bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği39
- şemsiyeli benim8
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum4
- kürtler asimile edilmelidir4
- herkesi seven insan9
- ikizler burcu kadını olmak8
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması5
- suudi arabistan'a demokrasi gelmeli3
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- et döner dürüm4
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- ekşi sözlük5
- çok hastayım sözlük6
- true nickli yazar15
- uludağ sözlüğün saçmalığı4
- sigara içmemenin çok sıkıcı olması2
- sarı poşet kudurtması15
- götünden tanırım seni8
- trt 22
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar2
- kara şemsiyeli benim2
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz25
- evliliği ayakta tutan güçler13
- tai lung12
- orta şeritte giderken selektör yapan kavat2
- manisada okul saldırısı17
- en çok ihanet eden burçlar7
- true'yi evlendiriyoruz3
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- türkiye de muhalefet var mı10
- celal şengör'ün burç yorumu6
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- the white buffalo2
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- iş hayatında takılan maskeler6
- ai otomatik silme kalksın2
- 22 eylül 2026 istanbul sağanak uyarısı3
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- siyaset üstü yazarlar9
- y o r u l d u m5
- kış geliyor6
- iyiliğin yan etkileri4
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- kova burçlari bakar misiniz5
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz5
- oğlak burcu kadını4
Allah Resûlü, Bedir’e çıkarken yaptığı gibi bu arada gözüne küçük gözüken gençleri geri çevirmek istemişti. Abdullah ibn Ömer, Üsâme ibn Zeyd, Üseyd ibn Zuheyr, Zeyd ibn Sâbit, Zeyd ibn Erkam, Arâbe ibn Evs, Amr ibn Hazm ve Ebû Saîdi’l-Hudrî gibi gençler o gün geri çevrilenlerdendi. Mekke müşrikleriyle vuruşmayı candan isteyen bu gençler büyük bir hüzün yudumluyorlardı.
Geri çevrilenler sadece bu gençler değildi; Medine’yi birlikte müdafaa etme sözü aldığı hâlde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine’nin diğer sakinleri Yahudi ve Arap müşriklerinden kendileriyle birlikte savaşma talebinde bulunmayacak, hatta gönüllü olarak yola çıkanları da geri çevirecekti. Zira bu, küfürle imanın bir mücadelesiydi ve böylesine bir savaşta, dinamizmini imandan alan gönül insanları muzaffer olabilirdi. Bunun için Şeyheyn denilen yere geldiklerinde, iyi giyimli ve nizami bir grubun kendilerine doğru geldiğini görünce bunların kimler olduğunu soracak ve henüz Müslüman olmayan bir grup olduklarını öğrenince de:
– Ehl-i şirke karşı ehl-i şirkten yardım almak olmaz, buyurarak iman davasında sadece mü’minlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini söyleyecekti.
Bunun yanında Resûlullah ile birlikte savaşa gidebilmek için büyük bir gayret ortaya koyanlar vardı. Yaşı küçük olduğu hâlde görünümü büyük gösterdiği için Râfi’ ibn Hadîc’in gelmesine izin verince Semüre ibn Cündeb ileri çıkacak ve Efendimiz’e:
– Yâ Resûlallah, diye seslenecekti. “Ben Râfi’den daha güçlüyüm; güreşirsem onu yenerim!”
Onun savaşa gitmek için gösterdiği bu gayreti gören Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ashâb önünde iki delikanlının güreşmesini istedi. Gerçekten sonuç, Semüre’nin dediği gibi tecelli etmişti. Belki de Râfi’ ibn Hadîc, arkadaşını da yanında götürebilmek için bilerek yenilmişti. Derken Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), her ikisinin de savaşa gelebileceğini söyleyerek onlara izin verecekti.
Ashâbını üç gruba ayırmıştı; Muhâcirlerin sancağını Hz. Ali, Evs’in sancağını Üseyd ibn Hudayr ve Hazreç’in sancağını ise Hubâb ibn Münzir taşıyordu.
Medine’de vekil olarak yine Abdullah ibn Ümmi Mektûm bırakılmıştı. Yaklaşık bin kişilerdi. Bunlardan sadece yüz tanesi zırhlı idi. Süvarilerin başında Zübeyr ibn Avvâm, zırhsız olduğu hâlde Uhud’a koşanların başında ise Hz. Hamza vardı. Bedir’de olduğu gibi yine düşmanın üçte biri kadar bir güce sahiplerdi. Ancak onlar, ne bu güçten ne de ölümden korkuyorlardı! Şehadet onlar için ulaşılmaz bir hedefti.
http://www.peygamberyolu....i/icerik/medine/1142.html
Geri çevrilenler sadece bu gençler değildi; Medine’yi birlikte müdafaa etme sözü aldığı hâlde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine’nin diğer sakinleri Yahudi ve Arap müşriklerinden kendileriyle birlikte savaşma talebinde bulunmayacak, hatta gönüllü olarak yola çıkanları da geri çevirecekti. Zira bu, küfürle imanın bir mücadelesiydi ve böylesine bir savaşta, dinamizmini imandan alan gönül insanları muzaffer olabilirdi. Bunun için Şeyheyn denilen yere geldiklerinde, iyi giyimli ve nizami bir grubun kendilerine doğru geldiğini görünce bunların kimler olduğunu soracak ve henüz Müslüman olmayan bir grup olduklarını öğrenince de:
– Ehl-i şirke karşı ehl-i şirkten yardım almak olmaz, buyurarak iman davasında sadece mü’minlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini söyleyecekti.
Bunun yanında Resûlullah ile birlikte savaşa gidebilmek için büyük bir gayret ortaya koyanlar vardı. Yaşı küçük olduğu hâlde görünümü büyük gösterdiği için Râfi’ ibn Hadîc’in gelmesine izin verince Semüre ibn Cündeb ileri çıkacak ve Efendimiz’e:
– Yâ Resûlallah, diye seslenecekti. “Ben Râfi’den daha güçlüyüm; güreşirsem onu yenerim!”
Onun savaşa gitmek için gösterdiği bu gayreti gören Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ashâb önünde iki delikanlının güreşmesini istedi. Gerçekten sonuç, Semüre’nin dediği gibi tecelli etmişti. Belki de Râfi’ ibn Hadîc, arkadaşını da yanında götürebilmek için bilerek yenilmişti. Derken Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), her ikisinin de savaşa gelebileceğini söyleyerek onlara izin verecekti.
Ashâbını üç gruba ayırmıştı; Muhâcirlerin sancağını Hz. Ali, Evs’in sancağını Üseyd ibn Hudayr ve Hazreç’in sancağını ise Hubâb ibn Münzir taşıyordu.
Medine’de vekil olarak yine Abdullah ibn Ümmi Mektûm bırakılmıştı. Yaklaşık bin kişilerdi. Bunlardan sadece yüz tanesi zırhlı idi. Süvarilerin başında Zübeyr ibn Avvâm, zırhsız olduğu hâlde Uhud’a koşanların başında ise Hz. Hamza vardı. Bedir’de olduğu gibi yine düşmanın üçte biri kadar bir güce sahiplerdi. Ancak onlar, ne bu güçten ne de ölümden korkuyorlardı! Şehadet onlar için ulaşılmaz bir hedefti.
http://www.peygamberyolu....i/icerik/medine/1142.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar