam, Arâbe ibn Evs, Amr ibn Hazm ve Ebû Saîdi’l-Hudrî gibi gençler o gün geri çevrilenlerdendi. Mekke müşrikleriyle vuruşmayı candan isteyen bu gençler büyük bir hüzün yudumluyorlardı.
Geri çevrilenler sadece bu gençler değildi; Medine’yi birlikte müdafaa etme sözü aldığı hâlde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine’nin diğer sakinleri Yahudi ve Arap müşriklerinden kendileriyle birlikte savaşma talebinde bulunmayacak, hatta gönüllü olarak yola çıkanları da geri çevirecekti. Zira bu, küfürle imanın bir mücadelesiydi ve böylesine bir savaşta, dinamizmini imandan alan gönül insanları muzaffer olabilirdi. Bunun için Şeyheyn denilen yere geldiklerinde, iyi giyimli ve nizami bir grubun kendilerine doğru geldiğini görünce bunların kimler olduğunu soracak ve henüz Müslüman olmayan bir grup olduklarını öğrenince de:
– Ehl-i şirke karşı ehl-i şirkten yardım almak olmaz, buyurarak iman davasında sadece mü’minlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini söyleyecekti.
Bunun yanında Resûlullah ile birlikte savaşa gidebilmek için büyük bir gayret ortaya koyanlar vardı. Yaşı küçük olduğu hâlde görünümü büyük gösterdiği için Râfi’ ibn Hadîc’in gelmesine izin verince Semüre ibn Cündeb ileri çıkacak ve Efendimiz’e:
– Yâ Resûlallah, diye seslenecekti. “Ben Râfi’den daha güçlüyüm; güreşirsem onu yenerim!”
Onun savaşa gitmek için gösterdiği bu gayreti gören Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ashâb önünde iki delikanlının güreşmesini istedi. Gerçekten sonuç, Semüre’nin dediği gibi tecelli etmişti. Belki de Râfi’ ibn Hadîc, arkadaşını da yanında götürebilmek için bilerek yenilmişti. Derken Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), her ikisinin de savaşa gelebileceğini söyleyerek onlara izin verecekti.
Ashâbını üç gruba ayırmıştı; Muhâcirlerin sancağını Hz. Ali, Evs’in sancağını Üseyd ibn Hudayr ve Hazreç’in sancağını ise Hubâb ibn Münzir taşıyordu.
Medine’de vekil olarak yine Abdullah ibn Ümmi Mektûm bırakılmıştı. Yaklaşık bin kişilerdi. Bunlardan sadece yüz tanesi zırhlı idi. Süvarilerin başında Zübeyr ibn Avvâm, zırhsız olduğu hâlde Uhud’a koşanların başında ise Hz. Hamza vardı. Bedir’de olduğu gibi yine düşmanın üçte biri kadar bir güce sahiplerdi. Ancak onlar, ne bu güçten ne de ölümden korkuyorlardı! Şehadet onlar için ulaşılmaz bir hedefti.
http://www.peygamberyolu....i/icerik/medine/1142.html
Geri çevrilenler sadece bu gençler değildi; Medine’yi birlikte müdafaa etme sözü aldığı hâlde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine’nin diğer sakinleri Yahudi ve Arap müşriklerinden kendileriyle birlikte savaşma talebinde bulunmayacak, hatta gönüllü olarak yola çıkanları da geri çevirecekti. Zira bu, küfürle imanın bir mücadelesiydi ve böylesine bir savaşta, dinamizmini imandan alan gönül insanları muzaffer olabilirdi. Bunun için Şeyheyn denilen yere geldiklerinde, iyi giyimli ve nizami bir grubun kendilerine doğru geldiğini görünce bunların kimler olduğunu soracak ve henüz Müslüman olmayan bir grup olduklarını öğrenince de:
– Ehl-i şirke karşı ehl-i şirkten yardım almak olmaz, buyurarak iman davasında sadece mü’minlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini söyleyecekti.
Bunun yanında Resûlullah ile birlikte savaşa gidebilmek için büyük bir gayret ortaya koyanlar vardı. Yaşı küçük olduğu hâlde görünümü büyük gösterdiği için Râfi’ ibn Hadîc’in gelmesine izin verince Semüre ibn Cündeb ileri çıkacak ve Efendimiz’e:
– Yâ Resûlallah, diye seslenecekti. “Ben Râfi’den daha güçlüyüm; güreşirsem onu yenerim!”
Onun savaşa gitmek için gösterdiği bu gayreti gören Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ashâb önünde iki delikanlının güreşmesini istedi. Gerçekten sonuç, Semüre’nin dediği gibi tecelli etmişti. Belki de Râfi’ ibn Hadîc, arkadaşını da yanında götürebilmek için bilerek yenilmişti. Derken Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), her ikisinin de savaşa gelebileceğini söyleyerek onlara izin verecekti.
Ashâbını üç gruba ayırmıştı; Muhâcirlerin sancağını Hz. Ali, Evs’in sancağını Üseyd ibn Hudayr ve Hazreç’in sancağını ise Hubâb ibn Münzir taşıyordu.
Medine’de vekil olarak yine Abdullah ibn Ümmi Mektûm bırakılmıştı. Yaklaşık bin kişilerdi. Bunlardan sadece yüz tanesi zırhlı idi. Süvarilerin başında Zübeyr ibn Avvâm, zırhsız olduğu hâlde Uhud’a koşanların başında ise Hz. Hamza vardı. Bedir’de olduğu gibi yine düşmanın üçte biri kadar bir güce sahiplerdi. Ancak onlar, ne bu güçten ne de ölümden korkuyorlardı! Şehadet onlar için ulaşılmaz bir hedefti.
http://www.peygamberyolu....i/icerik/medine/1142.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar